T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/720
KARAR NO:2024/1127
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:30/09/2020
NUMARASI:2018/696 Esas, 2020/633 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat
KARAR TARİHİ:22/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile işveren ... arasında arsa sahipleri davalıların hissedarları olduğu Esenyurt, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde yapılacak olan işyeri projesi kapsamında 12/06/2017 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkili tarafından üstlenilen toplam iş bedelinin 204.960,00 TL olarak belirlendiğini, ancak sonradan ankraj yapılması ve demir nakliyesi gibi bir kısım işlerle yapılan işin KDV hariç 215.411,40 TL olarak fiyatlandırıldığını, müvekkilinin edimini ifa ettiğini, bu hususun Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/121 Değişik iş sayılı dosyası ile tespit ettirildiğini, yapılan işlere karşılık 10/11/2017 tarihli, 254.185,45 TL bedelli fatura kesildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, işveren ... Yapı ile görüşüldüğünde mal sahiplerinden ödeme alamadıklarından işi bırakmak zorunda kaldıklarını söylediklerini, davalılara bu hususta ihtarname gönderildiğini, inşaatın başından beri davalı arsa sahiplerinin gözetimi altında yapıldığını, onayları alınarak ankraj işinin bitirildiğini, bu aşamada arsa sahipleri ... ve ...'in müvekkilinin yaptığı iş sayesinde bu işi başka şirkete yaptırma masrafından ve yükümlülüğünden kurtulduklarını, kâr sağladıklarını belirterek şimdilik 10,000,00 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkillerinin müşterek malikleri olduğu taşınmazda yapılacak işyeri projesiyle ilgili diğer davalı ile sözleşme yaptığını ileri sürmüş olup, müvekkilleri ile davacı arasında bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilleri ile dava dışı müteahit ...Yapı - ... arasında malzemeli inşaat sözleşmesi yapıldığını, ... Yapı'nın ise bu yüklenicinin taşeronu olduğunu, yüklenicinin ve taşeronun edimlerini yerine getirmediklerinden müvekillerinin zarara uğradığını, bu nedenle müvekkilleri tarafından yapılan sözleşmelerin feshedildiğini, sözleşmenin tarafı olmayan müvekkillerinden alacak talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının ve diğer davalının müvekkillerinden alacağı olmayıp, müvekkilinin onlardan alacaklı olduğunu, bu nedenle davanın reddini istemiştir.Davalı ... usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.Mahkemece, davanın, eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davalı ... ve ...'in müşterek maliki oldukları ... ada, ... no'lu parselde yapılacak inşaatta, davalı arsa sahiplerinin iş sahibi konumunda olup, yüklenici olarak inşaat yapım işini ... İnşaat - ...'a verdikleri, ...'unda yüklenici olarak işi taşeron olarak ...'ne verdiği, ...Yapı'nın da ankraj fore kazık yapımı için alt taşeron olarak davacı ... Mühendislik ile anlaştığı ve ... Mühendislik tarafından gerek dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesi ve gerekse de dosyanın eki niteliğindeki değişik iş dosyasında yaptırılan tespit üzerine tüm işin sözleşmeye göre proje kapsamında tekniğe ve şartnameye uygun olarak yapıldığı, ankraj için gerekli malzemelerin, makina, ekipman ve kalifiye elemanın davacı şirket tarafından temin ve hazır edilip, işin süresinde bitirildiği, davalı ... ve ... tarafından işin yapılmasına ilişkin bir itiraz sunulmadığı, iş sahiplerinin, menfaatine yapılan işten dolayı işin yapıldığı oranda sebepsiz zenginleştikleri, her ne kadar davacı ile aralarında sözleşme olmadığını beyan etmişler ise de yapılan işten dolayı menfaatlerinin bulunduğu ve davacı tarafça yapılan işin, davalı mal sahipleri ile ... Yapı arasındaki ek sözleşmeye göre taşeron olarak görevlendirilen ... tarafından verilen proje doğrultusunda yapıldığı, nitekim projeye göre düzenlenen 31/07/2017 tarihli hakediş belgesinde davalı taşeron ...Yapı'nında imzasının bulunduğu, bu haliyle davalı ... Yapı'nın, davacı ile aralarındaki sözleşme gereği davacının edimini ifa etmiş olması nedeniyle hakettiği hakediş alacağından dolayı borçlu olduğu, davalı ... ve ...'in ise kendi görevlendirmiş oldukları taşeron tarafından görevlendirilen alt taşeron tarafından yapılan işten dolayı menfaatlerinin bulunduğu ve yapılan iş oranında sebepsiz zenginleştiklerinden bu miktardan müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle Davanın kabulü ile 254.185,45 TL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek davalı ... ve ... yönünden yasal, davalı ... yönünden avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı ... ve ... vekili istinafa başvurmuştur.Davalı ... ve ... vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkilleri ile davacı şirket arasında dava konusu işin yapılması için bir sözleşme bulunmadığını, keza işin davacı tarafından yapılması için izin veya muvafakatlerinin de olmadığını, müvekkilleri ile dava dışı yüklenici ... Yapı-... arasında müvekkillerin maliki olduğu taşınmazda fabrika binası yapılması için Bakırköy ....Noterliğininin 04.04.2017 tarih ve ... yevmiye nolu Malzemeli İnşaat Sözleşmesi yapıldığını, diğer davalı ... Şti.nin ise söz konusu dava dışı yüklenicinin (... İnşaat -...) taşeronu olduğunu ve aralarında Bakırköy ...Noterliğinin 18.4.2017 tarih ve ... yevmiye nolu alt taşeronluk sözleşmesi yapıldığını, davacı şirketin ise dava dilekçelerinde de belirtiği üzere işbu davalı taşeron firmanın alt taşeronu olduğunu, aralarında dava konusu işlerin yapılması konusunda 12.06.2017 tarihli sözleşme bulunduğunu, yukarıda belirttilen ilişkiler ağı içerisinde müvekkillerinin davacıyı tanımadıkları gibi yüklenicinin veya taşeronun kime hangi işleri taksim ettiğini kontrol etmelerinin mümkün olmadığını, işin mahiyeti ve tekniğinin de buna uygun olmadığını, dava dışı yüklenici ... Yapı-... 'un, üstlendiği işin bir kısmını veya tamamını taşeronu diğer davalı şirkete yaptıracağını belirterek kendisine iş nedeniyle yapılacak ödemelerin bizzat taşerona yapılmasını müvekkillerinden talep ettiğini, bunun üzerine taraflarca 01.05.2017 tarihli ek protokolün düzenlendiğini, müvekkillerinin işbu protokol çerçevesinde yapılan işlerin bedelini ödediklerini, fakat buna rağmen gerek yüklenici, gerekse diğer davalı teşoron şirketin edimlerini yerine getirmedikleriini ve müvekkillerini zarara uğrattıklarını, inşaatın bitirilemediğini, işin ve işyerinin terk edildiğini, bu durumun Büyükçekmece 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.12.2017 tarih ve 2017/116 D.iş sayılı dosyasıyla sabit olduğunu, yüklenici ve taşeronu davalı şirkete bu durumun belirtilerek İstanbul .... Noterliğinin 14.12.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile yapılan sözleşmelerin feshedildiğinin ve tazminat taleplerinin olduğunun bildirildiğini, yapılan tespit ve çekilen ihtarname sonrası davalı taşeron firmanın işi yapamayacağını belirterek 01.05.2017 tarihli Ek Sözleşmenin feshine ilişkin 15.12.2017 tarihli fesih protokolünü imzaladığını, yine dosyada bulunan yine aynı tarihli ödeme belgesi başlığı altında ibra belgesini düzenleyerek toplam 1.400.000,00 TL + KDV'yi iş sahipleri ve iş sahiplerinin ortağı olduğu şirketten tahsil ettiğini ve müvekkillerinden alacağı bulunmadığını belirterek müvekkillerini ayrı ayrı ibra ettiğini, müvekkilleri ve müvekkillerinin ortağı ve yetkilisi oldukları şirket tarafından ibra tarihi olan 15.12.2017 tarihinden önce yüklenicinin talebi ve taraflarca yapılan 01.05.2017 tarihli ek protokol doğrultusunda çek ve nakit olarak yapılan ödemelere ilişkin teslimat