T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/619
KARAR NO: 2025/935
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/12/2024
NUMARASI: 2021/207 Esas - 2024/900 Karar
DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2025
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun maliki, diğer müvekkili ...'nun sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın karıştığı 28/03/2013 günlü trafik kazasında dava dışı ...'nun yarılanması neticesinde kazazede tarafından davalı sigorta şirketine müracaat edilmesi üzerine davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı kazazedeyi 70.542,00-TL sürekli ve geçici iş görememezlik tazminatı ödendiğini, vekil edenleri bulunan davacılara söz konusu trafik kazası nedeniyle ödenen tazminatın rücu edileceği yönünde ihbarname gönderilmiş ise de müvekkillerinin bu ihbarnameden haberlerinin olmadığını ve bu ihbarname sonrasında davalı sigorta şirketi tarafından müvekkilleri adına İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili ...'in, kaza anında aracın sürücüsü olup, davalı tarafça düzenlenen sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığından kendisinden rücu hakkı bulunmadığını, müvekkili ... yönünden ise, davalı tarafça dava dışı üçüncü kişiye ödenen tazminatın rücusu için yasal şartların bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile; İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle davalıya karşı borçlu olmadıklarının tespitine, alacağın likit olması ve icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle davalı yanın asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve vekil edenlerinin mağduriyet yaşamaması adına icra dosyasının yargılama sonuçlanıncaya kadar durdurulması yönünde tedbir kararı verilerek, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilerek davacılar aleyhine icra inkar ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı incelenerek; "Davacıların davasının kısmen kabulüne İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosya borcunun 69.768,99 TL asıl alacak 3.628,63 TL takip öncesi faiz, olmak üzere toplam 73.037,62 TL bedeli ve bu bedele ilişkin ferilerden davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama devam ederken dosya borcunun tamamı davacılardan ... tarafından icra dosyasına ödenerek davalı tarafından icra dosyasından tahsil edildiğinden fazla ödenen 90.570,84 TL nin davalıdan istirdaden alınarak davacılardan ...' na ödenmesine, Davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; kazaya karışan davacı ...'in kusurunun ATK raporu ile sabit olduğunu, her ne kadar kaza tespit tutanağında yeterli ve geçerli sürücü belgesinin bulunduğu ifade edilmiş ise de bu tespitin hatalı olduğu, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan, kaldırılarak yeniden yargılama yapılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği hususlarına yöneliktir.Dava, sigortacı tarafından hak sahibine ödenen tazminatın, sigortalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.Bilindiği üzere, 28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde açıklanmıştır. Kanunun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder" biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Bu durumda mahkemece, davacı işleten ile davalı arasındaki ilişkinin sigorta sözleşmesinden kaynaklanması, davacının maliki olduğu, davalıya sigortalı aracın motosiklet olması, davacının, davalı sigorta şirketi karşısında tüketici sıfatına sahip olması ve davacı araç maliki ile davalı sigortacı arasındaki sigorta sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu göz önünde bulundurularak mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla davanın esası hakkında karar verilmesi isabetli değildir.Bu durumda, kamu düzenine aykırılık nedeni ile davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK m. 353/1-a/3 gereğince kaldırılmasına, kaldırma kararının neden ve şekline göre istinaf eden davalı vekilinin işin esasına yönelik istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2024 tarih ve 2021/207 Esas 2024/900 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/3 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, Sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 1.547,00-TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/06/2025