T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/1933
KARAR NO: 2023/1815
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/07/2020
NUMARASI: 2017/578 Esas - 2020/384 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/01/2013 tarihinde müvekkilinin sevk ve yönetimindeki ... plakalı araç ile sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı olma üzere (HMK.m.107) sürekli ve geçici maluliyet dönemine ilişkin tazminat tutarı ile bakıcı giderinin, sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 06.06.2017 tarihinde davacıya müvekkili kurum tarafından 11.053,00-TL ödeme yapıldığını, davacıya ödenen tazminatın ibraname mukabilinde yapıldığını, müvekkili kurumun başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkili kurumdan talep etmiş olduğu tedavi ve bakıcı giderlerine bağlı maddi tazminat isteklerinin reddi gerektiğini belirterek, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacının nihai ve gerçek sürekli iş göremezlik maddi zararının 43.537,27-TL olduğu, 238.947,00 TL tutarındaki ZMSS bakiye sakatlık teminat limitinin altında kaldığı, temerrüt başlangıcının 06.06.2017 kısmi ödeme tarihi olan tarih olup bu tarihten itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının kalmadığı anlaşılmakla davacının bu talebinin reddine karar vermek gerektiği, davacının bakıcıya ihtiyaç duyduğu sürenin tespitine ilişkin bir değerlendirme dosyada mevcut olmadığından bu aşamada geçici bakıcı gideri kanıtlanamadığından davacının bu talebinin de reddine karar vermek gerektiği" gerekçesi ile; Asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile davalı ... A.Ş'den 43.537,27 Tl sürekli işgörmezlik tazminatının 06.06.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, geçici işgörmezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf başvuru sebepleri; Davacının ek tazminat talebi ile ilgili müvekkili kuruma başvuruda bulunmadığı, davanın usulden reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının; maluliyet tazminatının ödenmesini müteakip müvekkili kurumu ibra ettiği, müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığından davanın reddi yerine kabulünün hatalı olduğu, hesap raporunda ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılmadığı, ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaplama ile müvekkili kurum tarafından ödenen tutar arasında açık bir nispetsizlik olmadığı ortaya çıkacağı için davanın reddi gerektiği, kazaya sebebiyet veren ve sigortasız olduğu iddia edilen araç sürücüsüne ve işletenine davanın ihbarı taleplerinin değerlendirilmemesinin usule aykırı olduğu, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış rapor alınması gerektiği, 21.06.2019 tarihli maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağı, davacının maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulundan maluliyete ilişkin raporu alınması gerektiği, sosyal güvenlik kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarının tespit edilerek müvekkili kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerekirken bunların yapılmamasının hatalı olduğu, hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; 18.01.2013 günü davacı ...'ün sevk ve yönetimindeki ... plaka sayılı motosiklet ile seyir halinde iken karşı yönden gelen ... yönetimindeki geçerli trafik sigorta poliçesi bulunmayan ... plaka sayılı oto ile çarpışması sonucu, ATK 2.İhtisas Kurulu'nun 29/04/2019 tarihli raporunda tespit edildiği üzere %24,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacak, iyileşme süresi kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabilecek şekilde yaralandığı, davacı tarafından; sigortası bulunmayan aracın sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasıyla ...aleyhine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. (1)Görülmekte olan eldeki davada, davanın ihbarı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 61.maddesinde, “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir” hükmü getirilmiştir. Bilindiği üzere davanın ihbarı, yazılı şekilde yapılır. İhbar, mahkemeye bu konuda verilecek bir dilekçe ile veya iadeli taahhütlü mektupla ya da noter aracılığıyla yapılabilir. Somut uyuşmazlıkta, ihbar talebi ile ilgili her hangi bir işlem yapmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar hukuki dinlenme hakkına ilişkin olan davanın ihbarının; açık talebe rağmen ilk derece mahkemesince yerine getirilmemesi hatalı ise de, davalının; tazminatla sorumlu tutulması halinde koşulları mevcut ise ödediği tazminatı her zaman dava yolu ile de olsa talep etme hakkı bulunduğundan ve bu suretle ilk derece mahkemesinin bu hatalı uygulaması esasa müessir bulunmadığından bu hususa temas eden istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. (2)Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Somut olayda; kaza tarihi 18/01/2013 tarihi olup kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümleri dikkate alınarak hazırlanan ATK 2.İhtisas Kurulu'nun raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, bu husustaki yani Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış rapor alınması gerektiği yönündeki davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. (3)2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir.(-bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2020 gün 2019/107 E. - 2020/6268 K. sayılı ilamı-) Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda, davacı tarafından eldeki dava açılmadan önce davalıya başvuruda bulunulduğu ve bu başvuru üzerine 02/06/2017 tarihinde düzenlenen ve davacı tarafından imzalanan "makbuz ve ibraname" başlıklı belgeye düzenlenerek 06/06/2017 tarihinde 11.053,00 TL tutarında tazminat ödemesi yapıldığı, davacının bu ibraname ve ödemeden sonra vekili aracılığıyla 20/06/2017 tarihinde yapılan ödemenin yeterli olmadığını belirtilerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı, ibraname ve yapılan ödeme ile bağlı olmama iradesinde olduğunu açıkladığına ve davacının bu iradesini gösterir davranışının hak düşürücü süre içerisinde gerçekleştiğine ve davacıya yapılan ödemenin, ödeme tarihindeki verilere göre gerçek zararı karşılamak bakımından son derece yetersiz olduğu da bilirkişi raporu ile tespit edildiğine göre; mahkemece, yapılan ödemeyi makbuz niteliğinde kabul edilerek, dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içeren, yeterli ve geçerli nitelik taşıyan aktüer bilirkişi ek raporu doğrultusunda, davalı tarafça yapılan ödemenin güncellenmiş halini düşülmesi neticesinde kalan kalıcı iş göremezlik tazminatına hükmedilmiş olmasında, istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden; davalı vekilinin açıklanan bu hususlara yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Sonuç olarak; toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi ile birlikte istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınmak suretiyle incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, SGK tarafından yapılan ödemenin; belirlenen tazminattan indirilmiş olmasına ve bu nedenle geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddedilmiş olmasına, davalı sigorta şirketine daha önce başvuru yapılmış olup, sigorta şirketi tarafından bu başvuru gereğince yapılan ödemenin yeterli olmaması nedeniyle açılan tazminat davasından önce tekrar sigorta şirketine başvuru şartı bulunmamasına, maluliyet raporları arasında her hangi bir çelişki olmamasına, davacı için belirlenen sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin hesaplamanın kaza tarihinde yürürlükte bulunan yasal hükümler ile Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları da gözetilerek yapılmış olması karşısında hükme esas alınmasında da bir yanılgı tespit edilememesine göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 2.974,03-TL harçtan peşin yatırılan 743,55-TL harcın düşümü ile bakiye 2.230,48-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.02/11/2023