T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1133
KARAR NO: 2025/1018
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/02/2025
NUMARASI: 2024/666 Esas - 2025/184 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı minibüsün, müvekkili tarafından 09/12/1993 yılında satın alınarak bir süre kullanıldıktan sonra 2001 yılında dava dışı ... isimli şahsa haricen satıldığını ve bu tarihten sonra aracın ... tarafından çeşitli firmalara servis hizmeti verilmek yani yolcu taşımacılığı yapılmak suretiyle işletildiğini, 2001 yılından sonra müvekkilinin işleten sıfatı kalmadığını, ancak 27/06/2002 tarihinde söz konusu aracın karıştığı trafik kazasında araçta bulunan ... isimli şahsın hayatını kaybettiğini, başka kişilerin de yaralandığını, 27/06/2002 günlü kaza nedeniyle İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 2012/326 Esas-2019/137 Karar sayılı ve İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/390 Esas-2017/571 Karar sayılı davalar görüldüğünü, müvekkilinin de bu davalarda davalı olarak yer aldığını, yaralananların açtığı ve İstanbul Anadolu 4. Asliye hukuk mahkemesinde görülen davada vekil edenlerine ait davanın pasif husumet yokluğundan reddedildiğini, buna rağmen davalı sigortacının 3.kişi hak sahiplerine 11/05/2012 tarihinde yaptığı 18.000,00-TL'liik ödemenin rücuan tahsili amacıyla vekil edeni aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile; 13/01/2016 tarihinde yaptığı 40.869,00-TL'lik ödemenin rücuan tahsili amacıyla da vekil edeni aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takipleri başlattığını, oysa müvekkilinin 2001 yılında gerçekleşen satış nedeniyle işleten sıfatı bulunmadığından, davalı tarafından başlatılan takiplerin haksız ve yersiz olduğunu beyanla; söz konusu icra takiplerinin durdurulmasını ve müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile söz konusu takiplerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş; dava dilekçesinde ayrıca davalının haksız ve kötü niyetli bir biçimde icra takibi başlatması nedeniyle %20'den az olmamak kaydıyla, tazminata mahkum edilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait aracın, 15/04/2022-15/04/2023 tarihleri arasını kapsar biçimde vekil edeni sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı olduğunu ve bu aracın poliçenin yürürlük süresi içerisinde karıştığı 27/06/2002 günlü trafik kazası nedeniyle 3.kişi hak sahiplerine poliçe kapsamında ödeme yapılarak, araç sürücüsünün kaza anında alkollü olması ve ehliyetnamesinin de bulunmaması nedeniyle, haklı biçimde davacı ... aleyhine yapılan bu ödemelerin rücuan tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, sonuç itibariyle usulsüz ve haksız bir icra takibinin olmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Dava, trafik kazasının meydana geldiği tarihte işleten sıfatının kalktığı iddiasına dayalı menfi tespit istemlidir. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık kaza tarihinde davacı tarafın işleten sıfatına haiz olup olmadığı, harici devir sözleşmesinin işleten sıfatını kaldırıp kaldırmayacağı noktasında olup davalı şirketin ödediği tazminat miktarları yahut kusur durumu hakkında ihtilaf bulunmamaktadır. 2918 sayılı KTK'nun 20/d maddesinde, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, noterler tarafından yapılacağı, noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirlerin geçersiz olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, aracın kaza tarihinde kayden maliki davacı taraf olup, aracın kazadan önce satıldığını savunmuş ise de KTK'nun 20/d bendi uyarınca, kazadan önce yapılmış geçerli bir satış sözleşmesi ibraz edilmemiştir. Davacı taraf bir kısım mahkeme dosyalarını ve belgeleri ileri sürmüşse de bu deliller tek başına aracın işleteni sıfatını değiştirecek nitelikte satım sözleşmesi yapıldığını kabule yeterli değildir. İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/390 Esas 2017/571 Karar sayılı ilamında ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmişse de bu yöndeki tespitin hatalı olduğu, aracın kayıt malikinin ... olduğu ve bu hususun da resmi kayıtlar ile sabit olduğu görülmüştür. Bu nedenle bahsi geçen dosyadaki tespitler hükme esas alınamaz. Kaldı ki söz konusu dosyada kaldırma ilamı üzerine yeniden yargılama yapılarak İş Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere araç devir işleminin resmi şekle aykırı olması nedeniyle işleten sıfatının kalkmadığı, davacı tarafın söz konusu icra takipleri yönünden borçlu olduğu..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine ilişkin bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu üzerine Dairece verilen 30/05/2024 gün 2024/743 Esas-2024/943 Karar sayılı ilamla; dava şartı niteliğindeki görev sorununa işaret edilmek ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunmasına ilişkin yasanın 2 ve 73.madde hükümleri ile 6102 sayılı TTK'nın 4.maddesindeki göreve ilişkin düzenlemeler açıklanmak suretiyle; "Somut olayda davalı gerçek kişi ise de; davacı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın dosyada mevcut araç kaydından da anlaşılacağı üzere cinsi kapalı kasa kamyonet olup, kullanım şekli ise yolcu nakli olarak gösterilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen poliçede ise aracın cinsi ve kullanım amacı hakkında bir belirleme bulunmamakta ise de; davacı dava dilekçesinde açıkça söz konusu aracın minibüs olduğunu ve kazanında servis taşımacılığı sırasında meydana geldiğini beyan etmiştir.Dosya kapsamından; talep konusu kaza tarihi itibariyle davacı adına kayıtlı, ... plaka sayılı minibüs ile ... plaka sayılı otobüsün çarpışması neticesinde meydana gelen 26/06/2002 günlü trafik kazasında ... plaka sayılı minibüste yolculuk etmekte bulunan ... isimli şahsın hayatını kaybettiği, birden çok kişinin