T.C.
İSTANBUL
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/638
KARAR NO : 2025/1357
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/11/2018
NUMARASI : 2014/344 Esas - 2018/1140 Karar
BİRLEŞEN İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2010/715 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025
Taraflar arasında görülen trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemli davada; ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 12/07/2023 gün ve 2021/20828 Esas, 2023/8830 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, HMK'nın 373/3.maddesi hükmü gereğince duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda dosya incelendi gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacı ... vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile seyir halinde iken, davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları ... plaka sayılı aracın 18/07/2010 tarihinde çarpması sonucu ağır derecede hasara uğradığını, müvekkilinin aracının henüz 8.000 kilometrede ve orijinal olduğunu, herhangi bir performans ekipmanının takılı olmadığını, yapılan araştırmalar neticesinde davacının aracına emsal olabilecek en yakın araçların en düşük piyasa değerinin 17.000,00-18.000,00 TL arasında olduğunun tespit edildiğini, diğer taraftan davacıya ait aracın 20.269,00 TL karşılığında onarılabileceğinin saptandığını, kaza nedeniyle motosikleti sürüşü sırasında kullandığı giysilerde de 2.584,00-TL değerinde zarar oluştuğunu ve motosikletin çekilmesi için 500,00-TL ücret ödediğini belirterek, zararlarına karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davacı ... vekili birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/715 Esas sayılı dava dosyasına ilişkin dava dilekçesinde özetle; aynı kazada yaralanan müvekkilinin maluliyeti sebebiyle fazlaya dair tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 32.000,00 TL'nin olay tarihi olan 18/07/2010 tarihinden itibaren merkez bankasının kısa vadeli krediler için uyguladığı avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davacı ... vekili birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/70 Esas sayılı dava dosyasına ilişkin dava dilekçesinde özetle; asıl davaya konu kazada müvekkili ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklette yolcu olarak bulunan müvekkili ...'ın da yaralandığını belirterek, maluliyeti sebebiyle şimdilik 43.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın kaza tarihi olan 18/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalılar davanın reddini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne yönelik karara karşı davacı ... vekili davalılar ... ile ... vekili ve davalı ... (...) Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 23.03.2021 tarihli 2019/1478 Esas ve 2021/524 Karar sayılı kararı ile; "...Dava konusu olayda, kazanın meydana geldiği tarih, kusur durumu, davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği, davacıların yaşı, tarafların, dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda; Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı ve davalıların bu yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir. Davalı ... şirketinin kazaya karışan karşı aracın ZMMS sigortacısı olduğu, davacılar ile davalı ... arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, bu nedenle davalı ... şirketinin aracın hurdasını almaya zorlanamayacağı, davacı ...'ın maluliyet durumunun mesleğine göre ATK raporu ile belirlendiği, bu davacının memur olması nedeniyle sürekli iş göremezlik zararına hükmedilemeyeceği gözönünde tutulduğunda, davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir. Davalı ... (...) Sigorta A.Ş'nin şirket merkezinin davanın açıldığı mahkemenin yetki alanında bulunduğu gözönünde tutulduğunda, yetki itirazının yerinde olmadığı, davalılar tarafından davanın ... sigortaya ihbarı için talepte bulunmadığı, davacıların başka sigorta şirketlerinden tazminat aldığının yargılama sırasında usulüne uygun olarak ileri sürülerek ispatlanmadığı, davacı ...'ın maluliyet oranının belirtilen meslek grubu oranına göre ATK raporu ile belirlendiği, bu nedenle raporlar arasında çelişki bulunmadığı, dava konusu kazada yolcu konumunda olup, kusuru bulunmayan davalı ...'a karşı davalıların müteselsilen sorumlu bulunmaları nedeniyle belirnene tazminattan kusur indirimi yapılmamasının da doğru olduğu anlaşıldığından, davalıların bu yöne ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir. Davacıların kaza sırasında kask taktıklarının sigorta hasar dosyasından da açıkça anlaşıldığı, iki adet kaskın kaza sırasında zarar gördüğünün fotoğraflar ile belgelendiği, kazaya karışan motosikletin sürücü dahil iki kişilik olduğu, kullanım amacının ise yolcu nakli olarak tescil belgesinde belirtildiği, bu durumda davalı ...'