T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/395
KARAR NO: 2024/1429
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 17/11/2021
NUMARASI: 2018/459 Esas - 2021/909 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/12/2017 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın seyir halinde iken tek taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davcının araçta yolcu olarak bulunduğunu ve yaralandığını, meydana gelen trafik kazasından sonra müvekkilinin çeşitli hastanelerde tedavi gördüğünü, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, kazadan sonra davalı sigorta şirketine 30/04/2018 tarihli dilekçeleri ile başvurduklarını ancak 15 günlük yasal süre içerisinde taleplerinin karşılanmadığını, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya karışan aracın Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile müvekkiline sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun maluliyet hallerinde teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden özürlü sağlık raporunun alınması, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarının tespit edilerek tazminattan mahsup edilmesinin gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi talebinin haksız olduğunun ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile 13.058,59 TL geçici 26.614,81 TL sürekli olmak üzere toplam 39.673,40 TL tazminatın 15/05/2018 dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Karara dayanak olarak gösterilen kusur ve maluliyet raporu yetkili merciiler tarafından tanzim edilmediğini, geçici iş göremezlik giderleri ve geçici iş göremezlik dönemine tabi geçici bakıcı tazminat talepleri 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışı olduğunu, tedavi giderleri dolayısıyla müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmayıp tüm sorumluluk SGK’ da olduğunu, hükme esas teşkil eden hesap raporu hatalı bir şekilde tanzim edildiğini, TRH 2010 Mortalite Tablosu ve teknik faiz oranı olarak ise 1,8 teknik faizin dikkate alınması gerektiğini, trafik kazası sonucu zarar gördüğünü iddia eden başvuran taraf sigortalı araç içerisinde ivaz karşılığında değil, hatır için taşınıyorsa “hatır taşıması indirimi” yapılması gerektiğini, davalının sorumluluğu açısından kusur oranlarının belirlenmesini, tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 30.12.2017 tarihinde saat 18:30 sıralarında, Antalya İli, Manavgat İlçesi, D400 Karayolu Alanya istikametinde seyir halinde olan, davalı şirkete sigortalı ... plakalı aracın köprü girişi yol ayrımında bulunan bilgi levhası direğine ve korkuluklara çarpması sonucu meydana gelen tek taraflı kazada araçta yolcu olan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlendiği, kaldı ki tek taraflı kazada davacı yolcu olduğundan kusurundan söz edilemeyeceği, hesap raporunun aktüerya konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişi tarafından ve maluliyet raporunun da ATK 2. İhtisas Kurulunca düzenlenmiş olmakla raporların yetkili merciiler tarafından tanzim edilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararından sonra Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı güncel kararında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiği yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde 14/01/2021 tarih, 2020/2598 E. ve 2021/34 K. sayılı kararı). Bu nedenle 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan, davalı sigorta şirketinin hasar görüntüleme ekran çıktısı örneğine göre, davalıya 02/05/2018 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 15/05/2018 itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir. Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir. Kazaya karışan ... plakalı minübüsün trafik kaydında kullanım amacının ticari (okul servisi) olarak açıklanmıştır. Bu durumda kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine göre avans faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında sigortalı aracın sürücüsü davacı kolluk ifadesinde, aynı köylü ve komşu oldukları, semt pazarından evlerine dönerken kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu, sürücü davadışı sürücü ile davacının komşu olduğu sabit olup davacının bu taşıma için sürücüye ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairenin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/5967 E.- 2024/123 K., 2021/19653 E.-2023/597 K. sayılı kararları) TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). HMK'nın 176.maddesinde düzenlenen ıslah mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunun değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır. Ancak her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Mevcut istem korunarak dava konusu ile ilgisi olmayan başka bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. Yukarıda açılanan ilkeler çerçevesinde davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiş, geçici iş göremezlik tazminatı talebi olmamıştır. Aktüer bilirkişi raporunda geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmış ve ıslahta buna göre yapılmıştır. Mahkemece de sürekli ve geçici maluliyete göre yapılan aktüer raporu esas alınarak ıslah edilen tutar üzerinden tazminata hükmedilmiştir. Oysa davacı, sadece sürekli iş göremezlik tazminat talebinde bulunduğuna göre dava dilekçesindeki talebi ile bağlıdır ve dava dilekçesinde bulunmayan talebin ıslah yoluyla eklenmesi olanağı yoktur. Yine HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez. Dolayısıyla, geçici iş göremezlik bakımından usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığı gözden kaçırılarak geçici iş göremezlik tazminatı hakkında da hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece bilirkişinin sürekli maluliyete ilişkin tazminat hesabı esas alınarak hüküm kurulması, ıslah dilekçesi ile talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı talebi konusunda esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden hüküm bu yönden düzeltilmiştir (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/5629 Esas ve 2015/13201 Karar sayılı ilamı). Açıklanan nedenlerle; HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek davanın sürekli iş göremezlik tazminat tutarı olan 26.614,81 TL'den % 20 hatır taşıması indirimi yapılarak 21.291,84 TL üzerinden kabulüne, hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklandığından yargılama giderinin hesaplanmasında nazara alınmamış, davalı lehine bu kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemiş; geçici iş göremezlik tazminatı talebi konusunda esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, geçici iş göremezlik tazminatı talebi ile ilgili usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-Davanın kısmen KABULÜ ile 21.291,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatın 15/05/2018 dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebi konusunda esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, 2- Alınması gereken 1.454,44 TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 171,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.282,54 TL harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3- Davalı vekili yararına vekalet ücretine hükmolunmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan 207,80 TL ilk gider, 2.250,00 TL bilirkişi, 353,51 TL tebligat ve müzekkere gideri ve 1.507,00 TL Adli Tıp Fatura bedeli olmak üzere toplam 4.318,31 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-HMK'ın 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde davacıya iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 64,51 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/09/2024