T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/61
KARAR NO : 2025/1924
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/12/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plakalı aracın, yaya konumunda bulunan müvekkiline çarpması neticesinde meydana gelen 26/08/2016 günlü trafik kazasında, davacının ağır bir biçimde yaralanarak yatağa bağımlı hale geldiğini, günlük ihtiyaçlarını dahi bakıcı vasıtasıyla karşılayabildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 5.000,00-TL'si maluliyet tazminatına, 5.000,00-TL'si de bakım ücretine karşılık olmak üzere toplam 10.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiş; 29/09/2021 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de vekil edeninin talep edebileceği maddi tazminatların 06/09/2021 günlü aktüer bilirkişi ek raporuyla tespit edildiğini belirterek, 14.792,80-TL'si geçici iş göremezlik, 292.871,58-TL'si de kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin olmak kaydıyla maluliyet tazminatına ilişkin istek miktarını 307.666,38-TL'ye, bakıcı giderine ilişkin istek miktarını da 14.792,80-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalı sigorta şirketi vekili ise cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davacının yaralanmasıyla sonuçlanan 26/08/2016 günlü trafik kazasının oluşumunda, davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'in %90 oranında, davacı yayanın ise %10 oranında kusurlu olduğunun 09/12/2019 tarihli kusur bilirkişi raporuyla belirlendiğini, ayrıca davacının geçirmiş olduğu kaza nedeniyle, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uyarınca %48 oranında engelli hale geldiği, iyileşme süresinin de 12 aya kadar uzayabileceği ve iyileşme süresi içerisinde de bakıcı ihtiyacı içerisinde olduğunun 19 Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nden temin edilen raporla tespit edildiği, bu durumda 06/09/2021 tarihli aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda davacı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği şeklindeki özet gerekçeyle;
-Davacının davalı ...Şirketine yönelik davasının KABULÜ ile 14.792,80-TL geçiçi iş göremezlik tazminatı, 292.871,58-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 12 aylık geçici bakıcı gideri sebebiyle 14.792,80-TL tazminatı toplamı olan 322.457,18-TL'nin temerrüd tarihi olan 10/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...gorta Şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; davacının maluliyetine ilişkin belirlemelerin hatalı olduğu, ATK'dan rapor alınmadan ve doğru heyet teşkili sağlanmadan düzenlenen rapora itibar edilemeyeceği, davacı maluliyetinin "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri uyarınca belirlenmesi gerektiği, ayrıca tazminat hesaplamasının da TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulamasına göre yapılması gerekirken bunun yapılmamış olmasının da isabetsiz olduğu ve vekil edeni kurumun 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları uyarınca geçici iş göremezlik tazminatından ve geçici bakıcı gideri tazminatından sorumlu tutulamayacağının da karar yerinde gözetilmediği, tüm bunlardan ayrı davacıya atfedilen kusur oranının sadece %10 olduğunun kabul edilmesinin de somut olayın özelliklerine uygun olmadığı gibi SGK tarafından davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının da usulüne uygun şekilde araştırılıp belirlenmeden sonuca ulaşılmasının da doğru olmadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir.Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğu ve davacının iyileşme süresi içerisinde bir başkasının yardımına ihtiyat duyup duymadığı, duyuyor ise süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Bu durumda kaza tarihinin 26/08/2016 olduğu gözetildiğinde maluliyete ilişkin belirlemenin "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yapılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. Somut olayda, 19 Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından üç adli tıp uzmanı ve bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı olduğu anlaşılan doktor bilirkişinin katılımıyla düzenlendiği anlaşılan 13/07/2020 günlü raporda, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre davacıda meydana gelen maluliyet oranının %48 olduğunun açıklandığı ve bu raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.Her ne kadar söz konusu bu rapor; kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş ise de, yönetmeliğin 6. maddesi hükmü gereğince davacının yaralanmasının niteliklerine göre oluşturulması gereken uzman heyetten rapor alınmadığı gibi kişinin bizzat muayenesinin de yapılmadığı görüldüğünden böyle bir raporun da hükme esas alınması mümkün değildir.Kaldı ki dosya kapsamından davacıya ait maluliyetin belirlenmesi için dosyanın daha önce ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'na gönderildiği ve ATK tarafından mahkemeye sunulan 17/03/2021 günlü cevabi yazıda; maluliyetin doğru bir biçimde belirlenebilmesi için gerekli bazı belgelerin eksik olduğu açıklanarak, bu belgelerin temin edilmesinin istenildiği, istenilen belgelerin temin edilmesine rağmen dosyanın ATK'ya gönderilmediği ve ATK mütalaasından önce düzenlenen 13/07/2020 günlü raporun hükme esas alınması suretiyle sonuca varıldığı görülmüştür.Bu halde; olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacının yaralanmasının niteliği dikkate alınarak yönetmeliğin 6. maddesine göre heyette olması gereken tüm uzman doktorların kontrolünde ve kazazedenin bizzat muayenesi yapılmak suretiyle maluliyetin belirlenmesi gerekirken bunun yapılmamış olması isabetsizdir.(Bknz: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 27/09/2022 gün 2022/8049 esas-2022/10868 karar sayılı ilamı) Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; davacının kazaya ilişkin olarak gördüğü tüm tedavi evrakı eklenip (eksik evrak varsa temiyle birlikte) dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenerek ve kişi bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'nden (mümkün ise) mümkün değil ise davacının ikametgahına en yakın başka bir üniversitenin adli tıp alabilim dalı bölümünden veya yetkili sağlık kuruluşundan davacıda oluşan yaralanmaların niteliğine uygun uzman hekimlerin de bulunduğu heyetten davacıda var olduğu ileri sürülen kaza ile illiyetli maluliyetin derecesi ve oranı ile tıbbi iyileşme süresinin ne olduğu, kişinin iyileşme süresi içerisinde bakıcı ihtiyacı içerisinde olup olmadığı, bakıcı ihtiyacı varsa bunun süresinin ne olduğu konusunda ayrıntılı, taraf ve yargı denetimine açık sağlık kurulu raporu alınması, hasıl olacak sonuca ve usulü kazanılmış haklara halel gelmeyecek biçimde yeni bir karar verilmesinden ibaret olup; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK 353/1-a/6 maddesi gereğince kaldırılmasına ve kararın kaldırma sebep ve şekline göre de davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,
1/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2021 tarih ve 2018/533 Esas - 2021/843 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,-Davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 5.506,76-TL istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalıya İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/12/2025