T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2309
KARAR NO:2025/1601
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:19/04/2022
NUMARASI:2017/374 Esas, 2022/345 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:12/06/2025
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ... Kadıköy İstanbul adresinde faaliyet gösteren bir eğitim kurumu olduğunu, yan parselinde davalı şirket tarafından 2015 yılının Kasın ayında bu yana inşaat çalışması sürdürüldüğünü, davalının inşaat çalışmasında gereken dikkat ve özeni göstermediğini, kusurlu şekilde hareket ettiğini, gerekli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle müvekkilinin anaokuluna inşaat parçaları düştüğünü, inşaatın çevreye hem gürültü hem de toz anlamında rahatsızlık vermesinin önüne geçilmediğini, inşaat filesi kullanılmadığını, sulama yapılmadığını, davalının haksız eylemeleri nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, bu zararların İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1757 D.İş sayılı dosyası ile de tespit edildiğini, düşen taşlar nedeniyle hasar gören depo ve akabinde yağan yağmur nedeniyle deponun içinde yer alan malzemelerin zarara uğradığını, oluşan toz nedeniyle dış cephe boyasının renk değiştirdiğini, müvekkilince önce temizleme dış cephe boyasının temizletildiğini, ancak yeterli gelmediğinden boya yaptırılmak zorunda kalındığını, yine oluşan toz nedeniyle özel yaptırılan bahçe zeminin tamamen deforme olduğunu ve kullanılamaz hale geldiğini, inşaatın yükselişi sırasında yaşanan trafo patlaması nedeniyle elektrik tesisatının yenilendiğini, yıkım esnasında okulun 3 gün süre ile kapalı kaldığını, bu sebeple velilere para iadesi yapıldığını, yaşanan gürültü ve kirlilik nedeniyle öğrenci sayısının hiç olmadığı kadar düştüğünü, bu nedenle zarara uğradığını, ayrıca ticari itibarlarının zedelendiğini, bu nedenle manevi zarara uğradıklarını belirterek; 82.029,78 TL maddi tazminatın haksız fiilin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu inşaata ... - ... Ortaklığı tarafından Temmuz 2015 tarihinde başlandığını, Mayıs 2016 tarihinde bitirildiğini ve Temmuz 2016 tarihinde binada fiili yaşamın başladığını, inşaatın gerekli izinler alınarak yapı denetim firması kontrolünde ve iş güvenliği uzmanlarının kontrol ve denetiminde projesine uygun şekilde inşa edildiğini, davacının kendi yönetimsel ve idari zaaflarını müvekkili firmaya mal ederek haksız kazanç elde etme çabasında olduğunu, müvekkilince etrafa zarar vermemek için gerekli tüm tedbir ve önlemlerin alındığını, gerekli koruyucu duvarları yapıp inşaat ile diğer binaları izole ettiğini, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, alınan tespit raporuna süresi içinde itiraz edildiğini, davanın komşuluk hukuku hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, binanın etrafına fileler ve muhafaza kalıpları oluşturulduğunu, davacının arsasını çeviren duvarın çelik profillerle güçlendirildiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/374 E, 2022/345 K sayılı kararı ile,“1-Davacının maddi tazminat istemine ilişkin davanın KISMEN KABULÜ İLE;5.845,00.-TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 09/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Aşan istemin reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, davacı müvekkilinin uzun yıllardır ''kaliteli, çocuk dostu, üst sınıf bir eğitim'' vermekte olan sektörde saygın ve kendini kabul ettirmiş bir kurum olduğunu, ancak, davacı müvekkilinin, davalının TTK madde 18 uyarınca ''basiretli bir tacirden beklenen dikkat, özene'' aykırı davranışları neticesinde bunca yıldır ilmek ilmek emek verip kazandığı itibarını kaybettiğini, kurucusundan personeline tüm mensuplarının deyim yerindeyse ''canını dişine takıp, binbir emek ve zorlukla'' sektörün öncüsü yaptıkları itibarlarının davalının ''haksız, hukuka ve insan yaşamı için gösterilmesi beklenen saygıya aykırı davranışları neticesinde yerle bir olduğunu, davacı müvekkilinin, davalının bahsi geçen davranışlarından ötürü TBK madde 58 uyarınca manevi tazminata hak kazanmış olduğunun Yargıtay uyarınca da kabul edildiğini, manevi zararlarının doğduğunu, davalının haksız fiil sorumluluğu hükümlerine göre maddi tazminattan da sorumlu olduğunu, davacı müvekkilinin zararı maddi ve manevi tazminat ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda yoksun kaldığı karı da bulunduğunu, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1757 D. İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespitine göre davacı müvekkilinin 2015 yılı zararının 29.227,14 TL, 2016 yılının ilk 3 ayına ilişkin zararının ise 10.282,76 TL, sonraki dönemlere dair kazanç kaybına ilişkin zararları ise dava tarihinde şimdilik 39.509,90 TL olarak belirtildiğini, Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/1757 D. İş dosyasından sonraki dönemde ise; belirtilen zarar kalemlerinin yanı sıra anılan zararların giderilmesi amacıyla okulun 17.06.2016 ile 19.09.2016 tarihleri arasında tadilat sebebi ile kapalı kaldığını, bu periyottaki maddi zararların yanı sıra 3 ay boyunca kira ödemesi, vergiler ve maaş ödemelerinin tam olarak yapılmak zorunda kaldığını, bu nedenle okulun kazanç kaybına uğramaya devam ettiğini, karara dayanak raporların eksik ve hatalı olduğunu, kazanç kaybının, ticari işletmenin haksız bir fiil neticesinde işletilememesinin/hizmet verememesinin sonucu olan kayıplar olduğunu, dosyada mevcut dilekçelerde de detaylıca açıklandığı üzere, öğrenci sayısı, inşaat faaliyetlerinin sebebiyet verdiği gürültü ve