ın müterafik kusurlu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, maddi tazminatın hesabında davacıların kaza tarihinde gelirlerinin esas alınmasının doğru olduğu, kazaya karışan diğer aracın kamyon olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesinde usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir.Ancak, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlandırılmadığı, maddi tazminat yönünden yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine ilişkin olarak hükmedilen maddi tazminat ile orantılı olarak sorumluluğuna karar verilmediği, yine bu davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmadığı halde yargılama gideri ve vekalet ücretlerinden sorumlu tutulduğu, davalılar ... ve ...'un yargılama sırasında vekil ile temsil edilmemesine rağmen bu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince; "...2/1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile 8.250,00-TL'nin 18/07/2010 tarihinden (davalı ... yönünden 15/08/2010) işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, (Davalı ... (...) Sigorta A.Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına)2/2-Birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/715 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 80.523,50-TL'nin maddi tazminatın 18/07/2010 tarihinden itibaren (davalı ... yönünden 15/08/2010) işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, (Davalı ... (...) Sigorta A.Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına)-Manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile 5.000,00-TL manevi tazminatın 18/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,2/3-Birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/70 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 232.519,36-TL'nin maddi tazminatın 18/07/2010 tarihinden itibaren (davalı ... yönünden 04/09/2010) işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, (Davalı ... (...) Sigorta A.Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına)-Manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile 15.000,00-TL manevi tazminatın 18/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE..." karar verilmiştir.Dairemiz kararına karşı asıl ve birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/715 Esas sayılı dosyasının davacısı ... vekili, asıl ve birleşen davaların davalısı sigorta şirketi vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 12/07/2023 gün ve 2021/20828 Esas - 2023/8830 Karar sayılı ilamı ile; "...1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin ve davalı ... AŞ vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin kusura yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, 2. Davacı vekili, meydana gelen çift taraflı kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, araçta ve motor giysilerinde hasar meydana geldiğini açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece davalıların meydana gelen kazada %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Kaza tespit tutanağına göre kazanın, davalılardan ...'un sevk ve idaresindeki kamyon ile trafiğe kapalı orta ayırıcıdan dönerken aynı istikamette seyreden davacı ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile kamyonun sol ön lastiğine çarpması şeklinde gerçekleştiği, davacı motosiklet sürücüsünün meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığı, davalı sürücünün kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davalı sürücünün sanık olarak yargılandığı ceza davasında alınan kusur bilirkişi raporunda davacı sürücünün kusursuz olduğu tespit edilmiş, ceza mahkemesince de davalının tam kusuruna göre karar verilmiştir.Eldeki davada kusur oranının tespitine yönelik alınan raporda ise davacının hız kurallarının üzerinde hızla seyrettiği gerekçesi ile meydana gelen kazada %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş mahkemece de bu oran karara esas alınarak yazılı olduğu üzere karar verilmiştir.Davacı vekili kusura ilişkin itirazında, sevk ve idaresindeki aracın marka ve modelinin dikkate alınmadığını, davacının idaresindeki aracın L3 sınıfında motosiklet olması nedeni ile uyması gereken hız limitinin daha yüksek olduğunu ve davacının bu hız limitlerini aşmadığını, kaza yerinin trafiğe kapalı orta ayraç olması ve bölünmüş yol olması nedeni ile aniden dönüş yapan davalı sürücü nedeni ile davacının alabileceği önlem olmadığını, bu hususların raporda irdelenmediğini belirterek rapora itiraz etmiş, mahkemece davalının itirazları hakkında bir karar verilmeksizin ve ceza dava dosyasında alınan kusur raporu ile eldeki davadaki kusur raporu arasındaki çelişkiler giderilmeksizin karar verilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. md.) gereğince; hukuk hakimi, kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değil ise de; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlıdır.Kusur durumu ile ilgili olarak ceza mahkemesinin kazanın oluş şekline/maddi olguya ilişkin kabulü ile eldeki davadaki maddi olgu/kusur saptaması arasında çelişki doğmuştur. Bu durumda mahkemece; yargılamada birliğin sağlanması ve yargıya olan güvenin sarsılmaması bakımından ceza mahkemesince alınan ve karara esas kabul edilen kusur bilirkişi raporu ile mahkemenin aldığı bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu gözetilerek, kusurun ve maddi olgunun belirlenmesine ilişkin olarak tüm dosya kapsamına göre, kazadaki tarafların kusur durumlarının belirlenmesi konusunda tarafların itirazlarının tartışıldığı, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ve çelişkileri giderir şekilde rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin araç hasarına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde,3. Davacı vekili, davaya konu kazada hasarlanan aracın hurdasının davalı ... şirketine verilmesini talep etmiş, mahkemece bu talebin reddine karar verilmiştir. Karar bu yönüyle de hatalı olup bozmayı gerektirmektedir. Onarım masraflarının, aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması veya aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez.Davalı ... meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup, sigortalı araç hurdasını sigorta ettirenin kendisine verilmesi istenmedikçe sigortacı tarafından davacı ... ettirenin uhdesinde bırakıp hurda bedelini tazminattan düşmesi olanaklı değildir. Zira aslolan araç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır. Bu nedenle sigortalıdan seçimlik hakkının sorulması, aracın hurdasının kimde bırakılacağı hususunun sigortalının tercihine göre belirlenmesi, aracın hurdasının sigortacıya bırakılması yönünde tercihte bulunulması halinde sigortalının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.2.3. maddesi gereğince Karayolları Trafik Yönetmeliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir.Somut olaya bakıldığında; davacı vekili aracın hurdasının davalı ... şirketine verilmesini talep ederek maddi tazminat talebinde bulunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın tamirinin ekonomik olmadığı, hurdaya ayrılmasının uygun olduğu belirtilmiştir. Yukarıda anlatılanlar ışığında bakıldığında, davacı taraf aracın hurdasını/sovtajını açıkça kabul etmedikçe hurdanın davacıda kalacağının kabulü ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Buna göre aracın hurdasının davalı ... şirketinde kalacağı gözetilerek karar verilmek üzere de hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.Davalı ... şirketinin tazminat hesabına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde,4.Davacı ... vekili, davacının meydana gelen kaza nedeni ile malul kaldığını açıklayıp iş göremezlik talebinde bulunmuştur. Mahkemece tazminat hesabına yönelik olarak alınan raporda davacının gelirinin rapor tarihindeki asgari ücrete oranı esas alınarak tazminat hesabı yapılmış, mahkemece de anılan rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.818 sayılı BK'nın 46 ncı maddesi, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan zararları, haksız fiil sorumluluğu kapsamında tazmini gereken zararlar arasında düzenlemiştir. Davacı taraf da bu düzenleme gereği, davaya konu kazadaki yaralanması sebebiyle bilirkişi raporu doğrultusunda zararın tamamını talep etmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalar, hatalı yapılmış olup rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir.Hesaplama yapılırken, davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadar ki gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususlarına dikkat edilmelidir. Bu durumda, mahkemece işlemiş dönem hesabında davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadar bilinen gelirlerinin uygulandığı, hesap tarihinden sonraki dönem olan işleyecek dönem için davacının bilinen son gelirinin uygulandığı ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı hesap içeren bilirkişi raporuna göre ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.Davalı ... şirketinin yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, 5. Davalı ... kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup sorumluluğu kaza tarihindeki teminat limitleri ile sınırlı sorumluluktur.Davalı ... şirketinin kaza tarihinde sorumlu olduğu teminat limiti 175.000,00 TL olup, mahkemece tazminata hükmedilirken davalı ... şirketinin teminat limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına karar verilmiş ise de yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden teminat limiti ile orantılı şekilde sorumluluğu yerine tamamından diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması doğru olmamıştır...." gerekçesine yer verilerek Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiş, dosyanın Dairemize iade edilmesi üzerine HMK'nın 373.maddesi gereğince duruşma açılarak taraflara Yargıtay bozma ilamı ekli, duruşma günü ve saatini bildirir meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmiş, gerekli tebligatların da taraf vekillerine usulüne uygun şekilde tebliğini müteakip yapılan 14.05.2024 günlü duruşma oturumunda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/20828 Esas-2023/8830 Karar sayılı ve 12/07/2023 günlü kararının 3 nolu maddesinde açıklanan bozma sebebine iştirak edilmemekle, bu yöndeki tespit ve belirlemeye ilişkin Dairemizin kararında ısrar edilmesine, Yargıtay bozma ilamındaki diğer bozma sebepleri yönünden, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında uyulan yönler bakımından, davaya konu kazadaki kusur durumunun tespiti için İTÜ'de görev yapan üçlü bilirkişi heyetinden alınan 21.10.2024 tarihli raporda, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davacı motosiklet sürücüsü ...'