T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1968
KARAR NO: 2026/705
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2021
NUMARASI: 2019/821 Esas, 2021/688 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 20/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul ili ... ilçesi ...Mahallesinde bulunan taşınmazın hissedarı olduğunu, davalı ... ile kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi akdedildiğini, .... Noterliğinde düzenlenen sözleşme sırasında davalı yüklenici ...’un yapılacak binadan müvekkiline bağımsız bölüm vereceğini taahhüt ettiğini, ancak yapılan görüşmeler neticesinde müvekkilinden verilecek daire karşılığında ayrıca fark talep ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin noterlikte sözleşmenin düzenlenmesi sırasında fark bedeline karşılık olmak üzere 40.000,00 TL bedelli senet verdiğini, davalı ...’un kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında diğer davalı ...’ya daire sattığını, sonrasında söz konusu senede dayanılarak .... İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, diğer davalı ...’nun ...’dan daire satın aldığını ancak ...’un daireyi teslim edememesi nedeniyle kendisini kurtarmak amacıyla dava konusu senedi temlik ettiğini ve ...’yu müvekkiline karşı alacaklı konumuna getirdiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili, müvekkilinin ne ...’a ne de ...’ya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalıların kötü niyetli olarak müvekkiline ait ... plakalı araç ile başka taşınmazları üzerine haciz koydurduklarını, müvekkilinin gerçekte borçlu olmadığı halde borçlu duruma düşürüldüğünü, haksız şekilde icra takibine maruz bırakıldığını, ayrıca bankalarda bulunan ve teminat karşılığında icra dosyasına yatırılmış olabilecek paraların davalıya ödenmesinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunma zorunluluğunun doğduğunu belirterek, dava konusu senet nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, davacı ... tarafından davacı ... aleyhine 05/03/2017 keşide tarihli ve 40.000,00 TL bedelli senede dayanılarak İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, dava konusu taşınmazlara ilişkin hakların temliki kapsamında alacağın da müvekkiline devredildiğini, ancak temlik borçlusu ...’un kendi borcunu ifa edememesi nedeniyle müvekkiline olan borcuna karşılık söz konusu icra takip dosyasını ve senede dayalı alacağı temlik ettiğini, alacağın temlikinin alacağa bağlı tüm fer’i haklarla birlikte devri sonucunu doğurduğunu, bu nedenle temlik işleminden sonra borçlunun muhatabının artık alacağı devralan müvekkili olduğunu, davacının ileri sürdüğü iddiaların hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan senedin TTK’nın 776. maddesinde öngörülen zorunlu unsurları taşıdığı ve bono niteliğinde geçerli bir kambiyo senedi olduğu, kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarı niteliğinde bulunması nedeniyle senet borçlusunun gerçek bir borç ilişkisinin bulunmadığı veya senedin bedelsiz olduğu yönündeki iddialarını ispatla yükümlü olduğu, bu kapsamda davacıya ait imzanın inkâr edilmemesi karşısında davacının bononun teminat veya bedelsiz senet olduğu iddiasını HMK’nın 200. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının tanık deliline dayanmış olmasına rağmen karşı tarafın muvafakat etmemesi nedeniyle tanık dinlenemediği, ayrıca davacının dayandığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinde veya başka herhangi bir yazılı belgede dava konusu bononun daire farkına ilişkin ya da teminat amacıyla düzenlendiğine dair bir kayıt bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı için bu hususun kendisine hatırlatılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davacının senedin bedelsiz olduğu yönündeki iddiasını TMK’nın 6. ve HMK’nın 190, 200 ve 201. maddeleri kapsamında ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinafında, davalının inşaatı süresinde tamamlayarak teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ilk sözleşmede teslim süresine uyulmaması üzerine taraflar arasında yeni sözleşmeler yapıldığını ancak davalı yüklenici tarafından bu yükümlülüklerin de yerine getirilmediğini, sözleşmeler kapsamında daire paylaşımı ve daire farkı adı altında kendisinden senet alındığını, aynı tarihli ve aynı vadeli senetlerin diğer arsa sahiplerinden de alındığını, bu senetlerin davalı ... tarafından doldurularak düzenlendiğini, gerçekte daire farkına ilişkin bir borç bulunmadığını, davalı ...’un inşaatı gerçekleştirmeden ortadan kaybolduğunu, daha sonra davalı ... ile muvazaalı şekilde hareket edilerek temlik işlemleri üzerinden kendisi aleyhine takip başlatıldığını, İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi’nin 2017/507 esas sayılı dosyasında davalı ...’nun kendi savunmaları ve tanık beyanları ile ...’a para verdiğini beyan ettiğini, bu dosyanın eldeki dava bakımından bekletici mesele yapılması gerekirken mahkemece değerlendirilmediğini, dava dilekçesinde gösterilen tanıkların da dinlenmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı arsa sahibi, davalı ... yüklenici, diğer davalı ise davaya konu bonoyu temlik alandır.
Davacı arsa sahibi, taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi sırasında davalı yüklenici ...’un müvekkiline verilecek daire karşılığında ayrıca fark bedeli talep etmesi üzerine 40.000,00 TL bedelli senedin verildiğini, daha sonra bu senede dayanılarak kambiyo takibi başlatıldığını, senedin diğer davalı ...’ya temlik edildiğini, ancak müvekkilinin davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı ... ise senede dayalı alacağın ve icra takip dosyasının usulüne uygun şekilde müvekkiline temlik edildiğini, temlik ile birlikte alacağa bağlı tüm hakların da devralındığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, takip dayanağı senedin bono niteliğinde geçerli kambiyo senedi olduğu, kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarı niteliği gereği senedin bedelsiz veya teminat senedi olduğu iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiği, davacının bu iddiasını destekleyen yazılı delil sunamadığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde de senedin teminat veya daire farkına ilişkin olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları, icra takip dosyası, kambiyo senedi ve sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece uyuşmazlığın hukuki niteliğinin doğru belirlendiği, kambiyo senetlerinin soyutluk ilkesi gereğince senedin bedelsiz veya teminat amacıyla verildiğine ilişkin iddiaların yazılı delille ispatlanması gerektiğinin isabetli şekilde kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacı tarafça, dava konusu bononun teminat amacıyla verildiği veya bedelsiz kaldığı yönündeki iddiaları doğrulayacak nitelikte yazılı delil sunulamadığı gibi, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinde de senedin bu amaçla verildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca senedin diğer davalıya temlik edilmiş olması karşısında, alacağın temliki ile birlikte alacağa bağlı hakların da devralındığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin maddi vakıa tespiti ile hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden herhangi bir yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../09/2021 tarih ve 2019/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 672,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 20/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.