T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1700
KARAR NO : 2025/1994
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/05/2022
NUMARASI : 2020/832 Esas - 2022/373 Karar
DAVANIN KONUSU: Kasko Poliçesinden Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin maliki olduğu, davalı nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı römork/dorsenin, 15/04/2020 tarihinde meydana gelen kazada hasara uğradığını, müvekkilinin zararının giderilmesi için davalı ile yaptıkları anlaşma gereğince, aracın rayiç değerinin 82.500,00-TL olarak belirlendiğini, aracın hasarlı hali 37.700,00-TL olarak kabul edilerek müvekkiline bırakılmasının ve bakiye 44.800,00-TL'nin davalı tarafça ödenmesine karar verildiğini, davalı tarafça anlaşmaya aykırı davranılarak sadece 12.300,00-TL ödeme yapıldığını, ödeme için perte ayrılan aracın satışının beklenildiğini, ödeme yapılıncaya kadar hasara uğrayan dorse çalıştırılamadığı için dorseye bağlı çekicinin de çıkarılıp kullanılamadığını, çekicinin kullanılamaması nedeniyle de müvekkilinin kazanç kaybına uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, müvekkilinin, taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince bakiye alacağı 32.500,00-TL'nin ve kazanç kaybından kaynaklanan şimdilik 1.000,00-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 30/12/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkilinin sadece sözleşmede kararlaştırılan miktarı alması halinde mağdur olacağını, ülke ekonomisi ve ikinci el araç alım satım piyasasında meydana gelen beklenmedik değişiklikler sonucunda satış fiyatının yükseldiğini, davalının sadece araç bedelini ödemesinin müvekkilinin zararını karşılamayacağını, munzam zarar olarak adlandırılan bu durumun eldeki davaya uygulanması gerektiğini, bu nedenle kazanç kaybını da zarar adı altında hakkaniyete uygun olarak bir değerleme yaparak hüküm kurulması gerektiğini belirterek dava dilekçesinde talep ettiği kazanç kaybına ilişkin taleplerini 3.000,00-TL'ye yükselttiklerini bildirerek, bakiye 32.500,00-TL alacağı ile 3.000,00-TL kazanç kaybı zararının, aracın devredildiği 16/06/2020 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte (mevduata uygulanan en yüksek faizin yasal faizden düşük olması halinde yasal faizi ile birlikte) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafça yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış, yargılama aşamasında sunduğu beyan dilekçeleri ile, sigortalı araçtaki hasar miktarının perte ayrılmasını gerektirmediğini, onarım bedelinin ödendiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davaya konu araca ilişkin düzenlenen kasko poliçesinde kazanç kaybı teminatı olmadığı, taraflarca imzalanan 01/06/2020 tarihli mutabakatname ile, aracın rayiç değerinin 82.500,00-TL, sovtaj değerinin 37.700,00-TL olarak kabulü ile, bakiye 44.800,00-TL’nin davacı sigortalıya ödeneceği konusunda anlaştıkları, davacı sigortalının aracı 37.700,00-TL değer üzerinden devrettiği, davalı sigorta şirketinin aracın onarım kabul ettiği ve onarım bedeli 12.300,00-TL’nin ödendiğine ilişkin beyanının yerinde görülmediği, davalı sigorta şirketi tarafından aracın ağır hasarlı olduğunun kabul edildiği, ödenmesi kararlaştırılan 44.800,00-TL’den davalının ödediği 12.300,00-TL’nin tenzilinden sonra kalan 32.500,00-TL tazminat tutarını davacı şirketin davalı sigorta şirketinden talep edebileceği kanaatine varıldığının bildirildiği, taraflar arasındaki mutabakatnameye davalı sigorta şirketi tarafından itirazda bulunulmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, somut olaya uygun denetime elverişli ve gerekçeli olması nedeni ile hükme esas alınan tarihli bilirkişi raporuna göre, romörk için ödenmesi gereken bakiye 32.500-TL yönünden davanın kabulüne, kazanç kaybı talebinin teminat kapsamında olmaması nedeniyle kazanç kaybı talebinin reddine, davacı tarafından davalı ... Sigorta A.Ş.'ye 24/04/2020 tarihinde başvuruda bulunulduğundan, davacının talebiyle bağlı kalınarak 32.500,00-TL yönünden 16/06/2020 tarihinden itibaren ticari avans faiz uygulanmasına karar vermek gerektiği, ancak duruşmaların yoğunluğu nedeniyle sehven başka dosyanın kısa kararının dosyanın kısa kararına alındığı, gerekçeli kararda hüküm kısmı, kısa karardan farklı olamayacağından düzeltilemeyeceği gerekçesi ile;"1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;2-12.098,67 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limite gözetilmek üzere davalı sigorta şirketinden17/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı bu faiz oranının yasal faizden düşük olması durumunda yasal faiziyle birlikte tahsiline, 3-Araç mahrumiyet bedeli talebinin reddine" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedeni; mahkemece, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm kısımlarının birbirine aykırı olamayacağı belirtilerek gerekçe ve hüküm arasında çelişki yaratılmak suretiyle karar verilmesinin hatalı olduğu, davanın ıslah talebi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği hususuna ilişkindir.Dava, kasko poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.