T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/2242
KARAR NO: 2025/1360
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/01/2021
NUMARASI: 2018/803 Esas - 2021/41 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edenine ait ... plaka sayılı aracın, kız kardeşi ...'ın sevk ve idaresi iken meydana gelen 19/05/2017 günlü çoklu trafik kazasında, ... plaka sayılı araçta yolculuk etmekte bulunan vekil edeni davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde öndeki aracın hızına uygun takip mesafesini korumayarak müvekkil aracına arkadan çarpan ... ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'un ve ... plaka sayılı araca aynı şekilde arkadan çarpan ... plaka sayılı diğer araç sürücüsü davalı ...'in kusuru bulunduğunu; davalı ... Kapı San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin davalı ... Sigorta nezdinde ... sigortalı bulunan ... ... plaka sayılı aracın işleteni bulunduğunu, davalı ...'ında kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunan ve davalı ... Sigorta A.Ş.nezdinde ... sigortalı olan ... plaka sayılı aracın maliki olduğunu; davalı ... Sigorta A.Ş.'nin de ... plaka sayılı aracın kasko sigortacısı bulunduğunu ve kaza neticesinde müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesinden davalıların müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla bedensel zarara karşılık olmak üzere şimdilik 5.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 30/08/2018 günlü dilekçe ile de maddi tazminata ilişkin talebin vücut bütünlüğünün kaybolmasından kaynaklı iş gücü kaybı zararı olduğunu, uğranılan zarar miktarının kalem kalem ne olduğunun yargılama sırasında temin edilecek bilirkişi raporu ile belirleneceğini, davanın da zaten bu amaçla açıldığını bildirmiştir. Davalılar ise; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, toplanan deliller, sigorta poliçeleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; "...19/05/2017 tarihinde davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ve ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'un yolda dikkatli seyir etmeyerek önünde duran ... plakalı araca arkadan çarpması nedeniyle tam kusurlu olduğu, diğer sürücülerin kusurunun bulunmadığı, kaza nedeniyle ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan ...'ün yaralandığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı, alınan maluliyet raporuna göre davacının daimi maluliyetinin bulunmadığı, iş göremezlik süresinin 3 haftaya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, davacının iş göremezliğine sebep olan rahatsızlığı ile kaza arasında illiyet bağının bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının kaza nedeniyle maddi zararını ispat edemediği ve maddi tazminat davasının reddedilmesi gerektiği, ... sigorta yönünden dava açılmış ise de davalı ... sigorta'nın kaza tarihini kapsar poliçe bulunmadığından bu davalı yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden açılan davanın ise dava tarihi itibarıyle zorunlu olan sigorta şirketine başvuru dava şartı yerine getirilmeden davanın açılmış olması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, diğer davalılar yönünden açılan maddi tazminat davasının ise davacının maluliyeti bulunmaması ve hastalığı ile kaza arasında illiyet bağı bulunmaması nedeniyle esastan reddine karar verilmesi gerektiği, davacının ... Sigorta A.Ş. Yönünden açtığı manevi tazminat davasının ise; davaya dayanak yapılan Kasko poliçesinde manevi tazminattın kapsamda bulunmaması nedeniyle husumet yokuluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalılar ... ve ....ve Tic. Ltd. Şti. Yönünden açılan manevi tazminat davasının ise davalı sürücü ...'un kazaya tam kusuruyla sebebiyet vermesi, davacının maluliyeti bulunmamakta ise de kazadan manevi anlamda zarar gördüğünün sabit olması, olayın oluş şekli, zararın boyutu tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önüne alınarak uygun bir manevi tazminat takdir etmek gerektiği, hükmedilecek tazminattan kazaya sebebiyet veren aracın işleteni olan davalı ....ve Tic. Ltd. Şti.'nin de sürücü ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, hükmedilecek tazminata temerrüt tarihi olan kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletmek gerektiği, diğer araç sürücüsü ve işletenlerin kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından onlar yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerektiği..." şeklindeki gerekçeyle;-Davacı tarafın maddi tazminat