(5271 S. K. m. 279, 280, 289) (5237 S. K. m. 58, 62)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 Sayılı CMK'nun 279.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda;
Dairemizin yetkisine başvurunun süresi, kararın niteliği ve başvuranın sıfatı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve 5271 Sayılı CMK'nun 280.maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilmekle işin esasına geçildi.
Dosya kapsamına, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya içeriğine göre; diğer istinaf itirazları yerinde görülmemiş olup,
1-)Katılanın soruşturma evresindeki ifadesindeki anlatımı ve onu teyit eden dosya içerisinde bulunan 27/11/2015 tarihli CD inceleme tutanağı içeriğine göre; olayın 21.51 - 21.55 saatleri içerisinde meydana geldiği ve bahsi geçen tarih itibariyle KIŞ SAATİ uygulamasının devam ettiği. Tarih itibariyle Güneşin Batış saatinin 16.43 olduğu. 5237 Sayılı TCK-nun 6/1-e maddesine göre " Gece vakti deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresinin " anlaşılması gerektiğine göre, suç tarihi itibariyle SAKARYA İli için 17.43'den sonrasının gece olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve bu durumda sanık hakkında 5237 Sayılı TCK-nun 143.maddesinin uygulanması koşullarının doğduğu anlaşılmış olup Mahkemece sanık hakkında TCK'nun 143/1 madde ve fıkrası uygulanmayarak eksik cezaya hükmedilmiş ise de; aleyhe istinaf bulunmadığından ve istinaf edenin sanık olup sanık lehine kazanılmış hak koşulları oluştuğundan 5237 Sayılı TCK-nun 143.maddesinin sanık hakkında uygulanmamış olmasının bozma nedeni yapılamayacağının kabulü ile eleştiri konusu yapılması ile yetinilmiştir.
2-)Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK-nun 58.maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş olmakla birlikte aynı maddenin 58/6.son cümlesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmemiş olması, eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
3-)Sanık MÜKERRİR kabul edilmesine rağmen 5237 Sayılı TCK-nun 62.maddesi uygulamasında "SABIKASIZLIĞI " denmiş olmasının yazım veya kopyalama hatasından kaynaklandığının kabul edilmesi nedeni ile bozma nedeni yapılmayarak eleştiri konusu yapılması ile yetinilmiştir.
Ancak,
1-)Her ne kadar 19/01/2017 tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile " 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girerek 6763 Sayılı Yasayla TCK.nun 141/1.maddesinin hırsızlık suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı görülmekle dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdiine" şeklinde karar verilmiş olup SAKARYA UZLAŞTIRMA BÜROSUNUN dosyası örneğinden uzlaşmanın sağlanamadığından bahisle yargılamaya devam olunmuş ise de; uzlaştırma işlemleri sırasında sanığa ulaşılmadığı ve sanığın Hendek Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/917 Talimat sayılı evrakı ile 21/11/2016 tarihinde tespit edilen savunmasında " Bana müştekinin zararını gidereceğim yer ve zarar miktarı net olarak bildirilir ise ben bu zararı gidermek istiyorum. Müşteki benim arkadaşım olur. Ancak kendisinin adresini ve telefon numarasını bilmiyorum. Bu konuda tarafıma bilgilendirme yapılır yapılmaz müştekinin zararını gidereceğim." şeklindeki beyanı karşısında herhangi bir işlem yapılmamış olması,
Yargıtay 2. C.D’nin 19.09.2013 tarih ve 2013/20321 Esas, 2013/21180 Karar sayılı, Yargıtay 13. C.D’nin 06.05.2015 tarih ve 2014/23148 Esas, 2015/8456 Karar sayılı içtihatları ile benzer birçok içtihadında da belirtildiği üzere, zararı karşılamak istediğini belirten sanığa, ödemesi gereken miktar, müştekinin bildireceği hesap veya ödeme yeri de belirlenmek suretiyle veya müşteki adına bir bankaya depo etmesi için sanığa makul bir süre verilerek bu süre içerisinde tazmin imkanı sağlanmasının gerekli olduğunun anlaşılması karşısında, etkin pişmanlık hükmünden yararlanma iradesini ortaya koyan sanığa, yukarıda anılan Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, ödemesi gereken miktar, müştekinin bildireceği hesap veya ödeme yeri de belirlenmek suretiyle veya müşteki adına bir bankaya depo etmesi için sanığa makul bir süre verilerek bu süre içerisinde tazmin imkanı sağlanmasının gerekli olduğu, bu şekilde sanığa zararı giderme imkanı tanınmadan yetersiz gerekçe ile sanık hakkında 5237 Sayılı TCK-nun 168/2. maddesinin uygulanmamış olması,
2-)Tekerrüre esas alınan ilamdaki suçun GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMAK olduğunun anlaşılması karşısında, 6763 Sayılı Kanun ile uzlaşma hususunda getirilen değişiklik doğrultusunda uyarlama yapılıp yapılmadığının hükmü tekerrüre esas alınan ilgili mahkemeden sorulmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması,
3-)Yargılama giderlerinin hem kısa kararda hem de gerekçeli kararda hesaplanmayarak boş geçilmesi suretiyle 5271 Sayılı CMK-nun 324 ve devamı maddelerine muhalefet edilmiş olması,
Hukuka aykırı, SANIĞIN istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5271 Sayılı CMK-nun 280/1-b, 289. maddesinin 1. fıkrasının (g-h) bentleri uyarınca BOZULMASINA, Yeniden yapılacak yargılamada Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK-nun 143.maddesinin uygulanmamış olması ve diğer hususlar yönünden 5271 Sayılı CMK'nun 307/4. maddesi uyarınca kazanılmış haklarının korunmasına,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine iadesine; 5271 Sayılı CMK.nun 286/1-2.maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.05.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)