T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/970
KARAR NO:2024/1299
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:12/04/2021
NUMARASI:2019/16 Esas, 2021/364 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:04/12/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı şirketin ... Caddesinde bulunan ... Projesinin 2017- 2018 yıllarına ilişkin dış cephe, mantolama ve iskele işleri için müvekkili şirket ile anlaştığını, projenin devamı süresince müvekkili şirketin yapmış olduğu harcamaların kalem kalem faturalandırılarak davalı şirkete gönderildiğini, davacı şirketin söz konusu faturalara itirazda bulunmadığını ve her iki tarafın söz konusu faturaları şirket defterlerine işlediğini, müvekkili şirketin üstüne düşen tüm edimleri yerine getirdiğini ve söz konusu projeyi bitirdiğini, bir kısım daire satışların gerçekleşmiş olmasına rağmen müvekkiline olan 138.299,68 TL cari hesap alacağının ödemediğini, bu alacağın tahsili için ... numaralı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı şirketin yaptığı itirazın üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, müvekkili firma ile davacı tarafın 2017 yılında ... Projesi kapsamında mal alım satımı hususunda (Kum, çimento vs.) anlaştıklarını, malzeme alımları akabinde karşı tarafın teklifi üzerine dış cephe mantolama ve iskele işlerinin yapımında da tarafların anlaştığını, alınan malzemelerin işçiliğinin de davacı tarafından yapılmak üzere müvekkili firmanın kabulü ile eser sözleşmesi şeklinde ticari işin devam ettiğini, davacı tarafın işçilik kusurları ve işi norm ve standartlarına uygun yapmaması, işin tamamlanan kısımlarında kusurların bulunması, uyarılara uymaması sebebiyle müvekkili şirketin ödeme yapmaktan kaçındığını, 5-6 Ekim 2019 günü yağan yağmur sebebiyle dış cephelerin kabardığının ve blok boyunca dış cephenin deforme olduğunun görüldüğünü, işin ayıplı yapılması ve yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunu yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, davacı tarafın yapmayı taahhüt ettiği işin yapımı aşamasında şantiye şefleri tarafından karşı tarafın defalarca uyarıldığını, işçiliğe özen gösterilmediği ve işçiliğin zayıf olduğu konusunda ikaz edildiğini, yüklenici firmanın çalıştığı sahadan ortaya çıkan kirliliği ve ince işçiliği gidermeden ayrıldığını, ayıplı işleri yüklenici nam ve hesabına yaptıracaklarını, bu nedenle karşı tarafın beyanları asılsız olup müvekkilinin borçlu değil davacı taraftan alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesi ile karşı dava açmış, 18/06/2020 tarihli oturumda karşı davanın tefrikine karar verilerek Mahkemenin 2020/530 Esasına kaydedilmiş, sonrasında ise o esas üzerinden "arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dolayı" davanın usulden reddine karar verilmiştir.Mahkemece, davalı tarafından dava açılmadan önce ayıp ihbarında bulunulduğu dosya kapsamından anlaşılamamakta olup davalının cevap dilekçesinde ayıp savunmasında bulunduğu, yapılan keşfe dayalı olarak düzenlenen inşaat bilirkişileri raporunda, davalının iddia ettiği gibi mantolama ve iskele işi yapımında ayıbın bulunmadığının, ayıbın kara sıva imalatından kaynaklandığının ve bundan da davacının sorumlu olmadığının belirtildiği, eser sözleşmelerinde kural olarak, aksi ispat edilmedikçe, sözleşmede belirlenen işin yüklenici tarafından yapıldığının kabul edilmekte olduğu, bu kuralın aksinin iddia eden tarafça ispatlanması gerektiği, davalı iş sahibinin eksik ve ayıba ilişkin iddiasını somut ve yasal delil ve tespitlerle ispatlayamadığı, bu durumda davacının işi ayıpsız ve eksiksiz yapıp teslim ettiğinin kabulü gerektiği, davacı defterlerine göre davalıdan 138.350,66 TL'lik inşaat işine ilişkin olarak düzenlenen hakediş faturalarından kaynaklanan alacağı bulunduğu, davalı tarafın defterlerini inceleme günü sunmadığı, faturalara ilişkin işin yerine getirildiği, yukarıda anlatılanlar ışığında davalı tarafın ayıp iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı sabit olmakla, davacı tarafından yapılan iş kapsamında düzenlenen faturalara ilişkin alacağının mevcut olduğu, takibe konu asıl alacağın likit olduğu, dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davacının takip talebinde kötü niyetli olduğu kanaatine varılmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, Davacının davasının kısmen kabulü ile; davalının... sayılı dosyasına vaki itirazının 138.299,68-TL üzerinden İPTALİNE, takibin aynı koşullarla devamına, Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, Hükmedilen alacak miktarı olan 138.299,68 TL'nin %20'i olan 27.659,93-TL icra inkarın tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, Mahkemenin eksik inceleme ile yetindiğini ve hukuka aykırı karar verdiğini, bilirkişi raporunun sunulması beklenen esnada görülen 11.03.2021 Tarihli celsede; "2-Tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz sürelerinin dolmasının beklenmesine, 3-Tüm dosya kapsamı ve tüm deliller toplandığında, önümüzdeki celse sözlü yargılama aşamasına geçilmesine, duruşmaya gelmeyen tarafın yokluğunda karar verileceğinin ihtarına (davacı vekiline ihtar edildi, ihtar yerine geçmek üzere iş bu duruşma zaptının davalı tarafa tebliğine)" şeklinde ara karar kurulduğunu ancak tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan süresi dolmadan verilen sözlü tahkikat ihtarının hukuka aykırı olduğunu, nitekim 17.