davasının;-Davalı ... Sigorta AŞ yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine,-Davalı ... Sigorta AŞ yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Diğer davalılar yönünden açılan maddi tazminat davasının esastan reddine,-Davacı tarafın manevi tazminat davasının; -Davalı ... Sigorta AŞ yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine,-Davalılar ... ve ... Kapı San. Ve Tic. Ltd. Şti yönünden KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile 3.000,00 TL manevi tazminatın 19/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Kapı San. Ve Tic. Ltd. Şti' den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,-Fazlaya ilişkin istemin reddine,-Diğer davalılar yönünden açılan manevi tazminat davasının esastan reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili ve davalı ... Kapı San. Ve Tic. Ltd. Şti vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; müvekkili davacının geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı olarak herhangi bir maluliyete uğramadığı ve mevcut arazların da kaza ile ilgili bulunmadığı yönündeki hatalı ve kendi içerisinde çelişik bilirkişi raporlarına itibar edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, uğranılan maddi zararların kapsamının belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılması istenildiği halde, bu yapılmadan maddi tazminat taleplerinin tamamının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bundan ayrı; kazaya karışan ... plaka sayılı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru olmadığı yönündeki kabul şeklinde de isabet bulunmadığı, kabule gör ede hüküm altına alınan manevi tazminatın son derece yetersiz olduğu ve her ne kadar davalılar yargılama sırasında ayrı ayrı vekille temsil edilmiş iseler de ret sebebi ortak olan davalılar bakımınından tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, her biri yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı ve dahi yargılamanın hiçbir duruşmasına katılmayan, dilekçe dahi sunmayan ... Şirketi vekili yararına sadece vekaletname ibraz ettiği için vekalet ücreti takdir edilmesinin de hatalı olduğu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Davalı ... Kapı San. Ve Tic. Ltd. Şti vekilinin istinaf nedenleri ise; kazaya sebebiyet verdiği ileri sürülen ... ... plaka sayılı araç vekil edenine ait olmakla birlikte, müvekkilinin araç işleteni olmadığından, sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğinin karar yerinde göz ardı edildiği, bundan ayrı kabule göre de davacının maddi tazminata ilişkin talebin reddedilmiş olmakla birlikte, kazanın oluşumunda asli ve tam kusurun ... ... plaka sayılı araç sürücüsünde olduğu kabul edilerek kazaya karışan diğer araç sürücülerine hiç kusur atfedilmemiş olmasının kabul edilemez olduğu ve bedensel bir zarara uğramadığı belirlenen davacının manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, bu yöndeki talebinin kabul edilmiş olmasının doğru olmadığına yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, bedensel zarara dayanılarak açılmış; maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.1-Dairemizin de katıldığı Yargıtay Özel Dairesi'nin pek çok içtihatın da da belirtildiği üzere; Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki belirlemelerin ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarakoluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Eldeki davada, kaza tarihinin 19/06/2017 olduğu gözetildiğinde maluliyete ilişkin belirlemenin "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yapılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır.Dosya kapsamından; Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan temin edilen 17/01/2020 günlü raporda, davacının kazadan sonra geçirmiş olduğu tedavileri gösterir evraklar ile İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nda öğretim üyesi olarak görev yapan Adli Tıp Uzmanı doktor bilirkişi tarafından düzenlenen 02/04/2019 günlü rapordaki tespitlere göre yapılan değerlendirme de; "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri uyarınca davacının 19/05/2017 tarihinde geçirmiş olduğu araç içi trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, kişinin olay tarihinde tıbbı evrakında kolda ve bacaklarda abrazyon, sevrikal hassasiyetten bahsedildiği, olay tarihli beyin ve sevrikal BT incelemelerinde travmatik lezyon olmadığı, 02/06/2017 ve 22/02/2019 tarihli sevrikal MR incelemelerinde dejeneratif değişiliklik izlendiği, sevrikal