T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2022/730
KARAR NO:2024/1553
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:21/12/2021
NUMARASI:2018/838 Esas - 2021/1012 Karar
DAVA :Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ:25/09/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 28/07/2018 tarihinde İstanbul İli Esenyurt ilçesi ... Mahallesinde trafiğe kapalı yolda yürürken ... plakalı aracın aynası ile müvekkiline çarptığını ve yere düşen müvekkilinin üzerinden geçmesi sonucu ağır yaralandığını ve efor kaybına uğradığını, müvekkilin kusursuz olduğunu, aracın ise trafiğe kapalı sokakta hızla manevra yaparak trafik kurallarını ihlal ettiğini, bu nedenle 1.000 TL maddi tazminatın (Fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere) davalı sigorta şirketi ... A.Ş. ve sürücü ...'dan, olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödetilmesine, 25.000 TL manevi tazminatın davalılar ... A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana geldiği yerin ana cadde olduğunu ve trafiğe kapalı bir yol olmadığını, 28/07/2018 tarihinde ana cadde de seyrederken ara sokaktan koşarak gelen davacı asilin duramayarak müvekkilinin aracına sol ön kapıya ve aynaya çarptığını, müvekkilinin hemen aracı durdurduğunu, polis ve ambulansı aradıklarını, ambulans ile birlikte ... Hastanesine davacı asili götürdüklerini, birlikte şikayetçi olmamaları nedeniyle kaza tutanağı tutmadıklarını, hastane polisi tarafından taraflara şikayetçi olup olmadıklarının sorulduğunu, şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri nedeniyle hiçbir işlem yapılmadığını, davacı asilin amcası olduğunu söyleyen bir şahsın müvekkilini cep telefonu ile aradığını para talebinde bulunduğunu, olumsuz cevap verilmesi üzerine tehdit ettiğini, bu şahıstan .... olay numarası ile şikayetçi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin manevi tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını, davacı tarafın başvuru yapmadan iş bu davayı açtığını, müvekkili şirketin sigortalının kusur oranında sorumlu olduğunu, sürekli maluliyet halinde zararın ispat edilmesi ve yeni trafik sigortası genel şartları gereğince hesaplamaların yapılması gerektiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren sorumlu olduğunu, ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu teyit ettiklerini ve poliçede yazılı limitle sınırlı olduklarını, yetki yönünden ve esastan davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat talebi yönünden davalılar aleyhine açılan davanın reddine, manevi tazminat yönünden davalı ... A.Ş aleyhine açılan davanın reddine, manevi tazminat yönünden davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 10.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28/07/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak velayeten davacılara verilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Adli Tıp raporunda, müvekkilinin uğradığı kaza sonrası işgöremezliğe uğradığı ve belli bir iyileşme süresinin olduğunun saptandığını, vücut bütünlüğünün bozulması sebebi ile oluşan maddi tazminat kavramına "tedavi giderleri ve olayın özelliği sebebi ile yapılan masraflar'ın da dahil olduğunu, belgelenemeyen tedavi giderlerine de hükmedilebileceğini, tedavi giderlerinin her biçimde kanıtlanabileceğini, tedavi giderlerinin tarifelerle sınırlı olmadığını, tedavi giderlerinin resmi bir kurum tarafından ödenmiş olmasının ek zararın istenmesine engel olmadığını, mahkemenin müvekkilinin efor kaybı dışındaki maddi zararlarının ödetilmesine yönelik maddi tazminat taleplerinin reddine dair hüküm kısmın kaldırılması gerektiğini, Mahkemece hüküm altına alınan tazminat miktarının olayın özelliği, müvekkilinin kaza sebebi ile uğradığı manevi acıların derecesi, yaşı, mağduriyeti, davalının kusur derecesi, paranın güncel alım gücü karşısında hatalı olup tüm taleplerinin hüküm altına alınması gerekliliği karşısında, hükmün kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükmedilen manevi tazminatın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin olayda kusuru bulunmadığının davacı tarafın beyanları ile sabit olduğunu, davacı vekili caddenin trafiğe kapalı olduğunu söyleyerek mahkemeyi yanıltmaya yönelik hareketlerde bulunduğunu, gerek tanık gerek emniyet evraklarıyla caddenin trafiğe açık olduğunun anlaşıldığını, adli tıptan gelen rapora katılmanın mümkün olmadığını, alınan raporlarda da görüldüğü üzere davacının herhangi kalıcı bir hasara uğramamış olup engellilik oranı %0 olarak tespit edildiğini, mahkemece bilirkişi avansının yatırılması için verilen kesin süreye riayet edilmediği halde yapılan itiraza rağmen dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, alınan heyet bilirkişi raporunda davacının %75 kusurla asli kusurlu olduğu müvekkilinin ise %25 kusurla tali kusurlu olduğu neticesine varıldığını, adli tıptan alınan raporda müvekkilin %75 kusurlu olduğu davacının ise %25 kusurlu olduğu belirtildiğini, oluşan çelişkinin giderilmesi için dosya ATK genel kuruluna sevk edilmiş ise de yanlış bir raporla müvekkilin asli kusurlu olduğu görüşü değişmediğini, söz konusu ATK Genel Kurulu kararına katılmanın mümkün olmadığını, manevi tazminat kararının hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 08/08/2018 günü, saat 19:00 sıralarında sürücü ...'nun, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile İstanbul Esenyurt ilçesinde ... nolu sokağı takiben seyirle olay mahalline geldiğinde yaya ...'e idaresindeki aracın sağ dış ayna kesimi ile çarpması çarpışmanın etkisiyle dengesi bozularak yere düşen yayanın ayağının yolun sağ arka lastiği altında kalarak ezilmesi ile sonuçlanan, dava konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan raporda davacı yaya asli, davalı sürücü tali kusurlu bulunmuştur.Mahkemece alınan kusur raporunda davacı yaya asli ve %75 oranında, davalı sürücü tali ve %25 oranında kusurlu bulunmuştur. ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda davalı sürücü ...’nun %75 oranında kusurlu, davacı yaya ...’in %25 oranında kusurlu olduğu olduğu kanaati belirtilmiştir. Raporlar arasındaki çelişki nedeni ile ATK genişletilmiş kuruldan alınan kusur raporunda davalı sürücü ...’nun %75 oranında kusurlu, davacı yaya ...’in %25 oranında kusurlu olduğu belirlemesi yinelenmiştir.Kusur raporları arasındaki çelişkinin ATK Trafik ihtisas dairesinden alınan rapor ile ortaya çıkması nedeni ile çelişkinin ATK dan yeniden rapor alınarak giderilmeye çalışılması doğru olmamıştır.Dava dilekçesinde maddi tazminat talebi; "... Davacının yukarıda açıklanan niteliklerine, bakiye yaşam süresine, beden gücü kayıp oranına, davalı sürücünün asli kusuruna ve yargılama sırasında toplanacak delillere göre, maddi tazminat miktarı hesaplanarak hüküm altına alınması.." olarak belirtilmiştir. Açıkça tedavi gideri talebi bulunmadığından ve talepten fazlasına hükmedilemeyeceğinden davacı vekilinin tedaviye ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.O halde Mahkemece yapılması gereken; ... Mühendisliği... dalından seçilecek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden çelişkiyi giderecek şekilde kazanın oluşumunda kusur dağılımını belirleyen gerekçeli kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır. Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de tarafların kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; Kusur oranları konusunda bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu ve çelişkinin giderilmesi için rapor alınması gerektiğinden kusur durumu netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı vekili ile davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/09/2024