(5271 S. K. m. 196, 231, 232, 264, 280, 283, 289) (5237 S. K. m. 35, 53, 54, 58, 136, 142, 220) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda;
Dairemizin yetkisine başvurunun süresi, kararın niteliği ve başvuranın sıfatı yönünden sanıklar ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilmekle işin esasına geçildi.
Dosya kapsamına, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Dosyada yargılandıkları suçtan tutuklu tüm sanıklara iddianamenin 07/03/2014-10/03/2014 tarihlerinde tebliğ edildiği, tüm sanıkların savunmasının alındığı duruşma tarihinin ise 12/03/2014 olduğu, CMK'nın 176/4. maddesi gereğince tebliğ ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği ancak bu süreye uyulmamasına rağmen sanıklara CMK'nın 190. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğunun hatırlatılmadığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-b maddesi gereğince sanıkların savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olma hakkının kullandırılmaması sureti ile SANIKLARIN SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI VE ADİL YARGILANMA HAKLARININ İHLAL EDİLMESİ;
MAHKEMENİN KABUL VE UYGULAMASINA GÖRE DE;
A-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/12/2013 Tarih 2012/6-1490 E 2013/59 K, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/04/2007 Tarih 253-80, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 05/03/2009 gün11890-4563, 25/02/2009 gün 15466-4055 sayılı içtihatları başta olmak üzere ve benzeri birçok içtihadında belirtildiği üzere;
5237 Sayılı TCK'nun 220. maddesi kapsamında bir örgütün varlığından sözedebilmek için; en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki içerisinde, devamlı olarak amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gerece sahip bir şekilde bir araya gelmesi gerekmektedir.
Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp, bünyesinde hiyerarşik bir ilişki barındırmaktadır. Bu hiyerarşik ilişki, bazı örgüt yapılanmalarında gevşek bir nitelik taşıyabilir. Oluşturulan bu ilişki sayesinde örgüt, mensupları üzerinde hakimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmaktadır. Bu nedenle niteliği itibarıyla devamlılık arzeden örgütün varlığı için suç işlemek amacı etrafındaki fiilî birleşme yeterlidir. Buna karşın, kişilerin belirli bir suçu işlemek için bir araya gelmesi halinde ise örgüt değil, iştirak ilişkisi mevcuttur.
Madde gerekçesi ve yapılan açıklamalar ışığında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan bahsedilebilmesi için;
a) Üye sayısı en az üç veya daha fazla kişi olmalıdır.
b) Üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunmalıdır. Örgütün varlığı için soyut bir birleşme yeterli olmayıp, örgüt yapılanmasına bağlı olarak gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişki olmalıdır.
c) Suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup, örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi, işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibarıyla somutlaştırılması bazen mümkün olmakla birlikte, zorunluluk arz etmemektedir. Örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi halinde, fail, örgütteki konumuna göre, üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında, ayrıca işlenen suç veya suçlardan da cezalandırılacaktır.
d) Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belirli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil ancak iştirak iradesinden söz edilebilecektir.
e) Amaçlanan suçları işlemeye elverişli, üye, araç ve gerece sahip olunması gerekmektedir.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun oluşumu için Yargıtayca belirlenen bu kriterler öğreti ve uygulama da da kabul edilmektedir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin olarak yapılan açıklamalardan sonra; SOMUT OLAYIMIZDA:
Sanıklardan M. S. E.'in olay tarihinden önce İzmit'te cezaevine düştüğünde burada yurt dışı ile bağlantısı olan ancak açık kimlik ve adres bilgisi tespit edilemeyen kişi ile tanıştığı ve bu şahısla sürekli irtibat halinde olduğu, bu şahsın da Rusya ve Moskova 'da irtibatlı olduğu Hacker diye bildiği kişilerin icq denilen mesajlaşma sistemi ile M. S. E.'in Türkiye'de tanıdığı ve cezaevinden tanıştığı bu kişiye aktarılan bilgiler ve aktarılan parayı çeken kişilere hesap bilgilerinin paylaşımının yapıldığı, sanıklardan V. A.'ın soruşturma aşamasında ve kovuşturma aşamasındaki samimi ikrara dayalı savunmaları ile örtüşen dosya kapsamındaki diğer delillere göre; Ö. O.'ın kendisinin iş arkadaşı olması nedeniyle 7-8 yıldır tanıştıkları, eylem tarihleri öncesinde Beşyüzevler'de ……… Kafe isimli işyerinde belirtilmeyen bir tarihte Ö. O. ile V. A.'ın ikisi de işsiz oldukları zaman diliminde borçlarının da bulunduğu ve sıkıntılarının olduğu, bankalara epey bir borçlandıkları ve bu konulara ilişkin sohbet ederlerken sanık M. S. E.'in o tarihte çapraz masada oturduğu ve bir bahaneyle yanlarına geldiği, sanıklar V. A. ve Ö. O.'a durumlarını sorduktan sonra bu şekilde üç sanığın tanışmış oldukları, sanık M. S. E.'in o tarihte kendisinin bankalarda çalıştığını, birçok firma ile anlaşmalı olduğunu, işinin ise tam olarak; 'kredi çıkarmak isteyen kişilere yardımcı olmak' şeklinde tanımladığı, hatta V. A.'ın borçları olduğundan kredi alamayacağını söylemesi üzerine sanık M. S. E.'in de; 'bana bir kişi bulun, o kişi adına para havale yaptırılıp parayı aldıktan sonra o kişinin kredi çekebileceğini' söylediği, bu şekilde tarafların o gün anlaşmaya vardıkları ve ilk eylemi bu tarihten sonra gerçekleştirmeye başladıkları. Sanıklardan N.Ü.'ın da sanık Ö. O. tarafından tanındığı hatta Ö. O.'ın babasının arkadaşı olduğu, N.Ü.'ın kendi anlatımına göre de R. D.'in yanında çalıştığı, bir kredi işi nedeniyle Ö. O.'ı tanıdığını savunma olarak ileri sürdüğü, dosya kapsamında tarafların yukarıda belirtildiği ve tanımlandığı şekilde oluşum ile hareket ederek, sanıklardan M. S. E.'in ismi ve açık kimliği tespit edilemeyen İzmit'te cezaevinden tanımış olduğu kişinin Rusya'daki bağlantıları kullanılarak buradan aldığı bilgileri örgüt yöneticisi olan Ö. O. ile paylaştığı ve irtibata geçtiği, Ö. O.'ın da yönetici konumundaki V. A. 'ı aradığı, paranın nereden geldiğini, gönderen kişi yada şirkete ait bilgileri bildirip paranın yattığını ve hesap sahibi kişilerin parayı gidip çekmesini söylediği, örgüt yöneticisi konumundaki V. A. ında gerek N.Ü. vasıtası ile ayarlanan gerekse kendisi tarafından daha önceden ayarlanan örgüt üyeleri M. G., H. K., M. G., A. B., R. G., N. K. ve Ü. G. isimli sanıkların hesaplarına paraların EFT edildiği belirterek örgüt üyelerini yönlendirdiği, eylem sonrasında da diğer N.