T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/2134
KARAR NO: 2025/269
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2021
NUMARASI: 2018/763 Esas - 2021/802 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/02/2025
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/07/2009 tarihinde, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu, davalıya ZMM poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı tek taraflı kaza sonucunda müvekkilinin yaralandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik geçici iş göremezlik tazminatı olarak 50-TL, kalıcı iş göremezlik tazminatı olarak 50-TL, bakım gideri olarak 50-TL olmak üzere toplam 150-TL maddi tazminatın ( belirsiz alacağın) kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 20/02/2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 3.718,44 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sağlık hizmet bedelleri, geçici iş göremezlik zararı ve tedavi giderlerinin sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılandığını; sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''... ATK tarafından tanzim edilen rapora göre, davacının kazaya bağlı maluliyeti bulunmadığı, 3 aylık geçici iş göremezliği bulunduğu, aktüer bilirkişi raporunda davacının geçici iş göremezlik zararının 1.639,44-TL olduğu, iyileşme döneminde bakıcı gideri zararının ise 2.079,00-TL olduğunun hesaplandığı, davacının sürekli maluliyeti bulunmadığından davanın kısmen kabulüne, toplam 3.718,44-TL maddi zararın sigorta şirketine başvurunun tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olan 04/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar vermek gerektiği'' gerekçesiyle,Davanın kısmen kabulü ile, 1.639,44-TL geçici iş göremezlik, 2.079,00-TL geçici dönem bakıcı gideri olmak üzere toplam 3.718,44-TL maddi tazminatın 04/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri: Davacı vekili; kararın kesin olarak verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, ATK 2. İhtisas Dairesi'nin raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, söz konusu raporun müvekkilinin fizik muayenesi yapılmadan ve ortopedik muayenesi ise hatalı şekilde yapılarak hazırlandığını, kaza nedeniyle müvekkilinin yüzündeki yaralanmaların yüzde sabit iz niteliğinde olup kalıcı nitelikte olduğunu, yüzünde skar izleri ve vücudunda kırık sekelleri bulunduğunu, müvekkilinin yüksek oranda maluliyeti bulunduğu halde maluliyeti olmadığı yönünde görüş bildiren ATK raporunun hatalı ve eksik olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı ile geçici bakım gideri istemine ilişkin belirsiz alacak davasıdır. “Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen 6098 sayılı TBK'nın Bedensel Zarar, 54. maddesinde bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekdir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybı hususunda alınan ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 29/05/2020 tarihli raporunda, kişinin sol klavikula kırığı mevcut olduğu, ayrıca sol frontal bölgede kaş bitimine kadar sıyrıklar, sağ orbita altında 3 cm'lik kesi, sol dizde sıyrıklar ve sağ dizde sıyrık olduğu, kişinin 22.12.2019 tarihinde kurulda yapılan fizik muayenesinde sağ kaş üstünde 2x1 cm2, 5 cm ciltten çökük ve kızarık skar izi, sağ göz lateralinde 2x1 cm lik ciltten çökük skar izi, sağ kulak çevresinde arak yüzde 5 cm lik ciltten çökük ve kızarık skar izi olduğu, ortopedik muayenesinde sol klavikulada kaynamış kırık sekeli izlendiği belirtilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında kişinin gelişen yaralanmasının fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 ay olduğu ve başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı belirtilmiştir.Davacı tarafça iş bu rapora itiraz edilmiş olup, yerel mahkemece bu rapora göre davacının maluliyete ( kalıcı sakatlığa) ilişkin tazminat talebi reddedilmiştir. Her ne kadar ATK raporu kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış ise de, yapılan otopedik ve fizik muayene bulgularına göre sol klavikulada kaynamış kırık sekeli ( doku bozukluğu) olduğu ve yüzün çeşitli bölgelerinde ise skar ( yara izi) olduğu açıkladığı halde, raporun sonuç kısmında yaralanmaların foksiyonel araz bırakmadığı ve maluliyet tayinine mahal olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda, davacının bizzat muayenesi sağlanarak, plastik cerrah, otopedi ve travmatoloji uzmanı doktor bilirkişilerin de katılımı ile oluşan Genişletilmiş Adli Tıp Kurulu'ndan, davacının bizzat muayenesi sağlanarak, dosya kapsamındaki davacının tedavisine ilişkin tüm evrakların ve grafilerin irdelendiği, kaza tarihinde geçerli olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanmış usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının omzundaki kırık ve yüzündeki yaralanmalar nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise oranının belirlenmesi amacıyla rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2016/19919 Esas, 2019/8908 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353-1.a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına; dosyanın mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca kaldırılmasına, 2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine, 4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025