T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/108
KARAR NO: 2025/732
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/05/2019
NUMARASI: 2016/39 Esas - 2019/514 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2025
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.11.2012 tarihinde müvekkilinin, yolcu olarak bulunduğu otobüsün karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını, müvekkilinin maluliyeti nedeniyle maddi zararının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 1.000,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili davaya karşı cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasında sunduğu 25.08.2017 havale tarihli dilekçesi ile, eldeki dava yönünden davacı taraf ile sulh olduklarını, sulh kapsamında tazminatın davacı tarafa ödendiğini, davacı tarafça davadan feragat edilmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmadığını bildirmiştir. İlk derece mahkemesince; "...Dava hukuksal niteliği itibariyle, davadan önce yapılan ödeme ve ibraname bulunduğu gözetilerek KTK'nın 111 maddesi uyarınca ibranamenin iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık ibraname tanzim tarihi 25/01/2016 günü verilerine göre sigortacı tarafından ödemelerin yeterli ödeme içerip içermediği hususundan ibarettir. Kazanın meydana gelmesinde gerek ceza dosyası, gerekse de mahkememizce de yapılan inceleme neticesinde otobüs sürücüsünün tam kusurlu olduğu sabit ve çekişmesizdir. ATK'nın 31/01/2018 günlü raporunda davacı için %7.1 daimi maluliyet oranı ile 3 aylık iyileşme süresi tespit edilmiştir. Mevcut maluliyet raporu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuata uygun düzenlendiğinden buna ilişkin itirazların reddi gerekmiştir. Davacının asgari ücretin üzerinde kazancının bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Bu nedenle yasal asgari ücretler üzerinden bilinmeyen aktif dönem yönünden asgari geçim indirimi tenzili yapılmasında, pasif dönemde ise asgari geçim indirimi yapılmayarak %10 arttırım indirim suretiyle net ücretin hesap edilmesinde herhangi bir isabetsizlik söz konusu değildir. İbraname tarihi itibariyle tüm bu verilere göre geçici ve sürekli iş göremezlik zararı 38.539,54-TL olarak tespit edilmiş ise de, sigortacı tarafından davadan evvel 47.750-TL ödeme yapıldığı, zararın evleviyetle karşılandığı ibranamenin iptalini gerektirir herhangi bir durum söz konusu olmadığı anlaşıldığından davanın reddi gerekmiştir. Davacı rapora itirazında ödenen miktara yargılama gideri vekalet ücreti ve işlemiş faizler yönünden fer'ilerin de eklenmesi gerektiğini belirtmiş ise de, bu husus infaza ilişkin olup, Yargıtay içtihatları uyarınca KTK'nın 111. maddesi kapsamında bulunmadığından, ibranamenin iptaline ilişkin işbu davada salt ödeme tarihindeki verilere göre asıl alacak üzerinden ibranamenin iptali şartları üzerinde durulduğundan hukuken mesnetsiz ve mesmu olmayan itirazının reddi gerekmiştir..." kanaati ile; "Davanın REDDİNE" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; aktüer bilirkişi raporu hazırlanırken TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması gerektiği, davalı tarafça yapılan ödemenin 40.000,00-TL'si asıl alacak ve işlemiş faizine ilişkin iken mahkemece yargılama gideri ve vekalet ücreti için ödenen miktarların da hesaba katılarak tazminat miktarının yeterli olduğuna dair gerekçenin yerinde olmadığı hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. (1) Tazminat hesabı yapılırken bakiye ömür süresi yönünden TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporunda PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılması isabetli değil ise de, 25.01.