Ü. ın da örgüte adam temini görevini üstlendiği, Ö. O. ile irtibat kurduğu iddia ve kabul olunmakla ve eylemlerin: "İnternet bankacılığı kullanmak suretiyle müştekilerin banka hesaplarındaki yüksek meblağdaki paraları başka hesaplara EFT ve havale eden bir suç organizasyonu oluşturdukları, şüphelilerin yüksek meblağlı banka hesaplarının internet bankacılığı hesabına ve bankaların hesap sahiplerine güvenlik amaçlı vermiş olduğu internet bankacılığına giriş sırasında şifre üreten akıllı anahtar (kullanıcı kodu+şifre üreten cihaz) olarak adlandırılan sisteme ve hesap sahiplerinin telefonuna banka tarafından gönderilen güvenlik amaçlı SMS şifresine izinsiz erişim sağlayarak, hesap sahiplerinin bankadaki yüksek meblağdaki paralarını kendilerine veya temin ettikleri kişilere ait banka hesaplarına gönderdikleri, paraların bu şahıslar tarafından çekilmesini sağlayarak hesabını kullandıranlara belli bir oranda komisyon verildikleri, yönündeki duyumlar üzerine başlatılan soruşturmada iddiaların büyük oranda doğru olduğunun belirlenmesi üzerine iletişimin tesbitine yönelik CMK nın 135 maddesine uygun dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerine ilişkin kararlar temin edilerek yürütülen işlemlerde; müştekilerin bilgisayarlarına ve akıllı telefonlarına göndermiş olduğu “güvenli bankacılık” başlıklı, vb. başlıklar altında virüslü e-postalar ile müştekilerin bankacılık işlemlerini yaptığı bilgisayar, akıllı telefon ve akıllı anahtara erişim sağlayarak, müştekilerin internet bankacılığı hesabına erişim sağladıkları, müşteri ile banka arasındaki iletişimi engellemek amacı ile müştekilerin kullanmış olduğu telefona gelen sms’in veya internet bankacılığına giriş sırasında şifre üreten akıllı anahtar (kullanıcı kodu+şifre üreten cihaz) olarak adlandırılan sisteme gelen şifrenin müştekiye gitmesini engelleyerek, bahse konu sms/şifreyi başka bir telefona yönlendirdikleri ve sms/akıllı anahtar şifresini ele geçirerek internet bankacılığına erişim sağlandığı, müştekilerin telefonuna veya akıllı anahtarına internet bankacılığı ile ilgili herhangi bir sms/akıllı anahtar şifresi gelmediği için de müştekilerin bahse konu EFT 'den olay sırasında haberdar olmadığı, paranın transfer işlemi esnasında banka ile müşterilerin irtibatının engellendiği, bu şekilde müşteki ile banka arasındaki haberleşmenin engellendiği, internet bankacılığı şifresi alınan hesaplardan, yine örgüt elemanlarınca açılan hesaplara, internet bankacılığı yoluyla EFT veya havale yapılarak çekildiği, bu şekilde banka ve müşterilerinin zarara uğratılarak örgüt yöneticileri ile üyelerinin haksız kazanç sağladıkları, suç örgütünün tespit edilen müştekilere karşı 10 ayrı eylemi belirlenmiş olmakla;
MAHKEMEÇE 10 AYRI EYLEME İLİŞKİN OLARAK GEREKÇELİ KARARINDA: "müşteki M. B.'ın hesabından 18.520,00 TL'nin sanık H. K.'nün hesabına aktarılması ve çekilmesi, müşteki A. S.'ın hesabından 72.000,00 TL'nin sanık M. G.'nin hesabına aktarılması ancak bloke edilmesi nedeniyle çekilemeyip eylemin teşebbüs derecesinde kaldığı, müşteki M. Ö.'ün hesabından 18.000,00 TL'nin sanık A. B.'ın hesabına aktarılması ve bu paranın ATM aracılığı ile sanık Ö. O. tarafından çekilmesi, müşteki S. K.'ın hesabından 12.500,00 TL'nin sanık R. G.'in hesabına aktarılması ve R. G. tarafından çekilmesi, müşteki E. A.'ın hesabından 32.000,00 TL'nin sanık N. K.'ın hesabına aktarılması ancak paranın bankaca müştekiye iade dilmesi sonucu eylemin teşebbüs derecesinde kalması, müşteki S. B.'nın hesabından 25.130,00 TL'nin sanık Ü. G.'in hesabına aktarıldığı, bloke konması nedeniyle eylemin teşebbüs derecesinde kaldığı, müşteki E. S.ün hesabından 20.300,00 TL'nin sanık V. A.'ın hesabına aktarıldığı, ancak bankanın olayı farketmesi sonucu paranın sanıklarca çekilemediği, eylemin teşebbüs derecesinde kaldığı, müşteki M. U. E.'in hesabından 18.593,00 TL'nin sanık V. A.'ın hesabına aktarıldığı ancak olayı farkedilmesi sonucu paranın sanıklarca çekilemediği, eylemin teşebbüs derecesinde kaldığı, müşteki E. Ç.'in hesabından 45.220,00 TL'nin sanık A. B.'ın hesabına aktarıldığı ancak bankanın farketmesi sonucu eylemin gerçekleştirilemediği, teşebbüs derecesinde kaldığı anlaşılmaktadır. " İDDİA VE KABUL OLUNMAKLA;
SONUÇ İTİBARİYLE; sanıklardan M. S. E.'in çekilen paraların hepsini kendisinde topladığı, hatta bankadan çekilen paraların, çeken kişi tarafından banka civarında bekleyen M. S. E.'e teslim ettikleri, daha sonra M. S. E.'in çekilen paranın %10'unu Ö. O.'a verdikleri. Bu paydan parayı çekenlere, çekilen paranın %3-4 civarında komisyon olarak verildiği, sanıklardan V. A.'a da %5'e tamamlanmak üzere kalan kısmı üzerinden ödeme yapıldığı, bunun da yaklaşık 1.500.00 - 2.000.00 TL civarında bir tutar olduğu. Çekilen, M. S. E.'de kalan paranın tahminen %60'ının yurt dışına gönderildiği. Yurt dışında bu parayı Ö. O.'ın nereden ve ne şekilde gönderildiği bilinememekle birlikte EFT yoluyla gönderdiği, geriye kalan %30 oranındaki paranın ise M. S. E. ile İstanbul'da bağlantılı olduğu ismi ve açık kimliği tespit edilemeyen kişinin aralarında paylaştılar. Bu şekilde iletişim kayıtları, fiziki takip tutanakları, bilirkişi raporu, iletişimin tesbitine yönelik CMK nın 135 maddesine uygun dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerine ilişkin kararlar ve kayıtlar, expertiz raporları, banka yazışmaları, savunmalar hazırlıkta yapılan tüm işlemler ile yukarıdan itibaren anılan tüm açıklamalar dikkate alındığında, sanık M. S. E.'in örgütü kuran, örgütün oluşumuna sevk edici ve belirleyici davranışlarla katılarak bu birleşmeyi meydana getiren kişi olduğu, sanıklar V. A. ile Ö. O. ın örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgütün amacına uygun biçimde işleyişini sağlayan, örgüt üyelerine görev veren ve genel stratejiyi belirleyen kişiler olmaları nedeniyle örgütü yöneten kimseler oldukları, sanık N.Ü.'ın hiyerarşik yapı içerisinde sanıklar Ö. O. ve V. A.'tan aldığı talimatları yerine getiren kişi konumunda olduğu ve para çekme konusunda kişi temin ettiği, bu nedenle hiyerarşik yapıda yönetimden aldığı talimatları yerine getiren kişi konumunda olması ve çekici tabir edilen kişileri temin ettiği dikkate alındığında sanığın eylemi TCK’nın 220/1 maddesinde tanımı yapılan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçunun kapsamında kaldığı halde mahkemece bu hususa ilişkin eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak ,TCK’nın 220/1 maddesinde tanımlanan kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacı ile örgüt kurma ve yönetme suçundan cezalandırma cihetine gidilmiş olduğu, diğer sanıklar M. G., H. K., M. G., A. B., R. G., N. K. ve Ü. G.'in de kendilerine verilen talimat doğrultusunda bankalarda kendi adlarına hesap açıp gönderilen paranın bu hesaplara yöneltildikten sonra bu hesaplardan paraları çekip M. S. E.'e iletimini sağlamak şeklinde gerçekleştiği ve bu şekilde örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmeleri gerektiği anlaşılmıştır.
