T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1075
KARAR NO: 2024/1315
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/03/2021
NUMARASI: 2019/739 Esas, 2021/229 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında gerçekleşen ticari ilişkilere esas olmak üzere davalının müvekkiline bulunan cari borcunun ödenmesi adına genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, davalı takip borçlusunun kötüniyetli şekilde takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davanın kabulü ile, takip dosyası kapsamında borçludan alacaklı olduklarının tespiti ile davalı borçlunun bu miktara vaki tüm itirazlarının iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren takipte belirlenen oranlarda faiz uygulanmak suretiyle diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, davalı tarafça haksız surette borca itiraz edildiğinden asıl alacak tutarının %20sinden az olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafın taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, davacı taraftan sözleşmenin 4.5. maddesi uyarınca 22/05/2019 tarihinde cezai şart bedeli talep edilince haksız iddialar ileri sürmeye başladığını, taraflar arasındaki sözleşme ve sipariş formu ile sabit olduğu üzere davacıya sipariş edilen ve davalı tarafa teslim tarihi 15/03/2019 olarak anlaşılan 6 model ve toplam 2112 çift ayakkabıdan sadece üretici model kodu 1020 olan mavi beyaz renkli kadın spor ayakkabısından 395 adedinin 19/03/2019 tarihinde teslim edildiğini, üstelik bunlarında süresinde teslim olmadığını, davacı tarafça cezai şart bedelinin talep edildiği ihtarnameye verilen cevapta da ürünleri süresinde teslim edemediklerini kendilerinin de kabul etmekte olduğunu, toplam 6 modelden diğer 5 modelin ise hiç teslim edilmediğini ve aradan geçen 2 aya rağmen hiçbir ürünü bitirip göndermedikleri için de teslim edemeyeceklerinin de anlaşıldığını, taraflar arasındaki anlaşmaya rağmen ürünlerin süresinde müvekkili şirkete teslim edilmemesi nedeniyle bu ürünlerin sezonunda piyasaya sürülemediğini, mağazalara yeterli adet ve değişik modelde mal aktarılamadığını, bu durumun mağazaların boş kalmasına, yeterli cazibeyi sergilemeyememesine, müşteriye alternatif ürün sunulamamasına, müşteri ve kar kaybına sebebiyet verdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.5. maddesi ile model ve adetlerin yazılı olduğu sipariş formunda da açıkça belirtildiği üzere toplam sipariş bedeli olan KDV hariç 134.176,00 TL nin %20'si olan 26.835,00 TL'nin ödenmesi gereğinin davacı tarafa 22/05/2019 tariihli ihtarname ile bildirildiğini ve cezai şart bedeli olan 26.835,00 TL talep edildiğini, halen de ödenmediğini, iade edilen ayıplı ayakkabıların faturalarıyla beraber cari hesap kayıtlarına göre davacı tarafın 1492,04 TL borçlu olduğunu, müvekkili şirketin tamamen iyiniyetli hareket ettiğini, herhangi bir borç veya yükümlülüğünün olmadığını, karşı tarafın ise kötüniyetli olduğunu savunarak , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın cari hesaba istinaden başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacının, davalıdan 29.474,80 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, ayrıca davacının, davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürmesi sebebiyle işlemiş faizin 535,39 TL olarak hesaplandığı, davalı tarafça asıl alacak ve işlemiş faizden oluşan toplamda 30,010,19 TL'nin ödendiğinin iddia ve ispat olunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalı tarafından 29.474,80 TL'lik asıl alacak ve 535,39 TL'lik işlemiş faize yönelik yapılan itirazın iptali bu bedeller üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin asıl alacak ve işlemiş faiz taleplerinin reddine, alacağın likit olduğu anlaşılmakla davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında 5.894,96 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında, mahkemece sadece takip tarihine göre değerlendirme yapıldığını, itirazın iptali davasında hesaplamaların dava tarihine