(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 63, 64, 147, 191, 230, 272, 273, 279, 280, 289, 307) (1412 S. K. m. 308) (5237 S. K. m. 6, 31, 62, 143) (YCGK 10.10.2006 T. 2006/3-206 E. 2006/205 K.) (YCGK 25.01.2006 T. 2006/9-23 E. 2006/3 K.) (YCGK 22.03.2006 T. 2006/4-87 E. 2006/84 K.) (YCGK 02.12.2014 T. 2013/9-548 E. 2014/531 K.)
İlk derece mahkemesinden verilen son hükme karşı yasal süresi içerisinde istinaf yasa yoluna müracaat olunması üzerine UYAP üzerinden dairemize istinaf incelemesi yapılmak üzere tevzi olunan kamu davası dosyasında başkanlıkça görevlendirilen raportör üye hakimin dosyayı incelemesi, raporunu hazırlayıp sunması ve müzakere gününün bugüne belirlenmesi üzerine dosyanın müzakeresi yapılması için aşağıda isimleri yazılı mahkeme heyeti dairemiz müzakere salonunda toplandı,
5235 Sayılı Kanunun 46/1. maddesi gereğince gizli müzakereye başlandı.
Gizli yapılan müzakerede;
Dava dosyasında tebligat eksikliği bulunup bulunmadığı, mahkememiz dairesinin görevli olup olmadığı, dairemizin yetkili olup olmadığı, bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusunun süresi içinde yapılıp yapılmadığı, ilk derece mahkemesinin kararının bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olup olmadığı ve istinaf başvurusunda bulunanın istinaf başvurusunda bulunmaya hakkı bulunup bulanmadığı yönünden ön inceleme yapıldı, dosyadaki bu hususlara ilişkin tebligat parçaları, belgeler, tutanaklar, bilgiler ve tespitler okundu,
Raportör üye hakimin sunduğu ön raporunda ön inceleme evresine ilişkin sunduğu görüşü incelendi, dinlenildi, raportör üyenin ön inceleme sonucunda esastan inceleme yapılması için istinaf başvurusunun kabulü yönünde görüş bildirdiği görüldü, okundu müzakere olundu,
Zikrolunan görüşün dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülmekle;
Gereği Görüşülüp Düşünüldü;
CMK.nın 279/1. maddesi kapsamında dosya üzerinde yapılan incelemede; ön inceleme sonucunda istinaf başvurusunun reddi sebepleri varid görülmediğinden İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESAS İNCELEME YAPILMASI İÇİN KABULUNE oybirliği ile karar verildi, gizli müzakereye devam olundu,
CMK.nın 280/1. maddesi gereğince başvurunun esastan incelenmesine geçilip başvurunun esastan görüşülmesi yapıldı,
İlk derece mahkemesinin kamu dava dosyası, iddianame ve iddianameye ekli belgeler, kolluk tutanakları ve raporlar iddianamenin kabulü kararı, ilk derece mahkemesinin tensip zaptı, duruşma tutanakları, ilk derece mahkemesinde soruşturma ve kovuşturma evresinde toplanan deliller, savunmalar, şikayetçi beyanları, kovuşturma evresine gelen cevabi müzekkereler ve soruşturma ve kovuşturma evresinde tanzim olunan raporlar ve tüm dosya okundu,
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı okundu,
İstinaf başvuru dilekçeleri okundu,
Raportör üye hakimin esas incelemesini de yaptığı ve rapor tanzim ettiği görüldü, raporda ilk derece mahkemesinin kararına karşı vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü, okundu, müzakere olundu,
Hukuki mesele müzakere olundu,
Karar kurulması için dairemizce toplanması gereken bir delilin veya araştırılması gereken bir hususun kalmamış olduğu görüldü,
Başkanlıkça CMK.nın 229/1. maddesi gereğince kıdemsiz üyeden başlanmak üzere oylar ayrı ayrı toplandı,
Dosya tetkik edildi, müzakereye son verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ;
