(AİHS. m. 6) (2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 191, 223, 230, 231, 232, 280, 289) (7201 S. K. m. 10) (5237 S. K. m. 61, 62) (YCGK. 05.05.2015 T. 2014/8-145 E. 2015/145 K.)
Yerel Mahkemece verilen hüküm istinaf edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
5271 Sayılı CMK’nın 191/1.maddesi uyarınca duruşmanın başladığının, iddianamenin kabulü kararı okunarak açıklanması gerektiği gözetilmemiş ise de, iddianamenin kabulü kararının sanık ve müştekinin kimlik tespiti yapıldıktan sonra okunduğu anlaşıldığından, sonuca etkili olmayan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.CMK'nın 231/11. maddesinde yer alan, "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurulabilir" şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemece duruşma açılarak, sanığın duruşmaya çağrılması, varsa diyecekleri sorularak yapılan yargılama sonucuna göre aynı Kanun'un 230. maddesi uyarınca hüküm fıkrasında bulunması gereken bütün hususlar da gözetilerek yeniden hüküm kurulması ve bu hükmün açıklanması gerektiği,
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adreste tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılacağı 6099 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılacağı açıktır.
Somut olayda, denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemesi üzerine Mahkemece duruşma açıldığı, Mahkemece sanığın savunmasının tespiti için Mudanya Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazıldığı, Talimat Mahkemesince çıkartılan davetiyenin bila tebliğ iade edilmesi üzerine talimatın bila ikmal iade edildiği, Mahkemece sanık hakkında yakalama kararı çıkartıldığı, sonrasında ikmali beklenmeksizin sanığın savunması alınmadan veya ihtaratlı davetiye tebliğ edilmeden savunmasının alınmasından vazgeçilerek yazılı şekilde hükmün açıklanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2.Gerekçeli karar hakkı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6/1. maddesi çerçevesinde İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin dinamik yorumla türettiği temel haklardandır. Gerekçe, davanın öznel koşulları içerisinde karara doğrudan etkili olabilecek konularda mahkemenin aydınlatma yükümlülüğünü kapsamaktadır.
"Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. “Başlık” bölümünde, hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hakimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt katibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanuni temsilcisinin ve müdafiinin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, "sorun" bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, "gerekçe" kısmında mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, "sonuç (hüküm)" kısmında ise CMK’nun 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı kanunun 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK’nun 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkanının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurma mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii tereddüte yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.
5271 sayılı CMK'nun 230 ve 232. maddeleri uyarınca hüküm fıkrasında; “223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, tayin olunan ceza miktarının ve kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının” hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, öncelikle denetime imkan verecek şekilde, diğer taraftan kesinleştiğinde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte bir hüküm kurulmalıdır. Bu nedenle yerel mahkemece 5271 sayılı CMK'nun 232/6. maddesi uyarınca denetime imkan verecek ve kesinleştiğinde bir başka kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir karar verilmeyip, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükme atıf yapılması usul ve kanuna aykırıdır." (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/8-145 Esas 2015/145 karar sayılı ilamı)
Somut olayda; Benzer olaylar sebebi ile verilen Yargıtay 4. C.D’nin 22/09/2016 tarih ve 2016/9549 esas, 2016/12682 sayılı ilamı ile benzer birçok ilamda belirtildiği gibi Sanık hakkında, CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetim süresi içinde yükümlülük yüklenmemesine, hükmün kesinleşmesinden sonra denetim süresi içinde yeniden suç işlediğinden, hükmün CMK'nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, açıklanmasına karar verilecek yeni hükmün İstinaf incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, var ise tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, önceki karara yollama yapılmak suretiyle Anayasanın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 223 ve 230. maddelerine aykırı davranılarak hükmün gerekçesiz bırakılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın istinaf itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle CMK’nun 280/1-b ve 289/1-g-h Maddeleri gereğince BOZULMASINA, KESİN olmak üzere 16.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)