MR'daki bulguların kişinin kendisinde mevcut hastalıklardan ileri geldiği, dava konusu olayla illiyetinin kurulamadığı açıklandıktan sonra, kişinin yaralanmasına bağlı iyileşme (iş göremezlik ) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 haftaya kadar uzayabileceğinin bildirildiği görülmüştür.Her ne kadar; söz konusu bu rapor kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmış ise de, raporda; 02/06/2017 tarihli sevrikal MR ve daha sonra çekilen 22/02/2019 günlü sevrikal MR bulguları ile olay tarihli beyin sevrikal BT incelemeleri karşılaştırılarak birtakım değişikliklerden bahsedildiği ve sevrikal MR'da ki bulguların kişinin kendisinde mevcut hastalıklardan ileri geldiği sonucuna varıldığı, ancak kişinin kendisinde mevcut hastalıkların ne olduğu ve bu hastalıkların sözü edilen değişikliği nasıl etki sağladığının bildirilmediği görülmüş olup, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının kazadan 1 hafta sonra 26/05/2017 tarihinde çekilen bir sevrikal MR raporu olduğu, ancak ATK raporunda 06/05/2017 tarihinde çekilen MR raporu ile daha sonra çekilen raporların açıkça karşılaştırılmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda hükme esas alındığı anlaşılan ATK raporunun taraf ve yargı denetimine uygun bir rapor olduğundan söz etmek mümkün değildir.O halde mahkemece; konunun önemi ve davacı tarafın ATK raporuna haklı itirazları ve talebi gözetilerek Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Kurulu nezdinde görev yapan ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun şekilde oluşturulacak uzman doktor heyetinden; davacının kazaya bağlı yaralanması ile illiyetli maluliyeti olup olmadığı, maluliyet oluşmuş ise oranının hususlarında, ayrıntılı, taraf ve yargı denetimine açık rapor temin edilerek, bu konuların şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespitiyle toplanmış ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamış olması isabetsizdir.2-Bundan ayrı; kaza tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 54.maddesinde bedensel zararların neler olduğu yazılmış olup, bu zararlardan bir tanesi de geçici iş göremez olunan dönem zararıdır. Somut olayda; dosya kapsamından temin edilen maluliyete ilişkin her iki doktor raporunda da trafik kazası neticesinde davacıda meydana gelen yaralanmaların iyileşme süresinin ne olduğunun bildirildiği (her iki raporda farklı farklı süreler bildirilmekle birlikte) tespit edilmiştir. Yani kişinin kaza neticesinde meydana gelen bir yaralanması olduğuna göre, az veya çok bir iyileşme süresinin olacağı da açıktır.Hal böyle olunca; mahkemece bedensel zararın bir türü olan geçici iş göremezlik dönem zararına ilişkin herhangi bir belirleme ve değerlendirme yapılmaksızın bedensel zarar sadece maluliyet ilişkin bir zararmış gibi yapılan değerlendirme sonucunda davacının maddi tazminata ilişkin talebinin tamamen reddedilmesi doğru olmamıştır.Bu durumda; ATK Genişletilmiş Kurulu'ndan maluliyete ilişkin rapor temin edilirken, bu husus üzerinde de durulması ve davacının yaralanmasına bağlı iyileşme süresinin ne olduğu ve iyileşme süresi içerisinde davacının bakıcı ihtiyati içerisinde bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise bunun süresinin ne olduğunun da tespiti sağlanılmalıdır.3-Tüm bunlardan ayrı kabule göre de;Bedensel zarara dayanılarak açılmış, maddi ve manevi tazminat davalarında kazazedenin uğradığı maluliyetin kapsam ve oranının ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsurlardan ise de tek unsur değildir. Davacı tarafın zarar miktarını tam olarak ispat edemediği hallerde TBK'nın 50.maddesindeki düzenleme gözetilerek, hakkaniyete uygun olarak talep konusu maddi tazminat isteği hakkında mevcut delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının maddi tazminata ilişkin taleplerinin tümüyle reddine karar verilmesi bu yönüyle de hatalı olmuştur. (Bkn; Yargıtay 17. HD'nin 02/07/2020 gün 2019/762 Esas-2020/7282 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4. HD'nin 29/09/2022 gün 2021/6777 Esas-2022/11236 Karar sayılı ilamı) Eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilemez.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, kaldırma kararının gerekçesi gözetildiğinde davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2021 tarih ve 2018/803 Esas 2021/41 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harçlarının talepleri halinde yatıran tarafa İADESİNE, 4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2025