makbuzları, çek suretleri ve banka dekontlarının bir kısmının dosyaya sunulduğunu, buna rağmen mahkemece, davacının fore kazıklı iksa işlemlerini yaptığına kanaat getirilerek müvekkilleri aleyhine tazminata hükmetmesinin yerinde olmadığını, davacının müvekkillerden talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunmadığını, akdin feshine kadar ki bütün borçların yüklenicinin talebi üzerine davalı taşeron firmaya ödendiğini, ifa nedeniyle borç sona ermiş olmakla gerek halefiyet kuralı gereğince gerekse haksız iktisap kuraları çerçevesinde bir alacak talep edilemeyeceğini, mahkemece sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde müvekkilleri aleyhine hüküm kurulmuş ise de sebepsiz zenginleşmenin şartlarının oluşmadığını, taraflarınca davacının yaptığını iddia ettiği işlerin kabul edilmediğini, tespit dosyasına ve bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan karar verildiğini, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını, söz konusu yerde davacının talep ettiği miktarda bir iş de yapılmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkin olup davacı yüklenici (alt taşeron), davalılar arsa sahibi ile yüklenicidir.Davacı, davalılardan ... Şti ile diğer davalıların maliki olduğu taşınmazın ankrajlı fore kazıklı iksa işleminin yapılması konusunda yazılı sözleşme yapıldığını, işin yapılıp teslim edilmesine rağmen bedelin ödenmediğini belirterek bedelin davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, davalı arsa sahipleri kendileri ile davacı arasında sözleşme olmadığını, söz konusu işin yapımı konusunda dava dışı yüklenici şirket ile sözleşme imzaladıkların, dava dışı yüklenici şirketin işleri alt taşeronu diğer davalıya devrettiğini, bu konuda taraflar arasında ek sözleşme imzalandığını, davacının, diğer davalının alt taşeronu olduğunu ileri sürdüğünü, asıl yüklenici ile onun taşeronu olan diğer davalının sözleşme konusu işi süresinde tamamlamadıklarını bu nedenle sözleşmenin ileriye etkili olarak feshedildiğini, asıl yüklenicinin taşeronu olan diğer davalıya yaptığı iş bedeli kadar ödeme yaptıklarını, ibra belgesi aldıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Dosya içinde bulunan belgelerden davalı arsa sahipleri ile dava dışı .. Yapı-... (asıl yüklenici) arasında davalı arsa sahiplerinin maliki olduğu taşınmazda inşaat (fabrika binası kaba inşaatı) yapılması konusunda noterde sözleşme yapıldığı, daha sonra 01/05/2017 tarihli ek sözleşme ile dava dışı yüklenicinin üstlendiği işin tamamının veya bir kısmının davalı şirketçe yapılmasına karar verildiği, davacının sunduğu sözleşme ile de davalı şirketin işin bir kısmının yapımı konusunda davacı ile sözleşme imzaladığı, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmede davalı arsa sahiplerinin imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı, davalı .... Şti. ile yaptığı sözleşme gereğince diğer davalı arsa sahiplerinin taşınmazı üzerine yaptığı bir kısım inşaat işlerinin bedelini talep etmektedir. Davalı arsa sahipleri süresinde verdikleri cevap dilekçesi ile davacı ile aralarında sözleşme bulunmadığını, sözleşme imzaladıkları asıl yüklenicinin ve onun taşeronu olan diğer davalının işi terk etmesi nedeniyle diğer davalı ile yaptıkları sözleşmeyi feshettiklerini, diğer davalının kendilerini ibra ettiğini, yapılan iş bedelini fazlası ile ödediklerini asıl kendilerinin alacaklı olduğunu savunmuş ve delil olarak ibra belgesine, fesih protokolüne, ödeme dekontlarına, çek ve banka kayıtlarına dayanmış, dosyaya, fesih protokolü ve ibra sözleşmelerini sunmuştur. Anılan fesih protokolü ve ibra sözleşmesinde diğer davalı şirketin imzası bulunmaktadır. Ayrıca davalı arsa sahipleri diğer davalıya yaptıkları ödemelere ilişkin çek örneklerini de sunmuştur.