T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2021/2100
KARAR NO:2025/1122
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:27/09/2021
NUMARASI:2019/125 Esas - 2021/688 Karar
DAVANIN KONUSU:ZMMS Poliçesine Bağlı Rücuen Tahsile Yönelik İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/07/2025
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirkete zorunlu trafik sigortalı ve davalının maliki olduğu aracın, 17.06.2016 tarihinde yaya ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın akabinde olay yerini terkettiğini, ölenin hak sahiplerine 07.12.2017 tarihinde 67.903,69-TL ödemede bulunulduğunu, sigortalı araç sürücüsünün olay mahallini terketmesi nedeniyle müvekkili şirketin rücu hakkı bulunduğunu, kaza tespit tutanağında göre araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu,hak sahiplerine ödenen tazminatın rücuen tahsili için davalı aleyhine başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.İlk derece mahkemesince; davacı tarafça davalı borçlu hakkında davaya dayanak rücuen tazminat alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde davalı borçlunun yetkiye, borca, faiz oranlarına, işlemiş faize, masraf ve tüm fer'ilerine vaki itirazı üzerine takibin durduğu ve yasal 1 yıllık süre içerisinde davacı tarafça eldeki davanın açıldığı, kusur bilirkişisi Yrd. Doç. Dr. ..., sigorta uzmanı ... ... ve mali müşavir ... tarafından düzenlenen raporda dava dışı sigortalı araç sürücüsünün % 60 oranında, ölen yaya ...'ın % 40 oranında kazanın meydana gelmesinde kusurlu oldukları, müteveffa ... varisleri vekili Av. ...'ın banka hesabına 67.903,69-TL tazminat ödemesi yapıldığı, ancak davacının talep edebileceği gerçek zarar miktarının hesaplanabilmesi bakımından, davacı vekilinin ivedilikle aktüerya raporunu dava dosyasına ibraz etmesi gerektiği kanaatinin bildirildiği, nöroloji uzmanı Dr. ... ve trafik bilirkişileri Prof. Dr. ... ve Dr. Öğr. Üye.... tarafından düzenlenen raporda da; kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü ...'ın asli ve %75 oranında, müteveffa yaya ...' ın tali ve %25 oranında kusurlu olduğu, kazanın alkole bağlı olarak meydana geldiğinin söylenemeyeceği, kazanın münhasıran alkole bağlı olarak meydana gelmediği kanaatine varıldığının bildirildiği, nöroloji uzmanından alınan ek raporda da; kazanın münhasıran alkole bağlı olarak meydana gelmemiş olduğunun bildirildiği, nöroloji uzmanı ile trafik bilirkişilerinden aldırılan raporda, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin tespit edildiği, meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığı, davacının poliçe kapsamında ödemiş olduğu zarar için sigortalısına rücu hakkının bulunmadığı gerekçesi ile;'Davanın reddine" karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; davalının maliki olduğu, müvekkili şirkete zorunlu trafik sigortalı aracın 17.06.2016 tarihinde yaya ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu ve araç sürücüsünün kaza mahallini terk ettiğini, ceza yargılamasında sigortalı araç sürücüsünün ehliyetsiz olduğu, alkol aldığı ve olay yerini terkettiğinin tespit edildiği, eldeki davanın olay yerini terk nedenine dayanmasına rağmen mahkemece bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, olay yerinin terk edilmesinin tek başına rücu sebebi olduğu, ispat yükü kendisine düşen davalı tarafça zorunlu sebeplerle kaza mahallinden ayrıldığının ispatlanamadığı, ceza dosyası kapsamı itibariyle sürücünün aşırı alkollü ve ehliyetsiz olduğunun anlaşılmasına rağmen kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu hususlarına ilişkindir.Dava, zorunlu trafik sigortası kapsamında hak sahibine ödenen tazminatın, sigortalıdan rücuen tahsiline yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. (1)Davaya dayanak İstanbul ... İcra Dairesi'nin .. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından, davalı şirket aleyhine, 67.903,69-TL asıl alacak ve 3.772,84-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 71.676,53-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak alacağın, 06.07.2016 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle hak sahibine ödenen tazminatın kaza mahallini terk nedeniyle rücuen tahsiline ilişkin olduğunun belirtildiği, davalı tarafından yasal süresi içerisinde asıl alacak ve ferileri yönünden itiraz edildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilince dava dilekçesinde dava değeri, asıl alacak miktarı 67.903,69-TL olarak gösterilmiş, faiz ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilmiş, talep kısmında ise, itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.Bu durumda, ilk derece mahkemesince, davacı vekiline, takibe konu işlemiş faiz 3.772,84-TL yönünden de itirazın iptali talepleri bulunup bulunmadığı sorulmak suretiyle, dava dilekçesi açıklattırılması, akabinde sunulacak beyana göre gerektiği takdirde varsa eksik peşin karar harcının tamamlatılması gerekirken, dava dilekçesinin içeriğindeki çelişki giderilmeksizin yargılamaya devam edilmesi hatalıdır.