T.C. İSTANBUL B
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1713
KARAR NO : 2026/610
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/07/2024
NUMARASI : 2022/223 Esas, 2024/442 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden)
KARAR TARİHİ : 29/04/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tekstil ve konfeksiyon imalat işi yaptığını, davalı şirketin teklifiyle birtakım tekstil ürünlerinin imalatı ve dikimi için aralarında anlaştıklarını, müvekkili şirketin kendi üzerine düşen görevi yerine getirerek 05/02/2016 tarihli 117.450,16 TL bedelli irsaliye fatura kestiğini ve malları söz konusu tarihli irsaliye fatura ile ... adına 05/02/2016 tarihinde kargo şirketine verildiğini ve davalı adına imza karşılığında teslim edilerek davalının müşterisine yollandığını, davalının işbu faturanın 75.050,00 TL bedelini müvekkili şirketin banka hesabına gönderdiğini, geri kalan 42.400,46 TL bakiyeyi ise aradan geçen uzun zamana rağmen kötü niyetli olarak ödemediğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından İstanbul 9.İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı icra dosyası ile icra takibi başlattığını, ancak davalının 16/05/2016 tarihinde sunmuş olduğu itirazı ile müvekkilinin taraflarına hiçbir borcunun olmadığını, hazırlamış olduğu ürünlerin bozuk ve ayıplı olduğunu, yurtdışı müşteri firmasından reklamasyon uygulandığını, her ne kadar söz konusu malların ayıplı ve bozuk olduğu iddia edilmiş ise de, davalının bu duruma ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadığı, irsaliye veya reklamasyon faturasının da taraflarına ulaşmadığını ve iddia ettiği gibi ayıplı, bozuk olan malları da iade etmediğini ve davalının yapmış olduğu ödemenin iddiasının ne kadar gerçekten uzak bulunduğunun göstergesi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak bulunduğu ve geri bakiye kalan borç sebebiyle üzerindeki malları kaçırma ihtimalinin bulunduğunu bu sebeple davalı adına kayıtlı ... plaka sayılı araç ve Kıyıköy Mah. ... Sırtı Mevkii, ... Ada, 10 Parsel, Vize/Kırklareli'nde bulunan gayrimenkul üzerine üçüncü kişilere devrini önlemek amacıyla işbu davaca belirlenecek teminat üzerine tedbir konulmasını ve %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yurt dışı müşterilerinden alınan tekstil ürünü siparişlerinin yurt içinde bulunan imalatçı firmalara aktarımını sağladığını, davacı şirketin sahibi ...'nin müvekkile geldiğini ve Almanya'da faaliyet gösteren ... firmasına ait bayan tekstil ürünlerinin siparişlerini yapabileceği belirttiğini ve bu konuda destek istediğini, böylece 20/11/2015 tarihinde 2.921 bayan tekstil ürününün Almanya'ya sevki için davacı şirkete verildiğini, ancak davacının kabul ettiği siparişlerden 43 adet fazla fatura kestiğini ve müşteri firmanın belirttiği model ve adetlerden model bazında istenilenden farklı sayıda ürün hazırladığını ve böylece 05/02/2016 tarihinde 3 ay gecikmeli olarak sevk ettiğini, ... firmasının bu durumu anladığını ve yanlış olan mal adedinin toplam 234 adet olduğunu, müşteriye gönderilen çeki liste ile sevk edilen malların arasında farklılıkların bulunduğunu ve depoda yapılan kontroller neticesinde ürünlerin ayıplı olduğunu tespit ederek bu malları kabul etmediğini bildirdiğini ve bunun müvekkil tarafından davacı şirkete ve yetkililerine bildirildiğini, ...'nin model ve adet farklılıkları gibi ayıp ve hataları da kabul ettiğini, ... firmasının bunun üzerine taraflarına reklamasyon uyguladığını ve kendisi ile artık çalışmadığını, ... firmasının iskonto sonucu taksitler halinde gönderdiği bedeller üzerinden davacı şirkete müvekkil tarafından ödeme yapıldığını, bu sebeplerle icra takibine yaptıkları itirazın haklı ve yerinde olduğunu, işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, davacı şirketin haksız takip tazminatı ödemesi ve yargılama gideri gibi vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
Mahkemece; davacı şirketin düzenlediği fatura karşılığı davalıya mal sattığı, karşılığının ödendiğinin ispat edilemediği, her ne kadar davalının davacı tarafça gönderilen malların ayıplı olduğundan bahisle ayıplı mal kadar borçlu olmadığını iddia etmiş ise de TTK 23.maddesinde belirlenen süre içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının ortaya konulamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazı iptali ile takibin aynen devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
IV. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI
"..., Mahkemece, sadece TTK 'nın 23.maddesinde belirlenen süre içerisinde ayıp ihbarı yapıldığına dair bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davalı tarafın ayıplı ifa savunması yerinde görülmemiş ise de, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, ayıp ihbarı yapılması hukuki bir işlem değil "hukuki işlem benzeri bir fiil" olması nedeniyle süresi içinde ayıp ihbarının yapıldığı tanık da dahil her türlü deliller ispatlanabilecektir. 6102 sy TTK'nın 18. Maddesi ayıp ihbarını kapsamadığından tacirler arasındaki ayıp ihbarı bakımından da bu durum aynen geçerlidir. Ayrıca, yine Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, eser sözleşmelerinde TTK'nın 23. maddesinde düzenlenen 2 ve 8 günlük ayıp ihbar süreleri geçerli olmayıp, TBK'nın 474. maddesi gereğince eserin teslimden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirilmesi ve ayıp var ise bunun uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirilmesi gerekmektedir. Davalı tarafça cevap dilekçesinde ayıp ihbarının süresinde yapıldığına ilişkin olarak tanık deliline dayanılıp tanık isim ve adresleri delil listesinde belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece 4.celse ara kararıyla davalı vekilinin tanık dinlenmesi talebinin reddine karar verilmiş olması yerinde olmadığı gibi, davalı tarafça yine bu savunmanın ispatına ilişkin olarak dosyaya sunulan e-posta yazışmalarının da bu hususta değerlendirilmemesi de yerinde olmamıştır.
Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davalı tarafın ayıplı ifa savunmasına ilişkin olarak sadece davalı tarafça dosyaya sunulan bir takım fotoğraflar ve yazışmalar üzerinden görüşte bulunulduğu, davaya konu ürünlerin tamamına ilişkin olarak HMK'daki keşif ve bilirkişi incelemesine dair düzenlemelere uygun, denetime elverişli bir inceleme yapılmadığı gibi, davalının savunmasının ve sunmuş olduğu e-posta yazışmalarının bütünü göz önünde bulundurulduğunda, davalı tarafça ayıp savunması olarak ileri sürülen, ürünlerin adedindeki yanlışlıkların ayıp olarak değil eksik olarak kabul edilmesi gerektiği, eksik işler bakımından ise ayıp ihbarında bulunma zorunluluğu olmadığı göz önünde bulundurularak buna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken bu hususun da göz ardı edildiği, kararın bu yönlerden de eksik inceleme yapılması nedeniyle yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafça, davacı adına onun tedarikçilerine ödendiği iddia edilen ve istinaf dilekçesinin 7/a-b-c bentlerinde belirtilen 01/04/2016 tarihli 5.420,00 TL'lik, 01/04/2016 tarihli 5.000,00 TL'lik ve 02/10/2015 tarihli 3.000,00 TL'lik ödeme dekontları bakımından ise, her ne kadar alınan 22/10/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda, bunlara ilişkin olarak uzman bir tekstil mühendisi tarafından fiili olarak yapılacak inceleme gerektiği belirtilmiş ise de, söz konusu ödeme dekontları gerçek olsalar bile, davalı tarafça bunların davacının imal etmiş olduğu ürünlere ilişkin olduklarına dair ispata yarayacak bilgi ve belgelerin dosyaya sunulamadığı, dekontlarda söz konusu ödemelerin davacı ile ilgili olduğuna dair hiç bir açıklamanın ve kaydın yer almadığı, sadece bu dekontlara dayalı olarak dekontlarda yazılı olan ödemelerin davacının yapmış olduğu imalatlara konu ürünler için ödenmiş olduğunun kabul edilemeyeceği, davalının bunlar yönünden üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirememiş olduğu, cevap ve 2. cevap dilekçeleri ile delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı anlaşıldığından, davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir." şeklinde gerekçe ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN SON KARARI
Mahkemece; ayıplı olduğu iddia edilen ürünlere yönelik fotoğrafı sunulduğu, bilirkişi incelemesine esas olacak şekilde ürün asıllarının verilen süre içerisinde incelemeye ibraz edilemediği, dinlenen davalı tanıklarının doğrudan şahit oldukları bir ayıp ihbarı olmadığı gibi, ayıp ihbarının ne zaman yapıldığını tam olarak bilmediklerini beyan ettikleri, mail yazışmalarının davalı ile yurt dışındaki müşterisi arasında olduğu, bu yazışmaların davacıya iletildiğine dair bir kanıtın dosyada olmadığı, davalının müşterisinin ayıp ihbarını davalıya 08.02.2016 tarihinde yaptığı, davalının tanıklarının ayıp ihbarının yapıldığına dair görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığı, dolaysıyla makul bir sürede ayıp ihbarının