T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1024
KARAR NO: 2025/75
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/04/2021
NUMARASI: 2020/647 Esas, 2021/316 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/01/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 24.07.2019 tarihli "bir takım inşaat işleri yapımına ilişkin" eser sözleşmesi gereğince davalının davacıya ödemesi gereken 100.000,00 TL'yi ödediğini ancak bu bedelin KDV'si olan 18.000,00 TL'yi ödemediğini, davalıya gönderilen 15.12.2019 tarih ve ... sayılı fatura bedelinin KDV ile birlikte 118.000,00 TL olduğunu, bu faturaya davalının itiraz etmediğini belirterek, müvekkiline ödenmeyen 18.000,00 TL KDV ve işlemiş faizinin davalıdan tahsili için İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davaya konu faturanın kendilerine tebliğ edilmediğini, sözleşmede davacı tarafın imzasının bulunmadığını, kendilerinin tüm edimleri yerine getirdiklerini, KDV'yi kabul etmediklerini, işin eksiksiz teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafta olduğunu, sözleşme bedelinin 250.000,00 TL + KDV'ye karşılık geldiğini ancak davacının 100.000,00 TL bedelli faturayı delil olarak dosyaya sunduğunu, diğer bedellere ilişkin neden fatura düzenlenmediğinin ve diğer bedellerin KDV ödemesi ile birlikte kendilerinden tahsil edilip edilmediğinin davacıya açıklattırılması gerektiğini belirterek, davanın reddine ve başlatılan icra takibinin haksız olması nedeniyle de kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davaya konu sözleşmede davalı tarafın imzasının bulunduğu ancak davacının imzasının yer almadığı, davacı bu sözleşmeye dayanarak icra takibinde bulunduğundan ve dosyaya sunulan sözleşme altında bulunan imzaya davalı tarafın itirazı bulunmadığından sözleşmenin her iki taraf için de bağlayıcı olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde davacının sözleşmede yazılı olan işleri yaptığını kanıtlaması gerektiğini belirttiği, ancak ne işlerin açıkça yapılmadığını ne de ayıplı yapıldığını belirterek 6098 sayılı TBK m. 475'deki seçimlik haklarından birini defi olarak ileri sürmediği, bu nedenle sözleşme konusu işlerin yapılıp yapılmadığı konusunda bir inceleme yapılmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 1'inci maddesinde tarafların adresleri yazılı olup davalı tarafın sözleşmedeki adresi ile faturada yazılı olan adresin aynı adres olduğu, sözleşmenin 1.3 maddesinde adres değişikliğinin yedi gün içinde bildirileceği yazılı olup davalı tarafın adresinde dava açıldığı tarihte de bir değişiklik olmadığı, dolayısıyla davacının sunduğu kargo faturasının doğru olup faturanın davalıya ulaşmadığı iddiasının doğru olmadığı, sözleşmenin toplam bedelinin 250.000,00 TL + KDV olduğu ve sözleşmenin 5.3 maddesindeki ödeme şekline göre toplam ücretin 100.000,00 TL'sinin peşin, kalanının ise işe başlangıç tarihinden itibaren birer hafta aralıkla 50.000,00 TL taksitle ödeneceği, işin en geç teslim tarihinin ise 15.08.2019 olarak belirlendiği, sözleşmenin 9.1 maddesine göre davacının işe başlama tarihinin en geç 27.07.2019 olduğu, dolayısıyla ilk taksit olan 100.000,00 TL'nin ödenmesinden sonra kalan 50.000,00 TL tutarlı taksitlerin ödenmesinin 27.07.2019 tarihinden sonraki hafta başlayacağı, davaya konu fatura tarihinin (15.12.2019) ise işin en geç bitim tarihi olan 15.08.2019 tarihinden sonra olduğu, dolayısıyla davacının ilk taksit tutarı olan 100.000,00 TL için mi yoksa sonrasında ödenmesi gereken 50.000,00 TL bedelli taksitlerden iki tanesi için mi fatura kestiğinin fatura üzerindeki bilgilerden anlaşılmadığı, dava konusu uyuşmazlığın ise işin bedeli üzerinde değil bedele KDV'nin dahil olup olmadığı noktasında olduğu, sözleşmenin 5.6 maddesi gereğince sözleşme bedeline KDV dahil olmayıp davacının, peşinat mı taksit mi, hangi ücreti talep etiğine bakılmaksızın düzenlediği faturadaki KDV'yi talep etmekte hukuki yararı bulunduğu, bu nedenle davacının düzenlediği fatura bedelinin her iki taraf defterlerinde kaydının bulunup bulunmaması hukuken önem oluşturmayacağından bu konuda bilirkişi incelemesi yapılmadığı ve bu gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, sözleşmede borcun ifa edileceği gün belirlenmiş olması nedeniyle asıl alacağın ferisi niteliğindeki KDV alacağının muaccel hale geldiği tarihin de sözleşmede yazılı olan tarihler olduğu, ancak davacı tarafın faturanın kesinleştiği tarihten itibaren 1.287,12 TL işlemiş faiz talebinde bulunarak ilamsız takip yaptığı, asıl alacak miktarı olan 18.000,00 TL'nin faturanın kesinleştiği 07.01.2020 tarihinden takip tarihi olan 23.07.2020 tarihine kadar işlemiş % 15 oranında ticari faizinin 1.575,00 TL olduğu, taraflar arasında ticari ilişki bulunması nedeniyle davacının ticari faiz talebinin kabul