T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1381
KARAR NO: 2025/1087
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/04/2025 Tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2025/279 Esas
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025
İlk derece mahkemesinin ara kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava açan dilekçesinde; davalı ... Ticaret Limited Şirketi'ne ait ... plaka sayılı aracın 17.08.2023 tarihinde müvekkilinin müsteciri olduğu yolda Ankara istikametinde kusurlu bir şekilde geçiş yapmak suretiyle otokorkuluklara, levhalara, malzemelere vb. unsurlara ağır zarar verdiğini, belirlenen zararların tahsili hususunda davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, 198.731,23-TL'nin (138.238,59-TL asıl alacak ve takip tarihi itibari ile 60.492,64-TL işlemiş avans faizi) tahsiline yönelik olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili ayrıca kazaya karışan davalıya ait başta ... plakalı araç olmak üzere, davalının diğer taşınır, taşınmaz ve banka hesapları üzerine; takdiren teminatsız, aksi kanaatte olunması durumunda ise uygun görülecek bir miktar teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesi neticesinde ilk derece mahkemesince alınan 29/04/2025 tarihli ara karar ile, "davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davalıya ait ... plakalı arcın davacının işletimindeki otokorkuluklara, levhalara çarparak hasar verdiğinin, davalının kusurlu olduğunun beyan edilerek ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu, davacının iddia ettiği zararın varlığının ve miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı" gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından; davalı yana ait aracın, müvekkili şirket tarafından işletilen otoyoldan kusurlu şekilde geçmek suretiyle hasara sebep olduğu, dosyaya sunulan "fotoğraf ve video" ile yaklaşık ispatın sağlandığı, dosyaya sunulan görüntü ve video kayıtlarına göre ortada bir kaza ile haksız fiilin davalıya ait araç ile gerçekleştirildiği açıkça ortada olup, mahkemece verilen red kararının müvekkilinin alacağını elde etmesini zor duruma soktuğu, ihtiyati haciz koşulları mevcut olmasına rağmen talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu ve ara kararın kaldırılarak ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek, istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Eldeki dava, trafik kazası neticesinde davacının müsteciri olduğu yolda meydana gelen zararların tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. İİK'nın 257.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarının ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" denmektedir. Bu hüküm gereğince alacaklı, para alacağı için ancak vadesinin gelmesi halinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın 258/1.maddesinde ise “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur…” denmektedir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir. Somut olayda, dava konusu zarar haksız eylemden kaynaklandığından, tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. (6098 sayılı TBK. m.117). Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; İlk derece mahkemesinin ara kararının dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte, istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; her ne kadar talebe konu alacak kaza tarihinde muaccel hale gelmiş ise de, davacının alacağının varlığı ve miktarı ile davalının davacının zararından sorumlu olup olmadığı hususunda yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığından, (dava dilekçesine ek olarak sunulan trafik kazası tespit tutanağında davalıya ait araç sürücüsüne atfedilebilecek kusur bulunmadığı belirtilmiş olup, bu hususta başka bir tespit yada belirlemeye dosya kapsamında rastlanmamıştır) bu suretle yargılamanın mevcut aşamasında ihtiyati haciz kararı verilmesinin koşulları somut olayda gerçekleşmediğinden, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi yönündeki ara kararı isabetli bulunmuş olup, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İlk derece mahkemesinin; 2025/279 esas sayılı dosyası kapsamında alınan 29/04/2025 tarihli ara kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü uyarınca esastan reddine, 2/İstinaf eden davacıdan alınması gereken 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf aşamasındaki diğer giderlerin taktiren istinaf eden üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-f madde hükmü gereğince kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.10/07/2025