(5271 S. K. m. 231, 280, 289) (5237 S. K. m. 37, 39, 58) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda;
Dairemizin yetkisine başvurunun süresi, kararın niteliği ve başvuranın sıfatı yönünden sanık müdafii istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilmekle işin esasına geçildi.
Dosya kapsamına, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya içeriğine göre diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği karar kesinleştikten sonra denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine mahkemesince duruşma açılmasına karar verildiği, duruşma günü ilk yargılama sırasında sanığın vekaletnameli avukatı olan Av. O. K. İ.'a bildirildiği ayrıca sanığın dosya da mevcut en son adresine de tebliğe çıkartıldığı adreste tanınmadığından bahisle tebligatın iade edildiği, mahkemece yapılan ilk duruşmada "davanın hükmün açıklanmasının ele alınması olup bugüne kadar sanık ve adresi tespit edilemediğinden dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilerek Avukatın yüzüne karşı sanığın yokluğunda hükmün açıklanmasına karar verilmiştir" denilmek suretiyle sanığın yokluğunda avukatın yüzüne karşı karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanığa ait mahkumiyet kararının açıklandığı tarihten itibaren hukuki sonuç doğurmaya başlayacağı için, açıklanması yönünden CMK'nın 231/1-4 maddesinde öngörülen yönteme bağlıdır. Deneme süresi içerisinde suç işlenmiş olması nedeniyle yeniden duruşma açılmasının amacı, oluşan yeni durum karşısında duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanığın bir şekilde haberdar edilmesi ve bu şekilde savunma hakkının kısıtlanmasının önlenmesidir. Bununla birlikte, duruşmanın usulüne uygun olarak sanığa bildirilmesine karşın duruşmaya katılmaması halinde, önceki savunması ile yetinilerek, hüküm kurulabilecektir.
Bu itibarla, denetim süresi içerisinde suç işleyen sanığın öncelikle, duruşmadan haberdar edilmesinin sağlanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, sanığa duruşma günü tebliğ edilmeden "sanığın adresi tespit edilemediğinden bahisle" yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle yoklukta hükmün açıklanmasına karar verilmek suretiyle sanığın savunma haklarının kısıtlanması;
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-04/11/2011 Tarihli olay suçüstü yakalama tespit ve teslim tutanağı içeriğine göre kapkaç, yankesicilik eylemleri ile ilgili olarak yapılan önleme çalışmaları sırasında durumlarından şüphelenilen sanıklardan S. B. un insanların ceplerini yokladıklarını farkettikleri bu nedenle takibe alındıkları sırada Arap uyruklu müştekiyi takip eden sanıkların müştekinin lokantaya girmesi üzerine kendileri de girerek müştekinin üst kata çıkmaları üzerine bir müddet kasa da bekledikten sonra müştekinin masasının yanındaki masaya oturup yanındaki sandalyeye astığı montunun cebinden 570 TL parayı alıp kaçmaları şeklinde gerçekleşen eylem nedeniyle TCK'nın 37/1 maddesi gereğince sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde birlikte suç işleme kararı ile hareket ettiklerinin anlaşılması karşısında, tutanak tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamına göre koşulları oluşmadığı halde, müşterek fail olarak sorumlu tutulması gerekirken, sanık Yakup Çakmak'ın perdeleme yaptığı kabul edilerek, hakkında TCK'nın 39/2. maddesi ile uygulama yapılması suretiyle eksik ceza tayini, hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile kazanılmış hak olarak kabul edilmiş, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıka kaydı olmasına rağmen, 5237 sayılı TCK'nin 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile kazanılmış hak olarak kabul edilmiş, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3-Sanığa kasıtlı suçtan hükmedilen cezanın yasal sonucu olarak 5237 Sayılı TCY'nın 53/1,2 fıkrası ile 3 fıkrasının 1. cümlesinin Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kısmi iptal kararı dikkate alınarak uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi;
Hukuka aykırı, sanık müdafii istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-b, 289. maddesinin 1. fıkrasının (g-h) maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, KESİN olmak üzere 12.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)