(2709 S. K. m. 36) (5235 S. K. m. 46) (5271 S. K. m. 147, 170, 191, 229, 272, 273, 279, 280, 289, 307) (5237 S. K. m. 53) (1412 S. K. m. 308, 326) (5320 S. K. m. 8) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)
İlk derece mahkemesinden verilen son hükme karşı yasal süresi içerisinde istinaf yasa yoluna müracaat olunması üzerine UYAP üzerinden dairemize istinaf incelemesi yapılmak üzere tevzi olunan kamu davası dosyasında başkanlıkça görevlendirilen raportör üye hakimin dosyayı incelemesi, raporunu hazırlayıp sunması ve müzakere gününün bugüne belirlenmesi üzerine dosyanın müzakeresi yapılması için aşağıda isimleri yazılı mahkeme heyeti dairemiz müzakere salonunda toplandı,
5235 Sayılı Kanunun 46/1. maddesi gereğince gizli müzakereye başlandı.
Gizli yapılan müzakerede;
Dava dosyasında tebligat eksikliği bulunup bulunmadığı, mahkememiz dairesinin görevli olup olmadığı, dairemizin yetkili olup olmadığı, bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusunun süresi içinde yapılıp yapılmadığı, ilk derece mahkemesinin kararının bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olup olmadığı ve istinaf başvurusunda bulunanın istinaf başvurusunda bulunmaya hakkı bulunup bulanmadığı yönünden ön inceleme yapıldı, dosyadaki bu hususlara ilişkin tebligat parçaları, belgeler, tutanaklar, bilgiler ve tespitler okundu,
Raportör üye hakimin sunduğu ön raporunda ön inceleme evresine ilişkin sunduğu görüşü incelendi, dinlenildi, raportör üyenin ön inceleme sonucunda esastan inceleme yapılması için istinaf başvurusunun kabulü yönünde görüş bildirdiği görüldü, okundu müzakere olundu,
Zikrolunan görüşün dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülmekle;
Gereği Görüşülüp Düşünüldü;
CMK.nın 279/1. maddesi kapsamında dosya üzerinde yapılan incelemede; ön inceleme sonucunda istinaf başvurusunun reddi sebepleri varid görülmediğinden İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESAS İNCELEME YAPILMASI İÇİN KABULUNE oybirliği ile karar verildi, gizli müzakereye devam olundu,
CMK.nın 280/1. maddesi gereğince başvurunun esastan incelenmesine geçilip başvurunun esastan görüşülmesi yapıldı,
İlk derece mahkemesinin kamu dava dosyası, iddianame ve iddianameye ekli belgeler, kolluk tutanakları ve raporlar iddianamenin kabulü kararı, ilk derece mahkemesinin tensip zaptı, duruşma tutanakları, ilk derece mahkemesinde soruşturma ve kovuşturma evresinde toplanan deliller, savunmalar, katılan vekilinin dilekçe ve beyanları, kovuşturma evresine gelen cevabi müzekkereler ve soruşturma ve kovuşturma evresinde tanzim olunan raporlar ve tüm dosya okundu,
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı okundu,
İstinaf başvuru dilekçeleri okundu,
Raportör üye hakimin esas incelemesini de yaptığı ve rapor tanzim ettiği görüldü, raporda ilk derece mahkemesinin kararına karşı vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü, okundu, müzakere olundu,
Hukuki mesele müzakere olundu,
Karar kurulması için dairemizce toplanması gereken bir delilin veya araştırılması gereken bir hususun kalmamış olduğu görüldü,
Başkanlıkça CMK.nın 229/1. maddesi gereğince kıdemsiz üyeden başlanmak üzere oylar ayrı ayrı toplandı,
Dosya tetkik edildi, müzakereye son verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ;
Başvuran Katılan B. Vekili Av. Ş. K. vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesi ile İlk Derece Mahkemesi İstanbul Anadolu 23. Asliye Ceza Mahkemesinin karşılıksız yararlanma suçundan verdiği beraat hükmünün hukuka aykırı olduğunu, beraat hükmünün kaldırılarak mahkumiyetlerine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf başvurusu üzerine;
Dairemizce kamu davası dosyasında ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere karşı vaki istinaf başvurusu üzerine bu hükümlerde ve hükümlere esas teşkil eden hukuki işlemlerde CMK.nın 279/1. maddesi gereğince yapılan ön inceleme ve değerlendirmede;
