T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1957
KARAR NO: 2026/704
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/03/2022
NUMARASI: 2020/502 Esas, 2022/147 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 20/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ... Merkez Belediye Yanı adresinde bulunan ... Projesine tesis edilecek bir adet asansörün yüklenici müvekkili şirket tarafından temin, montaj ve teslimi hususunda sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirdiğini, asansörü sözleşmeye uygun olarak davalıya teslim ettiğini, ancak davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilince yapılan uyarılara rağmen borcun ödenmemesi üzerinde 23/12/2019 tarihli ihtarnamenin noter kanalı ile davalıya gönderildiğini, davalının sözleşmenin tebliğini takiben 02/01/2019 tarihinde temerrüde düştüğünü, borcun ihtara rağmen ödenmemesi üzerinde davalı aleyhinde .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiklerini, takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu beyan ile itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Daha sonra 22/06/2021 tarihli dilekçesi ile davasını alacak davası olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkili şirketten 75.930,45 TL tutarında alacağının olmadığını, müvekkilince davacıya gerekli ödemelerin yapıldığını, yapılan ödemeler toplamının 49.397,39 TL olduğunu, davacının müvekkiline toplam 77.096,87 TL tutarında fatura kestiğini, davacının kestiği fatura ile yapılan ödemenin farkının 27.699,48 TL olduğunu, müvekkilinin bu tutarda borcu kabul ettiğini, kur fiyatı dikkate alındığında bu meblağın Euro cinsinden değerinin 8.215,22 Euro olduğunu, davacının aradan geçen 4 yıl sonra ödenmeyen bakiye farkın 2020 tarihindeki Euro kuru üzerinden istemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının da faturalandırmaları TL cinsinden yaptığını, bundan da ödemenin TL cinsinden yapılacağı sonucunun ortaya çıktığını, taraflar arasındaki sözleşmede, fiili ödeme tarihine göre ödeme yapılacağına ilişkin bir kayıt bulunmadığını beyan ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, davanın bakiye fatura alacağının tahsiline ilişkin olduğu, taraflar arasında 27/05/2016 tarihli Asansör Montaj Sözleşmesi bulunduğu, sözleşme kapsamında asansörün temin, teslim ve montajının davacı tarafından yerine getirildiği, buna karşılık sözleşme bedelinin tamamının davalı tarafından ödenmediği iddiasıyla bakiye 8.215,22 Euro alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davanın sonradan alacak davasına dönüştürüldüğü, sözleşmede bedelin 19.500 Euro + KDV olarak kararlaştırıldığı ve ödemelerin dört taksit halinde yapılmasının öngörüldüğü, asansörün çalışır şekilde teslim edilerek geçici kabulünün yapıldığı, davacı tarafından bakiye borcun tahsili amacıyla ihtarname gönderildiği ve davalının temerrüde düştüğü, tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerinde her iki taraf kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalı tarafından yapılan ödemeler mahsup edildiğinde 8.215,22 Euro bakiye borcun kaldığının, taraflar arasındaki mutabakat metni ile de bu durumun teyit edildiğinin belirlendiği, bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve bilimsel nitelikte olduğu, davalı tarafça faturalara ilişkin herhangi bir ayıp ihbarı veya iade faturası da düzenlenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinafında, davaya dayanak .... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı ilamsız takip dosyasındaki ödeme emrinin, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2021/2562 Esas, 2021/2141 Karar sayılı ilamı ile ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmemesi nedeniyle iptal edildiğini, bu nedenle geçerli bir takip ve usulüne uygun bir ödeme emri bulunmadığı halde ilk derece mahkemesince “itirazın iptali ile takibin devamına” karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, geçerli bir icra takibi bulunmadığından itirazın iptali davasının dava şartlarının oluşmadığını ve buna bağlı olarak İİK m.67 kapsamında icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de mümkün olmadığını, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda alacağın 57.402,09 TL olarak belirlendiğini, buna rağmen davacının kötü niyetli şekilde yabancı para üzerinden talepte bulunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin Türk Lirası üzerinden yürütüldüğünü, düzenlenen faturaların ve yapılan ödemelerin Türk Lirası cinsinden gerçekleştirildiğini, bu ödemelere itiraz edilmemesi nedeniyle TTK m.21/2 uyarınca taraflar arasında Türk Lirası üzerinden ödeme hususunda mutabakat oluştuğunu, dosyaya sunulan mutabakat e-postalarının da bu durumu doğruladığı, davacı tarafından 2016 yılı itibarıyla Türk Lirası karşılığı olan bakiye alacağın, aradan geçen süre sonunda 2020 yılı Euro kuru esas alınarak talep edilmesinin davacı lehine