kirlilik nedeni ile onca yıllık kurumun geçmişinde olmadığı kadar düştüğünü, sunulan belgelerden Kurumdaki öğrenci sayısındaki azalma ve Kurum ücretlerinin bir önceki seneye oranla daha düşük bir fiyatla belirlendiğinin anlaşıldığını, maddi zararlara ek olarak okulun 3 ay boyunca kira ödemesi, vergileri ve maaş ödemelerinin tam olarak yapılmak zorunda kalındığından bu nedenle de okulun kazanç kaybına uğradığını, her ne kadar Sayın Yerel Mahkeme tarafından davacı müvekkili ile veliler arasında para iadesi /mahsuplaşma yapıldığına dair herhangi bir bilgi / belge ibraz edilemediği belirtilmişse de, dava dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere yıkım esnasında anaokulunun 3 gün süreyle zorunlu olarak kapalı kalması ve bu nedenle velilere yapılmış olan para iadesi / mahsuplaşma dava tarihinde -şimdilik- 4.000,00 TL olarak belirlendiğini, ilgili makbuzların dosyaya ibraz edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Ticari defter ve kayıtlar, faturalar, tespit dosyası, keşif ve bilirkişi incelemesi ve tüm dosya kapsamı,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, komşuluk hukukuna dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Eldeki davada, davacı taraf, ..., ... Kadıköy adresinde ... olarak faaliyet sürdürdüğünü, davalı tarafın ise ... ada ... nolu yan parseldeki inşaatından çıkan gürültü, toz ve yıkım esnasında düşen taşlar nedeni ile zarar gördüğünü belirterek zarar gören eşyalar, dış cephe temizlik ve boya masrafı, okulun 3 gün süre ile kapalı kalması nedeni ile iade edilen eğitim ücreti, gürültü ve kirlilik sebebiyle öğrenci sayısının düşüşüne bağlı olarak ile kazanç kaybı ile manevi tazminat isteminde bulunmuştur.Türk Medeni Kanununun 683.maddesinde yer alan; Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, Kanunun 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi, eski hale getirilmesi ve tazminat davalarında davalının kusurlu olması aranmaz.Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, bu tür davalarda etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir.TMK’nın 738. maddesiyle, 737. maddeye benzer daha özel bir düzenleme getirilmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre "Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır.Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.” Bir kimsenin kendi taşınmazında yaptığı hafriyat veya inşaat nedeniyle komşusunun taşınmazına bir zarar vermiş veya onu zarara maruz bırakmışsa, bu zararın hoşgörü sınırlarını aşıp aşmadığını aramaya gerek yoktur.Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesinden sonra varsa davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Öte yandan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminat miktarının belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hâkimin, tazminatın kapsamı ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş, "Tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde de zarar gören taraf zararı doğuran fiile razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına etkili olduğu ve zararı yapan kişinin durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminat tutarını indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmış; eğer zarar, zarar verenin hafif kusurundan doğmuş ve zarar veren, tazminatı ödemesi halinde yoksulluğa düşecekse ve hakkaniyet de gerektiriyorsa hakimin tazminatı indirebileceği belirtilmiştir.Kural olarak sadece kişilik hakkı ihlal edilen kimse manevi tazminat isteyebilir.Mal varlığının ihlali sonucunda ortaya çıkan zararlar için manevi tazminat istenemez. Malvarlığına yönelik eylemler de şüphesiz kişiyi az veya çok üzüntüye düşürebilir ise de kişisel hakkı ihlal eden eylem niteliğinde kabul edilemez. Somut uyuşmazlıkta, gerek dava dosyasında gerekse İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/1757 D.İş sayılı dosyasında tespit edildiği üzere, davalıya ait inşaat çalışmaları esnasında davacıya ait anaokulu depo çatısının çöktüğü, çatının davalı tarafça onarıldığı ancak depo içindeki su deposu kapağı ile bir adet klozetin zarar gördüğü, inşaat tozu nedeni ile okulun dış cephesinin kirlediği ancak bu durumun yeniden boya yapılmasını gerekli kılmadığı, yüzey temizliği ile dış cephedeki kirliliğin giderilebileceği, 60 m2’lik zemindeki kauçuk kaplamanın yıpranması nedeni ile yenilenmesi gerektiği tüm bu işlerin 3 günlük süre içerisinde yapılacağı ve bahse konu iş ve işlemlere ilişkin zararın 5.845,00 TL olduğu, davalı taraf her ne kadar okulun kapalı olduğu dönemlere ilişkin eğitim hizmet bedelinin iade ettiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını ispat edemediği,öğrenci sayısının düşüşüne bağlı olarak kazanç kaybına uğradığı iddiasının ise sunulan kayıtlara göre inşaatın devamı süresince yıllara göre öğrenci sayısının arttığı gözetildiğinde yerinde olmadığı, bu talep yönünden illiyet bağının ispatlanamadığı, manevi tazminat talebine ilişkin olarak ise mal varlığının ihlali sonucunda ortaya çıkan zararlar için manevi tazminat istenemeyeceği, malvarlığına yönelik eylemlerin kişisel hakkı ihlal eden eylem niteliğinde kabul edilemeyeceği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince temyiz yasa açık olmak üzere esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin19/04/2022 tarih ve 2017/374 Esas, 2022/345 Kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile 534,70 TL bakiye harcın davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b/1 bendi ile aynı kanunun 361. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/06/2025