T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/704
KARAR NO: 2025/529
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/02/2025
NUMARASI: 2024/490 Esas - 2025/92 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava açan dilekçesinde; 23/05/2021 kaza tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın çarpması neticesinde müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, kaza sebebi ile Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yaptıkları başvurunun usulden reddine karar verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere (-HMK.m.107-) 50-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50-TL geçici bakım gideri, 50-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 50-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 200-TL nin davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, plakası tespit edilemeyen aracın varlığının ve kazaya neden olduğunun ispatlanamaması nedeniyle davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davadan önce müvekkiline başvuru koşulunun sağlanmadığını, davacının taleplerinin Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından reddedilmesi nedeniyle, söz konusu kararının görülmekte olan dava bakımından kesin hüküm oluşturduğunu, davacının maluliyetini ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve geçici bakıcı giderinden sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu kazanın gerçekleştiği hakkında davacının beyanlarından başkaca tespit yoktur. Kazanın failinin tespit edilememiş olması kazanın davacının iddia ettiği gibi meydana gelmiş olduğunu ortaya koymaz. Keza kazanın gerçekleşip gerçekleşmediği bir yana, kazaya bir başka aracın sebep olup olmadığı da kuşkuya mahal vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konmalıdır. Somut olay, yukarıda tespiti yapılan hususlar ve yüksek mahkeme kararları ışığında değerlendirildiğinde, trafik sigortası bulunmayan araç nedeniyle zararın doğduğu ve davalı ...'nın zarardan sorumlu olduğu davacı tarafça iddia edildiğine göre, aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunu ispat yükünün de "davacı üzerinde olduğu" gözetilmek suretiyle; davacı tarafın kazanın aydınlatılması noktasında herhangi bir delilinin olmadığı, olaya ilişkin soruşturma dosyasının mevcut olduğu ve soruşturma dosyasında da olayın yaşandığına dair tanık ve kamera kaydının bulunmadığı nitekim olayı gören tanık ve olay yerine ilişkin kamera kaydının bulunmadığına dair kolluk tutanağının da mevcut olduğu ve yine soruşturma dosyasında sadece müşteki beyanının mevcut olması, şüpheli veye şüphelilerin tespit edilememesi nedeniyle daimi arama kararı verildiği, davacının iddia edilen kazadan yaklaşık bir ay sonra şikayette bulunduğu gözetildiğinde, olaya ilişkin aydınlatıcı tanık, fotoğraf, kamera kaydı ve gerekli bilgi ve belgeler bulunmadığı, davacı vekilinin de verilen kesin süre içerisinde ispata yarar bir delil sunmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; dosyaya sunulan soruşturma dosyası, hastane kayıtları ve şikayet öyküsü göz önüne alındığında, davaya konu kazanın gerçekleştiği sabit olup; salt diğer sürücünün belirlenebilir olmamasına bağlı olarak karar verilmesinin davacının mağduriyetine yol açtığı, müvekkilinin olay günü hastaneye müracaat ettiği ve tedavisi gereği ayağının alçıya alındığı, bu nedenle de olayın hemen akabinde şikayetçi olmasının mümkün olmadığı, olayın travmasıyla şikayetin somut delillere dayandırılmasının her zaman mümkün olmadığı, kaldı ki müvekkilinin maluliyet oranı da göz önünde bulundurulduğunda olay anına dair her şeyi eksiksiz hatırlamasının beklenilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kararın kaldırılması gerektiği, hususlarına ilişkindir. Dava; trafik kazasına bağlı cismani zarar sebebiyle geçici iş göremezlik, daimi iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatı isteğine ilişkindir. Görülmekte olan davada davacı, belirlenemeyen bir aracın sebep olduğu trafik kazası neticesinde yaralandığının iddia ederek, davalıdan tazminat talebinde bulunmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; Davacı ...'ın; 23/05/2021 günü saat 14:47 de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine trafik kazasına bağlı olarak yaralandığını belirterek müracaatta bulunduğu, muayenesinde; sol ayak ilk iki parmak tırnak yatağında kanama ve hassasiyet olduğunun, grafide 1.parmak DİF'de kırık izlendiğinin tespit edildiği, 23/06/2021 tarihinde Yamanlar Polis Merkez Amirliğine müracaat ederek, "23/05/2021 günü saat 15:00 sıralarında ikametinin önünde karşıdan karşıya geçerken süratle gelen mavi renkli ... Marka plakasını bilmediği bir aracın sol ayağının üzerinden geçtiği, yere yığıldığı, aracın ileri bir noktada durduğu, yanına gelerek kendisini tedavi için Ege Üniversitesi Hastanesi'ne götürdüğü, hastanede sol ayak baş parmağının kırıldığının söylendiği ve alçı uygulandığı, şahsın; tedavinin ardından hastaneden ayrıldığı, kendi imkanları ile eve döndüğü, çarpan şahsın ismini, numarasını bilmediği, ayrıca aracın plakasını da görmediği, bu gün iyi olduğu için şikayette bulunmak üzere geldiği, kazanın olduğu yeri gören kameranın bulunduğu ancak 1 geçtiği için kaydın olup olmadığını bilmediği, kendisine