T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1029
KARAR NO: 2025/76
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/11/2020
NUMARASI: 2018/20 Esas, 2020/575 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 22/01/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacı şirket yetkilisi ... ile ... arasında iş ortaklığı protokolü yapıldığını, her ne kadar işbu protokol metninde, ... - ... firması taraf olarak anılmaktaysa da işbu şirketin bir şahıs şirketi olması ve ... tarafından kurulan sair şirketlerle de teamüllere uygun olarak faaliyet gösterilmiş olması nedenleriyle protokol metni ... şirketleri olarak anıldığını, taraflar arasında varılan mutabakat doğrultusunda yapılan yazışmalar ...@...com e-posta adresi ile yapılmış olup, anılan adresin Genel Müdür sıfatıyla ... tarafından kullanıldığını, "Ortaklık Protokol Taslak" başlığı altında düzenlenen metne uygun olarak faaliyete başlanmışsa da zaman içerisinde; ... Yangın Sistemleri ve Danışmanlık ... ile davacı arasında başlayan ticaretin, ... adına kayıtlı ... Sistemleri Ltd. Şti., ... A.Ş. ve son olarak da ... Taah. A.Ş. ile sürdürüldüğünü, davalı tarafça düzenlenen Kadıköy ... Noterliğinin 19.12.2016 gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "66.478,00 USD iş avansı ile davacıya sehven havale edilen bedelin taraflar arasında herhangi bir iş ilişkisinin bulunmadığından bahisle" iadesi talep edildiğini, işbu ihtarnameye ise Beyoğlu ... Noterliğinin 23.12.2016 gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya cevap verildiğini, orada da belirtildiği gibi, sehven verildiği iddia edilen bedelin, iş avansı olmayıp, davalının göndermiş olduğu e-postaya dayalı olarak düzenlenip yine davalıya teslim edilen fatura bedeli olduğunu, söz konusu fatura davacıya iade edilmediği gibi bedelinin de takibe konu dekont ile ödendiğini, dolayısıyla artık yapılan ödemenin sehven olduğu iddia olunamayacağını, kaldı ki; yine dava dışı ...'in diğer bir şirketi ... Taah. A.Ş. tarafından düzenlenen Kadıköy ... Noterliğinin 19.12.2016 gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacı ile aralarındaki sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, oysa Beyoğlu ... Noterliğinin 23.12.2016 gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile verilen cevapta da belirtildiği gibi taraflar arasında imzalanmış herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığını ve fakat taraflar arasında yapılan yazışmalara istinaden ...'in şirketleri ile ticari ilişki kurulduğunu ve teamüllere uygun olarak da belirlenen koşullarda faaliyet yürütüldüğünü, ... Taah. A.Ş. ile davacı arasında imzalanan yazılı bir sözleşme olmamasına rağmen davacı ile ilişkili olduğunun kabulünün de iddiaları ispatladığını, öte yandan davalı ile birlikte ... Taah. A.Ş. Tarafından düzenlenen Kadıköy ... Noterliğinin 23.12.2016 gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı tarafından düzenlenen faturaların iade edildiği belirtildiğini, işbu ihtarnamenin davalı ile birlikte ...'in diğer firması tarafından birlikte düzenlenmiş olması da taraflar arasındaki organik bağı ortaya koyduğunu, işbu ihtarnameye davacı tarafından Kadıköy ... Noterliğinin 30.12.2016 gün ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile verilen cevapta; "söz konusu faturaların iadesine ilişkin tarafınıza yapılmış herhangi bir tebliğ veya teslim söz konusu olmamakla birlikte, süresinde yapılmış herhangi bir itirazın da olmadığını ve işbu faturaların muhatapların taleplerine uygun olarak düzenlendikleri gibi, herhangi bir yanlış ve hatanın da söz konusu olmadığının" belirtildiğini beyanla, söz konusu takibin iptaline, davacının borçlu olmadığının tespitine ve davalının %10'dan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacı tarafın iddialarının tamamının asılsız olup, gerek icra dosyası gerekse İstanbul 17.icra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/191 Esas sayılı dosyası ve içerisinde mevcut deliller ile davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak incelemelerde davanın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunun, davacının davalıya borçlu olduğunun tespit edileceğini, davacının dava dilekçesindeki borcun ödendiği ve borçlu bulunmadıkları iddialarının asılsız olduğunun yapılacak ticari defter incelemelerinde tespit edileceğini beyanla, davanın reddine ve davanın kötü niyetle açılmış olması nedeniyle davacı aleyhine %10'dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece, alınan 26.06.2019 tarihli kök raporda, davacı yanın 2016 yılı yevmiye defter kapanış fişinde davalı yana 340.00.03 no.lu Alınan Sipariş Avansları hesabında 228.704,26 TL borçlu bulunduğunun, davalı yanın 2016 yılı yevmiye defter kapanış fişinde davacı yandan 195.03 no.lu Verilen İş Avansları hesabında 227.354,76 TL alacaklı bulunduğunun tespit edildiği, 15.09.2020 tarihli 2. ek raporda, fatura tutarının 28.11.2016 tarihli kur ile 227.973,00 TL ile neredeyse aynı olduğu görülmekle, Mahkemenin 30.11.2016 tarih ... nolu ve 227.973,00 TL tutarlı ve “Yangın Söndürme Sistemi Malzeme Dahil Montajı” faturayı kabul etmesi halinde davacı tarafın davalı tarafa borcunun olmayacağının tespit edildiği, ancak davalı adına düzenlendiği iddia edilen fatura ve fatura içeriği hizmetin davalı yana verildiği ile ilgili dosyada herhangi bir belge ve veri mevcut olmadığından davacı yan tarafından davalı yana verilen bir hizmetin mevcut olup olmadığının ispata muhtaç olduğu, bu haliyle davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, 