T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/232
KARAR NO: 2024/565
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/10/2020
NUMARASI: 2018/461 Esas - 2020/690 Karar
DAVANIN KONUSU: Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı bulunan ..., ... ve ... plaka sayılı araçların Batman İli Otogar'ı içerisinde park halinde oldukları sırada çıkan 30/12/2011 günlü yangında ağır bir biçimde hasarlandığını, kasko sigorta poliçesinin yangın rizikosunu da kapsamı nedeniyle, oluşan zararın kasko sigorta poliçesi kapsamında giderilmesi amacıyla davalı sigorta şirketine gerekli bildirimlerin yapılmasına ve yangının meydana gelmesinde vekil edeni sigortalı şirketin herhangi bir kusuru mevcut olmamasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, aksine davalı sigorta şirketi tarafından vekil edeni şirket aleyhine nitelikli dolandırıcılık suçundan Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu, ancak bu şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını, bunun üzerine İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/436 esas sayılı dosyası ile davalı sigorta şirketi aleyhine tazminat davası ikame edildiğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava neticesinde verilen 15/10/2015 gün 2014/636 Esas-2015/558 Karar sayılı ilamla; sigortalı 3 araca ilişkin sovtaj değerlerinin düşülmesi ile bulunan 610.000,00-TL maddi tazminata hükmedildiğini, ancak bu karardaki sovtaj değerine ilişkin tespitlerin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin araçlar nedeniyle uğranılan tüm zararı tazmin etmesi gerektiğini beyanla; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak), yangın neticesinde kullanılamaz hale gelen araçların gerçek sovtaj bedellerinin ayrı ayrı usulüne uygun şekilde belirlenerek, 5.000,00-TL'si eksik tazminata, 5.000,00-TL'si mahrum kalınan kazanç kaybına ve 2.000,00-TL'side hurdaya dönen araçların bekçi refakatin de muhafazası için yapılan harcamalara karşılık olmak üzere toplam 12.000,00-TL maddi tazminatın riziko tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve ayrıca haksız şikayet ve geç yapılan ödemenin müvekkil şirketin ticari itibarını zora sokması nedeniyle uğranılan 2.000,00-TL manevi tazminatında davalı sigorta şirketinden alınarak vekil edenine verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve kesin hüküm itirazında bulunarak, davacı taraf taleplerinin yersiz ve mesnetsiz olduğunu ve kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; "Davacının davalı sigorta şirketine karşı açtığı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/636 esas 2015/558 karar sayılı dosyada; 30/12/2011 tarihinde meydana gelen yangın sebebi ile uğradığı zararın ve kazanç kaybının talep edildiği, mahkemece ''Toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait olup davalı tarafından kasko poliçesiyle sigortalanan araçların yandığı, hasarın poliçe teminatı kapsamında olduğu, davacı tarafından hurda araçların davalıya teslim edilmediği gibi hurda tescil belgelerinin veya araçların trafikten çekildiğini gösteren tescil belgelerinin sunulmadığı ve sunulmayacağının ifade edildiği anlaşıldığından sovtaj değerleri düşülmek suretiyle tazminata tazminata hükmetmek gerektiği, talep edilen kar mahrumiyeti, kasko poliçesinde yer olan teminatlar kapsamında olmadığından buna ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. '' gerekçesi ile kısmen kabul edilerek 610.000,00 TL tazminata hükmedildiği, kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3356 esas ve 2016/6350 karar sayılı 25/05/2016 tarihli ilamı ile onanarak 09/09/2016 tarihide kesinleştiği görülmüştür. Davacının sovtaj bedeli ve kazanç kaybına yönelik talepleri, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/636 esas 2015/558 karar sayılı ilamı ile değerlendirilip reddedildiğinden ve red kararı kesinleştiğinden; davacının bu husustaki taleplerinin kesin hüküm sebebi ile HMK 114/1- i maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca kazanç kaybı talebi, kasko sigortası teminatı kapsamında olmadığı gibi davacı taraf, dava konusu araçların sağladığı gelire dair somut delil sunamamıştır. Dava konusu üç araç da hurda hali ile davacı tarafa bırakılmıştır. Davacının, araçları hurda hali