(2709 S. K. m. 36) (5271 S. K. m. 185, 186, 191, 196, 209, 229, 272, 273, 279, 280, 289) (5237 S. K. m. 7, 50, 52, 62, 142) (1412 S. K. m. 217, 308) (YCGK 28.06.2011 T. 2011/1-130 E. 2011/149 K.)
İlk derece mahkemesinden verilen son hükme karşı yasal süresi içerisinde istinaf yasa yoluna müracaat olunması üzerine UYAP üzerinden dairemize istinaf incelemesi yapılmak üzere tevzi olunan kamu davası dosyasında başkanlıkça görevlendirilen raportör üye hakimin dosyayı incelemesi, raporunu hazırlayıp sunması ve müzakere gününün bugüne belirlenmesi üzerine dosyanın müzakeresi yapılması için aşağıda isimleri yazılı mahkeme heyeti dairemiz müzakere salonunda toplandı,
5235 Sayılı Kanunun 46/1. maddesi gereğince gizli müzakereye başlandı.
Gizli yapılan müzakerede;
Dava dosyasında tebligat eksikliği bulunup bulunmadığı, mahkememiz dairesinin görevli olup olmadığı, dairemizin yetkili olup olmadığı, bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusunun süresi içinde yapılıp yapılmadığı, ilk derece mahkemesinin kararının bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olup olmadığı ve istinaf başvurusunda bulunanın istinaf başvurusunda bulunmaya hakkı bulunup bulanmadığı yönünden ön inceleme yapıldı, dosyadaki bu hususlara ilişkin tebligat parçaları, belgeler, tutanaklar, bilgiler ve tespitler okundu,
Raportör üye hakimin sunduğu ön raporunda ön inceleme evresine ilişkin sunduğu görüşü incelendi, dinlenildi, raportör üyenin ön inceleme sonucunda esastan inceleme yapılması için istinaf başvurusunun kabulü yönünde görüş bildirdiği görüldü, okundu müzakere olundu,
Zikrolunan görüşün dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülmekle;
Gereği Görüşülüp Düşünüldü;
CMK.nın 279/1. maddesi kapsamında dosya üzerinde yapılan incelemede; ön inceleme sonucunda istinaf başvurusunun reddi sebepleri varid görülmediğinden İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESAS İNCELEME YAPILMASI İÇİN KABULUNE oybirliği ile karar verildi, gizli müzakereye devam olundu,
CMK.nın 280/1. maddesi gereğince başvurunun esastan incelenmesine geçilip başvurunun esastan görüşülmesi yapıldı,
İlk derece mahkemesinin kamu dava dosyası, iddianame ve iddianameye ekli belgeler, kolluk tutanakları ve raporlar iddianamenin kabulü kararı, ilk derece mahkemesinin tensip zaptı, duruşma tutanakları, ilk derece mahkemesinde soruşturma ve kovuşturma evresinde toplanan deliller, savunmalar, şikayetçi beyanları, kovuşturma evresine gelen cevabi müzekkereler ve soruşturma ve kovuşturma evresinde tanzim olunan raporlar ve tüm dosya okundu,
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı okundu,
İstinaf başvuru dilekçeleri okundu,
Raportör üye hakimin esas incelemesini de yaptığı ve rapor tanzim ettiği görüldü, raporda ilk derece mahkemesinin kararına karşı vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü, okundu, müzakere olundu,
Hukuki mesele müzakere olundu,
Karar kurulması için dairemizce toplanması gereken bir delilin veya araştırılması gereken bir hususun kalmamış olduğu görüldü,
Başkanlıkça CMK.nın 229/1. maddesi gereğince kıdemsiz üyeden başlanmak üzere oylar ayrı ayrı toplandı,
Dosya tetkik edildi, müzakereye son verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ;
Başvuran Suça Sürüklenen Çocuk B. Ü. müdafii Av. K. D. vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesi ile İlk Derece Mahkemesi İstanbul Anadolu 4. Çocuk Mahkemesinin mahkumiyet hükümlerinin hukuka aykırı olduğunu, mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf başvurusu üzerine;
Dairemizce kamu davası dosyasında ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere karşı vaki istinaf başvurusu üzerine bu hükümlerde ve hükümlere esas teşkil eden hukuki işlemlerde CMK.nın 279/1. maddesi gereğince yapılan ön inceleme ve değerlendirmede;