B-Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulmuş olan örgüte olma suçlarına ilişkin olarak yapılan açıklamalardan sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulmuş olan örgüte olma suçlarının sanıklar hakkında uygulanan diğer suçlarla olan bağlantılarının incelenmesinde;
1- 5237 SAYILI TCK’NIN VERİLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME VEYA ELE GEÇİRME BAŞLIKLI 136. MADDESİ:
10 ayrı eylemin meydana geldiği suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan: 5237 sayılı TCY'nın 136/1 maddesinin ceza miktarının 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu " suç tarihinden sonra 21/02-2014 tarihli 6526 sayılı kanunun 4. maddesi bu fıkrada yer alan “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde değiştirilmiş olduğu,
2-5237 SAYILI TCK’NIN NİTELİKLİ HIRSIZLIK BAŞLIKLI 142. MADDESİNİN İKİNCİ FIKRASININ "E" BENDİ:
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunun düzenlendiği 10 ayrı eylemin meydana geldiği suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde "3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu" suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu,
3- 5237 SAYILI TCK’NIN SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA ÖRGÜT KURMA BAŞLIKLI 220. MADDESİ:
"Madde 220 - (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. "şeklinde düzenleme bulunduğu.
C-YUKARIDAN İTİBAREN YAPILAN TÜM AÇIKLAMALR KARŞISINDA:
1- 5237 Sayılı TCK 220/1-2 maddesi uyarınca Sanıklar hakkında Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve hakkında Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarında: Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında; sanıklar M. S. E.,V. A. ve Ö. O.'ın eylemlerinin suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 5237 Sayılı TC. nın 220/1 maddesine, sanıklar N.Ü., M. G., H. K., M. G., A. B., R. G., N. K. ve Ü. G.'in de eylemlerinin suç işemek amacıyla kurulmuş olan örgüte olma suçundan 5237 Sayılı TCKÇnın 220/2 Maddesine uyduğunun anlaşıldığı,
2- 5237 Sayılı TCK.nın 142/2-e maddesi uyarınca Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçlarında: İnternet bankacılığı kullanmak suretiyle müştekilerin banka hesaplarındaki paraların başka hesaplara EFT ve havale edilmesi şeklinde ve gündüz vaktinde gerçekleştiği kabul edilen eylemlerin Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 22/03/2017 Tarih 2015/13844 Esas 2017/2878 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere" müştekinin banka hesabında bulunan, taşınır nitelikteki parayı bilişim sistemini kullanmak suretiyle kendi hesaplarına geçirmeye, müştekinin rızasına aykırı olarak mal varlığında azalmaya neden olmaya, var olan veriyi başka bir yere göndermekten ziyade, bu verinin temsil ettiği parayı alarak mal edinmeye yönelik olması nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/11/2009 tarih ve 2009/11-193 Esas 2009/268 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın fiilinin TCK'nın 142/2-e maddesinde öngörülen "bilişim suretiyle hırsızlık" suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi," belirtilmiş olması karısında sanıkların 10 ayrı müştekiye karşı gerçekleştirdikleri eylemlerin 5237 Sayılı TCK.nın 142/2-e maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğunda bir tereddüt bulunmadığı, ancak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 23/02/2017 Tarih 2014/30140 Esas 2017/2151 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere "5237 sayılı TCK'nın 142/2-e maddesindeki hırsızlık suçunun, müştekinin hesabındaki paranın sanık M. T.'ın hesabına aktarılması ile tamamlanacağı, sanığın kendi hesabına aktardığı parayı çekmiş olup olmamasının suçun oluşumuna etkisi bulunmadığı gözetilmeden suçun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek cezadan indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır" bu ve benzeri içtihatlar ışığında; failin şikayetçilere ait paraları kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına havale ederek aktarmasıyla suçun tamamlanacağı, zira suça konu paraların mağdurun hakimiyetinden çıkmasıyla eylem tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdura ait paraların failin hesabına geçtiği ancak bankadan çekilmeden fark edilerek bloke edildiği durumlarda da eylemin tamamlanmış olacağına dikkat edilmesi gerektiği halde, müştekiler E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı gerçekleştirilen eylemlerin bu şekilde paraların bloke edildiğinden bahisle 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesine uyan eylem itibarı ile teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile eksik cezaya hükmedildiği anlaşılmıştır.
3-5237 SAYILI TCK'NIN "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme başlıklı " 136. maddesine ilişkin açıklamalar:(SANIKLAR N. Ü., M. G., H. K., R. G., N. K. VE Ü. G. HAKKINDA YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE)
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/06/2014 Tarih 2012/1510 Esas 2014/331 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 21/12/206 Tarih 2015/10737 Esas 2016/13557 ve 8 Ceza Dairesinin 24/04/2014 Tarih 2013/11670 Esas 2014/10378 Karar sayılı içtihatlarında belirtildiği üzere:" TCK'nın 136/1. maddesinde belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli, 2012/1510 esas, 2014/331 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; TCK'nın 135 ve 136. maddelerindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerde sadece sır niteliğinde kişisel verilerin korunacağına ilişkin bir hükmün bulunmaması ve aksine 135. maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri TCK'nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Bu nedenle herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmektedir. Ancak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da tespit edilmesi gerekir.