ın herhangi bir kusurunun bulunmadığı, karşı araç sürücüsü davalı ...'un tamamen kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiş, her ne kadar davalı ... vekili tarafından kusur raporuna karşı itirazda bulunulmuş ise de, bilirkişi heyet raporunun, kazanın oluş şekline, dosya kapsamına uygun olduğu, denetime açık, gerekçeli, ayrıntılı, dosya kapsamında yer alan raporlar arasındaki çelişkiyi giderici ve açıklayıcı nitelikte olduğu ve hüküm vermeye elverişli olduğu göz önüne alınarak davalı ... vekilinin bilirkişi heyet raporuna karşı itirazlarına itibar edilmemiş, 21.10.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu hükme esas alınmıştır.Asıl dava yönünden yapılan incelemede; davacı ... vekili tarafından dava dilekçesi ile, davaya konu kaza nedeniyle motosikletinin ve motosiklet kullanımı sırasında giydiği özel giysilerin hasarlandığından bahisle 10.000,00-TL tazminat talebinde bulunulmuş, yargılama aşamasında bilirkişi heyetinden alınan 25.11.2011 tarihli rapor ile hasar yönünden yapılan incelemede, davaya konu motosikletin onarımının ekonomik olmayacağı, piyasa araştırmasına göre rayiç değerinin 15.000,00-TL ila 18.000,00-TL arasında değiştiği saptanmakla 17.000,00-TL olduğunun kabulü gerektiği, hurda değerinin 7.000,00-TL olduğu, bu durumda davacının zararının motosiklet hasarı nedeniyle 10.000,00-TL, giysilerdeki hasar nedeniyle 1.000,00-TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiş, davacı vekili tarafından yargılama aşamasında sunulan 09.07.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile; tazminat talebini motosiklet hasarı ve özel giysilerin hasarı nedeniyle 22.800,00-TL'ye artırdıklarını bildirmiş, ilk derece mahkemesince davacının zararının 11.000,00-TL olduğu ancak davacı motosiklet sürücüsü Tolga'nın da kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusuru olduğu gerekçesi ile 8.250,00-TL'nin davalı taraftan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin, motosikletin davalı sigortacıya bırakılmasına yönelik istinaf talebi, Dairemizin 23.03.2021 tarihli 2019/1478 Esas ve 2021/524 Karar sayılı ilamı ile "...Davalı ... şirketinin kazaya karışan karşı aracın ZMMS sigortacısı olduğu, davacılar ile davalı ... arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, bu nedenle davalı ... şirketinin aracın hurdasını almaya zorlanamayacağı..." gerekçesi ile reddedilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması neticesinde, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 12/07/2023 gün ve 2021/20828 Esas - 2023/8830 Karar sayılı ilamı ile; "..Davacı vekili, davaya konu kazada hasarlanan aracın hurdasının davalı ... şirketine verilmesini talep etmiş, mahkemece bu talebin reddine karar verilmiştir. Karar bu yönüyle de hatalı olup bozmayı gerektirmektedir. Onarım masraflarının, aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması veya aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez.Davalı ... meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup, sigortalı araç hurdasını sigorta ettirenin kendisine verilmesi istenmedikçe sigortacı tarafından davacı ... ettirenin uhdesinde bırakıp hurda bedelini tazminattan düşmesi olanaklı değildir. Zira aslolan araç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır. Bu nedenle sigortalıdan seçimlik hakkının sorulması, aracın hurdasının kimde bırakılacağı hususunun sigortalının tercihine göre belirlenmesi, aracın hurdasının sigortacıya bırakılması yönünde tercihte bulunulması halinde sigortalının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.2.3. maddesi gereğince Karayolları Trafik Yönetmeliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir.Somut olaya bakıldığında; davacı vekili aracın hurdasının davalı ... şirketine verilmesini talep ederek maddi tazminat talebinde bulunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın tamirinin ekonomik olmadığı, hurdaya ayrılmasının uygun olduğu belirtilmiştir. Yukarıda anlatılanlar ışığında bakıldığında, davacı taraf aracın hurdasını/sovtajını açıkça kabul etmedikçe hurdanın davacıda kalacağının kabulü ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Buna göre aracın hurdasının davalı ... şirketinde kalacağı gözetilerek karar verilmek üzere de hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir...." gerekçesi ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamı üzerine Dairemizce 14.05.2024 tarihli celsede söz konusu bozma nedenine karşı direnilmesine karar verilmiştir.Dairemiz ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, davaya konu kazada hasar gören ve perte ayrılması gereken davacıya ait motosikletin, kazaya karışan diğer aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısına bırakılıp bırakılamayacağı hususundadır. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın Yargıtay bozma ilamında belirtilen B.2.2.3. maddesinde ise; "Onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenmez. Onarım masrafları zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşsın veya aşmasın, ağır hasarlı aracın onarımının mümkün olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda trafikten çekildiğine dair “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenmez. Hak sahibinin aracın hasarlı haliyle kendisine terk edilmesine onay vermesi halinde aracın riziko tarihindeki rayiç değeri ile hasarlı hali arasındaki tutar zorunlu trafik sigortası limitleri dahilinde kendisine tazminat olarak ödenebilir. Bu durumda ilgisine göre bu maddede yer alan usul çerçevesinde işlem yapılır. Hak sahibinin onayı ile aracı hasarlı haliyle hak sahibine terk ederek tazminatı ödemek isteyen sigortacı, tespit edip hak sahibine bildirdiği sovtaj bedelini bildirimden itibaren 1 aylık süreyle sınırlı olarak garanti etmiş sayılır. " düzenlemesine yer verilmiş ise de, kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı B.2. maddesinde; "...Sigortacı zarar ve ziyan talebinde bulunan üçüncü kişilerle doğrudan doğruya temasa geçerek anlaşma hakkını haizdir. Ancak sigortacının yazılı izni olmadıkça, sigorta ettiren tazminat talebini kısmen veya tamamen kabule yetkili olmadığı gibi zarar görenlere herhangi bir tazminat ödemesinde de bulunamaz....Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğeri parça ile değiştirilme imkanı yok ise yenisi ile değiştirilir. Bu durumda taşıtta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilmez...Şu kadar ki, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde öder...." düzenlemesine yer verilmiştir.Her ne kadar 01.06.2015 tarihinde yürürlüğü giren Genel Şartlar ile, 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmış ise de, yeni Genel Şartların ancak 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacağında kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı ... şirketinin, kazaya karışan karşı aracın zorunlu trafik sigortacısı olduğu, davacı ... ile davalı ... arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, eldeki davada uygulanması gereken kaza tarihindeki Genel Şartlar uyarınca, davacının, hurdaya ayrılması gereken motosikleti yönünden karşı aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı seçimlik hakkı bulunmadığı, kaza tarihinden sonra yürürlüğü giren Genel Şartların B.2.2.3 maddesinin eldeki davaya uygulanamayacağı göz önüne alındığında, Yargıtay bozma ilamının 3.bendine karşı Dairemizce verilen kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.Bununla birlikte, Yargıtay bozma ilamının uyulmasına karar verilen 2. bendi kapsamında, davaya konu kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarına ilişkin alınan 21.10.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu ile, davacının kusursuz olduğunun tespit edilmesi nedeniyle, davacının asıl davadaki talebi yönünden maddi zararının, bozma ilamından evvel alınan bilirkişi raporu ile 11.000,00-TL olarak belirlendiği, zarar miktarının Yargıtay bozma ilamının dışında kalması nedeniyle davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu göz önüne alınarak asıl dava yönünden 11.000,00-TL tazminatın davalı taraftan tahsiline karar vermek gerekmiştir.Birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/715 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede; davacı ... vekili, davaya konu kaza nedeniyle müvekkilinin maluliyeti oluştuğu gerekçesi ile, tedavi giderleri için 500,00-TL, geçici iş göremezlik zararı için 500,00-TL ve sürekli maluliyeti nedeniyle 1.000,00-TL olmak üzere 2.000,00-TL maddi ve 30.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında aktüer bilirkişi ... tarafından 07.03.2018 tarihinde sunulan ek bilirkişi raporu ile, davacı ...'ın memur olması sebebiyle geçici iş göremezlik zararının oluşmayacağı, sürekli iş göremezlik zararının ise %25 kusur indirimi neticesinde 80.523,50-TL olduğu bildirilmiş, davacı vekili tarafından sunulan 14.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davacının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı belirtilerek sürekli iş göremezlik tazminatı 107.000,00-TL'ye, geçici iş göremezlik zararı 8.000,00-TL'ye, bakıcı gideri 4.000,00-TL'ye artırılmış, ilk derece mahkemesince, davacının kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, 80.523,50-TL tazminatın davalı taraftan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 23.03.2021 tarihli 2019/1478 Esas ve 2021/524 Karar sayılı ilamı ile, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı ... vekilinin istinaf talebi, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlandırılmadığı, maddi tazminat yönünden yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine ilişkin olarak hükmedilen maddi tazminat ile orantılı olarak sorumluluğuna karar verilmediği, yine bu davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmadığı halde yargılama gideri ve vekalet ücretlerinden sorumlu tutulduğu, davalılar ... ve ...'un yargılama sırasında vekil ile temsil edilmemesine rağmen bu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesi ile kısmen kabul edilmiş, Dairemiz kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş ve Dairemiz kararı Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile, davacı ...'nın kazanın meydana gelmesindeki kusuruna yönelik olarak kaldırılmış olup, bu yönü ile davacının geçici iş göremezlik ve tedavi giderine ilişkin talepleri yönünden verilen red kararı davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturmuştur.Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan 21.10.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu ile davacının kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Kusur oranının tazminat miktarını etkileyen unsurlardan olması ve kararın davacı ... yararına bozulmuş olması nedeniyle, davacının zararının güncel veriler dikkate alınarak hesaplanması için aktüer bilirkişi ...'ten ek rapor alınmış, 04.07.2025 tarihli ek rapor ile, muhtemel bakiye ömür süresi yönünden PMF 1931 yaşam tablosu kullanılmak ve progresif rant yöntemi uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama ile davacının sürekli maluliyeti nedeniyle zararının 1.293.676,62-TL olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça, Dairemiz kararına karşı temyiz yasa yoluna başvurulduğu ve davacı lehine bozma kararı verilmesi nedeniyle bakiye ömür süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, Yargıtay bozma ilamında, tazminatın hesaplama yöntemine ilişkin herhangi bir bozma nedenine yer verilmediği, bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamında reddedilen hususlar yönünden davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu göz önüne alınarak davacı vekilinin, tazminat hesabına ilişkin talep ve itirazlarına itibar edilmemiştir. Bu hali ile, davacının kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu göz önüne alınarak ıslah talebi doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 107.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı taraftan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir.Birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/70 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede; davacı ... vekili, davaya konu kaza nedeniyle müvekkilinin maluliyeti oluştuğu gerekçesi ile, tedavi giderleri için 2.000,00-TL, geçici iş göremezlik zararı için 1.000,00-TL ve sürekli maluliyeti nedeniyle 1.000,00-TL olmak üzere 3.000,00-TL maddi ve 40.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında aktüer bilirkişi ... tarafından 07.03.2018 tarihinde sunulan ek bilirkişi raporu ile, davacı ...'ın 338,36-TL geçici iş göremezlik zararı dahil olmak üzere toplam zararının 232.519,82-TL olduğu bildirilmiş, davacı vekili tarafından sunulan 14.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile, sürekli iş göremezlik tazminatı 232.181,00-TL'ye geçici iş göremezlik zararı 11.405,00-TL'ye ve bakıcı gideri 4.000,00-TL'ye artırılmış, ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 232.519,82-TL tazminatın davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 23.03.2021 tarihli 2019/1478 Esas ve 2021/524 Karar sayılı ilamı ile, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı ... vekilinin istinaf talebi, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlandırılmadığı, maddi tazminat yönünden yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine ilişkin olarak hükmedilen maddi tazminat ile orantılı olarak sorumluluğuna karar verilmediği, yine bu davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmadığı halde yargılama gideri ve vekalet ücretlerinden sorumlu tutulduğu, davalılar ... ve ...'un yargılama sırasında vekil ile temsil edilmemesine rağmen bu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesi ile kısmen kabul edilmiş, Dairemiz kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş ve Dairemiz kararının Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile; "...Hesaplama yapılırken, davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadar ki gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususlarına dikkat edilmelidir. Bu durumda, mahkemece işlemiş dönem hesabında davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadar bilinen gelirlerinin uygulandığı, hesap tarihinden sonraki dönem olan işleyecek dönem için davacının bilinen son gelirinin uygulandığı ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı hesap içeren bilirkişi raporuna göre ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesi bozulmasına karar verilmiş, Dairemizce bozma kararına uyulmasına karar verilmiş ve bozma ilamı doğrultusunda davacı ...'