çarpan kişiden şikayetçi olduğu" yönünde şikayet beyanında bulunduğu, Şikayeti gereğince zabıta tarafından yapılan araştırmada, kamera kaydının ve görgü tanığının bulunmadığının ayrıca failin belirlenemediğinin tespit edildiği ve bu hususta 24/06/2021 tarihli tutanak düzenlendiği, olaya ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daimi arama kararı verildiği, anlaşılmıştır. ... Yönetmeliği'nin 9.maddesi hesaba başvurulabilecek halleri düzenlemiş olup, anılan maddeye göre sigortalının veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar başvurma halleri arasındadır.Dosyada mevcut belgelere göre davacının yaralandığı sabittir. Ne var ki; dosyadaki bilgi ve belgelere, özellikle davacının kendisine çarpan ve yardım için kendisini hastaneye götüren şahsın kimlik bilgilerini, yahut telefon numarasını, yada kendisine çarpan aracın plakasını almadığı yönündeki olağan yaşam koşullarına uygun olmayan 23/06/2021 tarihli zabıtaya verdiği beyanına göre ve yaralanmanın niteliği de gözetildiğinde, yaralanmanın araç çarpması nedeniyle oluşup oluşmadığı açık ve net değildir. Sigorta kapsamında kalan rizikonun gerçekleştiğini ispat yükü davacıda olup gerçekleşen rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü ise sigortacıdadır.5684 sayılı yasanın 14.maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince ...'na başvurulabilmesi için plakası belirlenemeyen bir aracın kazaya neden olduğunun somut olarak kanıtlanması gerektiği, ancak eldeki dosyada davacının yaralanmasının trafik kazası sonucu oluştuğuna dair tereddütü ortadan kaldıracak delil bulunmadığı anlaşılmaktadır.Şu halde; davacıdaki yaralanmaya meçhul aracın sebebiyet verdiğinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcı, istinaf başvurusu sırasında alındığından, bu nususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi.17/04/2025
-MUHALEFET ŞERHİ- Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat, bakım gideri ve tedavi gideri istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı vekilince 23.05.2021 tarihinde, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir aracın müvekkiline çarpması nedeniyle meydana gelen trafik kazasında yaralandığı ileri sürülerek, ... aleyhine maddi tazminat, tedavi gideri ve bakım gideri istemiyle iş bu davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince, 'olaya ilişkin aydınlatıcı tanık, fotoğraf, kamera kaydı ve gereli bilgi ile belgeler bulunmadığı, davacı vekilince verilen kesin süre içinde ispata yarar delil sunulmadığı' gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14.maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre “sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar” için ...na başvurulabilir.Burada gözden kaçırılmaması gereken husus; ...na başvurulabilmesi için plakası belirlenemeyen bir aracın kazaya neden olduğunun somut olarak kanıtlanması gerektiğidir. (Sigortacılık Kanunu.m.14/a) Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davacının kaza ile aynı gün 23/05/2021 tarihinde ve saat 14:47'de hastaneye başvurduğu, hastane kayıtlarına olayın 'trafik kazası' olarak geçtiği, dava konusu kazada aracın davacının ayağının üzerinden geçmesi nedeniyle davacının sol ayak 1. parmağında kırık oluşacak şekilde yaralandığı, davacının 23.06.2021 tarihinde emniyete başvurarak şikayette bulunduğu ve olay hakkında savcılık tarafından faili meçhul olarak, daimi arama kararı verildiği belirgindir. Davacı emniyette verdiği ifadesinde ' araç sürücüsünün kendisini hastaneye götürdüğünü, ayağının alçıya alındığını, akabinde sürücünün hastaneden ayrıldığını, şahsının ise kendi imkanları ile eve döndüğünü, ayağının alçıda olması nedeniyle hemen şikayetçi olamadığını, mavi renkli ... marka aracın plakasını alamadığını, sürücüsünün ismini ve numarasını da bilmediğini' beyan etmiş olup; kazadan sonra 6 ay süre ile şikayet hakkı bulunan ve ayağı kaza nedeniyle alçıya alınan davacı, kazadan bir ay sonra (süresinde) şikayette bulunarak şikayet hakkını kullanmıştır. Dosya kapsamından, dava konusu kaza nedeniyle ayak parmağında kırık oluşacak şekilde yaralanan davacının, olayın etkisi ve duyduğu acı nedeniyle aracın plakasını alamadığı, akabinde yanında başkaca bir kimse bulunmadığı anlaşılan durumda hastanede tedavisi yapılırken kendisine çarpan aracın sürücüsünün ismi ve telefonunu da alamadığı anlaşılmaktadır. Bu halde, davacının kolluk ifadesi, savcılık daimi arama kararı, hastane evrakları hep birlikte nazara alındığında kazaya neden olan aracın ve sürücüsünün kimliğinin davacı yönünden belirsiz olduğu, davacının plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu trafik kazası nedeniyle yaralandığı belirgin olmakla, davacının ... aleyhine dava açmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Hal böyle olunca da, ilk derece mahkemesince ' olay anına ilişkin davacı tarafça fotoğraf, kamera kaydı sunulmaması ve tanık bildirilmemesi nedeniyle davasını ispat edemediği' gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesini doğru bulmamam ve kararın HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılması gerektiğini düşünmem nedeniyle sayın çoğunluğun, yerel mahkeme kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi yönündeki görüşüne katılmıyorum.