Başvuran Suça Sürüklenen Çocuk D. Ö. müdafii Av. S. I. vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesi ile İlk Derece Mahkemesi Kocaeli Çocuk Mahkemesinin nitelikli hırsızlık suçundan verdiği mahkumiyet hükmünün hukuka aykırı olduğunu, mahkumiyet hükmünün kaldırılarak beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf başvurusu üzerine;
Dairemizce kamu davası dosyasında ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere karşı vaki istinaf başvurusu üzerine bu hükümlerde ve hükümlere esas teşkil eden hukuki işlemlerde CMK.nın 279/1. maddesi gereğince yapılan ön inceleme ve değerlendirmede;
Kamu davası dosyasında; ilk derece mahkemesinde kovuşturmanın başlangıcında kamu davasının bildirilmesi gereken kişiler açısından ve kovuşturma sonucunda tesis olunan son kararın tebliğ edilmesi gereken kişiler açısından eksiklik bulunmadığı, keza iddianamedeki nitelemeye ve kurulan hükme göre inceleme ve hukuki gerek görülürse istinaf kovuşturması yapma görevinin mahkememiz dairesine ait bulunduğu, işlendiği iddia olunan eylemin mahkememiz adli sınırları içerisinde işlenmiş olması nedeniyle yargılama yetkisinin mahkememiz dairesine ait olduğu, başvuranın istinaf başvurusunu yasanın aradığı 7 günlük yasal süresi içerisinde yaptığı, hakkında istinaf başvurusunda bulunulan hükümlerin CMK.nın 272/1. maddesinde belirtilen hakkında istinaf yasa yoluna başvurulacak hükümlerden olduğu, başvuranın sıfatı itibarıyla CMK.nın 273/4. maddesinde belirtilen kişilerden olup, istinaf yasa yoluna başvurma hakkının bulunduğu saptandığından dairemizce yapılan başvuru yasa ve usule uygun bulunarak başvurunun esas inceleme yapılması için kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce kamu davası dosyasında ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere karşı vaki istinaf başvurusu üzerine bu hükümlerde ve hükümlere esas teşkil eden hukuki işlemlerde CMK.nın 280/1-2. maddesi gereğince yapılan esas inceleme ve değerlendirmede;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, hüküm yerinde gösterilen hükümler kurulmuş ise de;
Tetkik edilen iş bu hükümlerde ve hükmün tesisi için yapılan soruşturma ve kovuşturma evresindeki hukuki işlemlerde;
Kanun koyucu tarafından CMK.nın 182-218. maddeleri arasında duruşmanın yapılış şeklinin ve usulünün düzenlendiği, buna göre duruşmaya başlandığı bildirildikten sonra sanık ve şikayetçi ile müdafii ve vekillerden gelenlerin geldiklerinin tespitinin yapılacağı, akabinde görülmekte olan kamu davasının mahiyetine göre açık görülmesi gereken kamu davasının açıklığının sağlanmasının temin olunacağı ve kapalı görülmesi gereken kamu davasının duruşmalarının kapalı yapılması için karar oluşturulacağı, böylece duruşmalara başlandıktan sonra ilk hukuki işlem olarak iddianamenin kabulü kararı okunacağı ve takiben tanık ve bilirkişi yoklaması yapılıp, hazır tanığın/tanıkların duruşma salonundan uzaklaştırılacağı, bilahare sanığın/sanıkların ve şikayetçinin/şikayetçilerin kimliklerinin ardı ardına arada başka bir hukuki işlem yapılmaksızın tespit edileceği, sanığa ve hazıruna iddianamenin genel hatları ile anlatılması, sanığa haklarının hatırlatılması, şikayetçiye haklarının hatırlatılması, şikayetçinin katılma talebi var ise katılma hususunda karar verilmesi, sanığın/sanıkların savunmalarının iddianamede nitelenen suça göre alınması, nüfus sabıka kaydının ve esasa müessir delil niteliği olan diğer belgelerin isimleri açıkça belirtilerek ve içerikleri okunarak diyeceklerin sorulması, şikayetçi katılan olmuş ise ve varsa sorularının sanığa yöneltilmesi, akabinde şikayetçinin dinlenilmesi, şikayet ve delillerinin sorulması, şikayetçiye de katılan sıfatını