TCK'nın 136/1. maddesinin, “Bu madde hükmü ile hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” şeklindeki gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin, “verildiği”, “yayıldığı” veya “ele geçirildiği”nin kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekir. " şeklinde kişisel veri ve kavramını açıklamış olduğu,
TCK m.136 bakımından Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişinin cezalandırılması yaptırım altına alınmıştır. Madde gerekçesinde de kişisel verilerin hukuka uygun yahut aykırı kaydedilmiş olması suçun oluşumu bakımından önem taşımadığına vurgu yapılmıştır.
Madde gerekçesinden hareketle, kişisel veri tanımının “Kişisel Nitelikteki Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Sözleşme” hükümleri dikkate alınarak yorum yapılması gerekmektedir. Sözleşme m.2/a uyarınca “Kişisel nitelikteki veriler kimliği belirtilen veya belirlenebilen gerçek kişiyle ilgili tüm bilgileri ifade eder”. Ayrıca suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6698 sayılı kanun m.3/1-d uyarınca “Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi” ifade eder. Bu nedenle de “bireyi tanımlayan, ait olan, birey tarafından kullanılan, bireye işaret eden, vücut bütünlüğü dahil her şey” bu kapsamda ele alınmalıdır.
TCK'nın 136. maddesi uyarınca verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması gerektiğine işaret eden yukarıda ki açıklamalar ışığında SOMUT OLAYIMIZDA, müştekilerin bilgisayarlarına ve akıllı telefonlarına gönderilmiş olan “güvenli bankacılık” başlıklı, vb. başlıklar altında virüslü e-postalar ile müştekilerin bankacılık işlemlerini yaptığı bilgisayar, akıllı telefon ve akıllı anahtara erişim sağlayarak, müştekilerin internet bankacılığı hesabına erişim sağlandığı, internet bankacılığı şifresi alınan hesaplardan, yine örgüt elemanlarınca açılan hesaplara, internet bankacılığı yoluyla EFT veya havale yapılarak çekilmesi şeklinde gerçekleştirildiği kabul edilen; özetle sanıkların banka hesaplarındaki malvarlığı değerlerini başka bir hesaba aktarmak şeklindeki eylemleri bakımından TCK m.142/2-e maddesine ilişkin suçun oluştuğu ortadadır. Ancak kişilerin verilerinin kullanılması suretiyle bilişim sisteminden hırsızlık yapılması durumunda TCK m.136 bakımından kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle hesaba para aktarma eylemi sadece TCK m.142/2-e olarak değerlendirilmelidir. Kaldı ki bu suçun işlenmesi açısından bir başkasının kimlik bilgisinin yani kişisel verisinin kullanılması gerekmektedir. Bunlar kullanılmaksızın eylemin gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Ayrıca kanunilik ilkesi gereği, somut olayda kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına verme, yayma yahut ele geçirme söz konusu değildir. Ele geçiren kişiler, hesaba kimlik bilgilerini kullanarak para aktarma işlemini gerçekleştirmemişlerdir. Hesaba para aktaran failler, kişisel verileri ele geçiren kişilerin vermiş olduğu veriler sonucunda bilişim sistemini kullanarak hırsızlık eylemlerini gerçekleştirmiştir. Bilişim sistemini kullanmaktan başka alternatifi olmadığı gibi, aynı zamanda da başkaları tarafından ele geçirilen kimlik bilgileri gibi kişisel verileri kullanarak bu eylemi gerçekleştirmeden bilişim sistemi kullanarak hırsızlık eylemini gerçekleştirmeleri somut olay bakımından mümkün değildir. Ancak burada bilişim sistemini kullanarak hırsızlık suçu bakımından amaç eylem içerisinde eriyen araç eylemler değil, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kullanılması söz konusudur. Hukuka aykırı olarak kullanma eylemi de suç olarak tanımlanmadığından, kanunilik ilkesi gereği sanıkların ayrıca TCK m.136 kapsamında cezalandırılmaları mümkün değildir. Faillerin, diğer örgüt mensupları tarafından hukuka aykırı ele geçirilmiş olan verileri kullanmaktan ibaret olan eylemleri TCK m.136 kapsamında olmadığı açıktır. Faillerin örgüt içerisindeki görevleri, banka hesabından kişisel verileri kullanarak para transfer etmekten ibarettir. Kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi suçu bakımından iştirakleri mevcut değildir. Ancak söz konusu veriler yardımıyla banka hesabına para aktararak bilişim sistemi kullanılarak hırsızlık suçu işledikleri sabittir.
BU AÇIKLAMALAR IŞIĞINDA: sanıklar N.Ü.,M. G., H. K., R. G., N. K. VE Ü. G. HAKKINDA yönünden istinaf incelemesine tabi olmakla bu suç yönünden, belirtilen sanıklara ilişkin olarak yapılan inceleme de, sanıklar N.Ü. örgüt içerisinde para çekme ve çekici diye tabir edilen kişileri temin etme diğer üyeler M. G., H. K., R. G., N. K. ve Ü. G.'inde hesaplarına paraların EFT edilip çekmek şeklinde gerçekleşen eylemleri itibarı ile eylemleri TCK 220/2 maddesi uyarınca örgüte üye olma suçu kapsamında 5237 Sayılı TCK.nın 142/2-e maddesi uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 Sayılı TCK'nın 136. Maddesi uyarınca " verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme "suçunun belirtildiği üzere bu sanıklar yönünden oluşmadığı gözetilmeden eksik inceleme ile yetersiz gerekçe ile beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmuş olduğu anlaşılmıştır.
MAHKEMENİN KABULÜNE GÖRE YUKARIDAN İTİBAREN ANLATILAN VE AÇIKLANAN TÜM HUSUSLAR, DOSYA KAPSAMINA VİCDANİ KANININ OLUŞTUĞU DURUŞMA SÜRECİNİ YANSITAN TUTANAKLAR DELİLLER, BELGELER, ANLATIMLAR VE MAHKEMENİN İDDİA VE KABULÜ İLE GEREKÇE İÇERİĞİNE GÖRE, YAPILAN İNCELEMEDE;
2-SANIK M. S. E. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan ve kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun 220/1,62 Maddeleri gereğince suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
B-Müştekiler E. S., M. U. E., E. A., S. K., S. B., M. G., A. S., E. Ç.,M. B. M. Ö.' e karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun136/1,62 Maddeleri gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümler açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
C-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
C/1-Sanık hakkında müştekiler M. G.,M. B. M. Ö. , S. K. 'a karşı eylemler yönünden, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK.nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında belirtilen müştekilere karşı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ ,
C/2-Sanık hakkında E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı eylemler yönünden, , bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında belirtilen müştekilere karşı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine TCK’nın 35 maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 1 YIL 3 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,35/262 maddeleri ile sonuç olarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de,
C/3-Sanık hakkında müştekiler E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı eylemler yönünden, 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçlarında failin şikayetçilere ait paraları kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına havale ederek aktarmasıyla suçun tamamlanacağı, zira suça konu paraların mağdurun hakimiyetinden çıkmasıyla eylem tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdura ait paraların failin hesabına geçtiği ancak bankadan çekilmeden fark edilerek bloke edildiği durumlarda da eylemin tamamlanmış olacağına dikkat edilmesi gerektiği halde, müştekiler E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı bu şekilde paraların bloke edildiğinden bahisle teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek indirim yapılarak hüküm kurulmak sureti ile eksik ceza tayini, hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, mahkemece 5271 sayılı cmk nın 283 maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunması gerektiğinin gözetilmesine,
C/4-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi.
