(5271 S. K. m. 253, 279, 280) (5237 S. K. m. 15, 168)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hükümler istinaf edilmekle, CMK'nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280.maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Suç tarihi 21/11/2015 tarihi olmasına rağmen,22/11/2015 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.
1-İddia, kabul ve dosya kapsamına göre; sanığın olay tarihinde katılanın satmak istediği cep telefonunu satın almak için buluştukları sırada, telefonu incelemek için eline aldığında katılanın dalgınlığından da faydalanarak, el çabukluğu ile katılana ait telefonu alıp yerine maket telefonu kılıf içine koyması ve paranın bir bölümünü arkadaşının getireceğini söyleyerek katılana ait telefonla birlikte katılanın yanından ayrılması şeklinde gerçekleşen eylemin TCK'nun 157/1.maddesi kapsamında kalma ihtimali göz önüne alınarak 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmiş olması ve bu duruma göre de TCK'nın 157/1. maddesi kapsamındaki dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamında alındığı ve uzlaşmanın da bir kovuşturma şartı olduğu gözetilerek, öncelikle uzlaştırma işleminin yapılması, neticesine göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekmekle; hükmün CMK'nun 289/1-h maddesi aracılığıyla CMK'nun 280/1-b maddesi gereği BOZULMASINA,
2-Kabule göre de;
-Hak yoksunluklarına ilişkin olarak hüküm kurulurken TCK'nun 53.maddesi ve Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı yanlış yorumlanmış olmakla; bu bölümde "Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına " şeklinde hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
-19/12/2015 tarihli kolluk tutanağı içeriği nazara alındığında, kendisine sorulduğunda telefonu sattığı yönünde beyanda bulunan sanığın, kollukça iç çamaşırı bölgesinde sertlik görülmesi ve bunun sorulması üzerine kollukça katılana ait olduğu rahatlıkla tespit edilebilecek durumdaki cep telefonunu çıkarıp kolluk güçlerine verdiği, bu itibarla rızai iade koşulları oluşmadığı halde sanığın cezasından TCK'nun 168/1.maddesi gereği indirim yapılması,
-TCK'nun 62/1.maddesi gereği yapılan indirim sonrası 2 yıl 1 ay hapis yerine 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükmolunması,
SONUÇ: Usul ve yasaya aykırı, istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet Savcısının istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olarak, 25.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)