ın kaza tarihinden itibaren gelirlerinin tespiti için SGK hizmet dökümü dosyamız arasına alınarak aktüer bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.Dairemiz kararına karşı sadece davalı ... tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması nedeniyle, davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edilmemesi için, bozma ilamından evvel alınan 07.03.2018 tarihinde sunulan ek bilirkişi raporundaki gelir dışındaki veriler (bilinmeyen dönem başlangıcı...vs) aynı kalmak suretiyle ek rapor alınmasına karar verilmiş, aktüer bilirkişi ... tarafından düzenlenen 26.12.2024 tarihli ek rapor ile, davacının zararının 1.021.694,32-TL olduğu belirlenmiş ise de, Dairemiz kararına karşı iş bu birleşen dava yönünden sadece davalı ... tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ilamı ile kararın sadece davalı ... lehine bozulmasına karar verilmiş olması nedeniyle güncel verilerin kullanılmasının davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakların ihlaline neden olacağı göz önüne alınarak söz konusu ek rapora itibar edilmemiş ve yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiş, bu kez 10.03.2025 tarihli ek rapor ile, muhtemel bakiye ömür süresi yönünden PMF 1931 yaşam tablosu kullanılmak ve progresif rant yöntemi uygulanmak ve 07.03.2018 tarihli ek rapordaki veriler kullanılmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde, davacının geçici iş ve sürekli iş göremezlik zararının toplam 230.305,32-TL olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça, bakiye ömür süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, Yargıtay bozma ilamında, tazminatın hesaplama yöntemine ilişkin herhangi bir bozma nedenine yer verilmediği, bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamında reddedilen hususlar yönünden davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu göz önüne alınarak davacı vekilinin, tazminat hesabına ilişkin talep ve itirazlarına itibar edilmemiştir. Bu hali ile, 10.03.2025 tarihli ek rapor ile, davacının sürekli iş göremezlik zararı, Dairemizce hükmolunan tazminat miktarından daha az hesaplanmış ise de, belirlenen tazminatın davalı ... şirketinin teminat limitini aşması ve davalılar ... ve ... tarafından, Dairemiz kararına karşı temyiz yasa yoluna başvurulmaması nedeniyle Dairemizin 23.03.2021 tarihli 2019/1478 Esas ve 2021/524 Karar sayılı ilamı ile hükmolunan 232.519,36-TL yönünden davacı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış haklar göz önünde bulundurularak, davanın kısmen kabulü ile 232.519,36-TL tazminatın davalı ... yönünden poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir.Birleşen davalardaki manevi tazminat talebi yönünden; davacı ... için hükmolunun tazminata yönelik olarak taraflarca temyiz yasa yoluna başvurulmamış olması, davacı ... yönünden ise, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamının 1.bendi ile, bozma nedenleri dışında kalan temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş olması sebebiyle, taraflar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak Dairemizce kurulan hükmün aynen korunmasına karar vermek gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,
1/Dairemizce; Yargıtay Bozma İlamını müteakip daha önce dairemizce alınan karar da ve iş bu hususta direnme kararı gereğince asıl davanın KISMEN KABULÜ ile 11.000,00-TL'nin 18/07/2010 tarihinden (davalı ... yönünden 15/08/2010) işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, (Davalı ... (...) Sigorta A.Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına)a/Karar tarihi itibariyle alınması gereken 751,41-TL karar harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 148,50-TL harç, 190,10-TL ıslah harcı toplamı 338,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 412,81-TL karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,b/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 madde hükmü gereğince 11.000,00-TL vekalet ücretinin (davalı ... yönünden hükmolunan tazminat miktarının poliçe limiti dahilinde bulunduğu göz önünde bulundurularak) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine,c/Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3 madde hükmü gereğince 11.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalı ... şirketine ödenmesine,d/Davacı tarafça iş bu dava yönünden yapılan başvurma harcı 2,75-TL, vekalet harcı 17,75-TL, bilirkişi ücreti 1.600,00-TL'den ibaret toplam 1.690,90-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre belirlenen 815,79-TL'si ile 148,50-TL peşin harç ve 190,10-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.154,39-TL'nin (davalı ... yönünden hükmolunan tazminat miktarının poliçe limiti dahilinde bulunduğu göz önünde bulundurularak) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, bakiye kısmın davacı yan üzerinde bırakılmasına,2/Birleşen İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/715 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 107.000,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının 18/07/2010 tarihinden itibaren (davalı ... yönünden 15/08/2010) işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, (Davalı ... (...) Sigorta A.