T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/710
KARAR NO: 2024/1219
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/02/2021
NUMARASI: 2017/909 Esas - 2021/102 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edenlerinden ...'in eşi, diğer davacıların da babası bulunan ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla, 30/07/2012 tarihinde yaptığı tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybettiğini, kazaya sebebiyet veren aracın kaza tarihini kapsar ZMM sigorta poliçesi bulunmadığından, üçüncü kişi konumunda olan müvekkillerinin uğradığı destekten yoksun kalma zararının ... tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) her bir davacı için ayrı ayrı 2.000,00-TL olmak üzere toplam 12.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ndan tahsiline karar verilmesini istemiş; 14/09/2020 işlem tarihli bedel arttırım dilekçesi ile de davacı eş ... için olan istek miktarını 137.684,13-TL'ye, davacı çocuk ... için olan istek miktarını 25.288,83-TL'ye, davacı çocuk ... için olan istek miktarını 10.166,26-TL'ye, davacı çocuk ... için olan istek miktarını 18.101,45-TL'ye, davacı çocuk ... için olan istek miktarını 7.364,88-TL'ye ve davacı çocuk ... için olan istek miktarını da 4.308,53-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki dava açılmadan önce vekil edeni kuruma 2918 sayılı KTK'nın 97.madde hükmü uyarınca yapılmış bir başvuru olmadığı için davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, ayrıca kazanın destek sürücünün tam kusuru neticesinde meydana gelmesi nedeniyle, davacı taraf taleplerinin trafik sigortası teminatı kapsamında bulunmadığından, müvekkili kurumun sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini ve davacıların eğer varsa zararlarını usulüne uygun şekilde kanıtlaması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek;"...kazanın oluş şekli, kaza sonrasında davacıların yaşadıkları acı, elem hepbirlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli kusur raporuyla hesaplanan kusur ve aktüerya bilirkişi raporuyla hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı miktarları dikkate alınarak, kaza sırasında kullanılan aracın ZMMS'nin yaptırılmamış olması sebebiyle oluşan zarardan davalı kurumun sorumlu olduğu sonucuna varılarak, bilirkişi raporuyla belirlenen tazminat tutarlarının, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte poliçe limiti dahilinde davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca 2918 Sayılı Yasanın 92. Maddesinin 1/i bendi, Anayasa Mahkemesinin 17/7/2020 tarih, 2019/40 E. ve 2020/40 K. sayılı Kararı ile iptal edilmiş ise de Anayasanın 153. Maddesine göre Hukuk davaları yönünden, hak ihlali kararları hariç, iptal kararlarının geriye yürümemesi ve 6100 Sayılı Yasaya göre de bir davanın, açıldığı tarihteki durum, koşullar ve Yasal mevzuat hükümlerine göre değerlendirilip sonuçlandırılması ilkeleri gereğince dava açılış tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre karar verilmiştir." gerekçesiyle; -DAVANIN KABULÜNE, -Dava konusu olan trafik kazası sebebiyle; -137.684,13-TL destekten yoksun kalma tazminatının, trafik kaza tarihi olan 2017 yılına ait poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere, dava tarihi olan 13.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, -4.308,53-TL destekten yoksun kalma tazminatının, trafik kaza tarihi olan 2017 yılına ait poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere, dava tarihi olan 13.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, -7.364,88-TL destekten yoksun kalma tazminatının, trafik kaza tarihi olan 2017 yılına ait poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere, dava tarihi olan 13.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, -18.101,45-TL destekten yoksun kalma tazminatının, trafik kaza tarihi olan 2017 yılına ait poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere, dava tarihi olan 13.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacı ...'e verilemesine, -10.166,26-TL destekten yoksun kalma tazminatının, trafik kaza tarihi olan 2017 yılına ait poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere, dava tarihi olan 13.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, -25.288,83-TL destekten yoksun kalma tazminatının, trafik kaza tarihi olan 2017 yılına ait poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere, dava tarihi olan 13.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; olay yeri krokisi incelendiğinde, kazanın meydana geldiği yerin, karayolu veya karayolu ile bağlantısı bulunan bir yer olmadığı anlaşıldığından, vekil edeni kurumun sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğinin karar yerinde gözetilmediği; kabule göre de müteveffanın davacı çocuklarından başka kaza tarihinde 18 yaş altı üç çocuğu daha olduğu nüfus kayıtlarında belirli olduğu halde, bu çocuklara pay aldırmadan yapılan aktüer hesaplama doğrultusunda karar verilmiş olmasının da isabetli olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış destekten yoksun kalma tazminatı isteğine ilişkin olup, dava şartı resen gözetilmesi gereken, kamu düzenine ilişkin bir husus olması nedeniyle yapılan incelemede; 26/04/2016 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunu'nun 5. maddesiyle değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği belirtilmiştir. Yasal değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMSS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacak olup yasa ile özel bir dava şartı getirilmiştir. Olayımızda, dava tarihi olan 30/10/2017 itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı ...'na başvurulmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacıların eşi ve babası bulunan ...'in kendisine ait tarlada traktörüyle yaptığı tek taraflı trafik kazası neticesinde hayatını kaybettiği, müteveffanın