3-SANIK Ö. O. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun 220/1,62 Maddeleri gereğince suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
B-Sanık hakkında Müştekiler E. S., M. U. E., E. A., S. K.,S. B., M. G., A. S., E. Ç.,M. B. M. Ö.' e karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun136/1,62 Maddeleri gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümler açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
C- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
c/1-Sanık hakkında müştekiler M. G.,M. B. M. Ö. , S. K. 'a karşı, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında belirtilen müştekilere karşı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
c/2-Sanık hakkında E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı , bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında belirtilen müştekilere karşı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine TCK’nın 35 maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 1 YIL3 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,35/262 maddeleri ile sonuç olarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de,
c/3-Sanık hakkında müştekiler E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı eylemler itibarı ile, 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçlarında failin şikayetçilere ait paraları kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına havale ederek aktarmasıyla suçun tamamlanacağı, zira suça konu paraların mağdurun hakimiyetinden çıkmasıyla eylem tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdura ait paraların failin hesabına geçtiği ancak bankadan çekilmeden fark edilerek bloke edildiği durumlarda da eylemin tamamlanmış olacağına dikkat edilmesi gerektiği halde, müştekiler E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı bu şekilde paraların bloke edildiğinden bahisle teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek indirim yapılarak hüküm kurulmak sureti ile eksik ceza tayini, hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, mahkemece 5271 sayılı cmk nın 283 maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunması gerektiğinin gözetilmesine,
c/4-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi.
4-SANIK V. A. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun 220/1,62 Maddeleri gereğince suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
B-Sanık hakkında Müştekiler E. S., M. U. E., E. A., S. K.,S. B., M. G., A. S., E. Ç.,M. B. M. Ö.' e karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun136/1,62 Maddeleri gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümler açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
C-Suç işlemek amacıyla hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
c/1-Sanık hakkında müştekiler M. G.,M. B. M. Ö. , S. K. 'a karşı, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında belirtilen müştekilere karşı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
c/2-Sanık hakkında E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı , bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında belirtilen müştekilere karşı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine TCK’nın 35 maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 1 YIL3 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,35/262 maddeleri ile sonuç olarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de,
c/3-Sanık hakkında müştekiler E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı eylemler itibarı ile, 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçlarında failin şikayetçilere ait paraları kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına havale ederek aktarmasıyla suçun tamamlanacağı, zira suça konu paraların mağdurun hakimiyetinden çıkmasıyla eylem tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdura ait paraların failin hesabına geçtiği ancak bankadan çekilmeden fark edilerek bloke edildiği durumlarda da eylemin tamamlanmış olacağına dikkat edilmesi gerektiği halde, müştekiler E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı bu şekilde paraların bloke edildiğinden bahisle teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek indirim yapılarak hüküm kurulmak sureti ile eksik ceza tayini, hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, mahkemece 5271 sayılı cmk nın 283 maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunması gerektiğinin gözetilmesine,
c/4-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
5-SANIK N. Ü. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Sanık hakkında Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık N.Ü.'ın hiyerarşik yapı içerisinde sanıklar Ö. O. ve V. A.'tan aldığı talimatları yerine getiren kişi konumunda olduğu ve para çekme konusunda kişi temin ettiği, bu nedenle hiyerarşik yapıda yönetimden aldığı talimatları yerine getiren kişi konumunda olması ve çekici tabir edilen kişileri temin ettiği dikkate alındığında sanığın eylemi TCK’nın 220/1 maddesinde tanımı yapılan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçunun kapsamında kaldığı halde mahkemece bu hususa ilişkin eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak, TCK’nın 220/1 maddesinde tanımlanan kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacı ile örgüt kurma ve yönetme suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanığın hakkında,5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek; anılan maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
B-Sanık hakkında Müştekiler; E. S., M. U. E., E. A., S. K.,S. B., M. G., A. S., E. Ç.,M. B. M. Ö.' e karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan inceleme de,
Sanık N.Ü.'ın hiyerarşik yapı içerisinde sanıklar Ö. O. ve V. A.'tan aldığı talimatları yerine getiren kişi konumunda olduğu ve para çekme konusunda kişi temin ettiği, bu nedenle hiyerarşik yapıda yönetimden aldığı talimatları yerine getiren kişi konumunda olması ve çekici tabir edilen kişileri temin ettiği dikkate alındığında sanığın eylemi TCK’nın 220/1 maddesinde tanımı yapılan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu kapsamında değerlendirilen eylemi itibarıyla ve yukarıda açıklamalar kısmında ayrıntılı belirtildiği üzere; eylemleri TCK 220/2 maddesi uyarınca örgüte üye olma suçu kapsamında 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 Sayılı TCK'nın 136. maddesi uyarınca " verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme "suçunun sanık yönünden oluşmadığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile müsnet suçtan belirtilen müştekiler yönünden ayrı ayrı beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan: 5237 sayılı TCY'nın 136/1 maddesinin ceza miktarının "1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenlenmiş olduğu", suç tarihinden sonra 21/02-2014 tarihli 6526 sayılı kanunun 4. maddesi bu fıkrada yer alan “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeden sanık hakkında anılan madde ile belirtilen müştekilere karşı müsnet suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerinde Temel ceza olarak "1 YIL HAPİS CEZASI " belirlenmesi gerektiği halde "2 YIL HAPİS CEZA SI " olarak belirlenmek suretiyle aynı yasanın 62 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında yapılan indirim ile "10 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMETMEK GEREKİRKEN "1 YIL 8 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
TCK’nın 53/4 maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesi halinde TCK’nın 53 maddesinin uygulanamayacağı belirtilmiş olması karşısında, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün kısa süreli olmadığı anlaşılmakla uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
C-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
c/1-Sanık hakkında müştekiler M. G.,M. B., M. Ö. , S. K. 'a karşı hırsızlık suçuna ilişkin eylemler itibarı ile, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde "3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
