T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/457
KARAR NO: 2024/1168
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 23/11/2021
NUMARASI: 2019/1027 Esas - 2021/832 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;18.10.2010 günü ... Cad. Etiler sapağında ... plakalı araç sürücüsü ...'un, yolcusu olan davacının inmesi için aracını durdurduğunu, davacının bagajdan eşyalarını alırken, ... idaresindeki ... plakalı otobüsün manevra yaparken, diğer araca çarpması sonucu davacının iki araç arasına sıkışması sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde ezilmeler sonucu kırık ve yaralamalara neden olduğunu, davacının aylarca iyileşmesi için yoğun tedavi gördüğünü, kaza tespit tutanağı ile taksi sürücüsü ...'un, yolcu indirme ve bindirme kuralına uymadığından kusurlu bulunduğunu, diğer sürücünün de gerekli dikkat ve özeni göstermemekten kusurlu olduğunu, 26.07.1984 doğumlu davacı ...'ın, geçirdiği kaza nedeniyle, aylarca tedavi gördüğünü, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 6100 sayılı Yasanın 107.maddesine göre belirlenecek maddi tazminatın hüküm altına alınmasının istendiğini, davacının eski sağlığına kavuşmak için yakınlarının tüm maddi ve manevi varlıklarını ortaya koyduğunu, 2010-2011 yıllarında 120.000,00 TL'yi aşkın masraf yaptığını, kaza nedeni ile yaptığı bu giderlerin, birini de hala alamadığını, dava konusu trafik kazası nedeniyle davacıda oluşan bedensel zarar nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi (avans faizi) ile birlikte kazaya karışan araçların işleten, sürücü ve ölü sürücü mirasçıları olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu trafik kazası nedeniyle davacıda oluşan bedensel zarar nedeniyle 96.738,35 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 18.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi (Avans Faizi) ile birlikte kazaya karışan araçların işleten, sürücü ve ölü sürücü mirasçıları olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın, müvekkili şirket tarafından 29.12.2009 - 29.12.2010 vadeli ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, zorunlu mali mesuliyet sigortası meblağ sigortası olmayıp zarar sigortası olduğundan, zamanaşımının dolduğunu, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararların aynı zamanda ispat etmesi gerektiğini ayrıca davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğunun, trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araç sürücüsünün dava konusu maluliyetin oluşumundaki kusuru ile sınırlı olduğunu, yapılacak yargılamada tarafların, maluliyetin meydana gelmesinde etkili olan kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte temerrüt süresinin, kaza tarihinden itibaren değil, delillerin (tamamlanmış olması halinde) tümünün müvekkili şirkete tebliği tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile başlayacağını, tedavi masraflarından SGK'nın sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı ve müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul etmemek kaydıyla ...plaka sayılı araç, müvekkil şirket nezdinde, 17/12/2009-2010 vade tarihleri olmak üzere poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirket, ancak sigortalısının kazadaki kusuru oranında ve maddi zararın varlığı ispat edildiği takdirde, (sigorta poliçesinde teminat dışı olmayan) maddi zarardan sorumluluğu – poliçe azami teminat limitiyle sınırlı olarak- söz konusu olabileceğini, kusurun tespitini takiben bu davadaki taleplerle ilgili sigorta konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması ve taleplerin sigorta poliçesi teminatına girip girmediğinin araştırılması gerektiğini, manevi tazminat trafik poliçesi teminatına girmediğini, müvekkili şirketin manevi tazminat sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazası 18/10/2010 tarihinde gerçekleştiğini, KTK'nın 109.maddesindeki hem olağan zamanaşımı olan 2 yıllık süre hem de ceza dava zamanaşımı olan 8 yıllık sürenin dolduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1202 E. Sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda; davacının iyileşme sürecinin 18/10/2010 tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği oy birliği ile tespit edildiğini, bu durumda dahi zaman aşımı süresi 18/01/2011 Tarihinde başlayacak olup, yine hem 2 yıllık hem de 8 yıllık zaman aşımı süreleri dolduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı tarafça açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Zamanaşımı def'inde bulunmayan davalılar açısından da davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olayda, zamanaşımı def'inde bulunmayan davalılar açısından davanın esasına girilip davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken zamanaşımı def'inde bulunmayan davalılar ..., ..., ..., ... ve ...Sigorta A.Ş. açısından da zamanaşımından davanın reddine karar verilmesinin usul, kanun ve belirtilen yerleşmiş Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu açılan dava açısından zamanaşımı süresi dolmadığı için zamanaşımından davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. HMK'nın 319.maddesine göre savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada davalı ... süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, zamanaşımı defi ileri sürmediğine ve davacı tarafından açık muvafakati bulunmadığına göre mahkemece bu davalı yönünden resen zaman aşımından red kararı verilmesi doğru olmamıştır. Diğer davalıların süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuş olduğu görülmekle bu yöne ilişkin istinaf yerinde değildir. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. 5237 sayılı TCK'nın 89.maddesinde düzenlenen ve somut olayda eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza zamanaşımı süresi aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir. Ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için 8 yıllık zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. (HGK'nın 15.11.2000 gün ve 2000/21-1609, 2000/1699 E.K. sayılı kararı, 4.Hukuk Dairesinin 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 E.K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta yaralamalı trafik kazası 18/10/2010 tarihinde gerçekleşmiş; dava ise 18/10/2019 tarihinde açılmıştır. Yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 09/07/2021 tarihli maluliyete raporunda gelişen bir durumdan olmadığı belirtilmiştir. Dosya kapsamında davalı . ..'in zamanaşımı definde bulunmadığı, diğer davalıların ise süresinde zamanaşımı itirazında bulundukları anlaşılmakla mahkemece zamanaşımı definde bulunmayan ... yönünden de davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de 8 yıllık zamanaşımı süresinin 18/10/2018 tarihinde dolduğu ve davanın 18/10/2019 tarihinde açıldığından nedenle davalı .. dışındaki davalılar bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf kısmen başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/07/2024