eşi ve çocukları olan davacılar yanında anne ve babasının da vekilleri aracılığıyla ...'na destek tazminatı talebiyle yaptıkları yazılı başvurunun 04/12/2017 tarihinde kuruma ulaştığı ve ... tarafından 08/01/2018 tarihli cevabi yazı ile kazanın meydana geldiği yerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda ön görülen karayolu kapsamında sayılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle talebin karşılanamayacağının bildirildiği ve davacı tarafa herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davanın başında mevcut olan ve fakat tamamlanabilir dava şartı niteliği taşıyan eksikliğin yargılama sırasında giderildiği anlaşıldığından, davalı ... vekilinin davanın esasına ilişkin istinaf başvurusunun incelemesine geçilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillere ve özellikle aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlenen 04/02/2020 günlü hesap raporunun davalı ... vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen söz konusu bu rapordaki hesaplama yöntemine ve pay hesabına karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığı gözetildiğinde; davacı taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturan bu raporun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi HMK'nın 357.madde hükmü uyarınca yargılama sırasında ileri sürülmeyen bir hususun istinaf aşamasında ileri sürülemeyecek olmasına göre; davalı ... vekilinin pay hesabının hatalı yapıldığına ilişkin istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.2-Davalı vekilinin kazanın karayolu olan veya karayolu sayılan bir yerde meydana gelmediği, bu nedenle de oluşan zararın giderilmesinde ...'nın sorumluluğu bulunmadığı yönündeki istinaf itirazına gelince; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 2. maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir. Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, bağlantı sağlayan tarla ve yayla yolları da karayoludur. Somut olayda, ZMM sigortalı bulunmayan traktör tarla içerisinde devrilmiş ve araç sürücüsü olan ... araç altında kalarak yaralanmış ve daha sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmiştir. Davacı ... müteveffanın eşi, diğer davacılar ise çocuklarıdır ve bu nedenle müteveffanın desteğinden yoksun kalındığı gerekçesiyle eldeki dava açılmıştır. Az yukarıda da açıklandığı üzere, Karayolları Trafik Kanunu'nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip, karayolu veya karayolu sayılan bir yol ile bağlantılı olan bir alanda meydana gelmesi halinde de kaza karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmelidir. (Bkn: Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2016/8717E.-2019/4077K.sayılı ilamı) Eldeki davaya konu olayla ilgili olarak Hınıs Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturma evraklarının içerisinde bulunan 30/07/2012 tarihli olay yeri inceleme raporu ve ekindeki olay yeri krokisine göre kazanın meydana geldiği tarlanın eğimli bir yerde bulunduğu ve kazaya sebebiyet veren aracın arkasına römork takılı olduğu, römork üzerinde yüklenmiş otların bulunduğu, römorkun 4 lastiğinin de sağlam vaziyette olduğu, römork ile traktör arasındaki çeki demirinin kaza neticesinde kırıldığı ve traktör römorkunun arka tekerinden başlayarak kazanın meydana geldiği eğimli araziye kadar devam eden 24 metrelik toprak zeminde lastik izi bulunduğu tespit edilmiştir.Savcılık soruşturması sırasında bilgisine başvurulan ve kaza anında müteveffanın yanında bulunduğu belirlenen oğlu ... ise olay tarihinde saat 12 sularında ... Köyü, ... Mezrasında bulunan tarlalarında babasıyla birlikte ot çekme işi yaptıkları sırada kazanın meydana geldiğini, babasının traktör altında kaldığını, kazayı müteakip kendi çabalarıyla ... Köyü'ne geldikten sonra babasının ambulans aracılığıyla hastaneye götürüldüğünü beyan etmiş, yine olayla ilgili bilgisine başvurulan ... de 06/08/2017 günlü ifadesinde; olay günü ... Mezrasındaki evlerinde olduğunu, ev işleriyle uğraşırken saat 12 sularında oğlu ...'in babam traktörle kaza yaptı diye bağırdığını duyduğunu, evden koşarak hemen tarlaya gittiğini, eşinin görünür bir yara beresi olmadığını, kendileriyle konuşabildiğini, 112 acil servisi arayıp ambulans istediklerini ve eşini gelen ambulansla Karaçoban Devlet Hastanesi'ne götürdüklerini bildirmiştir. 30/07/2012 günlü ölü muayene ve otopsi tutanağında da; saat 13 sıralarında Karaçoban Devlet Hastanesi'ne traktör kazası nedeniyle getirilen kişinin tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat ettiğinin bildirilmesi üzerine, Cumhuriyet Savcısı ve zabıt katibiyle birlikte ... plaka sayılı araçla ilk olarak olayın meydana geldiği Karaçoban İlçesi, ... Köyü'ne bağlı ... Mezrasına gelindiği ve ilk incelemenin olayın geldiği yerde yapıldıktan sonra devlet hastanesine geçildiği bilgisinin verildiği anlaşılmıştır.Bu durumda, kazanın meydana geldiği yer tarla ise de; tarlanın bulunduğu yerin ... Mezraası yerleşim bölgesine çok yakın olduğu ve mezraaya kadar araçla gidilebildiği ve kazaya sebebiyet veren traktörün arkasında römork takılı bulunduğu gözetildiğinde, kazanın meydana geldiği tarlanın karayolu veya karayolu sayılan bir yol ile bağlantısı olmadığı söylenemeyeceğinden, mahkemece kaza tarihindeki yasal mevzuata ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre üçüncü kişi konumunda oldukları kabul edilen davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep hakları bulunduğu doğru bir biçimde değerlendirilerek, yazılı biçim ve şekilde davalı ...'nın sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 13.861,06-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, istinaf başvuru sırasında davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 3.465,50-TL harcın düşümü ile kalan 10.395,56-TL bakiye harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.11/07/2024