Kamu davası dosyasında; ilk derece mahkemesinde kovuşturmanın başlangıcında kamu davasının bildirilmesi gereken kişiler açısından ve kovuşturma sonucunda tesis olunan son kararın tebliğ edilmesi gereken kişiler açısından eksiklik bulunmadığı, keza iddianamedeki nitelemeye ve kurulan hükme göre inceleme ve hukuki gerek görülürse istinaf kovuşturması yapma görevinin mahkememiz dairesine ait bulunduğu, işlendiği iddia olunan eylemin mahkememiz adli sınırları içerisinde işlenmiş olması nedeniyle yargılama yetkisinin mahkememiz dairesine ait olduğu, başvuranın istinaf başvurusunu yasanın aradığı 7 günlük yasal süresi içerisinde yaptığı, hakkında istinaf başvurusunda bulunulan hükümlerin CMK.nın 272/1. maddesinde belirtilen hakkında istinaf yasa yoluna başvurulacak hükümlerden olduğu, başvuranın sıfatı itibarıyla CMK.nın 273/4. maddesinde belirtilen kişilerden olup, istinaf yasa yoluna başvurma hakkının bulunduğu saptandığından dairemizce yapılan başvuru yasa ve usule uygun bulunarak başvurunun esas inceleme yapılması için kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce kamu davası dosyasında ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere karşı vaki istinaf başvurusu üzerine bu hükümlerde ve hükümlere esas teşkil eden hukuki işlemlerde CMK.nın 280/1-2. maddesi gereğince yapılan esas inceleme ve değerlendirmede;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, hüküm yerinde gösterilen hükümler kurulmuş ise de;
Tetkik edilen iş bu hükümlerde ve hükmün tesisi için yapılan soruşturma ve kovuşturma evresindeki hukuki işlemlerde;
CMK.nın 191/3-a maddesi gereğince duruşmaya sanığın kimliğinin tespiti ile başlanmasını amir olduğu, sanığın T.C. kimlik numarasının en temel kimlik bilgilerinden biri olduğu ve duruşmada dahi kimlik bilgileri arasında tespit edilmesinin gerektiği, ilk derece mahkemesince kovuşturma evresinde zikrolunan amir düzenleme gözetilip, sanığın kimliği; T.C. kimlik numarası sorulmadan tespit edilmesi hukuki eksiklik ise de, T.C. kimlik numarasının gerekçeli kararda açık kimlik bilgileri arasında belirtilmiş olması nedeniyle iş bu hukuka aykırılığın esasa müessir niteliğinin ortadan kalmış olması gözetilerek bu husus,
İlk derece mahkemesince son kararında TCK.nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak TCK.nın 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesince bu maddenin "b" fıkrasındaki bazı hak ve ehliyetler açısından kısmı iptal edildiği gözetilmeyip, bu fıkranın tümden iptal edilmiş gibi hüküm kurularak, bu maddenin uygulanmasında hukuken hatalı uygulama yapılmış ise de, TCK.nın 53/1-b maddesindeki bazı hak ve ehliyetlerin iptaline dair Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ilk derece mahkemesinin son kararının verildiği tarihte yürürlükte olmakla, kanun maddesinin iptal kararından sonra yürürlükte kalmış hali ile bu maddedeki hak yoksunluklarının uygulanmasına ve ehliyetlerin kısıtlanmasına infaz aşamasında yasal engel bulunmaması gözetilerek bu husus,
ELEŞTİRİLMEKLE YETİNİLMİŞTİR.
Yukarıda belirtilen ve eleştirilen nedenler ile aşağıda belirtilen bozma nedenleri dışında kurulan hükümlerde başkaca bir hukuka aykırılığa rastlanmadığından, Katılan şirket vekili Av. Ş. K.'ın sair tüm istinaf başvurularının AYRI AYRI REDDİNE,
Ancak;
1-)2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36/1. maddesinin "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" şeklindeki düzenleme ile herkesin yargı merciileri önünde savunma hakkına ve adil yargılanma hakkına sahip olduğunun düzenlendiği,
Anayasamızın bu düzenlemesine paralel olarak CMK.nun 147. maddesinin "MADDE 147. -
(1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır..."
şeklindeki düzenleme ile sanığın müdafii seçme hakkının, yakalandığının yakınlarına bildirmesi hakkının, suç hakkında açıklama yapmamak ve susma hakkının, toplanmasını isteyebileceği somut delillerinin toplanmasını isteme ve şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak için lehine olan hususları ileri sürmek hakkının bulunduğunun ve bu hakların yargılamada sanığa hatırlatılmasını, savunma hakkının Anayasal ve yasal anlamda böylece dokunulmayacak şekilde korunduğu,
CMK.nın 289/1-h maddesinin ise "MADDE 289. - (1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) ...