Ön inceleme duruşmasına davalı arsa sahipleri vekili katılmamış, ön inceleme duruşması yokluklarında yapılmıştır. Mahkemece, ön inceleme duruşması sonunda ara kararı ile HMK 140/5 maddesi gereğince taraflara dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi için gereken açıklamayı yapmaları için 2 haftalık kesin süre verilmiş, davalı arsa sahipleri vekili ön inceleme duruşmasına katılmadığından bu konuda davalılar vekiline usulüne uygun ihtar yapılmamıştır. Ön inceleme duruşma tutanağı veya bu ihtarın davalı tarafa tebliğ edildiğine ilişkin bir belge de bulunmamaktadır. Mahkemece, davalı arsa sahiplerinin ödemeye ilişkin belgeleri ıslaha cevap dilekçesinde ilk defa ileri sürerek sundukları bunun savunmanın genişletilmesi kapsamında olduğu, davacının buna muvafakat etmediği belirtilerek bunlara değer verilmemiş ise de davalı arsa sahipleri anılan belgelere süresinde verdikleri cevap dilekçesinde delil olarak dayandıklarından ve süresinde belgeleri sunduklarından mahkemenin bu değerlendirmesi hatalı olmuştur. Ayrıca ödeme defi yargılamanın her aşamasında savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan ileri sürülebilir ve bu konuda delil sunulabilir. Davacı, davalı ... Şti. ile yaptığı sözleşme gereğince diğer davalı arsa sahiplerinin taşınmazı üzerine yaptığı bir kısım inşaat işlerinin bedelini talep ederken davalı şirkete yönelik olarak borcun kaynaklarından hukuki işlem (sözleşme ) sebebine, diğer davalı arsa (yapı, inşaat) sahiplerinine karşı ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istemde bulunmuştur. Davacının davalı şirket ile imzaladığı sözleşme konusu işleri fiilen davalı arsa sahiplerinin arsası üzerinde yaptığı ihtilafsızdır. Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunan davacının dava açarken usul hukuku bakımından sebepsiz zenginleştiğini iddia ettiği davalı arsa sahiplerine husumet yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. O halde uyuşmazlık husumetin bulunup bulunmadığı değil sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.Mahkemece, davalı arsa sahipleri tarafından sunulan ödeme belgelerinin diğer davalı ... Ltd. Şti.'ne yapılan ödemeler olduğu, davacılara yapılan bir ödeme bulunmadığından bunlara itibar edilemeyeceği belirtilmiş ise de davalılar arasında eser sözleşmesi bulunduğundan ve davacımız, davalı arsa sahipleri ile sözleşme imzalayan .... Şti.'nin alt taşeronu olduğundan, mahkemenin bu gerekçesi yerinde değildir. Davacı sözleşmeye dayalı olarak iş bedelini ancak sözleşmenin tarafı olan diğer davalıdan talep edebilir, sözleşmeye dayalı olarak davalı arsa sahiplerinden bedel talep etmesine olanak bulunmamaktadır. Davacı da dava dilekçesinde arsa sahiplerinden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bedel talep etmiş olup, mahkemede sebepsiz zenginleşmeye göre davalı arsa sahipleri aleyhine davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı arsa sahipleri ise davacının yaptığını ileri sürdüğü işler nedeniyle sebepsiz zenginleşmediklerini, yapılan iş bedelini kendi sözleşmelerin tarafına ödediklerini belirtmiş ve kendi akitleri ile yaptıkları ibranameyi ve ona yaptıkları ödemeye ilişkin belgeleri sunmuştur. Dosyaya arsa sahiplerince sunulan bu ibraname ve ödemeye ilişkin belgelere göre davalı arsa sahiplerinin davaya konu iş nedeniyle sebepsiz zenginleşmedikleri, iş bedelini ödedikleri anlaşılmakla arsa sahipleri hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile bunlar hakkında da davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca kabulü göre de davacı, davalı arsa sahiplerinden sebepsiz zenginleşme nedeniyle talepte bulunmuş olup, davalı arsa sahiplerinin sorumluluğuna gidilmesi durumunda giderim bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tespiti gerekir. Mahkemece davacının diğer davalı