T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1568
KARAR NO: 2024/1652
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2021
NUMARASI: 2016/74 Esas - 2021/499 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 29.10.2015 tarihinde zorunlu trafik sigortası bulunmayan ... plaka sayılı traktör ile müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı aracın karıştığı kaza neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin sürekli maluliyetinin oluştuğunu, davadan evvel zararının karşılanması için davalıya başvuruda bulunulmasına rağmen davalı tarafça herhangi bir ödemede bulunulmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) müvekkilinin sakatlık, geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının tespiti ile zararlarına karşılık şimdilik 20.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi 14.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; kazaya karışan ... plaka sayılı araca ait kaza anını kapsayan zorunlu trafik sigortası bulunmaması nedeniyle davacının bedensel zararından davalının sorumlu olduğu, dosya kapsamında davacının emniyet kemeri takmadığına dair bilgi bulunmaması nedeniyle davalı tarafın müterafik kusur savunmasına itibar edilmediği, Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı ilamı ile 2918 sayılı KTK'de genel şartlara yapılan atıf iptal edildiğinden Çalışma Gücü ve Melekte Kazanma Gücü Kayıp Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alındığı, aktüer bilirkişi raporunda seçenekli olarak tazminat hesabı yapıldığı, genel şartlara yapılan atfın iptali nedeniyle PMF 1931 yaşam tablosu kullanılarak yapılan hesaplamaya göre davanın kısmen kabulü gerektiği, kazaya karışan aracın ticari nitelikte olmaması nedeniyle yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaati ile; "1-)Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 2.536,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 41.615,30 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 44.151,98 TL tazminatın temerrüd tarihi olan 14.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana ÖDENMESİNE FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİN REDDİNE" karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği, davalı kurumun tüm işlemlerinin ticari iş niteliğinde olması nedeniyle hükmedilen tazminata avans faizi işletilmesi gerektiği, müvekkilinin maluliyet oranının ATK raporu ile belirlenenden fazla olduğu, kazanın meydana gelmesinde yolcu olan müvekkilinin kusuru bulunmadığı, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün gereken tüm önlemleri aldığı kazaya sebebiyet veren traktör sürücüsünün asli kusurlu olduğu hususlarına ilişkindir. Davalı vekilinin istinaf nedenleri; müvekkili kurumun sadece bedensel zararlardan sorumlu olduğu, geçici iş göremezlik zararının bedensel zarar olmaması nedeniyle teminat kapsamında olmadığı, davacının kaza tarihi itibariyle 65 yaşında olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu, kazaya karışan araçta yolcu olarak bulunan davacının müterafik kusurunun araştırılmadığı, davacının emniyet kemerini takmadığı, maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığı, Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacı muayene edilmeksizin rapor düzenlenmesinin hatalı olduğu, kusur oranının yanlış belirlendiği, kusur oranlarının ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenecek rapor ile tespiti gerektiği hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. (1) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 29.10.2015 tarihinde meydana gelmiştir. Bu durumda mahkemece; kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) taraf vekillerinin itirazlarını karşılayacak şekilde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi hatalı olup, taraf vekillerinin maluliyet raporuna ilişkin itirazları bu nedenle yerindedir. (2) Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak tazminat isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ..., Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında Yargıtay İlgili Dairesince de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve % 1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir. Taleple bağlılık ilkesi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 26. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Eldeki davada; davacının işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan hesap raporunda, terditli olarak PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant tekniği kullanılarak ve ayrıca TRH 2010 yaşam tablosu ve % 1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapılmıştır. Davacı vekili TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz esasına göre bulunan hesaba göre davasını ıslah etmiş, mahkemece hesap raporunda terditli olarak yapılan hesaplamadan olan PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant esasına göre bulunan tazminata hükmedilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. O halde, mahkemece, davacı tarafın talebi ile tazminat hesabında 1,8 teknik faiz uygulanmasına yönelik davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak göz önünde bulundurularak TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak bulunan hesap doğrultusunda karar verilmesi gerekirken PMF1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine uygulanarak bulunan hesaba göre karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebi yerindedir. (3) Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesinde özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir. Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilikte geçen pasif dönem olarak ayrılması, genel kabule göre aktif dönemin 60 yaşında sona ereceğinin kabulünün gerektiği Yargıtay ilgili Dairesinin yerleşmiş içtihatlarındandır. Kaza tarihinde 66 yaşında olan davacının pasif dönemde bulunduğu, bununla birlikte kaza tarihinde gelir getirici bir işte çalıştığına ilişkin dosyada bilgi ve belgenin de bulunmadığı, dolayısıyla geçici iş göremezlik süresince mahrum kaldığı herhangi bir kazancının olmadığı, buna göre davacının geçici iş göremezlik zararının da doğmadığı anlaşılmıştır. (Bknz Yargıtay 4. HD'nin 22.04.2024 tarihli 2022/9185 E. - 2024/3582 K. Sayılı, 25.03.2024 tarihli 2022/7881 E. - 2024/3047 K. Sayılı ilamları) Şu durumda, mahkemece, davacı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmayıp, davalı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf talebi yerindedir. Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülen istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının gerekçe ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, başlıkta bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine,4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024