T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/2012
KARAR NO: 2025/869
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/06/2021
NUMARASI: 2018/906 Esas - 2021/495 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, davalı ...'in sevk ve idaresinde olduğu sırada ... ve ... plaka sayılı araçlarla çarpışması neticesinde meydana gelen, 20/11/2017 günlü trafik kazasında, ... plaka sayılı araçta yolculuk eden ve davacı ...'nın eşi, davacı ...'nın da babası bulunan ...'nın hayatını kaybettiğini, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'in tam kusurlu bulunduğunu, kazaya karışan dava dışı diğer araç sürücülerinin ise herhangi bir kusurlarının bulunmadığını, eldeki dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde davacı eş için 02/07/2018 tarihinde 157.167,00-TL, davacı ... için de 26/06/2018 tarihinde 2.140,00-TL destek tazminatı ödemesi yapılmış ise de, yapılan bu ödemelerin gerçek zararı karşılamadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kaydıyla (belirsiz alacak) her bir davacı için ayrı ayrı 50,00-TL olmak üzere toplam 100,00-TL maddi tazminatın davalı ... yönünden dava tarihinden, davalı sigorta şirketi bakımından ise temerrüt tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen; bundan ayrı davacı eş için 80.000,00-TL, davacı çocuk için de 50.000,00-TL olmak üzere toplam 130.000,00-TL manevi tazminatın da davalı ...'den kaza tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş; 20/04/2021 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de davacı eş ... için olan destek tazminatı miktarını 76.615,74-TL'ye, davacı ... için olan destek tazminatı istek miktarını da 23.853,37-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır.Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2019/228 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; 20/11/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacıların desteği olan ...’nın vefat ettiği, anılan kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, kazaya karışan diğer sürücülerin ise kazada herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından davacılardan ...’a 02/07/2018 tarihinde 157.167,00-TL, ...’e 27/06/2018 tarihinde 2.140,00-TL olmak üzere toplam 159.307,00-TL ödeme yapıldığı, aktüer bilirkişi tarafından Anayasa Mahkemesi’nin 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 17/07/2020 tarihli, 2019/40 E. ve 2019/40 K. sayılı kararına göre 1. seçenek olarak yapılan ve hükme esas alınan ek rapordaki hesaplamaya göre; 20/11/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeni ile hayatını kaybeden ...’nın desteğinden yoksun kalan eşi ...’ın davalılardan talep edebileceği maddi tazminat miktarının 275.012,54-TL, kızı ...’in talep edebileceği maddi tazminatın ise 26.579,48-TL olduğu, buna göre davacıların davada talep edebilecekleri toplam destekten yoksun kalma (maddi) tazminatın 301.592,02-TL bulunduğu, bu miktarın davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe teminat limiti (330.000,00-TL) içerisinde kaldığı, davalı sigorta şirketi tarafından davacılara yapılan toplam ödemenin güncellenmiş değerinin 08/04/2021 ek rapor tarihi itibariyle 199.022,91-TL olduğu, aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan toplam 301.592,02-TL’den davalı sigorta şirketinin davacılara yaptığı ödeme toplamının güncellenmiş değeri olan 199.022,91-TL mahsup edildiğinde arada 102.569,11-TL gibi bir fark bulunduğu, böylece davalı sigorta şirketince yapılan ödeme ile davacılardan alınan ibraname dikkate alındığında davacılara ödenen tazminat ile hükme esas alınan aktüer bilirkişi ek raporunda 1. seçenek olarak hesaplanan tazminat miktarı arasında açık farklılık olduğu, ödenen meblağ ile hesaplanan zarar arasındaki bu açık nispetsizlik karşısında davacılardan alınan ibranamenin geçerli olmadığı ve davalı sigorta şirketi tarafından davacılara yapılan ödeme ile davacının maddi zararının tamamen karşılanmadığı; her ne kadar davalı ... vekili tarafından müteveffa ...’nın kazadan önce kanser hastası olduğu, dolayısıyla bakiye ömrünün raporda hesaplanandan daha kısa olduğunu iddia edilmiş ise de; destekten yoksun kalma sürelerinin hesabında müteveffanın muhtemel (bakiye) ömür süresine ihtiyaç duyulduğu, Yüksek Yargıtay da desteğin çalışma hayatını aktif ve pasif olmak üzere iki döneme ayırdığı, desteğin iş görebilirlik yaşı da muhtemel yaşam süresi ile sınırlı olduğu, desteğin ölümünden önceki sağlık durumuna göre muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi Yüksek Mahkeme uygulamalarına aykırı olacağı, böyle bir yola girilmesi halinde müteveffanın muhtemel yaşam süresi subjektif olarak sınırlandırılacağından, böyle bir yaklaşımın doğru ve hukuki bir yaklaşım olmayacağı, zira somut olayda müteveffa (destek) ...'nın haksız fiil (trafik kazası) sebebiyle vefat ettiği, ölüm sebebinin hastalığı olmadığı, bu durumda muhtemel yaşam süresi boyunca davacılarla destek ilişkisinin süreceğinin kabul edilmesi gerektiğinden, davalı tarafın bu yöndeki iddia ve savunmalarına itibar edilemeyeceği, davacıların kazada ölen (birinin eşi ve diğerinin babası) ...’nın desteğinden yoksun kaldıkları, böylece davacıların kazada ölen ...’nın meydana gelen trafik kazası sonucu ölmesi nedeniyle açtıkları bakiye destekten yoksun kalma tazminatı davasında haklı oldukları, sonuç olarak müteveffa ...’nın desteğinden yoksun kalan davacı eş ...’nın 78.665,74-TL, davacı kızı ...’nın 23.903,37-TL olmak üzere davalılardan toplam 102.569,11-TL daha destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecekleri, bu miktara davalılardan ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 22/06/2018 tarihinden, diğer davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 20/11/2017 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği; manevi tazminat talebi bakımından da ... plakalı araç sürücüsü ...’in sevk ve idaresindeki otomobille yağışlı havada tedbirsiz ve dikkatsizce seyretmesi, aracını kullanırken yola gerektiğince dikkatini vermemesi, seyir sırasında uygun yol bölümünü takiple kontrollü olarak seyretmesi gerekirken buna riayet etmemesi, böylece direksiyon hakimiyetini kaybedip karşı istikametteki yola geçerek kazaya sebebiyet vermesi ve kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu bulunması, tarafların tespit edilen mali ve sosyal durumları, olayın niteliği, paranın satın alma gücü, davacı ...’ın eşini ve davacı ...’in de babasını kaybetmesi nedeniyle üzüntü duyacaklarının mutlak olması ve müteveffanın kaza tarihindeki yaşı (54) dikkate alındığında, davacı ...’ın eşini ve davacı ...’in babasını çok da ileri olmayan bir yaşta kaybetmesi sonucunda duyduğu acı ve ızdırap, hak ve nesafet kuralları dikkate alındığında davacı ... için 30.000,00-TL, davacı ... için 10.000,00-TL, olmak üzere toplam 40.000,00-TL manevi tazminatın yeterli ve adil olduğu, davacıları zenginleştirmeye ve davalıyı da fakirleştirmeye yol açmayacağı şeklindeki özet gerekçeyle; -Maddi tazminat yönünden davanın kabulü ile; -Davacı ... için 78.665,74-TL., davacı ... için 23.903,37-TL. olmak üzere toplam 102.569,11-TL. destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 22/06/2018 tarihinden, diğer davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 20/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ... ve ...’ya verilmesine, -Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile; -Davacı ... için 30.000,00-TL., davacı ... için 10.000,00-TL. olmak üzere toplam 40.000,00-TL. manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’den tahsili ile davacılara ödenmesine, -Manevi tazminat bakımından fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenleri; eldeki dava açılmadan önce yapılan başvuru neticesinde, temin edilen ve usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bulunan aktüer bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda ibraname alınmak suretiyle davacı tarafa tazminat ödemesi yapılarak poliçeden kaynaklı tüm sorumluluk yerine getirilmiş olmasına rağmen, müvekkili sigorta şirketinin maddi tazminatla sorumluluğu yoluna gidilmesinin hukuka aykırı bulunduğu, kabule göre de davacılara SGK tarafından rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanmadığı araştırılmadan ve gelir bağlanmış ise belirlenen tazminattan düşülmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu, kaldı ki destek tazminatı hesaplamasının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faiz uygulaması ile yapılması gerektiğinin de dikkate alınmadığı, ayrıca müteveffanın kanser hastası olduğu dosya kapsamı ile anlaşıldığından, bakiye yaşam süresinin belirlenmesinde bu durumun dikkate alınması gerekirken alınmamış olması hatalı olduğu gibi, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken faiz başlangıç tarihinin 22/06/2018 tarihi olarak kabul edilmesinin usulsüz bulunduğu ve dahi 20/04/2021 tarihli dilekçe ile arttırılan miktarlar bakımından taleplerin zaman aşımına uğradığının da karar yerinde gözetilmediği hususlarına ilişkindir. Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri ise; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden temin edilen kusur raporuna karşı sunmuş oldukları haklı itirazlar dikkate alınmaksızın ve yeni bir bilirkişi raporu temin edilmeksizin iş bu raporun hükme esas alınması suretiyle sonuca ulaşılmasının hatalı olduğu, kanser hastası olan bir kişinin bakiye yaşam süresinin belirlenmesinde bu durumun gözetilmesi gerektiği yönündeki taleplerinin dikkate alınmamasının da usulsüz bulunduğu, ayrıca davacılar müteveffanın eş ve çocuğu olmakla birlikte müteveffa ile aynı yerde oturmadıkları, davacıların yerleşim yerlerinin Romanya olduğu, müteveffanın ise Maraş'ta yaşadığı, kanser hastası olan müteveffaya da kardeşi ve yeğenleri tarafından bakıldığı Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma dosyası kapsamındaki beyanlardan anlaşıldığı halde, müteveffa ile düzenli ve eylemli yardım ilişkisi içinde bulunmayan davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesinin kamu vicdanına uygun olmadığı, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen, ölüm olayına dayanılarak açılmış, maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup; davalı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçelerinde açıkça ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın dayanığı delillerle usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in 20/11/2017 tarihinde meydana gelen çoklu trafik kazasının oluşumunda tam kusurlu olduğu, kazaya karışan ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'ya ve ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'ya atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı yönünde görüş bildiren ve konusunda uzman Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlendiği anlaşılan 24/02/2020 günlü kusur bilirkişi raporundaki kazanın oluş şekli ile kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin, olayla ilgili olarak Kahramanmaraş 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülerek davalı ...'in mahkumiyeti ile sonuçlandırılan ve UYAP sorgusundan da anlaşılacağı üzere, yasa yolu denetiminden de geçmek suretiyle 09/01/2023 tarihinde kesinleştiği belirlenen 2019/228 Esas-2021/158 Karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyasındaki konuya ilişkin tüm tespitlerle birebir örtüşmesi karşısında mahkemece bu raporun benimsenmiş olmasında bir yanılgı mevcut olmamasına; kazada hayatını kaybeden ...'nın kanser hastası olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta ise de, Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Hastanesi'ne ait cevabi yazı ekindeki tıbbı belgelere göre 28/04/2017 tarihinden itibaren Tıbbı Onkoloji Servisinde "ayakta" tedavi gördüğü anlaşılan müteveffanın 20/11/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında öldüğü dikkate alındığında, bu hastalığının yaşam süresini kısaltacağı yani varsayıma dayanan bakiye yaşam süresinden önce hayatına kaybetmesine sebebiyet vereceğinin kesin olarak belirlenebilmesi olanaklı olmadığı için, mahkemenin: Desteğin ölümünden önceki sağlık durumuna göre muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi, subjektif bir değerlendirme olacağı görüşünden hareketli, davalı tarafın bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiş olmasının doğru olmasına; tüm bunlardan ayrı, ölenin eş ve çocuğu olduğu sabit olan davacıların, fiilen başka bir ülkede (Romanya) yaşıyor olmaları, müteveffanın ise Türkiye'de yaşamı sürdürüyor bulunması müteveffanın 2005 yılında evlendiği, Romanya vatandaşı olan eşine ve Romanya'da eğitim hayatına devam eden kızına eylemli ve düzenli bir biçimde destek sağlamasına engel bir durum teşkil etmeyeceğinden, mahkemece davacıların destek tazminatı talep haklarının bulunduğunun benimsenmiş olmasında ve eş ve baba kaybına uğrayan davacıların yararına somut olayın özellikleri dikkate alınmak suretiyle manevi tazminata hükmedilmiş bulunmasında hatalı bir değerlendirme mevcut olmamasına göre davalıların açıklanan hususları amaçlayan istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. 