c/2-Sanık hakkında müştekiler E. A.,S. B., A. S. karşı hırsızlık suçuna ilişkin eylemler itibarı ile; bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde "3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine TCK’nın 35 maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS aynı yasanın 62/1. maddesi ile indirim yapılarak 1 YIL3 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,35/262 maddeleri ile sonuç olarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
c-3-Sanık hakkında müştekiler E. S., M. U. E., E. Ç.'e hırsızlığa teşebbüs suçuna ilişkin eylemler itibarı ile,
Sanık N.Ü.'ın hiyerarşik yapı içerisinde sanıklar Ö. O. ve V. A.'tan aldığı talimatları yerine getiren kişi konumunda olduğu ve para çekme konusunda kişi temin ettiği, bu nedenle hiyerarşik yapıda yönetimden aldığı talimatları yerine getiren kişi konumunda olması ve çekici tabir edilen kişileri temin ettiği dikkate alındığında sanığın eylemi TCK’nın 220/1 maddesinde tanımı yapılan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu kapsamında değerlendirilen eylemi itibarıyla ve yukarıda açıklamalar kısmında ayrıntılı belirtildiği üzere; eylemleri TCK 220/2 maddesi uyarınca örgüte üye olma suçu kapsamında 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e,35 maddeleri uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlığa teşebbüs suçundan sanığın müştekiler E. S., M. U. E., E. Ç.'e karşı müsnet suçları işlediğine dair tüm dosya kapsamı itibarı ile cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığından beraati yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de,
C/4-Sanık hakkında müştekiler E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı hırsızlığa teşebbüs suçuna ilişkin eylemler itibarı ile, 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçlarında failin şikayetçilere ait paraları kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına havale ederek aktarmasıyla suçun tamamlanacağı, zira suça konu paraların mağdurun hakimiyetinden çıkmasıyla eylem tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdura ait paraların failin hesabına geçtiği ancak bankadan çekilmeden fark edilerek bloke edildiği durumlarda da eylemin tamamlanmış olacağına dikkat edilmesi gerektiği halde, müştekiler E. S., M. U. E., E. A.,S. B., A. S., E. Ç.'e karşı bu şekilde paraların bloke edildiğinden bahisle teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek indirim yapılarak hüküm kurulmak sureti ile eksik ceza tayini, hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, mahkemece 5271 sayılı cmk nın 283 maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunması gerektiğinin gözetilmesine,
C/5-Müşteki E. Ç. e karşı kurulan hükümde sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53 maddesi uygulanmadığı gibi; diğer suçlardan verilen hükümler yönünden de Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
6-SANIK M. G. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Sanık hakkında Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Bu suç yönünden dosya içeriğine göre diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek; anılan maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
B-Sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan müşteki M. G. 'a karşı kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanığın eylemi TCK’nın 220/1 maddesinde tanımı yapılan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu kapsamında değerlendirilen eylemi itibarıyla ve yukarıda açıklamalar kısmında ayrıntılı belirtildiği üzere; eylemi TCK 220/2 maddesi uyarınca örgüte üye olma suçu kapsamında 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 Sayılı TCK'nın 136. Maddesi uyarınca " verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme "suçunun sanık yönünden oluşmadığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de,
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan: 5237 sayılı TCY'nın 136/1 maddesinin ceza miktarının " 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenlenmiş olduğu", suç tarihinden sonra 21/02-2014 tarihli 6526 sayılı kanunun 4. maddesi bu fıkrada yer alan “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeden sanık hakkında anılan madde ile belirtilen müştekilere karşı müsnet suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerinde Temel ceza olarak "1 YIL HAPİS CEZASI " belirlenmesi gerektiği halde " 2 YIL HAPİS CEZA SI " olarak belirlenmek suretiyle aynı yasanın 62 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında yapılan indirim ile "10 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMETMEK GEREKİRKEN "1 YIL 8 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
TCK’nın 53/4 maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesi halinde TCK’nın 53 maddesinin uygulanamayacağı belirtilmiş olması karşısında, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün kısa süreli olmadığı anlaşılmakla uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
C-Sanık hakkında hırsızlık suçundan müşteki M. G. 'a karşı kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde "3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi.
7-SANIK R. G. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Sanık hakkında Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Bu suç yönünden dosya içeriğine göre diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığın adli sicil kaydına göre 5237 sayılı TCK'nın 58 maddesi uyarınca mükerrir sayılması gerektiği halde uygulanmamış ise de, sonuca etkili görülmemiş,5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek; örgüt üyesi olmaktan mahkum olan sanık hakkında anılan maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
B-Sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
1- Eylemin Şikayetçi S. K.'a karşı işlendiği halde, şikayetçi M. G. a karşı işlendiği belirtilmiş ise de yazım hatası olarak kabulü ile karar yerinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2- Sanığın eylemi TCK’nın 220/1 maddesinde tanımı yapılan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu kapsamında değerlendirilen eylemi itibarıyla ve yukarıda açıklamalar kısmında ayrıntılı belirtildiği üzere; eylemi TCK 220/2. maddesi uyarınca örgüte üye olma suçu kapsamında 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 Sayılı TCK'nın 136. Maddesi uyarınca verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun sanık yönünden oluşmadığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-Suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan: 5237 sayılı TCY'nın 136/1. maddesinin ceza miktarının "1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenlenmiş olduğu", suç tarihinden sonra 21/02-2014 tarihli 6526 sayılı kanunun 4. maddesi bu fıkrada yer alan “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeden sanık hakkında anılan madde ile belirtilen müştekilere karşı müsnet suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerinde Temel ceza olarak "1 YIL HAPİS CEZASI" belirlenmesi gerektiği halde "2 YIL HAPİS CEZASI" olarak belirlenmek suretiyle aynı yasanın 62 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında yapılan indirim ile "10 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMETMEK GEREKİRKEN "1 YIL 8 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
2-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
3-Sanığın 5237 sayılı TCK'nın 58/9. Maddesi uyarınca mükerrir sayılması gerekirken adli sicil kaydında tekerrüre esas kabul edilmesi gereken sabıkası bulunması sonuca etkili görülmemiştir.
C-Sanık hakkında hırsızlık suçundan müşteki S. K. 'a karşı kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
1-Eylemin Şikayetçi S. K.'a karşı işlendiği halde, şikayetçi M. G. a karşı işlendiği belirtilmiş ise de yazım hatası olarak kabulü ile karar yerinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2-Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
2-Sanığın 5237 sayılı TCK'nın 58/9. Maddesi uyarınca mükerrir sayılması gerekirken adli sicil kaydında tekerrüre esas kabul edilmesi gereken sabıkası bulunması sonuca etkili görülmemiştir.