haksız kazanç doğuracağını, bu nedenle varsa bakiye alacağın Türk Lirası üzerinden hüküm altına alınması gerektiğini, mahkemenin ek kararı ile vekâlet ücretine ilişkin yaptığı değerlendirmelerin de hatalı olduğunu, ıslah ve harç durumları gözetilmeksizin vekâlet ücretine hükmedildiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine uygun şekilde daha yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici, taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirerek asansörü teslim ettiğini, ancak davalının bakiye sözleşme bedelini ödemediğini ileri sürerek başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile bakiye 8.215,22 Euro alacağın tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi ise yapılan ödemeler sonrası yalnızca 27.699,48 TL borç kaldığını, davacının aradan geçen süre sonunda Euro kuruna göre talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece asansörün teslim edilerek geçici kabulünün yapıldığı, taraf ticari defterleri ve bilirkişi incelemesine göre yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davacının 8.215,22 Euro bakiye alacaklı olduğunun ve bu hususun taraf mutabakatı ile de doğrulandığının anlaşıldığı, davalı tarafından ayıp ihbarı veya iade faturası düzenlenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne , takibin 8.215,22 Euro asıl alacak, 406,65 Euro işlemiş faiz üzerinden devamına karar verilmiştir.
Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı vekilince sunulan 22.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın tamamen ıslah edilerek itirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürüldüğü ve talep sonucunun açıkça 8.215,22 Euro alacağın tahsili olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı vekili tarafından tam ıslah yoluna başvurularak dava alacak davasına dönüştürülmüş ise de, İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda uyuşmazlık itirazın iptali davası olarak değerlendirilerek hüküm kurulmuş, daha sonra tavzih kararı ile bu husus düzeltilmeye çalışılmıştır. Ancak, 6100 sayılı HMK'nın tavzih kurumuna ilişkin hükümleri uyarınca, hükmün kapsamını ve niteliğini değiştirecek mahiyetteki bu hususun tavzih yoluyla düzeltilmesi mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, tam ıslah sonrasında davanın hukuki niteliğinin artık alacak davası olduğu gözetilerek uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesi ve hüküm kurulması gerekirken, davanın halen itirazın iptali davası olduğu kabul edilerek takibin devamına karar verilmesi isabetli olmamıştır. Zira tam ıslah ile dava konusu ve talep sonucu değiştirilmiş olup, uyuşmazlığın alacak davası niteliğinde sonuçlandırılması gerekmektedir.
Öte yandan, davacı alacağının taraf ticari defterleri, bilirkişi incelemesi kapsamında belirli ve hesaplanabilir nitelikte olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Ayrıca tarafların serbest iradeleri ile düzenledikleri sözleşmenin 4. maddesinde ödemelerin Euro üzerinden yapılacağının açıkça kararlaştırıldığı, taraflar arasında düzenlenen faturaların da Euro cinsinden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının, alacağın Türk Lirası üzerinden değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin savunmasına itibar edilmesi mümkün değildir.
Bu itibarla mahkemece, davanın alacak davası niteliği dikkate alınarak davanın kabulü ile 8.215,22 Euro asıl alacağın tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne dair yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE,
2-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../03/2022 tarih ve 2020/.. Esas, 2022/.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Davanın KISMEN KABULÜ ile,
8.215,22-Euro'nun temerrüt tarihi olan 02.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek, yasadaki oranları aşmamak kaydıyla taraflar arasında akdedilen 27.05.2016 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde kararlaştırılan %0,075 oranındaki faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 4.983,29 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 964,51 TL ve 1.120,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 2.898,78 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2-Davacı tarafından yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan 2.084,51 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan 216,38 TL tebligat ve posta gideri, 1.650 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.866,38 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 1.792,79 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 2.978,84 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davalı tarafından yatırılan 1.308,94 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 74,88 TL posta gideri olmak üzere toplam 295,58 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 20/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.