T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2022/158
KARAR NO: 2024/922
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 24/06/2021
NUMARASI: 2018/767 Esas - 2021/820 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/05/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27/01/2018 tarihinde gece 00.15 sıralarında davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Ulus caddesinde seyir halindeyken sürücüsünün ismi bilinmeyen ... plakalı araç Ulus caddesi tek yönlü olmasına rağmen geri geri ters istikamette ilerlerken davacı aracı ile davalılardan ...'e ait aracın yanından geçerken ... plaka sayılı aracın birden ileri ve sağa doğru hareket etmesi, davacının aracının sol arka kapı kısmından vurması neticesinde trafik kazası meydana geldiği, sürücü trafik kazası tespit tutanağı tutulmadan olay yerini terk ettiği, yapılan araştırmalar sonucunda aracın ...'e ait olduğu ortaya çıktığını belirterek araçta meydana gelen hasardan dolayı 6.608,00-TL 'nin değer kaybı olarak da 1.000,00 TL kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ilie birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı dava konusu talepler yönünden dava şartını yerine getirmediğinden davanın dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, ZMSS sigortası kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında olduğu, davalı sigorta şirketi ancak ZMMS Genel Şartları B.2. maddesinde öngörülen şerkilde belirlenecek gerçek zarar miktarından sorumlu tutulabileceği, davacı tarafından talep edilen tutarın mümkün olmayacağı, sigorta şirketinin değer kaybından sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise değer kaybının ne şekilde hesaplanacağı ZMMS Genel Şartları A.5.a md ve ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerektiğini, yapılacak yargılamada sınırlı sorumluluk ilkesi, gerçek zararın giderilmesi, zenginleşme yasağı ilkesi, kusur oranında sorumluluk ilkesinin her durumda gözetilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 6.608,00 TL hasar bedeli ve 3.963,00 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 10.571,00 TL’nin (davalı ... yönünden kaza tarihi olan 27.01.2018 tarihinden), (davalı ... sigorta A.Ş. yönünden sigortaya başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olan 21.02.2018 tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının ıslaha konu maddi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.608 TL maddi tazminat talep ettiğini, dolayısıyla davanın HMK md. 109 uyarınca kısmi dava olarak açıldığını, davada davacı zararını davadan önce belirlemiş olduğundan alacağın belirsiz olduğundan bahsetmenin olanaklı olmadığını, davacının dava değerini ıslah dilekçesi ile artırdığını, davacının ıslahla arttırdığı kısmın zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, davacının ıslaha konu ettiği zamanaşımına uğrayan tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, belirsiz alacak davası olduğu kabul edilerek bu yöndeki itirazlarının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı, dava konusu talepler yönünden, dava şartını yerine getirmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın oluşmasında kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili sigorta şirketi ancak ZMM Sigortası Genel Şartları B.2. maddesinde öngörülen şekilde belirlenecek gerçek zarar miktarından sorumlu tutulabileceğini, belirlenen değer kaybı tutarının denetime elverişli olmaması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığını, eksik ve hatalı tanzim edilen bilirkişi raporunda yapılan tespitlere itibar edilmemesini, belirlenen değer kaybı tutarının hükme esas alınmamasını talep ettiklerini, muafiyet indirimi uygulanması gerektiğini, KDV'den sorumlu olmadıklarını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin iddia edildiği gibi kazaya karışan aracın müvekkiline ait olup olmadığının araştırmasını yapmadan karar verdiğini, davacı tarafın kazaya karışan aracın müvekkiline ait olduğunu ispatlayamadığını, davanın reddi gerektiğini, mahkkemenin her ne kadar zararın giderimi yönünde hüküm tesis etmiş ise de verilen tazminat miktarının meydana gelen zarardan çok fazla olduğunu, karar ile davacı tararfın lehine verilen tazminat miktarının davacının sebepsiz senginleşmesine sebep olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik ile birlikte, artık mahkemeye dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça davalı sigorta şirketine yazılı dilekçe ile başvurulduğu, dilekçenin ... Kargo aracılığı ile sigorta şirketine 08/02/2016 tarihinde ulaştığı, sunulan mail çıktılarından anlaşılmasına göre başvuru koşulunun yerine getirilmediğine değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/15201 E. ve 2021/3717 K. sayılı ilamında "... sigortalı aracı hasar gören davacının hasar onarımını davalının belirlediği anlaşmalı serviste yaptırma zorunluluğu bulunmadığından, sigorta sözleşmesindeki "servis muafiyet uygulamaları" başlıklı özel şarta göre zarar hesabı yapılmasına ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine, ... " yönünde ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/3294 E. 2021/4214 K. sayılı ilamında "... Davalı ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanması, davacı sigortalıyı bağlamaz. Dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda belirtilen %5 oranında iskonto