(1)Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141.maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, mahkemece hükmün gerekçesinde; taraflar arasındaki mutabakata göre, sigortalı aracın 82.500,00-TL rayiç değerinden 37.700,00-TL hasarlı değerinin mahsubu neticesinde kalan 44.800,00-TL'nin davalı tarafça ödenmesine karar verilmesine rağmen davalı tarafça 12.300,00-TL ödendiği, bakiye 32.500,00-TL'nin davalıdan tahsili gerektiği, kazanç kaybının poliçede teminat kapsamında bulunmadığından bu talep yönünden davanın reddi gerektiği, ancak duruşma yoğunluğu nedeniyle başka bir dosyanın kararının yazıldığı, gerekçeli karar, kısa karara aykırı olamayacağından hatanın düzeltilmediğinin belirtildiği görülmüş, dolayısıyla gerekçede davanın kısmen kabulü ile 32.500,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen hüküm kısmında davanın kısmen kabulü ile 12.098,67-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturularak 6100 sayılı HMK'nin 297 ve 298 maddelerine aykırı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.(2)Dosya kapsamına makine mühendisi ve sigorta uzmanından oluşturulan heyetten alınan bilirkişi raporunda; kaza tespit tutanağındaki kazanın oluş şekli ve aracın hasarını gösterir fotoğraflar incelendiğinde, ekspertiz raporunda belirtilen, aracın onarımı için zorunlu olarak değişmesi gereken parçaların ve işçiliklerin kaza ile uyumlu olduğu, hasar onarım bedeli olarak belirlenen 14.514,00-TL'nin kadri maruf olduğu, aracın teknik özellikleri, model yılı, trafiğe çıkış tarihi ve yıpranma payı gibi unsurlar göz önüne alındığında aracın rayiç değerinin 82.500,00-TL olduğu, aracın %70 ve daha fazlasının hasar görmesi ve hasar onarım masraflarının sigorta değerine yakın olması halinde pert araç olarak kabulü gerekeceği, dava konusu aracın rayiç değerinin 82.500,00-TL olduğu, toplam hasar miktarının 14.514,00-TL olduğu, hasar miktarının aracın rayiç değerinin %17,59'una denk geldiği, bu nedenle aracın onarımı ekonomik olacağından aracın kısmi hasarlı olduğu, pert olmadığı, dava konusu yarı römorkun ağır hasarlı kabul edilebilmesi için ana şasesinde onarılmayacak türden hasar olması veya onarım yapılmasının ekonomik olmaması gerektiği, dava konusu araç yönünden, ana yapısında onarılmayacak türden veya şasesinde ya da onarım sonrası işleyişini etkileyecek türden hasar bulunmadığı, ayrıca onarım bedelinin rayiç değerine oranla yüksek olmadığı, bu nedenle aracın ağır hasarlı olmadığı, kısmi hasarlı olduğu, davalı tarafça oluşturulan ekspertiz raporunda da aracın ağır hasarlı olduğunun belirtilmediği, davalı tarafça yapılan ödemenin, hasar onarım bedelinin KDV'siz miktarı olduğu, davacı tarafça, römork hasarı nedeniyle bağlı çekicinin de çalışamadığının beyan edildiği, ancak römork ile çekicinin ayrı araçlar oldukları, römorkun kullanılması için bağlı olduğu bir çekici bulunması gerekmesine rağmen çekicinin çalışması için römork gerekmediği, çekicinin, römorkun hasarlı olması nedeniyle kullanılmamasının söz konusu olmayacağı, aracın onarımı için gereken makul sürenin 10 gün olduğu ve bu süre içerisinde 3.000,00-TL kazanç kaybının oluşacağı, dosya kapsamı itibariyle, ekspertiz raporu ile aracın onarım gideri 12.300,00-TL olarak belirlenmiş ise de, davalı tarafça onarımdan vazgeçilerek davacı sigortalı ile mutabakata varıldığı, mutabakat da aracın sovtaj değerinin 37.700,00-TL belirlenmesi sonucunda bu bedel üzerinden satıldığı ve trafikten çekildiği, bu durumda davalı sigorta şirketinin mutabakatta belirtilen bedeller üzerinden ödeme yapması gerektiği, kasko poliçesinde, kazanç kaybı teminatı bulunmadığı söz konusu talebini kazaya karışan diğer araç sürücüsü ve malikine yöneltmesi gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Dosya içerisinde yer alan belgelerin incelenmesinde; davacı tarafça delil olarak sunulan ve mutabakat olarak bildirilen belgenin, davalı sigorta şirketine hitaben düzenlendiği ve davacı tarafça imzalandığı görülmüş ise de, davalı tarafça mutabakata yönelik olarak beyanda bulunulmadığı, yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamakla iddiaların inkar edildiği anlaşılmış olup, söz konusu belgenin davalı tarafça davacıya gönderilen teklif olup olmadığı ve mutabakat olarak kabulü gerekip gerekmediği hususunda tereddüt oluşmuştur. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemez.Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından delil olarak bildirilen taraflar arasındaki elektronik yazışmaların dökümlerini sunmak üzere davacı tarafa süre verilmesi, akabinde, sunulacak yazışmalar incelenmek suretiyle, söz konusu belgenin mutabakat olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4-6 madde hükümleri gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,
1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/05/2022 tarih ve 2020/832 Esas 2022/373 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4-6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/12/2025