T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1036
KARAR NO: 2025/80
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/04/2021
NUMARASI: 2019/397 Esas, 2021/337 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 22/01/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari işten kaynaklı fatura ve cari hesap ilişkisi olduğunu, müvekkilinin faturaya dayalı cari alacağının toplam 138.437,00 TL olduğunu, davalı şirketin borcunu ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafın başlatılan icra takibine böyle bir borcu bulunmadığından bahisle kötü niyetle itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı firmanın ticari defterleri incelendiği takdirde borcun sabit olacağını, davalı tarafın teslim aldığı faturalara da herhangi bir itirazda bulunmadığını belirterek, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacının iddia ettiği hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen davacı tarafından kurgulanan iddialardan ibaret olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen hususların hiçbir zaman gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin ticari kayıtlarına göre davacı şirketin müvekkili şirketten hiçbir alacağının mevcut olmadığını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan 02/02/2021 tarihli rapor dosya içeriğine, toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan verilen kararda dikkate alındığı ve takibin 134.437,00TL yönünde devamına ve davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 134.437,47 TL yönünden iptaline, takibin bu alacak yönünden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 si olan 26.887,49TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, davacı yanca gerçekleştirildiği iddia edilen cephe yapım işi ile ilgili olarak talep edilen faturaya dayalı alacak isteminin tahakkuk ettiğine ve talep edilebilir olduğuna dair herhangi bir sözleşme, proje, hakediş veya herhangi bir bilgi veya belge dosyaya ibraz edilmediğini, dava dilekçesi ekinde sunulu faturaların tamamının 2019, müvekkili tarafından gerçekleştirilen ödemelerin ise 2018 tarihli olduğunu, bu kapsamda ilgili ödemeler dolayısıyla mevcut alacak istemlerinin talep edilebilir hale geldiği yönünde bir yorumun kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda da değinildiği üzere yapılan iş ve bu işin değerini gösterir herhangi bir tespit bulunmadığını, ancak bilirkişi raporunda değinildiği üzere faturaların dayanağı cephe yapım işi sözleşmesi şeklinde bir değerlendirmenin hukuka açıkça aykırı olduğunu, davacı yanca dayanılan faturaların müvekkiline ibraz edilmediğini, davacı yanca dosyaya faturaların müvekkilince teslim alındığına ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediğini, kaldı ki dava dilekçesinde bu yönde bir delile de dayanılmadığını, bu hususun açıkça iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, kargo firması tarafından müvekkiline ibraz edilen kargonun muhteviyatının davacı yan taleplerine dayanak teşkil eden faturalar olduğu hususunun, fatura itiraz sürelerinin geçmiş olduğu ve bu yöndeki ispat külfetinin yer değiştiği algısına zemin hazırlama gayretinden öte olmadığını, mahkemece, kargo firmasına, ilgili kargo işlemi hakkında müzekkere yazılarak, vaki işleminin muhteviyatının sorulması gerektiğini, 6762 Sayılı TTK'nın 23. Maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğunu, faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesinin karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlı olduğunu, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, sadece taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde oluşan kanaat ile davacı ticari defter ve kayıtları esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere, davacı yan ticari defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmamış olması sebebiyle lehine delil teşkil etmeyeceğini ve alacak iddiasının mesnetsiz olduğunu, bilirkişi raporunda bahsedildiğinin aksine müvekkilince bilirkişiye 2019 ticari defterlerinin sunulduğunu ancak raporda bu hususun aksine beyanda bulunulduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine, aksi halde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, taraflar arasındaki "cephe kaplama yapım işine" ilişkin sözlü eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı toplam 138.437,00 TL cari alacağının davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı tarafça, davacının iddia ettiği hususların hiçbir zaman gerçekleşmediği, dosyaya bir sözleşme, hakediş vs belge sunulamadığı belirtilerek, davanın reddi istenmiştir. Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri sözleşmesine, amacına ve tekniğine uygun tamamlayarak teslim etmek; iş sahibinin görevi ise, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesiyle eserin bedelini ödemekten ibarettir. Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 25/09/2018 tarih,2018/3698 Esas, 2018/3394 karar sayılı kararı) 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. Somut olayda, davacı yüklenici davalı iş sahibine yaptığını iddia ettiği cephe kaplama yapımı işlerinin bakiye bedelini talep etmiş ise de, davalı iş sahibi vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla davacı ile akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, taraflar arasında sözlü akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı yüklenici üzerinde kalmaktadır. Davacı tarafça, HMK'nın 200/1. Maddesi gereğince dosyaya taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ispatlayacak yazılı bir belge sunulmamakla birlikte, davalı tarafından davacıya gönderilen ödemelerden ... Bankası'na ait 06/04/2018 tarihli 60.000,00 TL'lik ve 13/06/2018 tarihli 10.000,00 TL'lik havale makbuzlarında açıklama olarak "cephe yapım bedeli" yazılı olması, davaya konu işte ustabaşı olarak çalışan ... ile mimar olarak çalışan ...'in tanık olarak verdikleri ifadelerinde, davaya konu yerde davacı tarafından davalıya cephe giydirme işi yapıldığını beyan etmeleri karşısında, davacı yüklenici şirket tarafından, davalı şirket ile aralarında "davalının inşaatına cephe kaplaması yapılmasına" ilişkin sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunun ispat edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin buna ilişkin kabulünün yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu değerlendirmelere göre, taraflar arasında "davalının inşaatına cephe kaplaması yapılmasına" ilişkin sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, davacı tarafça bu kapsamda ifada ve bir kısım iş bedeli tahsilatlarında bulunulduğu ortaya konulmuş olmakla birlikte, yapılan işlerin toplam miktarının ne olduğu, bu iş için ne kadar ücret ödenmesi gerektiği, yapılan ödemeler düşüldüğünde davacının bakiye bir alacağının kalıp kalmadığı hususu taraflar arasında ihtilaflı bulunmaktadır. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır. Dairemiz kararları ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve 6.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ve uygulamasında da; eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip sözleşmede bedel yazılı olmaması ya da sözlü sözleşme ilişkisinde tarafların bedelde anlaşamamaları halinde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanacağı kabul edilmektedir. Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Mahkemece, davacı tarafından yapıldığı belirtilen tüm işlerin bedellerinin, tanık anlatımları da gözetilerek, alanında uzman bilirkişi heyeti eşliğinde mahallinde usulüne uygun keşif yaptırılmak suretiyle, yapıldıkları tarihteki mahalli piyasa rayiçleri dikkate alınarak belirlenmesi (piyasa rayiçlerine KDV'nin de dahil olduğu gözetilerek ayrıca KDV eklenmemesi), sonrasında davacıya bu işler kapsamında yapıldığı belirlenen ihtilafsız tüm ödemelerin belirlenen bu bedelden mahsup edilerek davacının talep edebileceği bakiye bir iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığının kesin bir şekilde ortaya konulması gerekirken, sadece Mali Müşavir bilirkişiden dosya üzerinden alınan rapora ve davacı defterlerindeki bakiye alacak miktarına dayalı olarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/04/2021 tarih, 2019/397 Esas, 2021/337 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.