8-SANIK H. K. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Sanık hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Bu suç yönünden dosya içeriğine göre diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek; anılan maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
B-Sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
1-Eylemin Şikayetçi M. B.'a karşı işlendiği halde, şikayetçi M. G. a karşı işlendiği belirtilmiş ise de yazım hatası olarak kabulü ile karar yerinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2-Sanığın eylemi TCK’nın 220/1. maddesinde tanımı yapılan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu kapsamında değerlendirilen eylemi itibarıyla ve yukarıda açıklamalar kısmında ayrıntılı belirtildiği üzere; eylemi TCK 220/2 maddesi uyarınca örgüte üye olma suçu kapsamında 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 Sayılı TCK'nın 136. Maddesi uyarınca " verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme "suçunun sanık yönünden oluşmadığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan: 5237 sayılı TCY'nın 136/1 maddesinin ceza miktarının "1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenlenmiş olduğu”, suç tarihinden sonra 21/02-2014 tarihli 6526 sayılı kanunun 4. maddesi bu fıkrada yer alan “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeden sanık hakkında anılan madde ile belirtilen müştekilere karşı müsnet suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerinde Temel ceza olarak "1 YIL HAPİS CEZASI" belirlenmesi gerektiği halde " 2 YIL HAPİS CEZASI" olarak belirlenmek suretiyle aynı yasanın 62 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında yapılan indirim ile "10 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMETMEK GEREKİRKEN "1 YIL 8 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesi halinde TCK’nın 53. maddesinin uygulanamayacağı belirtilmiş olması karşısında, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün kısa süreli olmadığı anlaşılmakla uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
C-Sanık hakkında hırsızlık suçundan müşteki M. B. 'a karşı kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
1-Eylemin Şikayetçi M. B.'a karşı işlendiği halde, şikayetçi M. G. a karşı işlendiği belirtilmiş ise de yazım hatası olarak kabulü ile karar yerinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2-Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi.
9-SANIK M. G. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Sanık hakkında Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun 220/2, 62. Maddeleri gereğince suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
B-Sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun136/1,62 Maddeleri gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
C-Sanık hakkında hırsızlık suçundan müşteki A. S. 'a karşı kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine TCK’nın 35 maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 1 YIL 3 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,35/262 maddeleri ile sonuç olarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçlarında failin şikayetçilere ait paraları kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına havale ederek aktarmasıyla suçun tamamlanacağı, zira suça konu paraların mağdurun hakimiyetinden çıkmasıyla eylem tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdura ait paraların failin hesabına geçtiği ancak bankadan çekilmeden fark edilerek bloke edildiği durumlarda da eylemin tamamlanmış olacağına dikkat edilmesi gerektiği halde, müştekiye karşı bu şekilde paraların bloke edildiğinden bahisle teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek indirim yapılarak hüküm kurulmak sureti ile eksik ceza tayini, hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, mahkemece 5271 sayılı cmk nın 283 maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunması gerektiğinin gözetilmesine,
2-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
10-SANIK N. K. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Sanık hakkında Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Bu suç yönünden dosya içeriğine göre diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek; anılan maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
B-Sanık hakkında müşteki E. A.'a karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
1-Eylemin Şikayetçi E. A.'a karşı işlendiği halde, şikayetçi A. S.'a karşı işlendiği belirtilmiş ise de yazım hatası olarak kabulü ile karar yerinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2-Sanığın eylemi TCK’nın 220/1 maddesinde tanımı yapılan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu kapsamında değerlendirilen eylemi itibarıyla ve yukarıda açıklamalar kısmında ayrıntılı belirtildiği üzere; eylemi TCK 220/2. maddesi uyarınca örgüte üye olma suçu kapsamında 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 Sayılı TCK'nın 136. Maddesi uyarınca " verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme "suçunun sanık yönünden oluşmadığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan: 5237 sayılı TCY'nın 136/1 maddesinin ceza miktarının "1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenlenmiş olduğu", suç tarihinden sonra 21/02-2014 tarihli 6526 sayılı kanunun 4. maddesi bu fıkrada yer alan “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeden sanık hakkında anılan madde ile belirtilen müştekilere karşı müsnet suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerinde Temel ceza olarak "1 YIL HAPİS CEZASI" belirlenmesi gerektiği halde "2 YIL HAPİS CEZASI" olarak belirlenmek suretiyle aynı yasanın 62 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında yapılan indirim ile "10 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMETMEK GEREKİRKEN "1 YIL 8 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
TCK’nın 53/4 maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesi halinde TCK’nın 53 maddesinin uygulanamayacağı belirtilmiş olması karşısında, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün kısa süreli olmadığı anlaşılmakla uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
C-Sanık hakkında müşteki E. A.'a karşı hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
Eylemin Şikayetçi E. A.' a karşı işlendiği halde, şikayetçi A. S. a karşı işlendiği belirtilmiş ise de yazım hatası olarak kabulü ile karar yerinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde "3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine TCK’nın 35 maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 1 YIL 3 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,35/262 maddeleri ile sonuç olarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçlarında failin şikayetçilere ait paraları kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına havale ederek aktarmasıyla suçun tamamlanacağı, zira suça konu paraların mağdurun hakimiyetinden çıkmasıyla eylem tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdura ait paraların failin hesabına geçtiği ancak bankadan çekilmeden fark edilerek bloke edildiği durumlarda da eylemin tamamlanmış olacağına dikkat edilmesi gerektiği halde, müştekiye karşı bu şekilde paraların bloke edildiğinden bahisle teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek indirim yapılarak hüküm kurulmak sureti ile eksik ceza tayini, hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, mahkemece 5271 sayılı cmk nın 283 maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunması gerektiğinin gözetilmesine,
2-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
11-SANIK A. B. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
A-Sanık hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun 220/2,62 Maddeleri gereğince suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
B/1-Sanık hakkında müşteki M. G.'a karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun136/1,62 Maddeleri gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
B/2-Sanık hakkında müşteki M. B.'a karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun136/1,62 Maddeleri gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
B/3-Sanık hakkında müşteki M. Ö.e karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun136/1,62 Maddeleri gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
B/4-Sanık hakkında müşteki E. Ç.'e karşı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Sanık hakkında TCK'nun136/1,62 Maddeleri gereğince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hüküm açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar itiraza tabi olup istinaf kanun yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek bu suç açısından istinaf incelemesi talebinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin ilk derece mahkemesine İADESİNE,
C/1-Sanık hakkında hırsızlık suçundan müşteki M. G.'a karşı kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde "3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
