T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1061
KARAR NO: 2024/1320
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16/03/2021
NUMARASI: 2018/1128 Esas, 2021/315 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacı ile davalı arasında akdedilen "toz boya hattı kurutma fırını" yapımına dair sözleşme kapsamında, fırın hattının davalıya teslim edildiğini, kurulumu yapılan ... tabancalarının orijinal olmadığının anlaşılması üzerine tabancaların iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından 20/05/2013 tarihli iade faturası düzenlenerek 92.000 TL bedelin sözleşme alacağından düşüldüğünü, ancak tabancaların iade edilmediğini, davalıya iade veya bedelin ödenmesi için ihtarname çekildiğini, iade edilmeyen tabancaların bedelinin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalı borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının davalıya ait fabrikada "... fırın statik toz boya hattı" kurduğunu, ancak kurulumdan sonra sistemde sürekli arızalar meydana geldiğini, sözleşme kapsamı dışında malzemeler kullanıldığının tespit edildiğini, arızalar nedeniyle davalının üretim yapamadığını ve kazanç kaybına uğradığını, orijinal olmayan tabancalar için tespit yaptırıldığını, bu doğrultuda 20/05/2013 tarihli iade faturası ile boyahane tabancalarının iade edildiğini ve bu fatura içeriğine davacının itiraz etmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça gönderilen iade faturasının, davacının ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, davalının faturaya dayalı alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca kanıtlamış olduğu, davacının faturaya konu malı teslim aldığı, davacının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği, davalının kendi ticari defter ve kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı, davalının yemin deliline de dayanmadığı, talimat yolu ile dava konusu fırın hattı üzerinde inceleme yapıldığı, anılan boya tabancalarının davalının fabrikasında kullanılmakta olduğunun tespit edilemediği, Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/242 Esas sayılı dosyasında da dava konusu tabancaların davalı şirket yedinde bulunduğuna dair davalı şirket yetkilisinin açık ikrarının bulunmadığı , ticari defterler kesin delillerden olup, ticari defterlerin aksi ancak kesin delil ile ispat olunabileceği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, sözleşmeye konu işte boya tabancasının zorunlu bir unsur olduğunu, davalı tarafın tabancaları iade ettiğini iddia etmesi durumunda yenilerini temin etmesi gerektiğini, davalı ticari defterlerinde buna dair herhangi bir kayıt olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, davalı iş yerinde 04/01/2015 tarihinde meydana gelen yangına ilişkin savcılık soruşturmasında alınan raporda, elektrostatik tabanca voltajlarının düşük olması nedeniyle davacının kusurlu bulunduğunu, iade faturası kapsamındaki boya tabancalarının davalı tarafından iade edilmeyerek kullanılmaya devam edildiğini gösteren maddi vakıalar, davalı yetkililerinin mahkeme içi ikrarı ve davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının değerlendirilmesinin hakimin takdirinde olduğunu, mahkemece bu hususlar dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca fabrikada kullanılan tabancaların faturaya konu tabancalar olup olmadığının ve geçen süre zarfında bu tabancaların yıpranıp değişim gerektirip gerektirmediğinin araştırılmadan karar verildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, taraflar arasındaki sözleşme gereğince iş sahibine verilen ve iade faturasına konu edilen boya tabancalarının iade edilip edilmediği, iade edilmemiş ise bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Fatura, “satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır” (VUK m.229). VUK ve TTK'da fatura çeşitleri için bir ayrım yapılmamış olup, ticari hayatın içerisinde bazı ispat kaygıları ve vergi kayıtlarının birbirini doğrulaması ihtiyaçlarına binaen uygulamada "iade faturası kavramı" doğmuştur. İade faturasının amacı alıcının malları satıcıya iade ettiğini ispatlamaktır. Bu açıklamalar ışığında; her ne kadar mahkemece iade faturasının ticari deftere kaydedilmiş olması nedeniyle ticari defterlerin kesin delil olma niteliği esas alınarak sonuca gidilmiş ise de, iade faturası (yansıtma, proforma), Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu'nda tanımlanan klasik fatura türlerinden biri olmadığından tanımı yapılan faturalar için ispatla ilgili kabul edilen sonuçları iade faturası için de kabul etmek doğru değildir. Somut olayda iade faturasıyla ilgili bir delil sözleşmesi bulunduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. Bu nedenle, söz konusu faturanın bir iade belgesi olarak kabul edilmesi gerekir. Davacının bu belgeyi alarak ticari defterlerine kaydetmesi, iadeye konu edilen ürünlerin teslim alındığına karine teşkil etmektedir. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporu ile davaya konu iade faturasının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş olup, davacı taraf faturayı alırken herhangi bir çekince ileri sürmediği gibi bu karinen aksini ispat etmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/03/2021 tarih ve 2018/1128 Esas, 2021/315 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.