de yaralandığı ve ... plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar biçimde davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortalı olduğu ve bu poliçeye göre davacının sigortalı konumda bulunduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda mahkemece; az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek davacı adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın niteliğini ve kullanım şeklinin ne olduğunun tam ve kesin bir şekilde belirlenmesi ve yapılan inceleme ve araştırma neticesinde davacının görülmekte olan davada tüketici konumunda olduğu sonucuna varılması halinde eldeki davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemelerine ait olduğu; eğer araç ticari amaçla kullanılan ticari nitelikteki bir araç ise bu defada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu gözetilerek, buna göre görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, mahkemenin görevli olmadığı gözden kaçırılıp, işin esasına girilerek yazılı biçim ve şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazları değerlendirilmeksizin İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen önceki kararın HMK.m.353/1-a/3 hükmü kapsamında kaldırıldığı görülmüştür. Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2024/247 Esasına kayıtlanan davanın yargılaması neticesinde; "Dosya arasına alınan İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/326 Esas sayılı dosyası ve İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/390 Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacı adına kayıtlı aracın servis olarak kullanıldığı sırada kazanın meydana geldiği görülmüştür. Nitekim davacı taraf da söz konusu aracın ... Tekstil firmasının servis işini yaparken kazaya karıştığını dava dilekçesinde belirtmiştir.Her ne kadar davacı adına kayıtlı aracın kamyonet vasfında bulunduğu görülmüşse de aracın fiili kullanım amacının ticari olduğu ve ticari amaçlı yolcu naklinde kullanıldığı, taşıma esnasında kazanın meydana geldiği, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olacağı, İzmir BAM 20. Hukuk Dairesinin 12/06/2024 tarihli ve 2024/1054 Esas 2024/965 Karar sayılı ilamının da aynı doğrultuda olduğu..." gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının kanun yoluna başvuru konusu yapılmaksızın, 10/09/2024 tarihinde kesinleşmesi üzerine dosyanın İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/666 Esasına kayıtlandığı anlaşılmıştır.Asliye ticaret mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, toplanan, deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; "...davacının davaya konu trafik kazasının meydana geldiği tarihte işleten sıfatının kalktığı iddiasına dayalı olarak kaza nedeniyle meydana gelen zarardan borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davacı taraf davaya konu aracı aldıktan bir süre sonra kullandığını ancak 2021 yılında harici işlem ile davaya dışı ...'na devrettiğini aracın fiili hakimiyetinde olmadığını aracın üzerinde herhangi bir tasarruf hakkının bulunmadığını belirttiği ancak yapılan devir işleminin noter aracılığı ile yapılmadığı, resmi şekle aykırı olduğu, dolayısıyla davacının işleten sıfatının kalkmadığı gibi araç ile bağlantılı icra takipleri yönünden sorumlu olduğu..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; dava dilekçesindeki davaya ilişkin iddialara paralel olup; yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan, deliller tam olarak toplanılmadan ve sigorta poliçesinin fiilen devralan kişi tarafından yapıldığına dair tanıkları dahi dinlenilmeden verilen davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava; ZMM sigortacısı olan davalının, 3.kişi hak sahiplerine yaptığı ödemelerinin rücuan tahsili amacıyla akidi aleyhine başlattığı icra takipleri kapsamında borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit) isteğine ilişkindir. İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde "Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır" şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmünü içermektedir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Bunun yanı sıra, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d bendi "Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir" hükmünü içermektedir. Görüldüğü gibi Yasa'nın 20/d bendinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin ancak noterler tarafından yapılacağı hükmüne yer verilmiştir. Ancak böyle bir satış ve devir işlemi araç üzerindeki mülkiyet hakkını devre elverişlidir. Bu devrin yöntemince aracın kayıtlı olduğu, tescil müdürlüğüne bildirilmemesi yüzünden aracın tescil kaydında bir değişiklik yapılmaması satışa konu aracın mülkiyetinin geçişini engellemez ise de, anılan yasa maddesinde belirtilen türden resmi bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın, satış işlemine dayalı olarak işleten sıfatının ve araç üzerindeki mülkiyet hakkının devredildiğinin kabulü mümkün değildir. ( Bkz. Yargıtay 17. HD'nin 2015/12712 Esas, 2018/717 Karar; 2013/8644 Esas, 2014/8876 Karar sayılı ilamları) Hal böyle olunca; somut uyuşmazlıkta davacı Ekrem Uzunoğlu, davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı minibüsün maliki ve poliçe bilgilerine göre sigortalısı olup, 2918 KTK'nın 20.maddesi kapsamında bir devir (satış) işlemi yapmadığı gibi, motorlu aracını herhangi bir kişiye kiraya verdiğini veya ariyet gibi sebeple bıraktığını da iddia etmediğine göre, yazılı biçim ve şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında (Bkn; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/10379 Esas-2024/5398 Karar sayılı ilamı) istinaf edenin sıfatına ve istinaf nedenlerine göre, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL harç peşin olarak alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.26/06/2025