T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/236
KARAR NO: 2024/138
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/10/2020
NUMARASI: 2018/919 Esas - 2020/604 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu, davalıya ticari kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın sürücü ... idaresindeyken karıştığı kazada hasara uğrayarak pert olduğunu, müvekkili tarafından davalıya başvurulduğunu ancak, davalı ... tarafından olay günü sürücünün kanında uyuşturucu madde etkisi olduğu beyan edilerek ödeme yapılmadığını; sürücü ...'ın o tarihte Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde tedavi gördüğünü ve bu nedenle ketiapin, atomoksettin tipi benzoilekgonin içeren ilaçlar kullandığını; belirtilenlerin metobolik ilaç kalıntılarından başka bir şey olmadığını; kazadan sonra davalı ... tarafından görevlendirilen eksper tarafından verilen raporda araçtaki hasar miktarının 30.475,76- TL olduğunun tespit edildiğini; davalı tarafından ödeme yapılmadığından davacının aracının hurda olarak 15.000,00-TL'ye satıldığını; 15.000,00 TL sovtaj bedeli düşüldüğünde davalının davacıya 21.500,00- TL ödeme yapılması gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 21.500-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığını; eksper tarafından 30.475,76 TL zarar miktarının belirlendiğini; ancak araç sürücüsünün alınan kan numunesinde kanında esrar ve kokain bulunduğunun tespit edildiğini; bu nedenle, hasar teminat dışı olduğundan araçta meydana gelen zararların tazminine ilişkin sigortalı talebinin reddedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''.... kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün uyuşturucu/keyif verici madde etkisinde olduğu saptanmış ise de, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, sürücünün kanında uyuşturucu madde bulunuyor olmasının yalnız başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmediği, kazanın salt uyuşturucu/keyif verici madde etkisiyle oluşması ve başka etmenlerin bulunmamasının gerektiği, dosya kapsamından ve bilirkişi raporlarından, kazanın münhasıran uyuşturucu/keyif verici madde etkisiyle meydana gelmediğinin anlaşıldığı'' gerekçesiyle, Davanın kabulüne, 21.500,00- TL'nin 15/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda reeskont faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri: Davalı vekili; somut olaya konu kazada sigortalı araç sürücüsü kaza anında uyuşturucu madde almış olduğundan sigorta genel şartları gereğince sigortalı araç üzerinde oluşan hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını, hasarın teminat dışı kalması için münhasırlığın aranmayacağını, dosys kapsamında alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, yerel mahkemece KTK'nın 48. maddesi incelenmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48. maddesindeki "Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin, karayolunda araç sürmeleri yasaktır." şeklindeki önceki düzenleme; 24/05/2013 tarihinde kabul edilen ve Resmi Gazete'de 11/06/2013 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren, 6487 sayılı kanunun 19. maddesi ile değiştirilmiş ve yerine "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeler almış sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Ne var ki dairemizce de benimsenen Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10/12/2018 gün ve 2018/4623 E-2018/11940 sayılı emsal nitelikteki içtihadındaki "6847 Sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK.'nun 48/6.maddesinde; ”Yapılan tespit sonucunda 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” düzenlemesi ve TCK.nın 179/3 maddesinde ise “Alkol veya uyşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki madde hükmüne göre cezalandırılır.” düzenlemesi ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinde yer alan; Taşıtın uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” düzenlemesi karşısında %100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü sürücülerin emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmaları nedeniyle meydana gelen zarar münhasırlık raporu aranmadan sigorta teminatı kapsamı dışında sayılacaktır. Ancak, kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması durumunda, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması/ uyuşturucu madde kullanmış olması değil başka sebeplerin de etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır.Başka bir deyişle, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün/ uyuşturucu maddenin etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması yada uyuşturucu madde alması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.( Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2014/2914 Esas,2014/4341 Karar; 2016/854 Esas, 2018/10720 Karar sayılı ilamları ve Yargıtay 4. HD'nin 2022/10522 Esas,2022/15225 Karar sayılı ilamı)Uyuşmazlık, sigortalı araç sürücünün kaza anında uyuşturucu madde almış olmasının (kanında uyuşturucu madde bulunmasının), tek başına rizikonun teminat dışında kalmasını gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.Bütün bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dosyada mevcut kan analizinde davacının kanında alkol olmadığı fakat uyuşturucu madde bulunduğu sabittir. Ancak tek başına uyuşturu madde kullanmış halde araç sevk etmek hasarın teminat dışı kalmasını gerektirir hallerden olmadığından, kazanın teminat dışı kaldığını ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Davalı ..., kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) uyuşturucu maddenin etkisi altında kaza yapmış olduğunu ispatlamalıdır.Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; dosya kapsamında alınan ve 1 aktüer, 1 nöroloji uzmanı doktor ve 1 kimya mühendisi tarafından düzenlenen 02.12.2019 tarihli raporda, kazanın münhasıran uyuşturucu/ uyarıcıya bağlı olarak meydana geldiğinin söylenemeyeceği belirtilmiş olmakla, davalı ... şirketince kazanın sürücünün salt uyuşturucu/ uyarıcı madde etkisi altında olması nedeniyle meydana geldiğinin ispatlanamamış olmasına, dosya kapsamında alınan 26.04.2019 tarihli raporu düzenleyen heyette Dr (nöroloji uzmanı) bilirkişi bulunmadığından yerel mahkemece bu raporun dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf eden davalıdan alınması gereken 1.468,67 -TL harçtan peşin yatırılan 367,20 -TL harcın düşümü ile bakiye 1.101,47-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024