(5271 S. K. m. 253, 279, 280, 289) (5237 S. K. m. 7, 141)
Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK'nın 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda;
Dairemizin yetkisine başvurunun süresi, kararın niteliği ve başvuranın sıfatı yönünden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilmekle işin esasına geçildi.
Dosya kapsamına, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Soruşturma aşamasında enerji nakil hattıyla bağlantısı bulunmayan ve sağlık ocağı inşaatına doğru giden yer altındaki kabloların yerinden sökülerek çekilmek üzere .. .. .... plakalı araca bağlı şekilde bulunduğuna dair 26.03.2010 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı, keşif ve bilirkişi raporu, aynı zamanda inşaat hali olduğu kamu kullanımı için tesis edilen enerji nakil hatları ile bağlantısının henüz yapılmasa da, Sağlık Bakanlık sözleşmesinin bulunduğu, Sağlık Grup Başkanlığından bu sağlık ocağının kabul işleminin yapılmadığı şeklinde bilgi alınmış ise de, suç konusu tellerin suç vasfı yönünden aidiyetinin açıkça tespitinin yapılmamış olduğu, tespitin yapılmasında zorunluluk bulunduğu halde bu husus yerine getirilmeden ve sözleşmede müteahhit olarak görülen firma yetkilisi Ş. B. celp edilip dinlenmeden, dosya kapsamına göre suça konu tellerin aidiyetinin aydınlığa kavuşturulmadan eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Hükümden önce 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (c) bendi uyarınca ''Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar'' ile 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı, sanık müdafiinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-b, 289. maddesinin 1. fıkrasının (g-h) maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
KESİN olmak üzere 05.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)