66.478,00 $ tutarın miktarı da dikkate alındığında sehven gönderildiği iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı yanın, aralarındaki ticaret nedeniyle bir protokol akdettiklerini, bu protokol kapsamında da davalının davacıya bazı ödemeler yaptığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin değerlendirilmesi açısından Prof. Dr. ... tarafından tanzim edilen Özel Amaçlı Raporun dosyada mübrez olduğunu, bilirkişi raporunda belirtilen hususlar çerçevesinde davanın kabulü gerektiğini, Mahkemece talepler doğrultusunda üç defa bilirkişi incelemesi yapıldığını ve neticede, davacı tarafın davalı tarafa borcu olmadığı kanaatine varıldığını, ancak Mahkemece gerekçeli kararda bu hususun ispata muhtaç olduğunun belirtildiğini, bilirkişi raporunda incelenen ticari defterleri kapsamında söz konusu hizmetin gerçekleştiğinin ve buna yönelik faturaların da düzenlendiğinin görüldüğünü (15.09.2020 Tarihli Raporun 5. Sayfası), yine aynı bilirkişi raporunda davalının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davalının ticari defterlerinin delil niteliği bulunmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinin ise usul ve yasaya uygun olarak tutulduğunu, bu nedenle de müvekkilinin alacığının sabit olduğunu, davalının da kabulünde olduğu mail yazışmaları neticesinde davanın kabulü gerektiğini, kök bilirkişi raporuna karşı sundukları itiraz dilekçeleriyle davalı ile olan yazışmalar ve fatura onayları davalıya sunmuş olup, davalının da bunu kabul ettiğini, bu belgelerin sunulması akabinde alınan bilirkişi raporunda da davanın kabul edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine ulaşıldığını, kaldı ki "... Selam, Yukarıdaki faturaları kesip gönder lütfen" yazılı belgeden anlaşılacağı üzere davalının söz konusu faturanın kesilip kendisine gönderilmesini talep ettiğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılması ile neticeten davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, davalı iş sahibi tarafından davacı yüklenici aleyhine "sehven hesaba yatırılan paranın (iş avansının) iadesi talebiyle" İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin usulsüz tebligatlar ile kesinleştiği, bu takibe konu 66.478,00 USD'nin iş avansı olmayıp, taraflar arasında yapılan yazışmalara istinaden kurulan ticari ilişki kapsamında davalının göndermiş olduğu e-postaya dayalı olarak düzenlenip davalıya teslim edilen fatura bedeli olduğu iddiasıyla, işbu takibin iptali ve davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı, ... Yangın/...'in şahıs firmasıyla 23/12/2015 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi ile başlattığı "Yangın Sistemleri Malzeme Tedarik ve Montaj İşlerine" ilişkin ticari ilişkiyi aynı kişinin aşamalarda kurduğu diğer şirketlerle devam ettirdiğini ve en son olarak da kuruduğu davalı şirketle bu işi tamamladığını iddia ederek, davaya konu takip alacaklısı (davalı) tarafından yapılan 66.478,00 USD'lik ödemenin bu sözleşme ilişkisi gereğince iş bedeline mahsuben yapıldığından, bu para gönderimi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı ise, kendisi ile bir iş ve sözleşme ilişkisi bulunmadığı, takibe konu ödemenin sehven yapıldığını savunmuştur. Dosyadaki deliller ve özellikle davalı şirketin de göndericileri arasında bulunduğu ve davacıyla olan sözleşme ilişkisinin feshine dair 19/12/2016 tarihli ihtarı sahiplenen Kadıköy ... Noterliği'nin 23/12/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi göz önünde bulundurulduğunda, davacı ile ... Yangın/...'in şahıs firması arasında 23/12/2015 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi ile başlayan sözleşme ilişkisinin en son olarak davalı şirketle devam ettiği, davalı şirketle davacı arasında bu kapsamda bir sözlü akdi ilişki bulunduğu sabit olduğu gibi, taraflarca bu hususta istinafa da gelinmemiştir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşme feshedilmiş olduğuna göre, taraf taleplerinin tasfiye kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun için de, davalı alacaklı söz konusu ödemenin sehven olduğunu ileri sürmüş ise de, yukarıda belirtildiği üzere yapılan bu ödemenin taraflar arasındaki yukarıda belirtilen sözleşme kapsamındaki ticari ilişkinin devam ettiği dönemde yapıldığı anlaşılmakla, öncelikle bu ödemenin iş bedeline mahsuben yapıldığı kabul edilmelidir. Bu durumun aksinin ispat yükü davalıda olup, bu karinenin aksini kesin delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davalının bu hususu ispat edememesi halinde, davacı yüklenicinin en azından davaya konu takip tutarı kadar iş yaptığını ispat etmesi ve ispat edilecek bu işin bedelinin (taraflar arasında sözlü bir akdi ilişki bulunduğu kabul edildiğinden); "alanında uzman bilirkişi heyeti eşliğinde mahallinde usulüne uygun keşif yaptırılmak suretiyle, yapıldıkları tarihteki mahalli piyasa rayiçleri dikkate alınarak belirlenmesi (piyasa rayiçlerine KDV'nin de dahil olduğu gözetilerek ayrıca KDV eklenmemesi), sonrasında davacıya bu işler kapsamında yapıldığı belirlenen ihtilafsız tüm ödemelerin belirlenen bu bedelden mahsup edilerek davacının talep edebileceği bakiye bir iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığının ortaya konulması" şeklinde belirlenmesi sonrasında varılacak sonuca göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmekte olup, Mahkemece bu yol ve yönteme uygun bir tahkikat ve değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/11/2020 tarih, 2018/20 Esas, 2020/575 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.