göre yapılması gerektiğini, takip ve dava tarihinden önce karşı taraftan alacak talebinde bulunduklarını, 22.05.2019 tarihinde ihtar çektiklerini, karşı tarafın bu ihtardan sonra haksız olarak icra takibi yaptığını, davacı tarafça yapılan işin ayıplı olması ve ürün teslimatlarının geciktirilmesi nedeni ile karşı tarafın alacak hakkının doğmadığını, buna dayanarak takip yapılamayacağını, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, söz konusu hiçbir ürünü teslim etmediğini, sözleşmenin 4.5. maddesi uyarınca 22.05.2019'da cezai şart istediklerini, davacının davalı ihtarına cevabında ürünleri süresinde teslim etmediğini kabul ettiğini, sözleşme bedelinin %20'si olan 26.835 TL cezai şartın halen ödenmediğini, iade edilen ayıplı ayakkabıların faturaları ile birlikte cari hesap kayıtlarına göre davacıdan 1.492,05TL alacaklı olduklarını, raporla belirlenen alacakları için karşı dava açtıklarını ve dosyaların birleştirildiğini ancak mahkemece daha sonra bu dosyanın tefrik edilmesinin hatalı olduğunu, icra inkar tazminatı verilmesinin de hatalı olduğunu, alacağın likit olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı yüklenici davalı ile aralarındaki sözleşme nedeniyle cari hesap alacaklarının bulunduğunu, bu cari hesap alacağı için icra takibi yaptıklarını ancak davalının ödemediğini ileri sürerek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, işin süresinde eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini i̇stemiştir. Mahkemece, taraf defterlerinin incelenmesi sonucunda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağına dayalı olarak yapılan icra takibine vaki itirazı iptali istemine ilişkindir. Alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan ve takip hukukundan dogan bu davada, tespit edilecek konu, borçlunun icra takibine yapmış oldugu itirazında takip tarihi itibari ile haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Zira genel hükümlere göre açılacak alacak davalarında haklılık durumu dava tarihi itibariyle tespit edilebilirken, İİK’dan doğan itirazın iptali davalarının sonuçları farklılık arz ettiginden bu davalarda haklılık durumunun takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda öncelikle alacak, takip tarihi itibariyle tespit edilmeli ve sonuca gidilmelidir.Kural olarak, her iki tarafın tacir ve dava konusunun ticari işletmeleriyle ilgili olduğu davalarda bir tarafın ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtları birbirini doğruluyorsa ve diğer tarafın aynı koşullarla tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin bir delille ispatlanmamış olması halinde sahibi ve halefleri lehine delil teşkil eder (HMK 222). Taraflardan biri kendi defterlerine delil olarak dayanmış olsa dahi, ancak karşı tarafın defterleriyle uyumlu olduğu taktirde kendi defterlerindeki kayıtlar lehine delil teşkil edebileceğinden, diğer tarafın defterlerinin de incelenmesi zorunludur. Taraf defterlerindeki kayıtların uyuşmaması durumunda ispat yükü kendisinde olan taraf uyuşmayan kayıttan yararlanamaz. Diğer bir deyimle ticari defterlerle ispatlanmak istenen vakıada ispat yükünün kimde olduğuna bakılarak değerlendirme yapılmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, ticari defterlerin ve cari hesap ekstresinin kesin delil olma özelliği ve taraf defterlerinin borç hususunda birbiriyle uyumlu olması göz önünde bulundurulduğunda davacı alacağının sabit olduğu anlaşılmış ise de, davalının takas-mahsup kapsamındaki gecikmeye ilişkin itirazı ile işin eksik ve ayıplı yapıldığına yönelik savunmalarının araştırılıp incelenmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece yapılması gereken iş, davalının işin gecikmesine ve eksik ve ayıplı yapıldığına yönelik savunması araştırılılarak sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş, kararın belirtilen nedenlenle kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/03/2021 tarih, 2019/739 Esas, 2021/229 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.