(2)Bilindiği üzere sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-4.maddesi uyarınca; tazminat yükümlüğünün azaltılmasına ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacı, bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmesi kuralından kaynaklanmaktadır. Poliçe tanzim ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının "zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı" başlıklı B.4/f bendinde "f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde" düzenlemesine yer verilmiştir.01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine ilişkin olarak meydana gelen trafik kazalarında o dönem yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde sigortacının işletene rücu nedenleri arasında sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması sayılmamıştır.Dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçelerine dayalı olarak zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan sigorta şirketi salt olay yerini terk nedenine dayalı olarak kendi akidine rücu edemeyecektir.Ancak 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle bedensel hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısı, kendi akidi olan sigortalısına karşı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesine göre olay yerini terk nedeniyle rücu davası açabilecektir. Zira, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartların B.4 maddesinde ifade edilen haller ile benzer zorunlu haller dışında olay yerini terkin, içe rücu sebebi olduğu kabul edilmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır.Bununla birlikte, zararı karşılayan sigortacı, ödediği bedelin tamamını değil, dava dışı hak sahibinin gerçek zararı nedeniyle ödemesi gereken miktarı rücu edebilecektir.İlk derece mahkemesince trafik bilirkişisi, sigorta uzmanı ve mali müşavirden oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 11.02.2020 tarihli raporda; kazanın meydana gelmesinde, davacıya sigortalı araç sürücüsünün %60 oranında, müteveffa yayanın ise %40 oranında kusurlu olduğu tespitine yer verildiği, davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için, davacının ödemesine esas aktüerya raporunun sunulması gerektiğinin bildirildiği, davacı vekilince sunulan 26.02.2020 tarihli dilekçe ile, 11.02.2020 tarihli bilirkişi raporundaki kusur tespitine itirazları bulunmadığının belirtilerek tazminat hesabının yapılması için ödemeye esas alınan aktüerya hesabının sunulduğu beyan edildiği, davalı tarafça da bilirkişi heyet raporuna karşı itirazda bulunulmadığı, davacı vekilince sunulan 23.03.2020 tarihli dilekçe ile, bilirkişi heyet raporundaki kusur dağılımının kabul edilmediğinin bildirildiği ve davacı tarafın söz konusu itirazı nedeniyle yeni bir bilirkişi raporu alındığı görülmüştür.Yasal düzenlemelerden sonra somut olaya dönüldüğünde, itirazın iptali davaları, dayanak icra takibi ile sıkı sıkıya bağlantılı olup, eldeki davada, takip talebinde alacağın nedeninin, olay yerini terke dayalı rücu istemi olarak belirtilmiş olmasına ve dava dilekçesinde de, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği gerekçesi ile rücu isteminde bulunulmasına, dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağının içeriğine göre sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinin sabit olmasına rağmen ilk derece mahkemesince, alacağın dayanağı ve davacının ileri sürdüğü olay yerini terk rücu sebebine dayalı olarak herhangi bir değerlendirmede bulunulmaması hatalıdır.O halde, mahkemece yapılacak iş, her ne kadar davacı vekilince 23.03.2020 tarihli dilekçe ile, 11.02.2020 tarihli bilirkişi heyet raporundaki kusur dağılımına itiraz edilmiş ise de, davacı vekilinin, daha önce sunduğu 26.02.2020 tarihli dilekçe ile kusur dağılımına itirazları bulunmadığı yönündeki beyanı ve usulüne uygun tebliğe rağmen davalı tarafça da rapora itiraz edilmediği göz önüne alınarak, taraflar yönünden itiraz edilmeyerek kesinleşen 11.02.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu doğrultusunda, kazanın meydana gelmesinde davacıya sigortalı ve davalıya ait aracın sürücüsünün %60 oranında, müteveffa yayanın ise %40 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek, davacı sigorta şirketinin, davalı sigortalısına, araç sürücünün %60 oranında kusuru nedeniyle rücu edebileceği zararın belirlenmesi için dosyanın, aktüerya uzmanı bilirkişiye tevdii ile, müteveffa ...'ın ölümü nedeniyle, davacı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılan dava dışı hak sahiplerinin, ödeme tarihindeki verilere göre gerçek zararlarının tespiti yönünden rapor alınması ve akabinde hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2021 tarih ve 2019/125 Esas 2021/688 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/07/2025