(5271 S. K. m. 196, 280, 289) (5237 S. K. m. 168)
Yerel Mahkemece verilen hüküm istinaf edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Sanık E.A. hakkında kurulan hükmün incelemesinde;
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.UYAP kayıtlarına göre başka suçtan ayrı yargı çevresindeki Bakırköy Metris 1 Nolu Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğu anlaşılan sanığa duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, son celsede duruşmada hazır bulundurulmayıp yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 Sayılı CMK'nun 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
2.Yargıtay 2. C.D'nin 19.09.2013 tarih ve 2013/20321 Esas, 2013/21180 Karar sayılı, Yargıtay 13. C.D'nin 06.05.2015 tarih ve 2014/23148 Esas, 2015/8456 karar sayılı ilamları ile benzer birçok ilamda açıkça belirtildiği gibi, zararı karşılamak istediğini belirten sanığa, ödemesi gereken miktar, müştekinin bildireceği hesap veya ödeme yeri de belirlenmek suretiyle veya müşteki adına bir bankaya depo etmesi için sanığa makul bir süre verilerek bu süre içerisinde tazmin imkanı sağlanmasının gerekli olduğu, Suça konu olayda; Sanıkların savunmalarının alındığı ilk celsede müştekinin zararlarını gidereceklerini beyan ettikleri, Mahkemece bu konuda herhangi bir ara kararı kurulmadığı, 2 celsede sanık T. müdafinin suçu kabul etmemekle birlikte zararın giderileceğini beyan ederek süre istediği, Mahkemece süre verildiği, ancak zarar miktarı ve zararın nasıl gidereceği konusunda bilgi verilmediği, sonrasında katılan, sanıklar ve sanık T. müdafinin duruşmalara katılmadığı, zararın giderilip giderilmediği hususu tespit edilmeden hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında yukarıda ayrıntısı ile belirtildiği şekilde sanığa zararı giderme imkanı tanınmadan ve gerekçe de belirtmeksizin sanık hakkında TCK'nın 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin sanık hakkında uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın istinaf itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle CMK'nun 280/1-b ve 289/1-g-h. Maddeleri gereğince BOZULMASINA,
1.Sanık T.K. hakkında kurulan hükmün incelemesinde;
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Benzer bir olay nedeniyle verilen Yargıtay 2.C.D'nin 12.10.2015 tarih ve 2014/14893 esas, 2015/17782 karar sayılı ilamı ile benzer birçok ilamda belirtildiği gibi: Sanık T. müdafinin 07/12/2016 tarihli mazeret dilekçesi sunduğu, Mahkemece 08/12/2016 tarihli duruşmada sanık müdafiinin mazeretinin kabul edildiği, ancak kendisine duruşma günü bildirilmeden bir sonraki oturumda yokluğunda karar verilmesi suretiyle savuna hakkının kısıtlanması,
2.Yargıtay 2. C.D'nin 19.09.2013 tarih ve 2013/20321 Esas, 2013/21180 Karar sayılı, Yargıtay 13. C.D'nin 06.05.2015 tarih ve 2014/23148 Esas, 2015/8456 karar sayılı ilamları ile benzer birçok ilamda açıkça belirtildiği gibi, zararı karşılamak istediğini belirten sanığa, ödemesi gereken miktar, müştekinin bildireceği hesap veya ödeme yeri de belirlenmek suretiyle veya müşteki adına bir bankaya depo etmesi için sanığa makul bir süre verilerek bu süre içerisinde tazmin imkanı sağlanmasının gerekli olduğu, Suça konu olayda; Sanıkların savunmalarının alındığı ilk celsede müştekinin zararlarını gidereceklerini beyan ettikleri, Mahkemece bu konuda herhangi bir ara kararı kurulmadığı, 2 celsede sanık T. müdafinin suçu kabul etmemekle birlikte zararın giderileceğini beyan ederek süre istediği, Mahkemece süre verildiği, ancak zarar miktarı ve zararın nasıl gidereceği konusunda bilgi verilmediği, sonrasında katılan, sanıklar ve sanık T. müdafinin duruşmalara katılmadığı, zararın giderilip giderilmediği hususu tespit edilmeden hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında yukarıda ayrıntısı ile belirtildiği şekilde sanığa zararı giderme imkanı tanınmadan ve gerekçe de belirtmeksizin sanık hakkında TCK'nın 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin sanık hakkında uygulanmaması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin istinaf itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle CMK'nun 280/1-b ve 289/1-g-h. Maddeleri gereğince BOZULMASINA, kesin olmak üzere, 23.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)