T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1960
KARAR NO: 2025/1659
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/09/2024
NUMARASI: 2015/761 Esas - 2024/571 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazası Nedeniyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin babası müteveffa ...'nun ... plakalı motosikleti ile seyir halindeyken davalılardan ...'un kullandığı ... plakalı araç ile çarpışması sonucu öldüğünü, müvekkillerinin babasının kazada kusurunun olmadığını, müvekkillerinin kaza sonucunda ölen babasının sigortalı olarak çalışarak ailesinin geçimine yardımcı olduğunu, ölümü ile her iki çocuğunun da büyük üzüntü yaşadığını belirterek, müvekkillerine miras kalan motosiklet için şimdilik (kısmi dava) 500,00 TL maddi tazminat, müvekkilleri için 30.000,00 TL'şer olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 10/01/2023 tarihli raporu ile, davalı sürücü ...'un tam kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'nun ise kusuru bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu,. Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca terekenin tümüne ait davaların bütün mirasçılar tarafından açılması gerektiği, davacıların motosiklette trafik kazası nedeniyle meydana gelen maddi zararın tazmini için tek başına dava açma ehliyeti bulunmadığı, maddi tazminat talebinin aktif dava ehliyeti yokluğundan reddinin gerektiği, davacılar lehine toplam 30.000,00'er-TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olacağı, gerekçesiyle;a-Davanın KISMEN KABULÜ ile,-30.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ile ...'dan haksız eylem tarihi olan 21/07/2013 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,-30.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ile ...'dan haksız eylem tarihi olan 21/07/2013 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine,b-Davacılar tarafından motosiklet hasarına ilişkin davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan maddi tazminat talepli davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; hükme esas alınan ATK raporu dikkate alındığında bilirkişiler tarafından yapılan incelemenin ve olay yerinde tutulan Jandarma tutanağının hatalı olduğu, kazanın tutanakta gösterilen şekilde meydana gelmediği, Jandarmaların kaza anını fotoğraflamamış olmasının bir ihmali davranış olduğu, sadece bu tutanak dikkate alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, olaya ilişkin ceza yargılamasındaki dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere maktulün asıl ölüm sebebinin trafik kazası sonucunda yaşadığı yaralanması değil, kaza öncesinde var olan kalp rahatsızlığı olduğu, bu nedenle ...'nun ölümü ile trafik kazası arasında nedensellik bağının bulunmadığı, yine ceza yargılamasında keşif yapılarak bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği ve bu inceleme sonucunda maktulün asli kusurlu bulunduğu, dolayısıyla raporlar arasında çelişki bulunduğu ve bu çelişkilerin giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca manevi tazminat miktarlarının da olayın özellikleri ve müvekkilinin sorumluluğu dikkate alındığında fahiş belirlendiği, bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava; Trafik kazasından kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Öncelikle ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, diğer bir anlatımla ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemesini bağlayacağı veya bağlamayacağı konusu üzerinde durulması gerekmektedir.Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın "Ceza Hukukuyla Medeni Hukuk Arasında Münasebet" başlıklı 53. maddesinde: "Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez." hükmü yer almakta, 6098 Sayılı TBK'nın 74. madde hükmü de paralel bir düzenlemeyi içermektedir.Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/11-115 E.2004/108 K; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 gün ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları). Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Y.HGK.10.1.975 gün ve 1971/T-406 E. 1975/1 K. sayılı ilamı; Y.HGK.23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E.ve 1985/21 K.sayılı ilamları ve yukarıda yer alan ilamları).Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir(Y.HGK.11.10.1989 gün ve 1989/11-373-472 sayılı ilamı). Görüldüğü üzere, hukuk mahkemesi az yukarıda bağlayıcılık yönü belirtilen ayrık durumlar dışında ceza mahkemesi kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.Bu noktada, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağladığı hallerde, kesin delilin etkisi nedeniyle, ceza mahkemesi kararında dayanılmış olan bilirkişi raporunun hukuk mahkemesini bağlayacağı; buna karşılık, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesini bağlamadığı hallerde, ceza mahkemesinde alınmış olan bilirkişi raporunun, hukuk mahkemesini bağlamayacağı, eş deyişle hukuk mahkemesinin yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği, kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın kabul edilmektedir (Prof.Dr.Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.Baskı 2001, cilt:V, s:5154-5155). Özellikle tarafların, iddia ve savunmalarını ispat için, mahkemeden bilirkişi incelemesi yapılmasını istemeleri halinde; hukuk hakiminin, uyuşmazlığı kendi tespit ve takdirine, “Medeni Hukuk” alanı kurallarına göre çözümlemesi gerekir. İlk derece mahkemesince kusur tespiti için yapılan araştırma sonucu Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 22/01/2018 tarihli raporunda; davalı sürücü ...'un %90 oranında kusurlu, müteveffa sürücü ...'nun %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, 05/11/2020 tarihli raporunda; davalı sürücü ...'un %100 oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'nun kusursuz olduğunun belirtildiği, çelişkilerin giderilmesi için dosyanın yeniden rapor düzenlenmek için gönderilmesi üzerine, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 10.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda; "21/07/2013 günü saat 19:50 sıralarında, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Fener köyü istikametinden Akören köyü yönüne doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiği sırada aracının ön kısımlarıyla, karşı yönden gelen müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motorlu bisikletin ön kısımlarıyla çarpışması sonucu" dava konusu ölümlü trafik kazası meydana geldiği kabul edilerek;a- Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyrini; olay mahalli özelliklerini dikkate alarak şeridi içerisinde kalacak şekilde müteyakkız olarak sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip, müteveffa sürücü idaresindeki aracın seyir halinde bulunduğu karşı yön şeridine sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybederek girip bu aracın seyir yönünü kapatması ve şerit ihlali yaparak kazanın oluşumuna sebebiyet vermesi neticesi olayda asli kusurludur.b-Müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki motorlu bisiklet ile şeridi içerisinde yolun sağına yakın mesafede seyirle olay mahalline geldiğinde, direksiyon hakimiyetini kaybederek kontrolsüzce şeridine doğru yönelen karşı yönden gelen davalı sürücü idaresindeki otomobile karşı alabileceği bir önlem bulunmadığından meydana gelen olayda atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır, belirlemesinin yapıldığı anlaşılmıştır.Davaya konu kazaya ilişkin ceza davasının görüldüğü, Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2014/461 Esas, 2023/187 Karar sayılı dosyasında hükme esas alınan, 11/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda; "21/07/2013 Günü Saat:19.50 Sıralarında İstanbul İli Silivri İlçesi Gazi Paşa Mahallesi idaresindeki Bıçaker Sokak ile Yengi Sokağın birleştiği ... Çiftliği önünde sevk ve idaresi ... sevk ve idaresindeki ... Plakalı aracıyla kazaya bakan jandarma ekiplerinin tespitine göre 01.87 Promil yasal sınırın üzerinde alkollü olarak hızlı bir şekilde Bıçaker Sokaktan Akören istikametine seyir ettiği esnada aracının sol arka kapı sol arka çamurluk köşe kısımları ile karşı şeritte seyreden Maktul ... sevk ve idaresindeki ... Plakalı Motosiklet ile çarpışmaları neticesi sonucu" dava konusu ölümlü trafik kazası meydana geldiği kabul edilerek; "2918 Sayılı K.T. Kanununun 84.maddesinde Sürücülerde Asli kusur sayılan hallerbelirlenmiştir.84.Maddesinin(G)bendinde (HATALI ŞERİT DEĞİŞTİRME , ŞERİDE TECAVÜZ ETME ) asli kusurlu sayılmış ... plakalı Motosiklet Sürücüsü Müşteki ... Bıçaker Sokak istikametinden gelip Yengi Sokak kav: istikametine seyir ettiği esnada |sağındaki çalışmanın yanından geçtiği esnada karşı şeride geçerek dosyaya sunuları resimlerden de anlaşıldığı üzere ... Plakalı araçın sol arka kapı arka çamurluk kısımlarına 2918 Sayıl K.T.Kanunun 51/B Maddesindeki (Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar) kurallara aykırı hareket ederek direksiyon hakimiyetini kaybederek kontrolsüzce karşı şeride geçtiği aracının ön kısımlarıyla karşı şeritte şeridinde seyreden Sanık...“nın kullandığı... Plakalı aracın seyir şeridine girdiği çarpışmaya engel olamadığı bu aracın arka sol köşe kısımları ile çarpıştığı kazada ASLİ KUSURLU OLDUĞU, belirlemesinin yapıldığı, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak davalı...“nın bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 20/02/2024 tarih 2023/3039 Esas 2024/726 Karar sayılı ilamı ile onandığı, kararın 20/02/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Yukarıdaki açıklamalar ile birlikte somut olaya dönüldüğünde; ceza mahkemesi kararının tespit edilen maddi vakıa yönünden bağlayıcılığı göz önüne alındığında, olayın Motosiklet Sürücüsü Müşteki ...'nun karşı şeride geçtiği aracının ön kısımlarıyla ... Plakalı aracın sol arka kapı arka çamurluk kısımlarına çarpması sonucu gerçekleştiğine dair maddi olgunun kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile kesinleştiği hususu İlk derece Mahkemesince kabul edilerek, kesinleşen maddi olgu kapsamında kusura dair belirleme yapılması için bilirkişi raporu aldırılması gerekirken kesinleşen maddi olgu ile ilgisiz şekilde kusur değerlendirmesi yapan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 10.01.2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınarak manevi tazminat bedelinin belirlenmesi doğru görülmemiştir.Hal böyle olunca kesinleşen maddi olgu ve kazanın gerçekleşme şekli gözetildiğinde, davacıların murisi ...'nun asli, davalı sürücü ...