almış ise esasa müessir delillerin okunması ve diyeceklerinin sorulması, sanığın soruları var ise şikayetçiden sorulması, akabinde tanığın duruşma salonuna alınıp kimliğinin tespitinden ve hak ve yükümlülüklerinin ihtaratından sonra bilgi ve görgüsünün sorulması, tanığın dinlenmesinden sonra kamu davası tanıklarının CMK.nın 216. maddesindeki sıraya uygun olarak taraflardan varsa tanığa soruların sordurulması ve tanığın beyanı alındıktan sonra keza kamu davasının taraflarından tanık beyanlarına karşı diyeceklerinin sorulması, tanığın dinlenmesi sürecinde kamu davasının taraflarının sorularını başkan veya hakim delaletiyle sorabilecekleri, müdafii ve vekillerin işin esasına müessir sorularını duruşma disiplini içerisinde doğrudan dinlenene yöneltebilecekleri, duruşmaya bilirkişi çağırılmış ise tanığın dinlenmesinden sonra huzura alınarak kimlik tespiti, hak ve yükümlülüklerinin hatırlatılması ve rey ve mütalaasının sorulması, taraflara sorgulatılması, bilirkişinin tercüman veya pedagog gibi duruşmanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gereken kişilerden olması halinde sanığın kimlik tespitinden sonra kimlik tespitinin yapılıp yapacağı işi hatırlatılıp yemini yaptırılıp veya komisyon yemini hatırlatılıp rey ve mütalaasının sorulması gerektiği, böylece insan dinlenmesine dayalı delillerin toplanmasının tamamlanması, bundan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamasında tanzim olunan tutanakların, raporların, gelen cevabi müzekkerelerin, nüfus ve sabıka kayıtlarının ve esasa müessir tüm delillerin isimleri açıkça belirtilerek okunması ve taraflardan diyeceklerinin sorulması, duruşma tek celsede bitirilemeyecek ise toplanması düşünülen deliller için ara kararı oluşturulması, aksi halde yeniden sırasıyla katılandan, iddia makamından, sanıktan ve müdafiinden tevsii tahkikat taleplerinin sorulması, varsa taleplerin karşılanması, kabul edilen talepler için kovuşturmanın genişletilmesi, tevsii tahkikat taleplerinin kabul edilmemesi halinde taleplerin reddine ilişkin ara kararı oluşturulduktan sonra aynı sıra ile esas hakkında beyan, mütalaa ve savunmaların alınması ve son olarakta sanıktan son sözünün sorulması duruşmanın bittiği bildirilerek ve duruşmaya son verildiği duruşma zaptına geçirilerek böylece duruşma merasiminin sona erdirilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince kimliklerin tespiti esnasında ve hakların hatırlatılması sırasında kimliklerin araya başkaca bir hukuki işlem konulmaksızın ardı sıra tespiti ve keza hakların hatırlatılmasının ardarda yapılması luzumuna riayet olunmadan, böylece duruşma merasiminin insicamı gözetilmeksizin duruşmaların yapılmış olması,
CMK.nın 191/3-a maddesi gereğince duruşmaya suça sürüklenen çocuğun kimliğinin tespiti ile başlanmasını amir olduğu, suça sürüklenen çocuğun T.C. kimlik numarasının en temel kimlik bilgilerinden biri olduğu ve duruşmada dahi kimlik bilgileri arasında tespit edilmesinin gerektiği, ilk derece mahkemesince kovuşturma evresinde zikrolunan amir düzenleme gözetilip suça sürüklenen çocuğun kimliği; T.C. kimlik numarası sorulmadan tespit edilmesi hukuki eksiklik ise de, T.C. kimlik numarasının gerekçeli kararda açık kimlik bilgileri arasında belirtilmiş olması nedeniyle hukuka aykırılığın esasa müessir niteliğinin ortadan kalmış olması gözetilerek bu husus,