yapıldığının ispat edilemediği, mail yazışmalarında talep edilen ürünün eksik olarak ve talep edilenlerin dışında başkaca ürün gönderildiği belirtilmiş ise de gönderildiği iddia edilen başkaca ürünlerin mahkemeye ibraz edilmediği, davalının dava dışı müşterisine gönderdiği 15.02.2016 tarihli mailde ürünlerin tek tek sayılarak gönderildiğinin beyan edildiği, ayıp ve eksik ürün iddiasının bizzat davalı tarafından kabul edilmediği, tüm bunlara göre davalının adet bakımından eksik ürün teslim edildiği yönündeki iddiasını da ispat edemediği, bu nedenle eksik ürün nedeniyle davalının zararının hesaplanmasının da gerekmediği, davalının itirazının yerinde olmadığı, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazı iptali ile takibin aynen devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1-Bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, reklamasyon faturasının değerlendirilmediği,
2-Davalı tarafından davacı nam ve hesabına yapılan ödemelerin dikkate alınmadığı,
3-27.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacı defterlerinin delil olma özelliğinde olmadığının tespit edilmiş olması itibariyle, alacak iddiasının ispatlanamadığı,
Gerekçeleriyle, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Dava, "Tekstil ürünleri imalatı ve dikimine" ilişkin eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında, üretilip davalının müşterisine teslim edilen ürünlere ilişkin olarak düzenlenen 117.450,16 TL bedelli irsaliyeli faturadan bakiye kalan 42.400,46 TL iş bedeli alacağının davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Taraflar arasında sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, bu kapsamda davacı yüklenici tarafından imalatı ve dikimi yapılan tekstil ürünlerinin davalı iş sahibinin yurt dışındaki müşterisine gönderildiği, buna ilişkin olarak düzenlenen 05/02/2016 tarihli 117.450,16 TL bedeli irsaliyeli faturanın 75.050,00 TL 'lik kısmının ödenip bakiye 42.400,46 TL'sinin ödenmediği hususlarında bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık, söz konusu ürünlerin ayıplı ve eksik imal edilip edilmedikleri, eğer ayıplı iseler buna ilişkin süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı, süresinde ayıp ihbarı var ise ayıplar ve eksik işler nedeniyle davacının iş bedeli alacağından yapılması gereken kesintinin ne kadar olduğu ve davalı tarafça davacı adına tedarikçilerine yapıldığı iddia olunan ödemelerin davacı alacağından mahsubunun gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
Eser sözleşmesinde iş sahibi; ayıbın varlığını, miktarını, niteliğini (açık ayıp/gizli ayıp) derecesini (kabul edilemeyecek derecede olup, olmadığı) ve bedelini, itiraz halinde ise süresinde ayıp ihbarının yapıldığını tanık dahil her türlü delille ispat etmekle yükümlüdür.
Dairemizin kaldırma kararında ayıp, ayıp ihbarı ve eksik iş savunması kapsamında davalı delillerinin incelenmeksizin karar verilmiş olması hatalı bulunmuştur.
Kaldırma kararı sonrası mahkemece alınan kök ve ek raporlarda, ayıplı olduğu iddia olunan ürünlerin incelemeye hazır edilmemiş olması itibariyle, ürünlerin ayıplı olup olmadığı tespitinin yapılamayacağı görüşü bildirilmiştir.
Davalı tarafça dinletilen tanıkların ise, ayıba ve ayıp ihbarına dair görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını beyan etmişlerdir.
Davalı tarafından dava dışı müşterisine gönderilen 15.02.2016 tarihli mailde, malların tek tek kontrol edildiğini ve reklamasyonu kabul etmediğini bildirmiştir.
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle, davalı iş sahibi, ürünlerin ayıplı olduğunu, süresinde ayıp ihbarının yapıldığını, eksik ürün teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Ancak, içeriği açıklanan deliller itibariyle de, davalı ayıbın varlığını ve eksik işi yasal ve kesin delillerle ispatlamış değildir.
Önceki kaldırma kararı ile değerlendirmesi yapılan hususlar, kaldırma kararı sonrası toplanan deliller ve istinaf talebi dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde, mahkemece verilen kararın doğru olduğu anlaşılmış olup, davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/07/2024 tarih ve 2022/223 Esas, 2024/442 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 2.895,35-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 830,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.065,35-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 29/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.