“nın tali kusurlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, kazanın meydana geldiği tarih (2013), oluş şekli, kusur durumu, ölenin yaşı, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ancak tatmin duygusuna ulaşılacak kadar olması gereği dikkate alındığında, mahkemece davacı taraf yararına takdir edilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Öte yandan, Ölü muayene işlemi ve düzenlenen klasik otopsi raporu neticesinde Müteveffa ...n'in genel beden travmasına bağlı stermın, çok sayıda kosta ve ekstremite kemik kırıkları ile birlikte iç organ yırtılması ile gelişen iç kanama ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğünün belirlendiği, ceza yargılaması sırasında alınann 17/03/2022 tarihli Adli Tıp 3. Üst Kurulu tarafından tanzim edilen raporda hekimin hatalı eyleminin trafik kazasına bağlı yaralanma ile kişinin ölümü arasındaki illiyet bağını kesmeyeceğinin mütalaa edildiği, iş bu raporun açıklayıcı, gerekçeli ve denetim elverişli olduğu, bu haliyle trafik kazası ile ...'nun ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususa temas eden istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Ne var ki, manevi tazminat bedelinin belirlenmesine ilişkin hatalı uygulama yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince kararın kaldırılmasına, istinaf konusu edilmeyen hususlarda usuli kazanılmış haklar gözetilerek, davacılar lehine ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın 21/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken tahsili ile davacılara verilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,
1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2024 tarih ve 2015/761 Esas - 2024/571 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılan 1.024,65-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine,b-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,c-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2024 tarih ve 2015/761 Esas - 2024/571 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın KISMEN KABULÜ ile,a-)30.000,00-TL manevi tazminatın (davalı ... yönünden 20.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılar ... ile ...'dan haksız eylem tarihi olan 21/07/2013 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,b-)30.000,00-TL manevi tazminatın (davalı ... yönünden 20.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılar ... ile ...'dan haksız eylem tarihi olan 21/07/2013 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'na verilmesine,c-)Davacılar tarafından motosiklet hasarına ilişkin davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan maddi tazminat talepli davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine, ç-)Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden (60.000,00-TL) alınması gereken 4,098,60 TL (davalı ... yönünden 2.732,40 TL ile sınırlı olmak üzere) harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 206,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.891,97-TL harcın (davalı ... yönünden 2.525,77 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,d-)Davacı tarafından peşin yatırılan 206,63-TL harcın davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,e-)Davacı tarafından yapılan 4.494,20-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak hesaplanan 4.457,06-TL'nin (davalı ... yönünden 2.971,37-TL'lik kısmı ile sınırlı olmak üzere) davalılar ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına,f-)Davalı ... tarafından yapılan 393,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak hesaplanan 133,17-TL'lik kısmının davacılardan alınarak davalı ...'ya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,g-)Davacılar yönünden reddedilen maddi tazminat sebebiyle davalılar ... ve ... dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 500,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak; davalılar ... ve ...'ne verilmesine, ğ-)-Davacılar yönünden kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 30.000,00-TL ( davalı ... yönünden 17.900,00-TL'lik kısmı ile sınırlı olmak üzere) vekalet ücretinin; davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, h-)Davalı ... ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen manevi tazminat bedeli yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin istinaf eden davacılardan alınarak davalı ... ...'ya verilmesine,ı-)Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.30/10/2025