Kamu davası dosyasında; ilk derece mahkemesinde kovuşturmanın başlangıcında kamu davasının bildirilmesi gereken kişiler açısından ve kovuşturma sonucunda tesis olunan son kararın tebliğ edilmesi gereken kişiler açısından eksiklik bulunmadığı, keza iddianamedeki nitelemeye ve kurulan hükme göre inceleme ve hukuki gerek görülürse istinaf kovuşturması yapma görevinin mahkememiz dairesine ait bulunduğu, işlendiği iddia olunan eylemin mahkememiz adli sınırları içerisinde işlenmiş olması nedeniyle yargılama yetkisinin mahkememiz dairesine ait olduğu, başvuranın istinaf başvurusunu yasanın aradığı 7 günlük yasal süresi içerisinde yaptığı, hakkında istinaf başvurusunda bulunulan hükümlerin CMK.nın 272/1. maddesinde belirtilen hakkında istinaf yasa yoluna başvurulacak hükümlerden olduğu, başvuranın sıfatı itibarıyla CMK.nın 273/4. maddesinde belirtilen kişilerden olup, istinaf yasa yoluna başvurma hakkının bulunduğu saptandığından dairemizce yapılan başvuru yasa ve usule uygun bulunarak başvurunun esas inceleme yapılması için kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce kamu davası dosyasında ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere karşı vaki istinaf başvurusu üzerine bu hükümlerde ve hükümlere esas teşkil eden hukuki işlemlerde CMK.nın 280/1-2. maddesi gereğince yapılan esas inceleme ve değerlendirmede;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, hüküm yerinde gösterilen hükümler kurulmuş ise de;
Tetkik edilen iş bu hükümlerde ve hükmün tesisi için yapılan soruşturma ve kovuşturma evresindeki hukuki işlemlerde;
CMK.nın 191/3-a maddesi gereğince duruşmaya suça sürüklenen çocuğun kimliğinin tespiti ile başlanmasını amir olduğu, suça sürüklenen çocuğun T.C. kimlik numarasının en temel kimlik bilgilerinden biri olduğu ve duruşmada dahi kimlik bilgileri arasında tespit edilmesinin gerektiği, ilk derece mahkemesince kovuşturma evresinde zikrolunan amir düzenleme gözetilip suça sürüklenen çocuğun kimliği; T.C. kimlik numarası sorulmadan tespit edilmesi hukuki eksiklik ise de, T.C. kimlik numarasının gerekçeli kararda açık kimlik bilgileri arasında belirtilmiş olması nedeniyle hukuka aykırılığın esasa müessir niteliğinin ortadan kalmış olması gözetilerek bu husus,
İlk derece mahkemesinin duruşmanın başladığını CMK.nın 196/1-son cümlesi gereğince iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklaması gerekirken, bu yönde işlem tesis etmemiş olması kovuşturmanın ulaşmış olduğu bu aşama itibarı ile ikmal olunamaz eksiklik olarak görülmüş ve,
İlk derece mahkemesince suç tarihi gözetilerek lehe kanun değerlendirmesi yapılıp, müsned nitelikli hırsızlık suçunun el'an yürürlükte bulunan TCK.nın 142/2-h maddesine, suç tarihinde ise TCK.nın 142/1-b maddesine mümas olduğu doğru tespit olunup, TCK.nın 7. maddesinin açık emri nedeniyle lehe kanun olarak eyleme mümas kanun maddesinin daha az cezayı içermesi nedeniyle sanığın lehine olan TCK.nın 142/1-b maddesi olarak belirlenmiş olmasına karşın, iş bu belirlemeye ilişkin gerekçenin gerekçeli kararda gösterilmemiş olması suretiyle ve mahkumiyet hükmünde TCK.nın 7. maddesine atıf yapılmamış olması suretiyle husule getirilen hukuka aykırılık; somut dava dosyasında lehe kanun maddesinin TCK.nın 142/1-b maddesi olduğunun tereddütsüz bir şekilde anlaşılmakta olması nedeniyle,
İlk derece mahkemesinin s.s.