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleriyle eksik inceleme itirazında bulunarak ek rapor alınmasını talep ettiklerini, 19.03.2021 tarihli beyan dilekçeleriyle de sözlü tahkikata geçilmesine ilişkin kurulan 3. Nolu ara karardan rücu edilmesini istediklerini, bilirkişi raporunda özetle; "kara sıva imalatını yapmayan davacı/karşı davalının, binaların dış cephe yüzeyinde kısmen görülen dalgalanmadan sorumlu tutulamayacağının" belirtildiğini ancak müvekkili firmaya ait projede kara sıva tekniğinin uygulamasının bulunmadığını, zeminde yalnızca ince bir serpme yüzey bulunduğunu ve bu yüzeyin de köpük uygulaması akabinde kendiliğinden düzelmekle pürüzsüz yapıya kavuşmakta olduğunu, bu işlem öncesinde yahut sonrasında kara sıva uygulaması teknik olarak yapılamamakta olup, projelerinde de kara sıva yapılmadığını, bu nedenle bilirkişinin kara sıva uygulaması yapıldığı varsayımıyla davacı yanın sorumlu tutulamayacağı değerlendirmesini kabul etmediklerini, bilirkişiden ek rapor alınması gerektiğini, davacı tarafın, basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı göstermediğini ve iş sahibine karşı özen borcunu ifa etmediğini, yüklenici firmanın kusurlu işçiliği ve iş sahibinin talimatlarına aldırış etmemesi sebebiyle ortaya çıkan iş ve işçilik yetersiz kaldığından dış cephe yüzeyinde yağmur sonrası dalgalanmalar meydana geldiğini, bu durumun davacıya bildirilmesine rağmen davacının özen borcunu ve garanti yükümlülüğünü ifa etmekten kaçındığını, bu bakımdan da gizli ayıp ihbarı ile dava açılış tarihi bakımından Mahkemenin kıyasa giderek hüküm kurmasının da hayatın olağan akışına ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bozularak davanın reddine ve davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasındaki "inşaat malzemesi satımına" ve "dış cephe, mantolama ve iskele işlerine" ilişkin sözlü sözleşme ilişkisine dayalı olarak düzenlenen faturalardan (açık hesaptan) kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı tarafça, yapılan dış cephe mantolama işinin ayıplı olduğu, bu nedenle ödeme yapılmasından kaçınıldığı, ayıplı işlerin yüklenici nam ve hesabına yaptırılacağı belirtilerek davanın reddi istenmiştir.Mahkemece, önce mali müşavir bilirkişiden, sonrasında ise mahallinde yapılan keşfe dayalı olarak 2 inşaat mühendisi ve 1 mimar bilirkişiden oluşan heyetten alınan raporlara dayalı olarak, davacının yaptığı mantolama işinde işçilikten kaynaklanan bir kusur bulunmadığı, bazı bölgelerde görülen dalgalanmaların davacının sorumluluğunda olmayan ve daha önce yapılan kara sıva imalatının düzgün yapılamamasından kaynaklandığı, davacının bundan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davacı defterlerinde kayıtlı bulunan hakediş faturaları toplam bedeli dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.Tarafların beyanlarından anlaşılacağı üzere, aralarında önce bir takım inşaat malzemeleri satımına ilişkin bir ticari ilişki olmuş, sonrasında ise davaya konu projenin dış cephe mantolama ve iskele işlerinin yapımının da davacı tarafça yerine getirilmesine dair bir eser sözlemesi ilişkisi de kurulmuştur. Mali müşavir bilirkişiden alınan rapora davalı tarafın bir itiraz dilekçesi sunmaması, davalı vekilince sunulan teknik bilirkişi heyetinden alınan rapora itiraz ve istinaf dilekçeleri dikkate alındığında, davacı defterlerine göre bakiye alacak olarak belirlenen bedele davalının ayrıca ve açıkça bir itirazı bulunmamaktadır. Mali Müşavir bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, bu alacağın 81.577,0 TL'lik kısmı dış cephe mantolama ve iskele işine ilişkin hakediş bedeli faturası olup, dayanağı da 2 nolu hakediş olarak dosyaya sunulmuştur. Geri kalan kısmı ise inşaat malzemesi satımına ilişkindir. Davalı tarafça bu faturalara bir itirazda bulunulmayıp, sadece mantolama işinin ayıplı yapıldığı ve bu nedenle ödeme yapmaktan kaçınıldığı savunulmaktadır.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, mahkemece yapılan keşfe dayalı olarak hazırlanan teknik bilirkişi heyeti raporunda, mantolamadaki dalgalanmanın işin yapıldığı zemindeki "kara sıvadan" kaynaklandığı belirtilmiş ise de, bu kabule davalı tarafça projede kara sıva tekniğinin uygulanmadığı belirtilerek itiraz edildiği halde, teknik incelemeyi gerektiren bu hususla ilgili olarak ek rapor alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece, öncelikle bu meselenin dava edildiği ve bu dosyadan tefrik edilerek 2020/530 Esas numarasını alan karşı davanın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, söz konusu ayıp iddiasının o davada sonuçlanıp sonuçlanmadığının sonucuna göre ve yukarıda belirtilen ek rapor alınması hususu göz önünde bulundurularak davanın esası hakkında yeniden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/04/2021 tarih, 2019/16 Esas, 2021/364 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.