C/2-Sanık hakkında hırsızlık suçundan müşteki M. B. 'a karşı kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
C/3-Sanık hakkında hırsızlık suçundan müşteki M. Ö. 'e karşı kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de;
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
C/4-Sanık hakkında hırsızlık suçundan müşteki E. Ç.'e karşı kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde " 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine TCK’nın 35 maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 1 YIL 3 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,35/262 maddeleri ile sonuç olarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1-5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçlarında failin şikayetçilere ait paraları kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına havale ederek aktarmasıyla suçun tamamlanacağı, zira suça konu paraların mağdurun hakimiyetinden çıkmasıyla eylem tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdura ait paraların failin hesabına geçtiği ancak bankadan çekilmeden fark edilerek bloke edildiği durumlarda da eylemin tamamlanmış olacağına dikkat edilmesi gerektiği halde, müştekiye karşı bu şekilde paraların bloke edildiğinden bahisle teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek indirim yapılarak hüküm kurulmak sureti ile eksik ceza tayini, hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, mahkemece 5271 sayılı cmk nın 283 maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunması gerektiğinin gözetilmesine,
2-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 -2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
12-SANIK Ü. G. HAKKINDA KURULAN HÜKÜMLERE YÖNELİK YAPILAN İSTİNAF İNCELEMESİNDE:
1-Sanık Ü. G.in hüküm tarihinde farklı yargı çevresi içerisinde bulunan Kartal H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduğunun UYAP kayıtlarından anlaşılması karşısında; duruşmadan bağışık tutulmak istediğine dair bir talebi olmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 29/12/2016 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek veya SEGBİS ile bağlantı kurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, CMK’nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
KABUL VE UYGULAMAYA GÖRE DE,
A-Sanık hakkında Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan inceleme de,
Bu suç yönünden dosya içeriğine göre diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Sanığın adli sicil kaydına göre 5237 sayılı TCK'nın 58 maddesi uyarınca mükerrir sayılması gerektiği halde uygulanmamış ise de, sonuca etkili görülmemiş,5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek; örgüt üyesi olmaktan mahkum olan sanık hakkında anılan maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
B/1-Sanık hakkında hırsızlık suçundan müşteki M. Ö. ve S. K. 'a karşı kurulan hükümler yönünden: Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde "3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,62 maddeleri ile sonuç olarak 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
B-2-Sanık hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan müşteki E. A. ve S. B. ya karşı kurulan hükümler yönünden: Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan TCK’nın 142/2-e maddesi ile uygulama yapılırken; suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde "3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenleme bulunduğu "suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarih ve 29044 S.R.G. de yayımlanan 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı kanunun 62. maddesi ile ikinci fıkrasında yer alan “üç yıldan yedi” ibaresi “beş yıldan on” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeksizin, sanık hakkında TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca 3 YIL HAPİS cezası üzerine TCK’nın 35 maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS aynı yasanın 62/1 maddesi ile indirim yapılarak 1 YIL 3 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİRKEN, TCK’nın 142/2-e,35/262 maddeleri ile sonuç olarak 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASINA HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
B-3-Sanık hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan müşteki E. A. ve S. B. ya karşı kurulan hükümler yönünden: 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçlarında failin şikayetçilere ait paraları kendi veya üçüncü bir kişinin hesabına havale ederek aktarmasıyla suçun tamamlanacağı, zira suça konu paraların mağdurun hakimiyetinden çıkmasıyla eylem tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdura ait paraların failin hesabına geçtiği ancak bankadan çekilmeden fark edilerek bloke edildiği durumlarda da eylemin tamamlanmış olacağına dikkat edilmesi gerektiği halde, müştekiye karşı bu şekilde paraların bloke edildiğinden bahisle teşebbüs aşamasında kaldığı belirtilerek indirim yapılarak hüküm kurulmak sureti ile eksik ceza tayini, hukuka aykırı istinaf edenin sıfatı itibarı ile, karşı istinaf talebi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, mahkemece 5271 sayılı cmk nın 283 maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunması gerektiğinin gözetilmesine,
C-1-Sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan müştekiler M. Ö., S. K.,E. A. ve S. B. ya karşı kurulan hükümler yönünden: aa-1-Sanığın eylemleri TCK’nın 220/1. maddesinde tanımı yapılan suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu kapsamında değerlendirilmesi itibarıyla ve yukarıda açıklamalar kısmında ayrıntılı belirtildiği üzere; eylemi TCK 220/2. maddesi uyarınca örgüte üye olma suçu kapsamında 5237 Sayılı TCK’nın 142/2-e maddesi uyarınca bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 Sayılı TCK'nın 136. maddesi uyarınca " verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme "suçunun sanık yönünden oluşmadığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de; Suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan: 5237 sayılı TCY'nın 136/1 maddesinin ceza miktarının " 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde düzenlenmiş olduğu", suç tarihinden sonra 21/02-2014 tarihli 6526 sayılı kanunun 4. maddesi bu fıkrada yer alan “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde değiştirilmiş olduğu gözetilmeden sanık hakkında anılan madde ile belirtilen müştekilere karşı müsnet suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerinde Temel ceza olarak "1 YIL HAPİS CEZASI " belirlenmesi gerektiği halde " 2 YIL HAPİS CEZA SI " olarak belirlenmek suretiyle aynı yasanın 62 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında yapılan indirim ile "10 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMETMEK GEREKİRKEN "1 YIL 8 AY HAPİS CEZASINA" HÜKMEDİLEREK FAZLA CEZA TAYİNİ,
D--Sanığın adli sicil kaydına göre 5237 sayılı TCK'nın 58 maddesi uyarınca mükerrir sayılması gerektiği halde uygulanmamış ise de, sonuca etkili görülmemiş,5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek; örgüt üyesi olmaktan mahkum olan sanık hakkında anılan maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
E--Sanığın kasten işlemiş olduğu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar; diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmemesi
13- MAHKEME KABUL VE UYGULAMASINA EKSİK GÖRÜLEN DİĞER HUSUSLAR:
A-Sanıklar hakkında,5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili olup, kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek; örgüt kurucusu ve üyesi olmaktan mahkum olan sanıklar hakkında anılan maddenin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
B-Gerekçeli karar başlığında "28/10/2013, 28/10/2013, 04/11/2013, 11/11/2013, 11/11/2013, 14/11/2013, 18/11/2013, 19/11/2013, 26/11/2013 ve 27/11/2013" suç tarihlerinin sanıkların eylemlerini belirtir şekilde yazılmayarak 5271sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
C-Sanık V. A.'ın dosya kapsamı ve uyap kayıtlarındaki sabıka kaydında kimlik bilgileri ve T.C. nosu bulunmadığı, denetime imkan verecek şekilde kaydın alınarak dosya içerisine konulmadan karar verilmesi,
D-İddianame de emanetin 2013/4044, 4248, 4299 sırasında kayıtlı eşyalar hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 54/1 maddesi uyarınca zoralım talep edilmiş ise de, bu hususta bir karar verilmemesi,
E-Müşteki E. Ç. e karşı gerçekleştirilen 01/11/2013 tarihinde 14.35 sıralarında İ. İ.'in Yapı Kredi Bankası A.Ş. nezdinde bulunan hesabına 1.030.00 TL para aktarıldığı tespiti yapılmış olmakla hakkında herhangi bir soruşturma yapıldığına dair bilgi ve belgeye rastlanmamış ise de, zamanaşımı süresince mahallinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Hukuka aykırı, sanıklar ve sanıklar müdafiilerinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-b, 289. maddesinin 1. fıkrasının (g-h) maddeleri uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Mahkemece yeniden yapılacak yargılamada 5271 SAYILI CMK.NIN 283. MADDESİ UYARINCA KAZANILMIŞ HAKLARIN KORUNMASINA,
KESİN olmak üzere 27.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)