ile yaptığı sözleşme bedeline göre alacağa hükmetmesi de hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak bu davalılar yönünden davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davalılar vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,2-BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/09/2020 tarih ve 2018/696 Esas, 2020/633 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın REDDİNE, 4-Davanın davalı ... yönünden kabulü ile 254.185,45 TL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:1-Alınması gerekli 17.363,40 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 170,78 TL peşin harç, 4.171,00 TL ıslah harcının mahsubuyla bakiye 13.021,62 TL harcın davalı ...nden alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç, 4.171,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.377,68 TL'nin davalı ...nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-Davacı tarafça posta, tebligat, bilirkişi gideri olarak yapılan 2.437,80 TL yargılama giderinin davalı ...nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,4-AAÜT gereğince hesap edilen 26.242,98 TL ücreti vekaletin davalı ...nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davalılar ... ve ... tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Davalılar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.669,60 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara VERİLMESİNE, Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN:1-Davalı ... ve ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde bu davalılara İADESİNE, 2-Davalı ... ve ... tarafından yapılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 55,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 203,60 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalılara VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ: Dava, davacı alt taşeronun, davalı yüklenici .... Şti. ile yapmış olduğu sözleşmeye konu bir kısım inşaat işlerinin bedelinin davalı yüklenici ile diğer davalılar olan arsa sahiplerinden tahsili talebine ilişkindir.Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 09.02.2011 gün ve 2010/15-657 Esas, 2011/49 Karar, 07.12.2011 gün ve 2011/1-631 Esas, 2011/745 Karar sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. Davacı alt taşeron ile davalı yüklenici .... Şti. arasında 12/06/2017 tarihli sözleşme imzalanmış olup, bu sözleşme gereğince davalı yüklenici ile diğer davalılar arsa sahipleri arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu parsel üzerine yapılacak olan proje kapsamındaki ankrajlı fore kazıklı iksa işleri 204.960,00 TL keşif bedeli karşılığında davacı taşeron tarafından üstlenilmiştir.Davalı arsa sahipleri ile dava dışı ilk yüklenici ... Yapı-... arasında, maliki oldukları taşınmazda fabrika binası yapılması için Bakırköy .... Noterliği'nin 04.04.2017 tarih ve ... yevmiye nolu Malzemeli İnşaat Sözleşmesinin yapıldığı, diğer davalı .... Şti.nin dava dışı yüklenicinin (BR İnşaat -...) taşeronu olduğu ve aralarında Bakırköy ... Noterliği'nin 18.4.2017 tarih ve ... yevmiye nolu alt taşeronluk sözleşmesinin yapıldığı, davalı arsa sahiplerinin 01.05.2017 tarihli ek protokol ile bu iş devrine ve ödemelerin bizzat taşerona (....Ltd.Şti.) yapılmasına onay verdikleri, davacı şirketin ise işbu davalı taşeron firmanın alt taşeronu olduğu ve aralarında dava konusu işlerin yapılması konusunda 12.06.2017 tarihli sözleşme bulunduğu hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Davalı arsa sahipleri bakımından öncelikli uyuşmazlık, davacı alt taşeron ile davalı taşeron (yüklenici) arasında yapılan sözleşmede taraf olmayan davalı arsa sahiplerine, bu sözlemeden kaynaklı iş bedeli talebine ilişkin olarak husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği konusunda toplanmaktadır. Davacı alt taşeronun dayandığı eser sözleşmesi ilişkisi davacı ile davalı yüklenici ...Ltd.