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması..." şeklindeki düzenlemesi ile hüküm için önemli hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olmasını kesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlediği,
CMK.nın 280/1-b maddesinin de "MADDE 280. - (1) Bölge adliye mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesini, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) ...
b) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
c)... Karar verir" şeklindeki düzenlemesi ile kesin hukuka aykırılık hallerinin bulunduğu durumlarda istinaf mahkemelerinin ilk derece mahkemelerinin hükümlerini bozabileceklerini düzenlediği,
Bu mer'i kanuni düzenlemeler ışığında ilk derece mahkemesinin hükmünde bu açıdan yapılan incelemede;
Kanun koyucu; CMK.nın 170/1. maddesinin " (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir." şeklinde düzenleme yaparak kamu davası açma tekelini bir kamu görevi tekeli olarak cumhuriyet savcısına verdiği, dolayısıyla esas mahkemelerinin ancak cumhuriyet savcılarının açmış oldukları kamu davalarında yaptıkları yargılama sonucunda hükmü; ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında kurabilecekleri, bu duruma göre kamu davası açılan esas mahkemeleri için iddianamede unsurları gösterilmeyen suça ilişkin fiil hakkında hüküm kurma yasağının bulunduğu,
Bu açıdan incelenen ilk derece mahkemesi kararında iddianame düzenleme, işlenen fiile ilişkin suçun unsurlarını gösterme tekelini elinde bulunduran cumhuriyet savcısının açıkça ve tereddütsüz bir şekilde mühür bozma suçundan kamu davası açtığı yönündeki irade beyanını iddianamesinde izhar etmesine ve yetinmeyip karşılıksız yararlanma suçundan da kamu davası açmadığını yine irade beyanı olarak tezahür ettirmesine rağmen, ilk derece mahkemesinin açılmış olan mühür fekki suçuna ilişkin fiili yargılayıp, bu fiile ilişkin bir hüküm kurması gerekir iken, açılmamış karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin kamu davası bulunduğunu kabul edip, bu suçtan beraat kararı vermesinin hukuka aykırı olduğu, bu hukuka aykırılığın; sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan bir iddianame düzenlenmeden, CMK.nın iddianamenin düzenlenmesi, ilgilisine tebliğ edilmesi, savunmasını hazırlanması için şartlar hazırlanması ve sürelerin tanınması düzenlemelerine uyulmadan sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan hüküm kurulmasının ise sanığın savunma hakkını ihlal eder mahiyette olduğu, sanığın savunma hakkının kısıtlanmasının kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu,
Öte yandan sanığın beraatine karar verilmiş olmakla savunma hakkının kısıtlandığının kabul edilemeyeceği ile sürülebilinir ise de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/11/2016 gün ve 2014/14-124 esas ve 2016/415 karar sayılı ilamında;
"...Sanıklar T. . ve E. E. hakkında kurulan mahkûmiyet hükümleri temyiz incelemesinde onanarak kesinleşmiş, sanık S. A. hakkında ise Özel Dairece ölüm nedeniyle düşme kararı verilmiş olup inceleme, sanık R. A. hakkında verilen beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı ırza geçme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmadan direnme hükmü verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece, Sanık R. A.'ın aleyhine olan bozma kararından sonra yapılan yargılamada, sanık adına çıkarılan duruşma gününü bildirir davetiyenin bila ikmal iade edildiği, mahkemece sanığın hazır bulundurulması sağlanarak aleyhine olan bozma kararına karşı diyecekleri sorulmadan, yokluğunda önceki hükümde direnilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
1412 sayılı CMUK'nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup aynı kurala 5271 sayılı CMK'nun 307/2. maddesinde de yer verilmiştir. Anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkanı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.
Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi halinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup yerel mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK'nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK'nun 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun istikrarlı uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir..."
şeklinde içtihat edilmekle, zikrolunan karar ışığında sanığın aleyhine istinaf başvurusunun bulunduğu hallerde iş bu istinaf incelemesi sonucunda istinaf merciince duruşma açılıp dar anlamda kovuşturma yapılması ve toplanan delillerin mahkumiyete işaret etmesi halinde sanığın mahkumiyetine karar verilebilme ihtimali bulunduğu ihtimal dahilinde olmakla, sanığın beraatine karar verilmiş olmasının hükmün savunma hakkının ihlali nedeniyle bozulmasına engel olmayacağı değerlendirildiğinden dairemizce beraatine karar verilen sanık için savunma hakkının kısıtlandığını kabul etmekte hukuka aykırılık olamayacağı da değerlendirilmiş, hususları hukuka aykırı hususlar olarak tespit edilmiş olup hüküm bu yönlerden bozmayı gerektirir mahiyette görülmüştür.
Bu kabullere göre de aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: İzah olunan gerekçeye ve oluşan vicdani kanıya göre;
Başvuran Katılan A. vekili Av. Ş. K.'ın istinaf başvurularına istinaden yapılan istinaf denetiminde;
Başvuran Katılan A.. vekili Av. Ş. K.'ın istinaf başvurularından yukarıda bozma sebepleri arasında gösterilen istinaf başvurularının ESASTAN KABULU ile;
CMK.nın 289/1-h maddesi delaletiyle CMK.nın 280/1-b maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin karşılıksız yararlanma suçundan kurulan beraat HÜKMÜNÜN BOZULMASINA,
Kamu davasının yeniden görülmek ve hüküm verilmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, yasa müracaat yolları KAPALI VE KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19.07.2017 (¤¤)