İddianamede nitelenen eylemlerin görüntülerini ihtiva eden ve iş bu nedenle kamu davasının esasa müessir delili olan görüntüleri ihtiva eden cd. nin soruşturma evresinde soruşturma makamınca kopyasının çıkarılıp dosya arasına bırakılması ve aslının emanette muhafazası yönünde soruşturma makamınca işlem tesis olunması gerekirken bu yönde işlem tesis olunmaması ve keza eksik bırakılan aynı işlemin kovuşturma evresinde kovuşturma makamınca ikmal edilmemiş olması,
İlk derece mahkemesince kovuşturma evresinde bilirkişi olarak İ. K.'un bilirkişi olarak tayin olunduğu, buna ilişkin bilirkişi atama ve dosya teslimi tutanağında bilirkişinin o il Adalet Komisyonu bilirkişi listesinde ismi bulunan bilirkişilerden olup olmadığının yazılı olmadığı, tutanakta bilirkişinin uzmanlığının ve titrinin yazılı olmadığı, tek bilirkişi atandığı halde birden fazla bilirkişi atanmış gibi tutanak tanzim edildiği, bilirkişiye yemin yaptırıldığı, bilirkişinin listedeki bilirkişilerden olması halinde komisyonda yaptırılmış yemininin yeterli olup yeniden yemin yaptırılmadan bu yemini hatırlatılarak ve bu yemini tahtında bilirkişi atanması ve yapacağı iş anlatılıp beyanının zapta geçirilmesi gerekli ve yeterli iken bu hususlara riayet olunmaksızın istinaf denetimine imkan vermeyecek şekilde tutanağın tanzimi, keza bilirkişi Adalet Komisyonu listesi harici atanmış ise yeminin yaptırılması ve liste harici atanmasının gerekçesinin açıkça tutanağa geçirilmesi gerekir iken bu hususların yerine getirilmemiş olması CMK.nın 63 ve 64. maddelerine aykırı görülmüş ise de, zikrolunan hususlar esasa müessir görülmemiş olması,
TCK.nın 63/1. maddesinin "[1] Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır." şeklindeki amir hükmü gereğince soruşturma ve kovuşturma evresinde gözaltında ve tutuklulukta kalınan sürelerin verilen cezalarıdan mahsubuna karar vermek gerekirken ilk derece mahkemesince gözaltında geçirilen süreler için bu konuda hüküm tesis edilmemiş olması hukuka aykırı ise de, zikrolunan hukuka aykırılık infaz aşamasında resen gözetilecek olması gözetilerek,
ELEŞTİRİLMEKLE YETİNİLMİŞTİR.
Yukarıda belirtilen ve eleştirilen nedenler ile aşağıda belirtilen bozma nedenleri dışında kurulan hükümlerde başkaca bir hukuka aykırılığa rastlanmadığından, Suça Sürüklenen Çocuk D. Ö. müdafii Av. S. I.'ın sair tüm istinaf başvurularının AYRI AYRI REDDİNE,
ANCAK;
1-)2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinin "1-) ... 2-)..., 3-) Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" şeklinde düzenleme ile bütün mahkemelerin her türlü kararlarını gerekçeli olarak yazmalarını en üst norm olarak kuşkuya yer vermeyecek şekilde emrettiği,
Anayasamızın iş bu düzenlemesine paralel olarak CMK.nın 34/1. Maddesinde " [1] Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir." hakim ve mahkemelerin tüm kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı, gerekçenin yazımında CMK.nın 230. maddesinin göz önünde bulundurulacağının emredildiği,
CMK.nun 230 ncu maddesinde ise "MADDE 230. - [1] Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
[2] Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
[3] Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
[4] Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir. " denilmek suretiyle tüm mahkeme kararlarında gerekçede gösterilmesi gereken hususların neler olduğunun belirtildiği, iş bu açık hüküm karşısında mahkemenin mahkumiyet hükmünde hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça belirtilmesinde ve bunların hükme esas alınması ve reddedilmesi sebeplerinin tartışılmasında hukuki zorunluluk bulunduğu,
CMK.nın 289/1-g maddesinin ise; "MADDE 289. - [1] Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) ...