çocuğun yargılamasının yapıldığı ilk celsede "gizli yargılamaya devam olundu" şeklinde ibare kullanılmış ise de, kanun koyucunun CMK.nın 185/2. maddesinde suça sürüklenen çocukların duruşmasının kapalı olarak yapılmasını emrettiği, CMK.nın 186/2. maddesindeki düzenlemeden ise, bu kapalılığın açık olarak başlanılan duruşmada gerekçeli açıklığın kaldırılması yönünde ara kararı tesis olunarak duruşmaya kapalı olarak devam edilmesinin anlaşılmakta olduğu, iş bu duruma göre açık başlanılan suça sürüklenen çocuğun duruşmasında duruşmanın hemen başında CMK.nın 186/2. maddesi gereğince gerekçesi yazılmak suretiyle açıklığın kaldırılması ve duruşmaların kapalı yapılması yönünde ara kararı kurularak duruşmalara kapalı olarak devam olunmasının gerektiği, kanun koyucunun gizli kelimesi ile kapalı kelimesi arasındaki anlam farkını gözetip önceki usul kanununda yer alan gizli ibaresini kaldırdığı, dolayısıyla seçilecek ibarenin de gizli değil, kapalı olduğu, bu usule uymadan icra olunan duruşmanın kanun koyucunun iradesine aykırı olacağı, ayrıca kapalı yapılanın yargılama değil, duruşma olduğu, yargılamanın kovuşturma ile değil, soruşturma ile başladığı, dolayısıyla duruşmaya başlarken yargılamaya yeni başlanıyormuş şeklinde seçilen "yargılamaya başlandı/devam olundu" şeklindeki ibarenin yanıltıcı olduğu, seçilmesi gereken ibarenin "duruşmaya başlandı/devam olundu," şeklinde ibare olduğu, CMK.nın 185. ve 186. maddesindeki hükümlerin yargılama için değil, duruşma için düzenlendiği, ancak iş bu hukuka aykırılığın yargılamanın ulaştığı bu aşama itibarı ile bozma kararı ile veya yeniden duruşmaya alma kararı ile giderilemez oluşu ve işlemin esasa müessir olmaması gözetilerek bu hukuka aykırılık,
ELEŞTİRİLMEKLE YETİNİLMİŞTİR.
Yukarıda belirtilen ve eleştirilen nedenler ile aşağıda belirtilen bozma nedenleri dışında kurulan hükümlerde başkaca bir hukuka aykırılığa rastlanmadığından, Suça Sürüklenen Çocuk B. Ü. müdafii Av. K. D.'ın sair tüm istinaf başvurularının AYRI AYRI REDDİNE,
ANCAK;
1-)2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36/1. maddesinin "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" şeklindeki düzenleme ile herkesin yargı merciileri önünde savunma hakkına ve adil yargılanma hakkına sahip olduğunun düzenlendiği,
Anayasamızın bu düzenlemesine paralel olarak CMK.nun 147. maddesinin "MADDE 147. –
[1] Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır..."
şeklindeki düzenleme ile sanığın müdafii seçme hakkının, yakalandığının yakınlarına bildirmesi hakkının, suç hakkında açıklama yapmamak ve susma hakkının, toplanmasını isteyebileceği somut delillerinin toplanmasını isteme ve şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak için lehine olan hususları ileri sürmek hakkının bulunduğunun ve bu hakların yargılamada sanığa hatırlatılmasını, savunma hakkının Anayasal ve yasal anlamda böylece dokunulmayacak şekilde korunduğu,
CMK.nın 289/1-h maddesinin ise "MADDE 289. - [1] Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) ...
h)Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması..." şeklindeki düzenlemesi ile hüküm için önemli hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olmasını kesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlediği,
CMK.nın 280/1-b maddesinin de "MADDE 280. - [1] Bölge adliye mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesini, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) ...
b) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
c)... Karar verir" şeklindeki düzenlemesi ile kesin hukuka aykırılık hallerinin bulunduğu durumlarda istinaf mahkemelerinin ilk derece mahkemelerinin hükümlerini bozabileceklerini düzenlediği,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/06/2011 gün ve 2011/1-130 esas ve 2011/149 karar sayılı ilamında;
"Sanık S. E. O. Y.’ın tasarlayarak öldürme ve ruhsatsız silah taşıma, sanık H. A.’ın da tasarlayarak öldürme suçuna yardım etmekten cezalandırılmalarına karar verilen olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; duruşmada, “iddianame ve ekleri ile hazırlıktaki tutanaklar ve dosya içeriği okundu” ibaresinin, ölü muayene ve otopsi tutanaklarının da okunduğu anlamına gelip gelmeyeceği ve ölü muayene ve otopsi tutanaklarının duruşmada açıkça okunmamasının savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilip edilmeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.
Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu amaca ulaşılmasını olanaklı kılmak için de 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasası delil serbestisi dolayısıyla da bu delillerin hakimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edileceği esasını benimsemiş, ancak duruşmanın ve delillerin doğrudan doğruyalığı ile duruşmaların sözlülüğü ilkelerinin zorunlu sonucu olarak da hakimin kararını, ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırılabileceği diğer bir anlatımla duruşmada okunmamış ve tartışılmamış belge ve delillerin hükme esas alınamayacağını belirtilmek suretiyle de bir bakıma bu ilkeye sınırlama getirmiştir.
Bu nedenle duruşma sırasında, kanıt aracı olan belge okunmalı, tarafların belge içeriği hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanmalı ve söz konusu belgeye karşı bir diyecekleri olup olmadığı sorulmalıdır.
5271 sayılı CYY’nın 191. maddesi uyarınca duruşmanın başında sanığa, iddianame ya da iddianame yerine geçen belgelerin okunması gerekir. Ölü muayene ve otopsi tutanakları ise iddianame yerine geçen belgelerden olmayıp, aynı Yasanın 209. maddesi uyarınca duruşmada okunması zorunlu olan ve iddia ve savunmanın kanıtlanmasına yarayan belgelerdendir.
1412 sayılı CYUY’nın 217. maddesine benzer, ancak önceki düzenlemeye göre daha ayrıntılı biçimde ve iki fıkra halinde yeniden düzenlenen 5271 sayılı CYY’nın 209. maddesinin açık hükmü ile güncelliğini koruyan, Ceza Genel Kurulu ile Özel Dairelerin duraksamasız uygulamalarına göre; duruşmada hazır bulunan sanıklara, dosya içerisindeki diğer belgelerin yanında ölü muayene ve otopsi tutanaklarının da okunması ve okunan bu belgelere karşı savunma olanağının sağlanması zorunludur.
Nitekim Ceza Genel Kurulunun; “Her ne kadar tutanağın birinci yaprağındaki ilk oturumda; ‘iddianame ve ekleri okundu ve sanığın sorgusundan sonra, kayıtlar, ifadeler ve evrakın okunduğu, bunlara karşı sanıktan diyeceğinin sorulduğu’ yazılı ise de, bu belirsiz ifadelerden, 242. maddede sayılan sübut delili varakaların okunduğu ve okumalara karşı sanığın bir itirazı olmadığını bildirdiği sonuç ve anlamını çıkarma olanağı bulunmamaktadır, sanığın savunmasına ilişkin olan 242 ve 250. madde hükümlerinin açık ve seçik bir biçimde uygulanması gerekir, uygulamadaki belirsizlik Anayasa ile güvence altına alınmış bulunan savunmanın kısıtlanması sonucunu doğurur” şeklindeki 17.12.1976 gün ve 536-552 sayılı kararı ile bu doğrultudaki pek çok kararları karşısında; Somut olayda, sanıklar ve müdafilerinin hazır bulundukları duruşmada, “iddianame ve ekleri ile hazırlıktaki tutanaklar ve dosya içeriği okundu” biçimindeki, duruşma tutanaklarına yansıyan soyut ifadelerin, yerel mahkemece hükme esas alınan ölü muayene ve otopsi tutanağının da okunduğu anlamına gelmeyeceği açıktır.
Ölü muayene ve otopsi tutanaklarının duruşmada açıkça okunmamasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu, bu halin ise 1412 sayılı CYUY’nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerindendir.