2-Davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Her ne kadar eldeki dava açılmadan önce davacılar tarafından sigorta şirketine yapılan başvuru neticesinde davalı sigortacı tarafından davacılara ödeme yapılmış ve bu ödeme karşılığında vekilleri olduğu anlaşılan Av. ... imzalı 20/06/2018 günlü ibraname düzenlenmiş ise de, yapılan ödemenin yetersiz olduğu bilirkişi marifetiyle tespit edildiğinden, 2918 sayılı KTK'nın 111.madde hükmü dikkate alınarak davadan önce sigortacı tarafından yapılan bu ödemeler kısmi ödeme niteliğinde kabul edilerek, güncellenmiş hallerinin belirlenen tazminat miktarlarından tenzil edilerek bakiye tazminatlara hükmolunmuş olmasında herhangi bir isabetsizlik mevcut değildir. Bundan ayrı; dava açan dilekçede davanın HMK'nın 107.maddesine dayalı belirsiz alacak davası olduğu açıkça belirtilmiştir. Belirsiz alacak davalarında zaman aşımının tüm alacak bakımından dava tarihi itibariyle kesileceği belirgin olduğundan, arttırılan alacak miktarının zaman aşımına uğramayacağı sabittir.Keza; eldeki dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı olarak başvuruda bulunulduğu ve sigorta şirketi tarafından da davacı tarafa ödeme yapıldığı ancak bu ödemenin yetersiz olduğu anlaşılmakla, yazılı başvuru tarihi olan 12/06/2018 tarihinden itibaren 8 iş günü içinde zararın tamamını karşılamakla yükümlü olan sigorta şirketinin eksik ödeme bakımından 22/06/2018 tarihinde temerrüte düşeceğinin kabul edilmiş olmasınında da isabetsizlik bulunmamaktadır.Tüm bunlardan ayrı; hükme ve bedel arttırımına esas alınan aktüerya raporunda dairemiz ve Yargıtay içtihatlarına göre progresif rant yöntemine göre (1.8 teknik faiz uygulanmaksızın) hesaplama yapılmasında bir yanılgı bulunmamasına; her ne kadar kalıcı iş göremezlik tazminatının hesaplanmasında bakiye yaşam süresinin belirlenmesi bakımından TRH 2010 yaşam tablosunun baz alınması gerekmekte ise de, TRH 2010 yaşam tablosunun PMF 1931 yaşam tablosuna nazaran daha uzun yaşam süresi ön görmesi nedeniyle kalıcı iş göremezlik dönem zararının PMF 1931 yaşam tablosu doğrultusunda düzenlenmiş olmasının istinaf eden davalı taraf aleyhine bir durum teşkil etmemesine, (-Bkn; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20/06/2022 gün 2021/27402 Esas - 2022/9115 Karar sayılı ilamı); yine her ne kadar yerel mahkemece SGK tarafından davacılara rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı (gelir bağlanıp bağlanmadığı) sorulmamış ise de, tüm dosya kapsamından davaya konu kazanın iş kazası olmadığı anlaşılmakla davacılara iş kazası kolundan SGK tarafından ödeme yapılmasının söz konusu olamayacak bulunmasına göre, davalı sigorta şirketi vekilinin az yukarıda açıklanan hususlara yönelik istinaf başvurusunun da esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından, aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalılardan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca maddi tazminat yönünden birlikte alınması gereken 7.006,50-TLnispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırıldığı anlaşılan toplam 4.186,34-TL harcın düşümü ile kalan 5.552,56-TL eksik harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, -İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ...'den manevi tazminat yönünden alınması gereken 2.732,40-TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4/İstinaf yasa yoluna başvuran davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin yapan üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Yasanın 20.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek-1 maddesi ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gözetilerek, HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.04/06/2025