T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1715
KARAR NO : 2026/1554
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/01/2023
NUMARASI : 2019/919 Esas, 2023/12 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, 06/12/2019 tarihli dava dilekçesi ile, İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... köyü ... ada 7 nolu parsel için ... A.Ş' nin davalı ile 13/03/2006 tarihli protokol yaptığını, bununla davalının taşınmazda ... A.Ş lehine 15 yıl süreyle intifa hakkı tesis edeceğini, taşınmazın akaryakıt istasyonu olarak kullanılacağını, daha sonra ... ile ... A.Ş' nin birleştiğini, 13/03/2006 tarihli sözleşmenin davacı şirkete devredildiğini, davacı lehine kira şerhi işlendiğini, Rekabet Kurumu kararı sonrası tarafların Beyoğlu 51. Noterliğinin 22/06/2011 tarihli ve ... yevmiye nolu ek protokolü yaptığını, ancak davalının başka şirket ile anlaşıp Beyoğlu 18. Noterliğinin 19/03/2013 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini, 20/08/2013 tarihinde başka bir şirketin faaliyette bulunmaya başladığını, 19/08/2013 ile 13/03/2016 tarihleri arasında müvekkilin taşınmazı kullanamadığını, 1.750.000 USD ödeme yapıldığını, haksız kullanım nedeniyle oluşan ecrimisil bedelinin yasal faizi ile şimdilik 1.000 USD olarak davalıdan tahsilinin gerektiğini, bu sebeple iş bu davayı açtıklarını belirtmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ... A.Ş ile bayilik sözleşmesi olduğunu, 13/03/2006 tarihinde protokl ile 15 yıllık intifa hakkı tesis edildiğini, daha sonra şirketin ... ile birleştiğini ve 15 yıllık kira şerhi tesis edildiğini, ancak Danıştay kararı ile Rekabet Kurumunu' nun akaryakıt sektöründe bayilik ve intifa sözleşmelerinin en fazla 5 yıl olacağını belirlediğini, bayilik sözleşmesinin 13/03/2011 tarihinde sona erdiğini, bunun sonucu intifa hakkının tapudan terkin olduğunu, tasfiye protokolü yapıldığını, daha sonraki sözleşmenin baskı altında yapıldığını, davacının alacağı vrsa bunu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebileceğini, açılan davanın reddinin gerektiğini bildirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/919 esas ve 2023/12 karar sayılı 03/01/2023 tarihli kararı ile; davacının davasının reddine karar verilmiştir. Gerekçeli karar taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı süresi içerisinde gerekli harçları yatırarak istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmiştir.
Mahkeme 31/03/2023 tarihli ek kararı ile kararın kesin olması nedeniyle istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.
Davacı ek karara karşı süresi içinde gerekli harçları yatırarak istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, müvekkilin bayilik sözleşmesi ve intifa hakkı sonucu taşınmazı kullandığını, Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/288 esas ve 2018/332 karar sayılı dosyasında meni müdahale davalarının kabulüne karar verildiğini, kararın Yargıtay incelemesi sonucunda kesinleştiğini, müvekkilin taşınmazı kullanamadığını, mahkeme kararının ve ek kararın kaldırılmasının gerektiğini bildirmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile, davanın belirsiz alacak davası olmadığını, davacının bilirkişi raporu sonrası talebini arttırmadığını, davacının ecrimisil talep hakkının olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, istinaf talebinin reddinin gerektiğini bildirmiştir.
DELİLLER: Tüm dosya kapsamı .
GEREKÇE VE SONUÇ:
HMK ' nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Dava; ecrimisil istemine ilişkindir.