yapılmadan, davacının gerçek zararının tespiti gerekir..." yönünde karar verilmiştir. Aktarılan Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere, davacının hasar onarımını davalının belirlediği anlaşmalı serviste yaptırma zorunluluğu bulunmadığından muafiyet kaydı oranında tazminattan indirim yapılmaması ve parça bedellerine iskonto uygulanması gerektiğine yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.HMK'nun 357/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Davalı ... tarafından yargılama safahatı sürecinde cevap dilekçesinde ve hükme esas bilirkişi ve ek bilirkişi raporuna karşı itirazında kusura, kazaya ve heseplamaya ilişkin itiraz ya da talepte bulunmamış , davalı Sigorta vekili tarafından yargılama safahatı sürecinde cevap dilekçesinde ve hükme esas bilirkişi ve ek bilirkişi raporuna karşı itirazında kusura ve kazaya ilişkin itiraz ya da talepte bulunmamış ve bu suretle bilirkişi raporundaki kusur ve kazaya ilişkin değerlendirmeler bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusur ve kazaya ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır. Hasar bedelinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporunun aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı, değer kaybı hesaplama yönteminin Yargıtay içtihatlarının aksine ZMMS Genel Şartlara göre yapılmasının yerinde olmadığı ancak bu hesaplamaya davacı tarafından itiraz edilmediği, hesaplamanın davalı lehine olduğu anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından hasar raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1.maddesine göre Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde, yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV'ye tabidir. Kesinleşen hasar miktarına ilişkin fatura ibraz edilmese dahi, davacı hükmedilen hasara ilişkin tazminat bedeli için lehine KDV dahil edilerek hasar bedeline hükmedilmesi gerektiğinden bu yöne değinen istinaf başvurusu yerinde değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/18474 E.-2017/10417 K. sayılı ilamı). 6100 sayılı HMK’nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesine göre, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. Davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davasını kısmi dava olarak açmıştır. Davaya konu kaza maddi hasarlı kaza olup, KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmünü içermektedir. Somut olayda maddi hasarlı trafik kaza tarihi 27/01/2018 olup, ıslah 28/10/2020 tarihinde yapılmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından süresi içinde ıslah zamanaşımı definde bulunmuştur. Davanın kısmi dava olarak açıldığı, ıslah tarihinin, KTK'nın 109/1. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra olduğu gözetilerek davalı Sigorta Şirketi aleyhine ıslah yoluyla artırılan kısım bakımından, zamanaşımı nedeniyle red kararı verilmesi gerekirken, talep değerlendirilmeksizin ve gerekçesi de açıklanmadan, ıslah ile artırılan kısım yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle; davalı ...'in istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A- Davalı ...'in istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine, B-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre: 1-a.Davanın KISMEN KABULÜ ile; 6.608,00 TL hasar bedelinin davalı ... yönünden kaza tarihi olan 27.01.2018 tarihinden, davalı ... sigorta A.Ş. yönünden sigortaya başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olan 21.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, b. 3.963,00 TL değer kaybı bedelinin (Davalı ... Sigorta A.Ş'nin 1.000,00 TL'den sorumlu olmak kaydıyla) davalı ... yönünden kaza tarihi olan 27.01.2018 tarihinden, davalı ... sigorta A.Ş. yönünden sigortaya başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olan 21.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, c. Davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ıslah ile artırılan değer kaybı talebinin zamanaşımı dolduğundan REDDİNE, 2-Alınması gerekli 722,11-TL ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 148,75-TL harcın mahsubu ile kalan 573,36-TL 'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak (davalı ... Sigorta A.Ş. 370,95 TL'den sorumlu olmak üzere) hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL başvurma harcı ve 148,75-TL peşin harç toplamı olan 184,65-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarfedilen toplam 966,90-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin bakımından davanın kabul ve red oranına göre hesap ve takdir edilen 699,85 TL'den sorumlu olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... Sigorta A.Ş kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen kısım için takdir olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde ilgili tarafa iadesine,
C-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN; 1-a-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 722,11 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 662,81 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 2-a-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,b- Davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden; İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 37,90 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile adı geçen davalıya verilmesine, 3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2024