T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1999
KARAR NO: 2025/870
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2021
NUMARASI: 2018/1070 Esas - 2021/390 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan, diğer davalının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın, davacı ...'ın oğlu ...'a çarpması neticesinde meydana gelen 01/08/2015 günlü trafik kazasında ...'ın hayatını kaybetmesiyle annesi olan davacının destekten yoksun kaldığını ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin giderlerine karşılık olmak üzere 5.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 300.000,00-TL manevi tazminatın da davalı araç sürücüsü ...'dan olay tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; UYAP aracılığıyla dosyaya sunduğu 10/03/2021 işlem tarihli dilekçeyle; 5.000,00-TL'lik destek tazminatı talebine ilişkin istek miktarını temin edilen bilirkişi raporları doğrultusunda 20.794,75-TL'ye çıkarttıklarını açıklamış, müteakip sunulan 10/05/2021 günlü dilekçe ile de; son bilirkişi raporuyla müvekkilinin uğradığı maddi zararının 21.902,00-TL olabileceğinin belirlendiğini, davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle maddi tazminata ilişkin istek miktarını toplam 21.611,31-TL'ye arttırdıklarını bildirmiştir.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için talep konusu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun ve ölümle fiil arasında illiyet bağı bulunduğunun usulüne uygun şekilde belirlenmesi, ayrıca davacının (varsa) maddi zararlarına ilişkin tazminat hesaplamasının da kaza tarihinde yürürlükte bulunan ZMM Sigortası Genel Şartları'ndaki düzenlemelere göre tespit edilmesi ve faiz başlangıcı bakımından da temerrüt tarihinin esas alınması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı talebinin zaman aşımına uğradığını, kazanın oluşumunda müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, kazaya müteveffanın kendisinin sebebiyet verdiğini, bu nedenle olayla ilgili olarak görülmekte olan ceza yargılamasına ilişkin davanın sonuçlanmasının beklenilmesi gerektiğini, ayrıca talep edilen manevi tazminat miktarının da çok fazla olduğunu ileri sürerek davaya karşı koymuştur. İddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek sonuçlandırılan 2017/343 esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde mahkemece; 01/08/2015 tarihinde davalı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı aracın davacının oğlu ...'a çarpması ile meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının oğlu ...'ın vefat ettiği, ... plakalı aracın davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde 06/07/2015-06/07/2016 tarihleri arasında geçerli ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, yargılama sırasında temin edilen yeterli ve geçerli nitelikteki bilirkişi heyeti raporundan da anlaşılacağı üzere kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü davalı ...'ın %20, müteveffanın ise %80 oranında kusurlu oldukları, davacının desteği olan oğlunun vefatı nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun 53/3. maddesi uyarınca oluşan zararını, davalı ...'dan haksız fiil hükümleri çerçevesinde TBK'nın 49. maddesi, davalı sigorta şirketinden ise Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi uyarınca talep edebileceği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda, PMF 1931 tablosu ve asgari ücret esas alınmak ve davacının SGK kaydının bulunması nedeniyle yetiştirme giderleri tenzili yapılmak suretiyle düzenlendiği anlaşılan 3. Ek bilirkişi hesap raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu durumda davalı sürücünün kusur durumuna göre davacının talep edebileceği destekten yoksun kalma zararının 21.575,31-TL, cenaze ve defin giderleri nedeniyle zararının ise 36,00-TL bulunduğu, davacı tarafça sunulan ilk ıslah dilekçesi ile toplam 20.794,75-TL destekten yoksun kalma zararının talep edildiği, her ne kadar davacı vekilince sunulan 10/05/2021 tarihli dilekçenin, davanın belirsiz alacak davası olduğu ve ilk sunulan dilekçenin talep artırım dilekçesi olduğundan bahisle ıslah dilekçesi olarak kabulü talep edilmiş ise de; davanın kısmi dava olarak açıldığı, belirsiz alacak davası olmadığı, bu nedenle 10/05/2021 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi olduğu ve ikinci kez ıslah dilekçesi sunulamayacağı, ilk ıslah dilekçesinde talep edilen toplam tazminatın 36,00TL'sinin cenaze ve defin gideri, 20.758,75 TL'sinin ise destekten yoksun kalma tazminatı olarak davalı taraftan tahsili ile kabul edilen maddi tazminata davalı ... yönünden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise davadan önce yapılan başvuru tarihinden itibaren 8 iş gün sonrası olan 