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi..." şeklinde düzenleme yapılarak hükmün CMK.nın 34 ve 230. maddesinde belirtildiği şekilde gerekçeyi içermemesini kesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlediği,
CMK.nın 280/1-b maddesinin de "MADDE 280. - [1] Bölge adliye mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesini, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) ...
b) İlk derece mahkemesinin kararında 289. maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
c)... Karar verir" şeklindeki düzenlemesi ile kesin hukuka aykırılık hallerinin bulunduğunun saptandığı durumlarda hükmün bozulmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesini emrettiği,
Nitekim Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/10/2006 gün ve 2006/3-206 esas ve 2006/205 karar sayılı ilamında;
"...Usul yasaları ve ceza yasalarındaki düzenlemelere uyumsuzluk genel olarak hukuka aykırılığı oluşturmaktadır; bununla birlikte, kesin hukuka aykırılık halleri, 1412 sayılı Yasanın halen yürürlükte olan 308. maddesinde sayılmıştır. 308. maddenin 7. fıkrasında; hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi kesin hukuka aykırılık hali olarak düzenlenmiştir.
Kararların gerekçeli olması zorunluluğu 1412 sayılı Yasanın 308. maddesi dışında; Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrasında, yürürlükten kalkan 1412 sayılı Yasanın 30. maddesinde ve 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Yasanın 32. (34 olacak) maddesinde yer almaktadır. Yerleşik içtihatlara göre; Yargıtay kararlarının da gerekçeli olması zorunludur. Kararda gerekçenin bulunmasının ne anlama geldiği, birçok yargısal kararda açıklanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 02/05/2000/11-89-91 gün ve sayılı kararına göre; gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde geçerli, yeterli ve yasal olması aranmalıdır. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açar. Keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, denetim yapılmasına olanak sağlamak için, hükmün gerekçeli olması gerekir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.03.1998/6-18-91 gün ve sayılı kararına göre; hükümde, iki seçenek birbirleriyle çatıştıklarında yekdiğerini çürütecek, bu suretle hüküm gerekçesiz kalmış olacaktır.
Bununla birlikte; “karar” kelimesinin sözlük anlamı (Türk Dil Kurumu Sözlüğü); bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargıdır. Aynı sözlükte, hukukta karar; herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm, olarak ifade edilmiştir. Yine, karar kelimesinin ifade ettiği farklı bir anlam olarak; kesin yargıyı bildiren belge belirtildikten sonra, karar; değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik ve değişmez olma olarak ta tarif edilmiştir. Bu tanımlardan yola çıkıldığında, yargısal karar; bir yargılama işlemi sonunda belli bir yönteme bağlı olarak verilmiş, kesin yargıyı ifade eden belge olarak tanımlanabilir. Bu durumda kararın en önemli özelliği olarak, “kesinlik” karşımıza çıkmaktadır. Kesinlik kelimesinin sözlük anlamı; bir bilginin, bir kanaatin şüpheye düşmeden onaylanması durumudur. Şu halde; bir yargının karar olabilmesi için kesinlik ifade etmesi gerekir, bu itibarla karar çelişki içermemeli, hiçbir kuşkuya yer kalmayacak şekilde anlaşılabilir olmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.01.2006/9-23-3; 22.03.2006/4-87-84 gün ve sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi; bu biçim, yargıda açıklık ve netlik ilkesinin bir gereğidir. Aksi halde, kararın infazında ortaya çıkacak tereddüt; ihtilaf ve karışıklığa neden olur.