Bu itibarla; Özel Daire bozma kararı isabetli bulunduğundan, yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir." denilmek suretiyle CMK.nın 209. maddesi gereğince esasa müessir delil niteliğindeki belgelerin ve tutanakların ve aldırılacak bilirkişi raporlarının duruşmada okunup sanıktan bu tutanak, rapor ve belgelere karşı diyeceklerinin nelerden ibaret olduğunun sorulmamasını sanığın savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde gördüğü,
Bu mer'i kanuni düzenlemeler ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı ışığında ilk derece mahkemesinin hükmünde bu açıdan yapılan incelemede;
CMK.nın 209. maddesinin bu maddede tadadi olarak sayılan ve ancak tahdid edilmeyen suçun subutuna tesir edecek esasa müessir belgelerin duruşmada okunmasını ve sanıktan veya müdafiinden bu okunan belgelere karşı diyeceklerinin nelerden ibaret olduğunun sorulmasını emrettiği, yukarıya alıntılanan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının ise bu belgelerin okunup sanıktan okunan belgelere karşı diyeceklerinin sorulmamasının savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olduğunun içtihat edilmekte olduğu,
İş bu kamu davası dosyasında soruşturma evresinde tanzim olunmuş, teşhis takdiri kıymet ve teslim tutanağı, şikayetçinin soruşturma evresindeki beyanı, görgü tespit tutanağı, 18/03/2012 tarihli kolluk tutanağı, hukuki anlam ve sonuçları algılama raporu, bu tutanakların ve raporun isimleri de belirtilmek suretiyle sanığa açıkça okunarak diyeceklerinin sorulup zapta geçirilmesi gerekir iken, bunun yerine yukarıda zikrolunan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere suça sürüklenen çocuğa "dosyadaki bilgi, belge ve diğer tutanaklar okundu" şeklindeki soyut ifadelerin hükme esas alınan zikrolunan belgelerin okunduğu anlamına gelmeyeceği,
Mezkur belgelerin okunmamasının ise suça sürüklenen çocuğun savunma hakkını kısıtlar mahiyette olduğu, suça sürüklenen çocuğun savunma hakkının kısıtlanmasının ise kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu,
2-)Suça sürüklenen çocukların kolluk tarafından yakalandıktan sonra kendilerine sorulduğunda çalınan saatlerin bulunduğu yeri söyleyerek saatlerin iadesini sağladıklarının dosya kapsamı ile sabit olmasına göre suça sürüklenen çocuğun cezasında TCK.nın 168/1. maddesi uygulanma yeri olup olmadığının tartışılmaması,
3-)İlk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli hırsızlık suçundan tertip olunan cezanın TCK.nın 50/1-a ve 52/2. Maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiş iken, aynı suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar vermek suçundan tertip olunan hürriyeti bağlayıcı cezanın suç nevine bağlı bir gerekçede gösterilmeden adli para cezasına çevrilmemiş olması,
4-)Suça sürüklenen çocuk hakkında tertip olunan cezalarda TCK.nın 62/1. maddesinin uygulanmaması yönünde vicdani kanaati oluşturan mani halin gerekçede belirtilmemiş ve tartışılmamış olması,
hususları hukuka aykırı hususlar olarak tespit edilmiş olup hüküm bu yönlerden bozmayı gerektirir mahiyette görülmüştür.
Her ne kadar iş bu karardaki 2, 3 ve 4. maddelerdeki bozma nedenleri CMK.nın 289. maddesindeki kesin hukuki aykırılık nedenlerinden biri değil iseler de ve istinaf mahkemelerinin CMK.nın 289. maddesindeki kesin hukuka aykırılık halleri dışında bozma kararı verebilmelerine yasal imkan yok ise de, bu durumun aynı dava dosyasında kesin hukuka aykırılık hallerinden birinin bulunmadığı durumlar için olduğu, istinaf mahkemesinin CMK.nın 289. maddesindeki kesin hukuka aykırılık hallerinden birinin varlığını tespit etmiş olması halinde bu bozma kararına ek olarak tespit ettiği ve CMK.nın 289. maddesinde yazılı olan kesin hukuka aykırılık halleri dışındaki hukuka aykırılık nedenleri ile de bozma kararı verebileceğinin tartışmasız olduğu, bu nedenle mezkur maddelerdeki bozma sebeplerinde bu yönden yasaya aykırılık bulunmadığı tereddütsüz görülmüş ve kabul bu şekil yapılmıştır.
Bu kabullere göre de aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM; İzah olunan gerekçeye ve oluşan vicdani kanıya göre;
Başvuran Suça Sürüklenen Çocuk B. Ü. müdafii Av. K. D.'ın istinaf başvurularına istinaden yapılan istinaf denetiminde;
Başvuran Suça Sürüklenen Çocuk B. Ü. müdafii Av. K. D.'ın istinaf başvurularından yukarıda bozma sebepleri arasında gösterilen istinaf başvurularının ESASTAN KABULU ile;
CMK.nın 289/1-h maddesi delaletiyle CMK.nın 280/1-b maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin nitelikli hırsızlık ve mala zarar vermek suçlarından kurulan HÜKÜMLERİNİN AYRI AYRI BOZULMASINA,
Kamu davasının yeniden görülmek ve hüküm verilmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, yasa müracaat yolları yolları KAPALI VE KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19.07.2017 (¤¤)