Ecrimisil, malikinin rızası dışında taşınmazının gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle ödenen tazminattır. Malikinin rızası dışında taşınmazı eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişiler de fuzuli şagil(işgalci) denir. TMK'nın 995. maddesine göre kötüniyetli zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız olarak alıkoymuş olmasından doğan tazminatı karşılamak zorundadır. Davalı iyiniyetli ise, tazminatla yükümlü olmayacak, suiniyetli ise sorumlu kılınacaktır. Rızaya dayalı kullanımda kötü niyet söz konusu olamaz. Ayrıca, taşınmazı kullanan kişi, haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası dahilinde kullandığından bahisle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış, fiili taksim, kira sözleşmesi vs.), rızanın ortadan kalkması veya tarafların aldıklarını iade etmesine kadar taşınmazı elinde bulundurma haksız ve kötü niyetli kullanım olarak kabul edilemez. Kişinin bu kullanımı haksız ve kötü niyetli bulunmadığından tazminat ile de sorumlu tutulamaz. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Mahkemece dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydı dosya içerisine getirtilmiştir. İncelenmesinde, taşınmazın 3.669,34 m2 ve akaryakıt istasyonu ve müştemilat ve arsası vasfında olduğu, 11/12/2015 tarihinde .... A.Ş adına tescil edildiği, onun taşınmazı 14/03/2017 tarihinde .... A.Ş' ye satarak devrettiği, 13/03/2006 tarihli intifa hakkı ve 29/09/2006 tarihli kira şerhinin 02/06/2016 ile 22/12/2016 tarihlerinde terkin olduğu anlaşılmıştır.
Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/288 esas ve 2018/332 karar sayılı dosyasında, davacının ... ile ... A.Ş, davalının .... A.Ş, dava tarihinin 05/09/2013, dava konusunun muarazanın giderilmesi ve meni müdahale olduğu, dava konusu yerin İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... köyü ... ada 7 nolu parsel olduğu, yargılama sonucunda esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesi sonucunda, yargılama giderleri konusunda bozulduğu ve yeni esas aldığı anlaşılmıştır.
Davalı 19/08/2013 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile 13/03/2011 tarihli bayilik sözleşmesini feshettiğini bildirmiştir.
Davalı 13/03/2006 tarihli bayilik sözleşmesini ve 04/03/2010 tarihli tasfiye protokolünü dosya içerisine sunmuştur.
Tasfiye protokolünün 2. Maddesinde ...' in yeni bir 5 yıllık dönem için özgür iradesi ile tekrar yazılı olarak anlaşmak istememesi halinde sözleşmenin 11/04/0211 tarihine kadar geçerli olacağının belirtildiği anlaşılmıştır.
Davacı davalı ile yaptığı 13/03/2011 tarihli bayilik sözleşmesini ve eki Beyoğlu 51. Noterliğinin 22/06/2011 tarihli ve ... yevmiye nolu ek protokolü dosya içerisine sunmuştur.
Noterlik belgesinin 2. Maddesinde, kira ve intifa hakkının süresinin 1303/2011 tarihiden itibaren 13/03/2016 tarihe kadar geçerli olacak şekilde kısaltmayı ve aynı süre boyunca geçerli olacak şekilde bayilik sözleşmesi imzalama konusunda tarafların anlaştığı, devamında ise kira ve intifa hakkının 13/03/2016 tarihinden sonraki dönem için yeni bir 5 yıllık dönem için anlaşılamaması halinde tüm sözleşmelerin 13/03/2016 tarihinde geçersiz hale geleceği, bu halde ...' in 13/03/2006 tarihli protokol uyarınca kendisine ödenmiş olan bedelin ifa edilmeyecek olan sürenin toplam süreye olan oranı mantığıyla yapılacak hesaplama neticesinde bulunacak kısmını ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte ...' e 13/03/2016 tarihide ödemeyi peşinen kabul edeceğinin belirlendiği anlaşılmıştır. belirtilmiştir.
Mahkeme gayrimenkul değerlendirme uzmanı ve kimya mühendisi bilirkişiden rapor almıştır. Bilirkişi heyeti raporlarında, taşınmazı fotoğraflamışlar, taraf beyanlarını, tapu kaydını, sözleşmeleri, emsal değerlendirmesini, taşınmazın özelliklerini ve yerinde yaptıkları tespitleri belirterek, taşınmazda 19/08/2013 ile 13/03/2016 tarihleri arasında oluşan ecrimisil bedelinin 173.867 USD olduğunu bildirmiştir.