03/03/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği; kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu, oluşan zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı gibi manevi olarak yaşanan acıların karşılığı da olamayacağı hususları bir arada değerlendirilerek davacının manevi tazminata ilişkin talebinin de kısmen kabulüne karar verilmesinin de somut olayın özelliklerine uygun olacağı şeklindeki özet gerekçeyle;-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 180 TL cenaze ve defin gideri ile 20.614,75 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'dan 01/08/2015 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş.'den 03/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000 TL tazminatın davalı ...'dan 01/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, müteakip karar altına eklenen 12/07/2021 günlü tashih şerhi ile de; mahkemece verilen kararın hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde maddi tazminat rakamlarının sehven yanlış yazıldığı anlaşıldığından bahisle, " 1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 180 TL cenaze ve defin gideri ile 20.614,75 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'dan 01/08/2015 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş.'den 03/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde olan 1 nolu bendinin "1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 36 TL cenaze ve defin gideri ile 20.758,75 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...'dan 01/08/2015 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş.'den 03/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde tashihine karar verildiği görülmüştür.Karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; cenaze ve defin giderlerine ilişkin taleplerinin esasen hiç dikkate alınmadığı, 36,00-TL gibi bir miktarın defin gideri olmasının olanaklı bulunmadığının karar yerinde gözetilmediği, ayrıca müteveffanın gelir durumunun doğru şekilde tespit için gerekli inceleme ve araştırmanın da yapılmadığı, müteveffanın eğitim ve öğretim hayatından arta kalan zamanlarda kısmi süreli işlerde çalışarak, anne ve babasına destek sağladığı konusundaki haklı iddiaları üzerinde durulmadığı, keza müteveffa ölmeyip hayatta kasla idi nasıl bir işte çalışacak olduğu ve nasıl bir gelire sahip olabileceği konusunda da inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi bu konulardaki tanık dinletme taleplerinin de reddedilmesinin adil yargılama hakkının kısıtlanmasını oluşturacağı, sonuç itibariyle destek tazminatı miktarının hatalı belirlendiği, tüm bunlardan ayrı müteveffa kusurunun destekten yoksun kalanlara yükletilemeyeceğinin de karar yerinde gözetilmediği ve hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının da son derece yetersiz bulunduğuna ilişkindir. Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri ise; ceza mahkemesi kararıyla vekil edenine tali kusur atfedilmiş ise de bunun doğru olmadığı, kazanın oluşumunda müvekkili araç sürücüsüne yükletilebilecek bir kusuru bulunmadığı gibi olayın meydana gelmesine başka bir aracın sebebiyet verdiğinin de dikkate alınmadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın manevi tazminat bakımından kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin olup, dava açan dilekçeyle talep edilen 5.000,00-TL'lik maddi tazminata ilişkin istemin bir bölümünün destekten yoksun kalma nedeniyle uğranılan zarara, bir bölümünün ise cenaze ve defin gideri zararına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 1-Haksız bir eylem nedeniyle meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış maddi tazminat talepli bir davada müteveffa gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru belirlenmesinde önemli bir yer tutmakta ise de; dava açan dilekçede, kazada hayatını kaybeden ...'in, kaza tarihi itibariyle 16 yaşında olduğu, eğitim ve öğretim hayatını devam ettirdiği, arta kalan zamanlarda da kısmi süreli işlerde çalışarak anne ve babasına destek sağladığı belirtilmiş, ancak çalışıldığı ileri sürülen işlerin niteliği ve kapsamına ilişkin bir açıklamada bulunulmadığı gibi çocuğun bu çalışmaları karşılığında ne kadar bir gelir ettiğinin de bildirilmediği ve çocuğun eğitim ve öğretim hayatını hangi eğitim kurumunda devam ettirdiği hususunda da bir açıklama yapılmadığı görülmüştür.Davacı tarafça, dosyaya sunulan 29/05/2019 günlü dilekçe ile müteveffanın ölmeden önce kuaför yanında 6 ay süre ile kalfa olarak çalıştığı ve bu çalışmasına karşılık aylık 3.000,00-3.500,00-TL gelir elde ettiği ileri sürülerek bu konudaki iddianın kanıtlanması bakımından müteveffa ile aynı yerde çalıştığı belirtilen ... isimli şahsın tanık olarak dinlenilmesinin istenildiği tespit edilmiştir.Her ne kadar davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 29/05/2019 günlü dilekçeyle, müteveffanın ölümünden önce bir kuaförde kalfa olarak çalıştığı ve aylık 3.000,00-3.500,00-TL gelir elde ettiği ileri sürülmüş ise de; müteveffanın kalfa olduğunu gösterir herhangi bir belge ve bilgi sunulmadığı gibi iddia edilen geliri elde ettiğini gösterir somut bir belge de ibraz edilmemiş, sadece müteveffa gelirinin ve çalışmasının tanık beyanı ile tespit edilebileceği açıklanmıştır. Ancak böyle bir iddia somut yan delillerle desteklenmediği (- müteveffanın var olduğu iddia edilen ve devamlılık gösterdiği belirtilen çalışmaları yapmaya ehil olduğunu gösteren sertifika veya işin karşılığında yapılan ödemelerin varlığını gösteren belge gibi-) sürece sadece tanık beyanlarıyla ispatı mümkün değildir. Davacı taraf istinaf aşaması dahil bu iddiasını kanıtlar somut hiçbir bilgi ve belge ibraz etmemiştir. Kaldı ki, müteveffa gelirinin asgari ücret olduğu varsayımından hareketle düzenlendiği anlaşılan 03/01/2020 günlü aktüer bilirkişi raporuna karşı davacı tarafça sadece, kusur, yetiştirme gideri tenzili ve askerlikte geçecek sürelere ilişkin itiraz edilmesi üzerine, aynı bilirkişi heyetinden alınan ve gelirin yine asgari ücret olduğu varsayımından hareketle düzenlenen 17/07/2020 günlü ek rapora karşı da müteveffanın gelirine ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmeksizin iş bu rapor doğrultusunda talep arttırıma cihetine gidilmiştir.Hal böyle olunca, müteveffanın asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiğinin somut olarak kanıtlanabildiğinden söz etmek olanaklı bulunmadığı için, gelirin asgari ücret düzeyinde olduğu varsayımıyla düzenlendiği anlaşılan bilirkişi raporlarının hükme esas alınması suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmuş olmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davacılar vekilinin gelire ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.2-Davacı vekilinin cenaze ve defin giderine ilişkin istinaf itirazlarına gelince;Fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla açılan 5.000,00-TL'lik maddi tazminat talepli davanın, az yukarıda da açıklandığı üzere bir kısmı destekten yoksun kalma tazminatına, bir kısmı da cenaze ve defin gideri zararına ilişkin olmakla birlikte, davacı tarafça toplam 5.000,00-TL maddi tazminat talebinin ne kadarlık kısmının destek zararına, ne kadarlık bölümünün de cenaze ve defin giderine ilişkin bulunduğu konusunda miktar belirten bir açıklama yapılmadığı gibi ...'in defnedilmesi nedeniyle yapıldığı ileri sürülen giderleri gösterir herhangi bir harcama belgesi de ibraz edilebilmiş değildir. ...'ın Yeni Ayazağa Mezarlığı'na defnedildiği de sabittir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Mezarlıklar Daire Başkanlığı'nca gönderilen dosyada mevcut cevabi yazıda, müteveffa ...'ın cenazesi için sadece 180,00-TL ücret tahsil edildiğinin belirtildiği görülmüştür.Hal böyle olunca, Dairemizin de katıldığı Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre haksız fiil sorumluları sadece gerçek defin gideri zararından sorumlu olup, yöreye veya ailenin kendi yapısına göre yapılan veya yapılması muhtemelen özel giderlerden sorumlu tutulamayacağına göre; mahkemece sadece tespit edilen 180,00-TL'lik cenaze ve defin giderinin kusura isabet eden kısmından davalı tarafın sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir.3-Tarafların manevi tazminatın belirlenmesinde hata yapıldığına ilişkin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hal böyle olunca, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsü %20 oranında tali, müteveffa ise %80 oranında asli kusurlu olduğu dosya kapsamında temin edilen yeterli ve geçerli bilirkişi raporuyla belirlenmiş olup, olayla ilgili olarak İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülerek davalı araç sürücüsünün cezalandırılmasıyla sonuçlanan ve 07/03/2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılan 2017/343 esas - 2018/819 karar sayılı ilamıyla belirlenen maddi olgu karşısında, davalı araç sürücüsünün hiç kusuru bulunmadığının ileri sürülemeyecek olmasına, bu durumda davalı araç sürücüsü kazanın oluşumunda tali kusurlu olmakla birlikte; kazanın meydana geldiği tarih (2015), oluş şekli (müteveffa önce davalı araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki aracın sedmesine maruz kalıp yola düşmüş ve arkadan gelen başka bir aracın altında kalmıştır), ölümün karşılaşılabilecek en ağır sonuç oluşu, ölenin yaşı (16), davacının evlat kaybına bağlı olarak yaşam tecrübelerine göre duyacağı elem ve ızdırabın ağırlığı, kaza tarihindeki paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları ile manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı değil ise de manevi huzuru sağlayabilecek kadar olması gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde; davacı anne yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yukarıda açıklanan ilkelere ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde düzenlenen takdir hakkının kullanılmasına ilişkin kurala göre fazla olmadığı ancak az bulunduğu, davacı taraf yararına, daha yüksek bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, davacının istinaf başvurusu yerinde ise de; davalı ...'