edildiği ve takibin aynı koşullarda devamına karar verildiği, davalının imzaladığı sözleşme hükümlerine göre sözleşme bedelinin dışında KDV ödemek zorunda da bulunduğunu bilebilecek durumda olması ve buna karşın icra takibine itirazda bulunması iyiniyetli görülmeyerek davacı lehine icra inkâr tazminatına da hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasına, davalının itirazının iptali ile takibin takip talebindeki diğer koşullarla devamına, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, cevap dilekçelerinde belirttikleri üzere davacının sözleşme doğrultusunda taahhüt edilen işlerin yapıldığı iddiasını ispat ile mükellef olduğunu, davacının faturaya konu işlemi yaptığını, hizmetin verildiğini gösterir hak ediş formu veya benzeri evrakı dosyaya delil olarak sunması gerektiğini, davacının delil listesinde bu mahiyette bir evrak sunamadığını, iddiasını ispat edemediğini, ayrıca davacının icra takibine konu ettiği faturanın müvekkili firmaya tebliğ edildiğini gösteren hukuka uygun bir delili mahkemeye sunması gerektiğini, dosyaya sunduğu ... Kargo isimli firmaya ait teslim fişinde alıcının ... olarak görüldüğünü, teslimat fişinden kargoyu teslim alan kişinin kim olduğunun belli olmadığı gibi kargo içeriğinde ne olduğunun da belli olmadığını, icra takibine ve davaya konu faturanın müvekkili firmaya teslim veya tebliğ edilmediğini, cevap dilekçelerinde kargo firmasına müzekkere yazılarak kargo fişiyle ilgili bilgilerin celp edilmesini talep etmelerine rağmen bu taleplerinin kabul edilmediğini, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde sözleşmede yazılı adres ile kargonun gönderildiği adresin aynı olmasından yola çıkarak kargo fişinin müvekkili firmaya tebliğ edildiğini kabul etmesinin hukuki olmadığını, müvekkili firmanın söz konusu faturanın içeriğini kabul etmediğini, ayrıca bu faturayla ilgili ticari defter kayıtlarının incelenmesini istemelerine rağmen taleplerinin kabul edilmediğini, davaya konu faturanın veya alacağın ticari defter kayıtlarına işlenmemiş oluşunun davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını ispat edeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı tarafça davaya konu takipte, taraflar arasında akdedilen 24.07.2019 tarihli "bir takım inşaat işleri yapımına ilişkin" eser sözleşmesinin 5.3 maddesi gereğince, sözleşmenin imzalandığı 22.07.2019 tarihinde banka yoluyla ödenmesi gereken 100.000,00 TL'ye ilişkin olarak düzenlenen 15.12.2019 tarih ve 166389 sayılı KDV dahil 118.000,00 TL bedelli faturanın ödenmeyen 18.000,00 TL'lik KDV'si talep edilmiş olup, davaya konu sözleşmede davalı tarafın imzasının bulunmayıp, sadece davacının imzası yer almakta ise de, ilk derece mahkemesince taraflar arasında bu sözleşme gereğince bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu kabulüne karşı bir istinaf itirazında bulunulmadığından, taraflar arasına bu sözleşme doğrultusunda bir sözleşme ilişkisi var olduğu sabit hale gelmiştir. Sözleşmenin 5.2 maddesine göre, sözleşme götürü bedelli olup KDV hariç tutulmuştur. Bu nedenle davacı yüklenicinin KDV talep etme hakkı bulunmaktadır. Sözleşmenin 5.3. Maddesinde aşamalı ödeme öngörülmüş olup, dosya kapsamına göre takibe konu 15.12.2019 tarih ve ... sayılı KDV dahil 118.000,00 TL bedelli faturanın, sözleşme imzalandığı gün ödenmesi kararlaştırılan bedele ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmedeki bu düzenlemeye göre, söz konusu bedelin ödenmesi için işin yapılıp yapılmadığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Sözleşme var ve ayakta olduğuna göre, taraflarca sözleşmenin tasfiyesi de talep edilmediğinden, kural olarak ve aşağıda belirtilen şartlar da varsa davalı iş sahibinin bu KDV bedelinden sorumlu tutulması gerekir. Davacı tarafça söz konusu faturanın davalıya tebliğ edildiği usulünce ispatlanamamıştır. Her ne kadar Mahkemece davacının sunduğu kargo faturası tebliğin ispatı için yeterli görülmüş ise de, faturanın tebliğine ilişkin sunulan kargo faturasında içerik olarak "evrak" yazdığından, evrak içeriğine dair bir ayrıntıya yer verilmediğinden, bu kargo faturası bahsi geçen faturanın tebliğ edildiğini ispata da yeterli bulunmamaktadır. Faturanın tebliği hususu ancak KDV için faiz talebini ilgilendiren bir husus olup, KDV alacağının muaccel olması için karşı tarafa tebliğ gerekmese de, davacı bu faturayı kestiğini ve kendi defterine kaydettiğini ispatla yükümlüdür. Davacının defterine kaydedilmeyen faturadaki KDV alacağının muacceliyetinden söz edilemez. Bu nedenle, taraf defterleri ve BA-BS formaları incelenerek, takibe konu KDV alacağı talebinin haklı olup olmadığının buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/04/2021 tarih, 2020/647 Esas, 2021/316 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.