Ş'nin poliçe limiti ile 175.000,00-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına)a/Manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile 5.000,00-TL manevi tazminatın 18/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,b/Karar tarihi itibariyle maddi tazminat yönünden alınması gereken 7.309,17-TL karar harcından davacı tarafça peşin yatırılan 475,20-TL ile 399,61-TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 6.434,36-TL karar harcının (davalı ... yönünden hükmolunan tazminat miktarının poliçe limiti dahilinde bulunduğu göz önünde bulundurularak) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,c/Karar tarihi itibariyle manevi tazminat yönünden alınması gereken 615,40-TL harcın tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, davalılar ... ve ...'tan tahsili ile Hazineye irad kaydına,d/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 madde hükmü gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin (davalı ... yönünden hükmolunan tazminat miktarının poliçe limiti dahilinde bulunduğu göz önünde bulundurularak) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,e/Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedien maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. madde hükmü gereğince 12.000,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalı ... şirketine ödenmesine,f/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden Dairemizin 23.03.2021 tarihli 2019/1478 Esas ve 2021/524 Karar sayılı ilamında takdir edilen 2.180,00-TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılar ... ve ...'tan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,g/Davacı tarafça iş bu dava için Yargıtay bozma ilamından evvel yapılan 756,63-TL yargılama gideri ile Yargıtay bozma ilamından sonra yapılan 7.500,00-TL bilirkişi ücreti, 250,00-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 8.506,63-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre belirlenen 7.537,23-TL'si ile 475,20-TL peşin harç, 399,61-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 8.412,04-TL'nin (davalı ... 8.323,53-TL'si ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, arta kalan kısmın davacı yan üzerinde bırakılmasına,h/Davalı ... tarafından yapılan 300,00-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre belirlenen 75,00-TL'sinin davacı ...'dan tahsili ile davalıya ödenmesine,ı/Davalı ... tarafından yapılan 335,00-TL yargılama giderinin maddi tazminat talebinin red ve kabul oranına göre belirlenen 34,00-TL'sinin davacı ...'dan tahsili ile davalıya ödenmesine,3/Birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/70 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 232.519,36-TL'nin maddi tazminatın 18/07/2010 tarihinden itibaren (davalı ... yönünden 04/09/2010) işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, (Davalı ... (...) Sigorta A.Ş'nin poliçe limiti 175.000,00-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına)a/Manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile 15.000,00-TL manevi tazminatın 18/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,b/Karar tarihi itibariyle maddi tazminat yönünden alınması gereken 15.883,40-TL karar harcından davacı tarafça peşin yatırılan 130,70-TL ile 831,96-TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 14.920,74-TL karar harcının (davalı ... yönünden 10.991,59-TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,c/Karar tarihi itibariyle manevi tazminat yönünden alınması gereken 1.024,65-TL harcın tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, davalılar ... ve ...'tan tahsili ile Hazineye irad kaydına,d/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden sadece davalı ... tarafından temyiz yasa yoluna başvurulduğu, davalı taraf aleyhine hüküm kurulamayacağı göz önüne alınarak Dairemizin 23.03.2021 tarihli 2019/1478 Esas ve 2021/524 Karar sayılı ilamında takdir edilen 19.901,16-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... yönünden 14.978,12-TL'si ile sınırlı sorumlu olmak üzere) tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,e/Davalı ... yönünden reddedilen maddi tazminat kısmı bulunmamakla birlikte, Dairemizin 23.03.2021 tarihli 2019/1478 Esas ve 2021/524 Karar sayılı ilamına karşı davacı tarafça temyiz yasa yoluna başvurulmamış olması nedeniyle davalı ... yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalı ... şirketine ödenmesine,f/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden Dairemizin 23.03.2021 tarihli 2019/1478 Esas ve 2021/524 Karar sayılı ilamında takdir edilen 2.180,00-TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak üzere davalılar ... ve ...'tan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,g/Davacı tarafça iş bu dava için Yargıtay bozma ilamından evvel yapılan 775,03-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre belirlenen 727,86-TL'si ile 130,70-TL peşin harç, 831,96-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.690,52-TL'nin (davalı ... 1.272,33-TL'si ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, arta kalan kısmın davacı yan üzerinde bırakılmasına,4)Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı taraf vekillerinin yokluklarında, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.23/09/2025