Şti. arasında kurulumuş olup, sözleşmelerin nispiliği prensibi uyarınca bu sözleşme ancak imzası bulunan tarafları bağlar. Arsa maliki konumunda olan diğer davalıların, davacı alt taşeron ile akdi ilişkisi mevcut olmadığı gibi, bu sözleşme ilişkisi bakımından başkasının fiilini taahhüt eden (garantör) sıfatını haiz olduklarına veya yüklenicinin borcunu üstlendiklerine dair herhangi bir belge ya da irade beyanı da bulunmamaktadır.Kaldı ki, davalı arsa sahipleri ile dava dışı ilk yüklenici ...Yapı-... arasındaki Bakırköy ... Noterliği'nin 04.04.2017 tarih ve ... yevmiye nolu Malzemeli İnşaat Sözleşmesinin 10.4. Maddesinde "bu sözleşmenin ve/veya sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir hak ve yükümlülüğün kısmen veya tamamen diğer tarafın yazılı onayı olmadan bir başkasına devir veya temlik edilemeyeceği" düzenlenmiş olup, davalı ....Şti. ile dava dışı... Yapı-... arasındaki Bakırköy .... Noterliği'nin 18.4.2017 tarih ve ...yevmiye nolu alt taşeronluk sözleşmesi ancak davalı arsa sahiplerinin 01.05.2017 tarihli ek protokol ile bu devre ve ödemelerin bizzat taşerona (...Şti.) yapılmasına onay vermeleri suretiyle geçerli hale gelmiş ve ...Ltd.Şti. arsa sahiplerinden bedel talep etme hakkına kavuşabilmiştir. Davacı alt taşeron bakımından ise böyle bir onay verme söz konusu değildir.Her ne kadar sayın çoğunluk tarafından, davalı arsa sahiplerine "sebepsiz zenginleme" hükümlerine göre husumet yöneltilebileceği kabul edilmiş ise de, sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun konuya ilişkin 77 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni ise, tam aksine, kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir. Bunun sonucu olarak, taraflar arasında malvarlıkları arasındaki değişim bir sözleşmeye, yani tarafların açıkladıkları iradeye dayanırsa, sebepsizlikten ve dolayısıyla sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez. Sözleşmeden doğan bir hukuki ilişkinin bulunduğu hallerde tarafların sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir talepte bulunması olanaklı değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.06.2007 gün ve E:2007/18-330, K:350 sayılı, 09.02.2005 gün ve E:2005/11-20, K:2005/34; 17.02.2010 gün ve E:2010/13-93, K:2010/88; 15.12.2010 gün ve E:2010/13-618, K:2010/668 sayılı ilamlarında da bu değerlendirmelere yer verilmiştir. Somut olayda, davacı alt taşeron ile davalı arsa sahipleri arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmamakla birlikte, davaya konu iş davacı alt taşeronun davalı yüklenici şirketle yapmış olduğu sözleşme kapsamında ifa edilen bir iş olup, sebepsiz zenginleşmenin şartlarından biri olan "davacının iradesi dışında malvarlığında bir eksilme meydana gelmesi" durumu somut olayda mevcut bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı arsa sahipleri bakımından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun arsa sahipleri yönünden "dosyaya arsa sahiplerince sunulan ibraname ve ödemeye ilişkin belgelere göre davalı arsa sahiplerinin davaya konu iş nedeniyle sebepsiz zenginleşmedikleri, iş bedelini ödedikleri" şeklinde esasa dair yapılan değerlendirmeye dayalı olarak ret kararı verilmesi görüşüne katılmıyor, verilen karara sadece bu yönden muhalif kalıyorum. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4459 E - 2017/413 K sayılı ve 01.02.2017 tarihli, 2018/798 E - 2018/3953 K sayılı ve 22.10.2018 tarihli, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/4483 E - 2015/5360 K sayılı ve 09.07.2015 tarihli kararları ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/129 E - 2019/726 K sayılı ve 11/06/2019 tarihli kararlarında benzer şekilde değerlendirme yapılmıştır.)