Somut olayda; sanık H. T. hakkındaki mahkumiyet hükümleri ile sanık B. B. A. hakkındaki mahkumiyet hükmü (1) nolu bentte onanıp, (2) nolu bentte bozulmuş böylece; aynı metin içerisinde birbiriyle çatışan iki seçeneğe yer verilmiştir. İki seçenek çatıştığında birbirlerini çürüteceklerinden; gerekçesizliğe yol açacak olan bu durumda, yargılama işlemi sonunda ortaya çıkan kesin bir yargıdan da bahsedilemeyecektir. Bu itibarla; gerekçe içermeyen ve bünyesindeki çelişki nedeniyle kesinlik ifade etmeyen Özel Daire kararı bu yönleriyle hukuka aykırıdır." denilmek suretiyle CMK.nın 289/1-g maddesine vurgu yaparak mahkeme kararında gerekçe bulunmamasının kararı kesin hukuka aykırılık hali ile sakatlanmış hale getirdiğini içtihat ettiği,
Daha yakın tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/12/2014 gün ve 2013/9-548 esas, 2014/531 karar sayılı başka bir ilamında da; "Dosya içerisinde bulunan delillerden suça konu aracın bulunma yeri ve şekli anlaşılamamakta olup, sanığın iddia ettiği gibi aracın düz kontak yapılmak suretiyle mi, yoksa herhangi bir zor kullanılmadan mı götürüldüğü, ele geçirildiğinde ruhsatı ve anahtarlarının katılanlarda olup olmadığı hususu belli değildir. Gündüz vakti ilçenin sebze halinde park halinde duran ve tanık beyanına göre lastiklerinin havası indirilmiş bir kamyonetin bulunduğu yerden götürülmesiyle ilgili olay mahallindeki çalışan ve görevlilerin bilgi sahibi olması muhtemel olup, bu yönde bir araştırma da yapılmamıştır. Ayrıca olayın tanığı olan katılanların beyanlarına niçin itibar edilmediği ve sanık ile tanığın beyanlarının kendi içerisinde ve birbirleri arasındaki mevcut çelişkiler karar yerinde tartışılmamıştır. Belirtilen bu hususlara ilişkin herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan ve yeterince gerekçe gösterilmeden hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır."
şeklindeki yargısal görüş ile suçun sübutu hususunda yeterince araştırma ve değerlendirme yapılmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden hüküm kurulmasını yasa ve usule aykırı olduğunun içtihat edildiği,
Bu mer'i kanuni düzenlemeler ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ilamları ışığında ilk derece mahkemesinin hükmünde yapılan incelemede;
CMK.nın 34 ve 230. maddesinin mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını, tesis olunan mahkumiyet hükümlerinde mahkumiyete esas delillerin gerekçeli kararda ayrı ayrı gösterilmesini, iş bu delillerin sabit kabul olunan oluş ile ilişkilendirilmesini ve delillerin subuta verdiği katkının gerekçeli kararda irtibat kurularak tartışılmasını emretmekte olduğu, bu emrin sadece suçun subutuna ilişkin olmayıp, kararda uygulanan her bir CMK. müessesesine ilişkin olarak ve keza iddianamede talep olunup da gerekçeli kararda uygulanmayan her bir müesseye ilişkin olduğu,
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında gece nedeniyle arttırma müessesesi ile ilgili olarak eylemin gece işlendiğine ilişkin olarak sadece eylemin geceden sayılan zamanda işlendiğine dair mahkemenin kabulünün bulunduğu, ancak eylemin eylemlerin hangi nedenlerle ve saiklerle gece işlendiğinin kabul edildiğine dair gerekçeyi içermediği, şikayetçinin beyanı ile bu beyan ile örtüşen cd. Görüntülerindeki saat göstergesinden suçun 20.47. sıralarında işlendiği, suç tarihinde suç mahallinde güneşin 19.33 sıralarında battığı, TCK.nın 6/1-e maddesi gereğince bir saat ve yaz saati uygulaması nedeniyle de bir saat toplam iki saat ilavesi ile gecenin başlangıç saatinin 21.33 olmasına rağmen ve suçun işlendiği zaman diliminde gecenin başlamadığının açık olmasına rağmen ilk derece mahkemesince 20.47 saatinin hangi neden ve saiklerle gece kabul edildiğinin gerekçeleri gösterilmeden eylemin gece işlendiğinden bahisle TCK.nın 143/1. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğun cezasının arttırılmasının hükmü bu müessese açısından gerekçesiz bıraktığı, gerekçesizliğin ise kesin hukuka aykırılık nedeni olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu,
2-)2 ve 3. Celselerde suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını ikmal etmiş olmasına rağmen duruşmaların kapalı yapılmak suretiyle alenilik ilkesinin ihlal edilmiş olması, bu durumun CMK.nın 289/1-f maddesindeki kesin hukuka aykırılık hali olup bozma müeyyidesine tabi olduğu,
3-)İlk derece mahkemesince nitelikli hırsızlık suçundan ceza tertip olunur iken, TCK.nın 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim sonucu 5 yıl hapis cezası yerine hesap hatası sonucu 4 yıl 12 ay hapis cezasına ve 2 yıl 6 ay hapis cezasının TCK.nın 62/1. Maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilerek 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmolunacak yerde hesap hatası sonucu 1 yıl 13 hapis cezasına hükmolunması, ancak aleyhe istinaf bulunmadığından bozmadan sonra yeniden bu suçtan hüküm kurulur iken suça sürüklenen çocuğa verilecek cezanın evvelki cezadan daha ağır olamayacağının CMK.nın 283/1. maddesi uyarınca gözetilmesi, hususları hukuka aykırı hususlar olarak tespit edilmiş olup hüküm bu yönlerden bozmayı gerektirir mahiyette görülmüştür.
Her ne kadar iş bu karardaki 3. maddedeki bozma nedeni CMK.nın 289. maddesindeki kesin hukuki aykırılık nedenlerinden biri değil ise de ve istinaf mahkemelerinin CMK.nın 289. maddesindeki kesin hukuka aykırılık halleri dışında bozma kararı verebilmelerine yasal imkan yok ise de, bu durumun aynı dava dosyasında kesin hukuka aykırılık hallerinden birinin bulunmadığı durumlar için olduğu, istinaf mahkemesinin CMK.nın 289. maddesindeki kesin hukuka aykırılık hallerinden birinin varlığını tespit etmiş olması halinde bu bozma kararına ek olarak tespit ettiği ve CMK.nın 289. maddesinde yazılı olan kesin hukuka aykırılık halleri dışındaki hukuka aykırılık nedenleri ile de bozma kararı verebileceğinin tartışmasız olduğu, bu nedenle mezkur maddedeki bozma sebebinde bu yönden yasaya aykırılık bulunmadığı tereddütsüz görülmüş ve kabul bu şekil yapılmıştır.
Bu kabullere göre de aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM; İzah olunan gerekçeye ve oluşan vicdani kanıya göre;
Başvuran Suça Sürüklenen Çocuk D. Ö. müdafii Av. S. I.'ın istinaf başvurularına istinaden yapılan istinaf denetiminde;
Başvuran Suça Sürüklenen Çocuk D. Ö. müdafii Av. S. I.'ın istinaf başvurularından yukarıda bozma sebepleri arasında gösterilen istinaf başvurularının ESASTAN KABULU ile;
CMK.nın 289/1-h maddesi delaletiyle CMK.nın 280/1-b maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin nitelikli hırsızlık suçundan kurulan HÜKMÜN BOZULMASINA,
Kamu davasının yeniden görülmek ve hüküm verilmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, yasa müracaat yolları yolları KAPALI VE KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 19.07.2017 (¤¤)