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı davacı vekili 08.02.2019 tarihinde sunduğu itiraz dilekçesinde, tazminat hesabında kullanılan yaşam tablosu yönünden herhangi bir itirazda bulunmadığı, bu hali ile tazminat hesabının davalı taraf yönünden usuli kazanılmış hak oluşturduğu, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ileri sürülmeyen nedenlerin istinaf aşamasında da ileri sürülemeyeceği göz önüne alındığında, davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. (2) Dosya içeresinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili ile davalı sigorta şirketi arasında 19.01.2016 tarihli "İbraname ve Feragatname" başlıklı belgenin imzalandığı, belge içeriğinde, eldeki İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/39 Esas sayılı dosyası bakımından, karşılıklı mutabakata varılan 47.750,00-TL'nin ödendiği, ödeme nedeniyle davalı sigorta şirketi ile araç maliki ve sürücüsünü tamamen ve katiyen gayri kabili rücu ibra ettiklerinin ve eldeki davada maddi tazminat ile ilgili taleplerinden tüm hukuki sonuçları ile birlikte feragat ettiklerinin belirtildiği, davalı sigorta şirketi tarafından 25.01.2016 tarihinde 47.750,00-TL'nin davacı vekili ... adına gönderildiği, davacı vekilinin, ibranameye yönelik olarak 29.11.2017 tarihli celsede, ödemenin %7 maluliyet üzerinden yapılmış olduğunu ancak maluliyet oranının daha yüksek olduğunu, davaya devam etmek istediğini beyan ettiği, eldeki davanın 14.01.2016 tarihinde açıldığı görülmüştür. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı tarafça davadan önce yapılan ödemeye binaen düzenlenen ibranamenin KTK'nin 111. maddesi gereğince iptalinin gerekip gerekmediği hususunda olduğu belirtilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Somut olayda, davanın, 14.01.2016 tarihinde açıldığı, taraflar arasındaki ibranamenin ise 19.01.2016 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından KTK'nin 111. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davalı tarafça, dava tarihinden sonra ödeme yapıldığı, taraflar arasında düzenlenen ibraname ile, davacı tarafça, herhangi bir ihtirazi kayıt konulmaksızın ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmaksızın davalı sigorta şirketinin ibra edildiği, ibraname ile ödenmesi kararlaştırılan 40.000,00-TL tazminat miktarının, 25.01.2019 tarihli bilirkişi heyet raporu ile ödeme tarihindeki verilere göre tespit edilen 38.539,54-TL tazminat miktarının üzerinde olduğu, davacı tarafça ibranameye yönelik olarak iradenin fesada uğratıldığına dair iddiada bulunulmadığı hususları göz önüne alınarak, dava tarihinden sonra yapılan ödeme ile konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihi itibariyle davacı haklı olmakla birlikte yargılama gideri ve vekalet ücretinin ibraname kapsamında ödenmesi nedeniyle davacı taraf yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir. (3) Kabule göre de, davacı vekilince eldeki davanın adli yardım talebi ile açılması nedeniyle başvurma harcı ve peşin karar harcının yatırılmamasına rağmen, ilk derece mahkemesince davacı tarafın adli yardım talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi, gerekçeli kararda alınan harcın yeterli olduğuna karar verilmesi de hatalıdır. Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ne var ki Dairemizce tespit edilen hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafın dava açmakta haklı olduğu göz önünde bulunarak yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine, davacı tarafça yatırılmayan başvurma harcı ve karar harcının davalı taraftan tahsiline karar vermek suretiyle yeniden hüküm kurmak gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/05/2019 tarih ve 2016/39 Esas-2019/514 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,c/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/05/2019 tarih ve 2016/39 Esas- 2019/514 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,a/Dava tarihinden sonra davalı tarafça yapılan ödeme nedeniyle konusu kalmayan davanın ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b/Alınması gereken 615,40-TL karar harcı ile dava açıldığı tarihte alınması gereken 29,20-TL başvurma harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,c/ATK fatura bedeli 568,10-TL'nin davalıdan tahsili için yazı işleri müdürlüğü tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,ç/HMK'nın 333. maddesi gereğince, mahkeme veznesine depo edilen gider avansından kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesi ile birlikte yatıran tarafa iadesine, d/Taraflar arasında düzenlenen ibraname gereğince yargılama gideri ve vekalet ücretinin ödendiği anlaşılmakla yargılama gideri yönünden yeniden hüküm kurulmasına ve davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.08/05/2025