ın manevi tazminat takdirinde hata yapıldığına ilişkin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Ancak, manevi tazminatın miktarına ilişkin olarak, davacı aleyhine gerçekleştirilen hatalı değerlendirmenin düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacılar vekilinin hüküm altına alınan manevi tazminatın az takdir edildiğine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek; maddi tazminat bakımından 12/07/2021 günlü tashih kararındaki belirlemelere ve maddi tazminata ilişkin diğer hüküm bölümlerine dokunulmaksızın, davacı yararına 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2021 tarih ve 2018/1070 Esas - 2021/390 Karar sayılı kararının manevi tazminata ilişkin hüküm bölümüne yönelik olarak; davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle KABULÜNE, davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise yine aynı bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE, 2/İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2021 tarih ve 2018/1070 Esas - 2021/390 Karar sayılı kararının maddi tazminata ilişkin hüküm bölümüne yönelik olarak; davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (1) ve (2( nolu bentlerde ayrı ayrı işaret edilen nedenlerle REDDİNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ...'dan alınması gereken ( sadece manevi tazminata ilişkin hüküm bölümüne yönelik olarak istinaf yasa yoluna başvurduğundan) 1.366,20-TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 341,55-TL harcın düşümü ile kalan 1.024,65-TL eksik nispi istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, b/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırıldığı anlaşılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,c/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,d/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise takdiren yapan üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/06/2021 tarih ve 2018/1070 Esas - 2021/390 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,a/Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 36-TL cenaze ve defin gideri ile 20.758,75-TL destekten yoksun kalma tazminatın davalı ...'dan 01/08/2015 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş.'den 03/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, b/Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000-TL tazminatın davalı ...'dan 01/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacıya verilmesine, c/Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümler uyarınca hüküm altına alınan toplam tazminat miktarı üzerinden alınması gereken 3.469,78-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 1.551,99-TL harcın düşümü ile kalan 1.917,79-TL'nin bakiye harcın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun 644,99-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,ç/Davacı tarafından yapılan 2.400,00-TL'si bilirkişi ücreti, 342,36-TL' posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.742,36-TL yargılama giderinin (usulü kazanılmış hak gözetilerek) davanın kabul edilen kısmı üzerinden ilk derece mahkemesince hesaplanan 2.740.00-TL ile ilk harç 1.587,89 TL'nin davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 644,99 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine d/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat üzerinden (usulü kazanılmış hak nedeniyle) ilk derece mahkemesi tarafından belirlenen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine e/Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan maddi tazminat bakımından (usulü kazanılmış hak ve karşılıklılık ilkesi gözetilerek) ilk derece mahkemesi tarafından takdir olunan 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, f/Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, g/Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan manevi tazminat üzerinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3/Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; 04/06/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Yasanın 20.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek-1 maddesi ikinci fıkrasında yapılan değişiklik dikkate alınarak, HMK'nın 361. madde hükmü gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.04/06/2025