T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1883
KARAR NO: 2025/161
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/11/2023
NUMARASI: 2022/254 Esas - 2023/879 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/02/2025
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27/09/2016 günü davalı ... adına kayıtlı ve ... yönetimindeki ... plakalı aracın orta refüjü aşıp karşı şeride geçerek müvekkiline ait ... plakalı araca çarpması sonucunda müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza tarihinden bu yana iki adet ameliyat geçirdiğini henüz sol kolunu kullanma kabiliyetini elde edemediğin, servis şoförü olan ve araba kullanarak geçimini sağlayan müvekkilinin meydana gelen kaza nedeniyle kaza tarihinden bu yana çalışamadığını, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 10.000,00-TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 09.11.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat (maluliyet tazminatı) talebini toplam 212.080.93-TL olarak ıslah etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alındığını, davacı tarafından istenilen eksik belgelerin müvekkili şirkete iletilmediğini bu nedenle davacının dava açma hakkının bulunmadığını davanın usulden reddinin gerektiğini, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, tedavi/sağlık giderlerine ilişkin müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesinin, maddi ve manevi tazminat davalarının kabulüne dair kararına karşı, davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde, Dairemizin 15/03/2022 tarih, 2021/ 1326 Esas, 2022/ 371 Karar sayılı ilamı ile; "..1) davacı için, TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması, bilinen ve bilinmeyen dönem hesabının hangi tarihlerden başlayıp bittiği açık ve denetime elverişli bir şekilde belirtilerek; tazminat hesaplamasının taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek 2016 yılı verileri (işlemiş/ işleyecek devre belirlemesi için) baz alınarak yapılması için, başka bir aktüer bilirkişiden rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesinin doğru görülmediği 2) Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki " Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçeleri ile, HMK'nın 353/1.a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmiş, Kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde; '' .. dava konusu kazanın oluşumunda davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu, davacının bu kaza nedeniyle %2 kalıcı, 4 ay geçici iş göremezliğinin oluştuğu, her ne kadar davacı tarafından istinaf kaldırma kararı öncesi alınan rapor ile kaldırma kararı sonrası alınan rapor arasında çelişki olduğu belirtilerek maluliyet raporuna itiraz edilmiş ise de, her iki raporun farklı yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olması nedeniyle farklı maluliyet oranlarının belirlenmiş olmasının çelişki oluşturmadığı, kaza tarihinde yürürlükte olan özürlülük ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporu hakkında yönetmeliğine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınması gerektiği kanaatine varıldığı, maluliyet nedeniyle davacının maddi zararının 47.377,01- TL olduğu, davalıların sürücü, işleten ve zorunlu trafik sigortacısı olarak müşterek sorumlu oldukları anlaşıldığından maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerektiği; Manevi tazminat talebi ile ilgili olarak ise, tarafların sosyal ve ekomomik durumları, haksız fiilin ağırlığı, mağdurun yaşı, oluşan zararın büyüklüğü ve niteliği gözönüne alınarak talebin kabulüne karar vermek gerektiği'' kanaati ile; 1-Davanıcının MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ ile; 47.377,01- TL’nin davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 27/09/2016 tarihinden itibaren, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ise dava tarihi olan 21/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... Sigorta A.Ş. açısından sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ ile; 10.000,00- TL’nin kaza tarihi olan 27/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri: Davacı vekili; adli tıp raporları arasında orantısal olarak büyük fark bulunmasına rağmen bu çelişki giderilmeden karar verildiğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın aradan geçen zaman nazara alındığında az olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, usuli kazanılmış hakları ihlal edilerek güncel asgari ücrete göre karar verildiğini, ilk karar esas 2020 yılı asgari ücret üzerinden ve PMF-progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılarak karar verilmesi gerektiğini, %0 teknik faize göre hesaplama yapılmasını kabul etmediklerini, yerel mahkemece müterafik kusur değerlendirmesi yapılmadan karar verildiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; dairemiz kaldırma kararından sonra dosya kapsamında alınan ve ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 24.04.2023 tarihli rapor kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre ve alanında uzman ortopedi-travmatoloji uzmanı ile radyoloji uzmanı dr bilirkişilerin katılımı ile hazırlanmış olmakla, davacının 01.03.2023 tarihli ve 27.05.2016 tarihli muayene ve grafilerin iş bu raporda değerlendirilmiş olması nedeniyle iş bu raporun hükme esas alınmaya elverişli, taraf ve yargı denetime açık olmasına; kaldırma kararından önce alınan 29.03.2019 tarihli ATK raporu kaza tarihinde geçerli olmayan yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış olduğundan yerel mahkemece hükme esas alınmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına, aradaki oransal farkın yönetmelik farkından kaynaklanması nedeniyle ortada esasen bir çelişkinin varlığından da söz edilemeyecek bulunmasına; dairemiz kaldırma kararından sonra düzenlenen ve hükme esas alınan 27.09.2023 tarihli aktüer ek raporunun dairemiz kaldırma kararına uygun olarak alınan ATK raporu doğrultusunda davacının tespit edilen %2 maluliyet oranına ve dairemiz kaldırma kararı ile kesinleşen verilere (%100 davalı kusuru, TRH yaşam tablosu, progresif rant yöntemi ..vs) göre hazırlanmış olmasına; her ne kadar yerel mahkemenin ilk kararı davalı sigorta şirketi vekilince istinaf edilmiş, davacı tarafça istinaf edilmemiş olmakla, Dairemizce ilk karar davalı sigorta şirketi yararına kaldırıldığından davalı sigorta şirketi lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olmakla, dairemiz kaldırma kararından sonra alınan 27.09.2023 tarihli aktüer ek raporunda kaldırma kararından önceki hesap tarihindeki( 30.10.2020) asgari ücrete göre hesaplama yapılması gerekirken, davalı sigorta şirketinin kazanılmış haklarını ihlal edecek biçimde, güncel asgari ücret verileri dahilinde hesaplama yapılması ve bu ek rapor hükme esas alınarak karar verilmesi doğru değil ise de (Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 2023/11274 Esas, 2023/13229 Karar sayılı ilamı) (HGK'nın 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir), 27.09.2023 tarihli aktüer ek raporuna karşı davalı sigorta şirketi vekilince itiraz edilmediğinden, bu hususun da davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuş bulunmasına; davacı tarafça ilk karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığından davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşmakla davacı için hükmedilen manevi tazminata ilişkin olarak önceki karardaki aynı rakama hükmedilmesinde bir hata bulunmamasına göre, davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan alınması gereken 615,40 -TL harçtan peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 -TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 3.236,32 -TL harçtan peşin yatırılan 381,48-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.854,84-TL istinaf karar ve ilam harcının davalı sigorta şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025