Bilirkişi heyeti ek raporunda, 19/08/2013 ile 13/03/2016 tarihleri arası ecrimisil bedelinin 308.411,00 TL olduğunu bildirmiştir.
Davacının davasını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, şimdilik kaydı ile 1000 USD bedelle belirsiz alacak davası olduğunu belirterek açtığı, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu sonucu dava değerinin tespit edildiği, bu haliyle kararın kesin karar olarak kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
"...Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107. maddesi “ (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” düzenlemesini içermektedir. Buna göre, ecrimisil davalarının belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu, harcı tamamlanmak suretiyle yargılama sırasında talebin artırılabileceği ve buna karşı da zamanaşımı savunmasında bulunulamayacağı açıktır..." (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2015/8326,K. 2015/9349, T. 23.6.2015)
" ... 30.01.2012 tarihinde açılan eldeki davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. vd. maddeleri hükmü gereğince belirsiz alacak davası olduğu, davacı vekilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ecrimisil talebinde bulunduğu halde, yanılgılı değerlendirme ile davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşılık davalı Kadriye vekilinin yapmış olduğu zamanaşımı itirazının dikkate alınarak ıslah tarihi itibariyle bir kısım ecrimisil talebinin zamanaşımına uğradığından bahisle davacı taraf yararına eksik ecrimisile hükmedilmiş olması da doğru değildir." (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2015/10187, K. 2015/11551, T. 8.10.2015)
Davacının davasını HMK 107. Maddesi uyarınca açtığı , belirsiz alacak davalarında zamanaşımının söz konusu olmayacağı anlaşılmıştır.
Somut olayda; davacının davalıya karşı ecrimisil talepli dava açtığı, 19/08/2013 ile 13/03/2016 tarihleri arası dönem için ecrimisil talep ettiği, aralarında 13/03/2011 tarihli bayilik sözleşmesi, 13/03/2011 tarihli çerçeve anlaşması ve Beyoğlu 51. Noterliğinin 22/06/2011 tarihli ve ... yevmiye numarası ile onayladığı ek protokol bulunduğu, davalının dava konusu taşınmazı 14/03/2017 tarihinde dava dışı şirkete devrettiği, ecrimisil talep tarihlerinde davalının tapu maliki olduğu, davacının ise 2016 yılı itibarıyla intifa hakkı sahibi olduğu, davacı ile davalı arasında Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/288 esas ve 2018/332 karar sayılı muarazanın giderilmesi ve men- i müdahale davası olduğu, taşınmazın 3. Kişiye devri sonucu davanın konusuz kaldığı, tarafların yaptığı tasfiye protokolü sonucu, aralarında 13/03/2011 tarihli bayilik sözleşmesi, 13/03/2011 tarihli çerçeve anlaşması ve Beyoğlu 51. Noterliğinin 22/06/2011 tarihli ve ... yevmiye numarası ile onayladığı ek protokol yaptığı, buna göre 13/03/2006 tarihli protokolün yenilendiği, davalının yenilenen 13/03/2011 tarihli sözleşmeyi 19/08/2013 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile feshettiği, taşınmazda başka bir akaryakıt şirketinin faaliyete başladığı, Beyoğlu 51. Noterliğinin 22/06/2011 tarihli ve ... yevmiye numarası ile onayladığı ek protokolün 2. Maddesinin 3. Cümlesinde bu hallerde uygulanacak tazminat miktarının belirlendiği , bu haliyle davacının geçerli sözleşmenin haksız feshi nedeniyle oluşan alacağını talep etme hakkının bulunduğu, eldeki davada davacı yönünden ecrimisil şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla;
Davacının istinaf talebi hakkında HMK 353/1-b-1. Maddesi uyarınca duruşma yapmaksızın Yargıtay yolu açık olmak üzere karar vermek gerektiği kanısına varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/01/2023 tarih ve 2019/919 esas 2023/12 karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00TL istinaf maktu red karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90'ar TL (toplam 359,80TL) harcın mahsubu ile arta kalan 372,20 TL harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1. bendi ile aynı Kanun'un 361 ve 362. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/05/2026