ile her zaman satma ve değerlendirme hakkı mevcuttur. Bu sebeple, davacının kendisine bırakılan araçlar yönünden muhafaza bedeli talep etmesi yerinde görülmediği gibi kasko sigortası poliçesinde böyle bir teminat da mevcut değildir. Bu bağlamda; davacının bu yöndeki talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.Davacının, davalının haksız şikayetinden ve geç ödeme yapmasından dolayı itibar kaybına uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebinin incelenmesine gelince; davalının yangını şüpheli bularak anayasal hakkı gereğince davacı şirket yetkilisini şikayet etmesi ve tazminatı ödemek için davacı tarafından açılan tazminat davasının sonucunu beklemesi, haksız fiil olarak değerlendirilemeyeceği gibi davalının haksız ve kötüniyetli olduğunu da göstermeyeceği..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından ve katılma yolu ile de davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; hatalı bir takım değerlendirmeler sonucunda, davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenleri ise; davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmakla birlikte, diğer gerekçeler yanında davanın zamanaşımı nedeniyle de reddine karar verilmemiş olmasının hatalı olduğu, bu yöndeki yanılgının düzeltilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle aynı olaya dayanılarak davacı şirket tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan ve davanın kısmen kabulü ile sonuçlanan 2014/636 Esas-2015/556 Karar sayılı kesinleşmiş dava dosyasının eldeki davanın konusunu oluşturan kazanç kaybı zararı ile hasar bedeline ilişkin talep bakımından kesin hüküm niteliği taşıdığı konusunda herhangi bir duraksama olmamasına, ayrıca 20/12/2011 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle kullanılamaz hale gelen araçların, araç maliki olan davacı şirket yedinde bulunduğu gözetildiğinde bu araçlar üzerinde her türlü tasarruf yetkisine sahip davacının araçları saklamayı tercih etmesi nedeniyle yaptığı muhafaza giderlerini davalı sigortacıdan talep hakkı bulunmadığı yönündeki kabul şeklinin doğru olmasına, keza davalı şirketin davacı şirketi şikayet etmesi veya ödeme yapmak için aralarında görülen davanın sonuçlanmasını beklemesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin Anayasa'nın ve Yasaların kendisine tanıdığı hakka dayalı olması karşısında haksız fiil olarak değerlendirilemeyeceği sabit olmakla, koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin de yazılı biçim ve şekilde reddine karar verilmiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik tespit edilememesine göre, davacı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.2-Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarına gelince; Görülmekte olan davada, mahkemece yapılan yargılama neticesinde hasar bedeli ve kazanç kaybına yönelik talepler yönünden davanın kesin hüküm nedeniyle reddine; diğer talepler bakımından ise koşulların oluşmaması nedeniyle esastan reddine karar verildiği görülmüştür. Her ne kadar mahkemece karar yerinde davalı sigorta şirketinin zaman aşımına ilişkin davaya karşı koyma nedeni üzerinde durulmamış ve bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamış ise de; davanın esastan reddi halinde, bu nitelikteki bir kararın davalı tarafın daha lehine olduğu belirgin bulunduğundan, mahkemece zamanaşımı itirazı üzerinde durulmaksızın taraflar arasındaki uyuşmazlığın esas yönünden incelenerek sonuçlandırılmış olması, davalı açısından daha yüksek bir koruma sağlayacağından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle HMK.m.353/1-b/1 madde hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE; davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise (2) sayılı bentte gösterilen sebeple hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 54,40-TL harcın düşümü ile bakiye 373,20-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 54,40-TL harcın düşümü ile bakiye 373,20-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerin ise yapan taraf üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, maddi tazminat yönünden HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık, manevi tazminat yönünden ise HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/04/2024