(5271 S. K. m. 185, 280, 289) (5237 S. K. m. 142, 151, 165) (5395 S. K. m. 34) (Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 17)
Yerel Mahkemece verilen hüküm istinaf edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi:
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında, 1 nolu celsenin kapalı yerine açık yapılması suretiyle CMK'nın 185. maddesine aykırı davranılması telafisi mümkün olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suça sürüklenen çocuğun savunmasında; "Ben küçükken trafik kazası geçirdim. Annem öldü. Benim beynimde sorun vardır. Bu yüzden unutkanlığım vardır." şeklinde beyanda bulunduğu, Sir raporunda çocuğun kavram gelişiminin yaşına uygun olmadığı, yönlendirilmeye açık olduğu, yaşına uygun olarak mantıksal neden sonuç ilişkileri kuramadığı hususunun belirtildiği, yine çocuğun görüşme sürecinde çeşitli sesler duyduğunu iddia etmesi, bu seslerin kendisine intihar etmesini söylemesi, bu nedenle de kendisine zarar vermesi, parmaklarındaki etleri çok derin olacak şekilde yemesi, çocuğun her şeyi unuttuğunu ve unutkanlık yaşadığını iddia etmesi göz önünde bulundurularak çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre acil adli psikiyatrik gözlemden geçirilerek sağlık tedbiri uygulanması gerektiği görüşünün belirtilmesi karşısında; Suça sürüklenen çocuğun tam teşekküllü akıl hastanesi veya Adli Tıp Kurumu'na sevk edilip suç tarihi itibariyle ceza ehliyeti bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken savunma hakkını kısıtlar şekilde bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan yasal ve yeterli olmayan yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması,
2-Suça sürüklenen çocuğun duruşmadaki savunmasında; "Mahallemizden İ. diye birisi suç konusu motosikletin lastiğini şişirmek için bana verdi" şeklinde beyanda bulunması, Dosyadaki belgeler okunup sorulduğunda; "Doğrudur, bana aittir, aleyhime olanları kabul etmiyorum. Ben hazırlıkta polislere İ.'i söyledim, adresini söyledim, kendilerini götürebileceğimi söyledim ancak polisler benim lafıma itibar etmedi ve söylediğim yere gelmedi. İ. dediğim kişi Yavuz Selim Kemalpaşa Mah. 13/1 Sok. No:16 adresinde oturan İ. D.'dir. Kendisiyle aynı binada oturmaktayız ." şeklinde beyanda bulunması, suça sürüklenen çocuğun hazırlıktaki savunmasının da aynı mahiyette olması, tanık olarak duruşmada dinlenmek istenen İ. D.'nin kendi aleyhine beyanda bulunmama hakkı hatırlatılması üzerine suça konu olay nedeniyle açıklayıcı beyanda bulunmamış olması karşısında; İ. D. hakkında suç duyurusunda bulunularak dava açılması halinde dosyaların mümkünse birleştirilmesi, aksi halde soruşturma evrakının onaylı suretleri dosya içerisine konularak ve tutanak mümzilerinin tanık olarak beyanları alındıktan sonra yapılacak değerlendirme sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nun 165. Maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun karar yerinde denetime olanak verecek şekilde tartışılıp açıklanması gerekirken yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-28.06.2014 tarihli, 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa'nın 62. Maddesiyle değişik TCK'nun 142/1-e. Maddesi gereğince asgari 3 yıl hapis cezası yerine 2 yıl hapis cezası olarak hüküm kurulması,
5-Suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nun 151. Maddesi gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmasına rağmen bu konuda hüküm kurulmaması,
6-Dosyada Sosyal inceleme raporu dışında bilirkişi raporu bulunmadığı, yine Mahkemece düzenlenmiş sarf kararı da bulunmadığı halde 275 TL bilirkişi ücretinin SSÇ'den alınarak hazineye irat kaydına karar verildiği anlaşılmakla, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 40/3-4. maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Ceza Adaleti Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgari Standart Kuralları'nın 16. maddesi, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 34/3. maddesi, Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 17. maddesindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sosyal çalışma görevlilerinin suça sürüklenen çocukların özelliklerini, toplumda yapıcı bir rol üstlenmesini ve mahkemece yararlanılabilecek toplumsal kaynakların tanınmasını sağlamak üzere düzenleyecekleri sosyal inceleme raporu giderlerinin yargılama gideri olarak suça sürüklenen çocuğa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafi ve Cumhuriyet Savcısının istinaf itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle CMK’nun 280/1-b ve 289/1-g-h. Maddeleri gereğince BOZULMASINA, KESİN olmak üzere 27.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)