T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/342
KARAR NO: 2024/571
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/12/2020
NUMARASI: 2016/19 Esas - 2020/791 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, yaya olarak yolun karşısına geçmeye çalışan vekil edeni küçüğe çarpması neticesinde meydana gelen 24/02/2010 günlü trafik kazasında, küçük ...'ın ağır bir biçimde yaralanarak sakat kaldığını, kaza tarihinde 11 yaşında olan müvekkilinin uğradığı kafa travması nedeniyle zihinsel gelişiminin durduğunu ve bu nedenle %50 oranında maluliyete uğradığının Üsküdar Devlet Hastanesinden temin edilen 07/05/2014 günlü Engelli Sağlık Kurulu raporuyla belirlendiğini beyanla, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 1.000,00-TL daimi sakatlık tazminatının kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş; 19/03/2020 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de; maddi tazminata ilişkin istek miktarını 24/02/2020 günlü bilirkişi raporu doğrultusunda 33.793,96-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; talep konusu kaza ile ilgili olarak davacı tarafça daha önce İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava neticesinde verilen 2011/92Esas-2014/162Karar sayılı ilamla uyuşmazlığın kesin hükümle sonuçlandırıldığını, aynı konuda yeniden dava açılamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/92Esas-2014/162Karar sayılı dava dosyası, olayla ilgili olarak İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülerek dava dışı araç sürücüsünün para cezası ile cezalandırılmasıyla sonuçlanan 2010/939Esas-2013/869Karar sayılı kesin nitelikteki ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; "...24/02/2010 günü 19:30 sularında ... Cad. Üzerinden dava dışı sürücü ...'nun idaresinde olan ... plakalı otomobilin sağ taraftan yolun karşısına geçmek isteyen davacıya çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesinden alınan bilirkişi raporunda davacı ...'a tam kusur yüklenmiştir. Ancak yine ceza mahkemesince ATK'dan alınan rapora göre sürücünün de meskun mahalde hızını kontrol etmemesi nedeniyle bir miktar tali kusur verilmiştir. Bu bağlamda İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/939 esas, 2013/869 karar sayılı ceza ilamı ile de dava dışı sürücünün Adli Para Cezası ile tecziyesine karar verildiği, kararın kesin olduğu anlaşılmıştır. İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/92 esas 2014/162 karar sayılı dosyasında da manevi tazminat ile bakıcı gideri talep edildiği o dosyada da dava dışı sürücü ...na %25 oranında kusur tayin edilmiştir. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde de makine mühendisi tarafından benzer gerekçelerle davacıya %75 davalıya %25 kusur verildiği görülmüştür. Buna göre tazminatın hesap unsurunda davalının sigortalısı olan sürücünün %25 kusurlu olduğu kıstas alınmıştır. ATK'dan alınan maluliyet raporunda da "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine" nazaran %10.3 daimi iş gücü kaybı tespit edilmiştir. Özellikle Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli 2019/40 esas 2020/40 karar sayılı iptal kararı ile 14/04/2016 tarihli ve 6704 sayılı kanunun 3. maddesi ile değiştirilen 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinin 1. Cümlesinde yer alan "..ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda.." ibaresinin anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptal edildiği, eldeki davada uygulanan genel şartlarda düzenlenmiş Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği'nin TBK'nın 55. maddesinde hükme bağlanan tazminat hukukunun genel ilkeleri uyarınca artık uygulanma imkanı kalmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 33. ve 281/2 maddesi ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/19841 Esas 2020/6786 Karar sayılı 01/07/2020 tarihli emsal nitelikli içtihadı uyarınca iptal kararının kesinleşmemiş tüm davaları da etkileyeceği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil edeceği, Anayasanın 153/5. fıkrasında iptal kararlarının geriye yürümeyeceği düzenlenmişse de bu hüküm müktesep haklarla sınırlı olup, anayasaya aykırılığı sübuta ermiş yasa kuralının derdest davalarda himaye görmesinin hukuk devleti ilkesinin ruhuna aykırı olacağı nazara alınarak çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliğinin uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine aynı bağlamda hesap yapılırken yaşam gerçeklerine en uygun olan PMF 1931 bakiye yaşam tablosu ile bilinmeyen dönem açısından %10 arttırım ve iskontolama suretiyle progressif rant formülü ile tazminatın tespiti de yerindedir. Öte yandan, karar tarihine en yakın güncel asgari ücret artışları da re'sen gözetilmiş olup davacı vekilince de buna uygun olarak talep arttırım dilekçesi sunmuştur. Toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde talep arttırım dilekçesi ve sigorta şirketinin temerrütü uyarınca aşağıdaki şekilde davanın kabulü gerekmiştir." gerekçesiyle; -Davanın KABULÜ ile; -Sürekli sakatlık (efor kaybı) tazminatı 33.793,96-TL'nin temerrüt tarihi 09/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile beraber davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; kazanın oluşumunda esasen sigortalı araç sürücüsü asli kusurlu olduğu halde, bilirkişiler tarafından keşif ve olay yeri fotoğraflama çalışmaları yapılmadan ve taraf beyanları değerlendirilmeden kazanın oluşumunda %75 oranında kusurlu olanın davacı olduğu yönünde görüş içeren yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu; ayrıca kaza neticesinde kafa bölgesinden yaralanan davacının uğradığı maluliyetin %50 olduğunu gösterir bir rapor mevcut olduğu halde, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ATK'dan temin edilen ve maluliyet oranının %10,3 olarak belirleyen rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasının ve bu suretle eksik tazminata hükmedilmiş bulunmasının isabetsiz olduğuna yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle Makine Yüksek Mühendisi Prof. Dr. ...'in katılımıyla düzenlendiği anlaşılan 24/02/2020 günlü rapordaki kazanın oluş şekli taraf kusur ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun denetlenebilir gerekçeler içermesi ve bu belirlemelerin olayla ilgili olarak İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen ceza yargılamasına ilişkin dava dosyasındaki tespitlerle ve dahi davacının taraf sıfatını aldığı aynı kazaya dayanılarak İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalı araç sürücüsü ... aleyhine açılan 2011/92Esas sayılı maddi ve manevi tazminat talepli dava dosyasındaki belirlemelerle de örtüşmesi karşısında hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilememesine; bundan ayrı kaza tarihinde yürürlükte bulunan " Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" hükümleri doğrultusunda, davacının kaza sonrası görmüş olduğu tüm tedavi evraklarının değerlendirilmesi (-Üsküdar Devlet Hastanesi'den temin edilen 07/05/2014 günlü Engelli Sağlık Kurulu raporu dahil) ve kişinin bizzat nörolojik muayenesi neticesinde konusunda uzman ATK 2. İhtisas Kurulu'nca düzenlendiği anlaşılan 15/02/2019 günlü yeterli ve geçerli nitelik taşıyan raporla belirlenen %10,3 oranındaki maluliyet oranı üzerinden hesaplama yapılmış olmasının da doğru olmasına; her ne kadar dava açan dilekçeye ekli olan ve kişisel müracaat sonucu Üsküdar Devlet Hastanesi'nden temin edilen 07/05/2014 günlü Engelli Sağlık Kurulu raporunda kişinin engel oranının %50 olduğu belirtilmiş ise de; söz konusu bu raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenmemiş olması yanında geçerlilik süresinin de 2 yılla sınırlandırıldığı gözetildiğinde, böyle bir raporun ATK raporuyla çelişki yaratacak niteliğe sahip olduğundan da söz edilemeyecek bulunmasına göre; davacı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 59,30-TL harcın düşümü ile bakiye 368,30-TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.17/04/2024