T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/1182
KARAR NO: 2024/1595
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 29/01/2024
NUMARASI: 2023/563 Esas - 2024/75 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 30/09/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/06/2016 tarihinde davacı ...'ın sevk ve idaresindeki önden sepetli üç tekerlekli bisiklete sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle müvekkili ...'ın yaralandığını, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, ZMMS kapsamında plakası tespit edilemeyen aracın ...'nın sorumluluğunda olduğunu, davalıya başvuru yapıldığını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin söz konusu trafik kazası nedeniyle, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nden 05/07/2022 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %13,1 oranında malul kaldığını belirterek davalarının belirsiz alacak davası olarak kabulü ile maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm haklar saklı kalmak kaydıyla; 500 TL sürekli iş göremezlik, 250 TL tedavi gideri, 250 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 1.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, daha önce aynı maddi olaya ilişkin olarak kesin hüküm teşkil eden bir karar bulunduğunu, davacının Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2015/593 E. dosyasında tazminat talebinde bulunduğunu, bu talebine istinaden 2019/610 Kararı ile karar verildiğini, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2019/39 E. 2019/42 K.sayılı kararı ile dosyayı esastan sonuçlandırdığını, bu nedenle dava konusu olayla ilgili kesin hüküm bulunduğunu, aynı olay nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonu'na 20/01/2023 tarihli, 2023.E.20613 sayılı başvuru ile geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı talebinde bulunulduğunu, bu başvurunun da 21/07/2023 tarih, K-2023/229810 sayılı kararı ile zamanaşımı nedeniyle reddine kesin olmak üzere karar verildiğini, yine Sigorta Tahkim Komisyonu'na 2/01/2023 tarihli, 2023.E.7957 sayılı başvuru ile tazminat talebinde bulunulduğunu, bu başvuru neticesinde 27/05/2023 tarihli, K-2023/157913 sayılı karar ile başvurunun reddine karar verildiğini, itiraz hakem heyetine gidildiğini, 09/06/2023 tarihli - 2023.i.23845 sayılı itiraz başvurusunun İtiraz Hakem Heyetinin 05/07/2023 tarihli, 2023/İHK-31487 sayılı kararı ile reddedildiğini, iddiaların ispatı gerektiğini, davacının iddialarından başkaca hiç bir delil bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın HMK.nun 114/1-i.maddesi gereğince kesin hüküm dava şartı yokluğundan usulden reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet oranlarının dikkate alınmadığını, ... tarafından ödeme alındıktan sonra davacının maluliyetinde artış gerçekleştiğini, kalan bakiye için davayı açma zarureti doğduğunu, söz konusu kazaya ilişkin hukuk mahkemeleri tarafından inceleme yapılmasına engel teşkil edecek nitelikte bir karar bulunmadığını, kesin hüküm sayılmadığını, ilk derece mahkemesince verilen bu kararın müvekkilinin hak kaybına uğrattığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dava konusu uyuşmazlığın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması (derdest olmaması) ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır ( HMK m.114/1-i) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir (6100 sayılı HMK m.115/2). HMK'nın 303/1. maddesine göre, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Konuya ilişkin Yargıtay HGK'nun 2019/(7)9-759 Esas ve 2021/1663 Karar sayılı kararında " Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir def’i değil itirazdır. Bu bağlılık kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukukî ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir (HGK'nın 06.05.2018 tarihli ve 2017/19-1628 E.-2018/1098 K. sayılı kararı). Maddi anlamda kesin hükmün amacı da bu hâli ile mahkeme kararlarına güvenilmesini ve uyulmasını sağlamak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kararın maddi anlamda kesinleştiği andan itibaren geleceğe yönelik olarak sona erdirmek ve nihayet çelişkili kararlar verilmesini önleyerek toplum hayatında hukukî istikrar ve güvenliği tesis etmektir." açıklamasına yer verilmiştir. Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/593 Esas sayılı dosyasında davacının davacı ..., davalının ... olduğu, 26/06/2016 tarihinde davacı ...'ın sevk ve idaresindeki önden sepetli üç tekerlekli bisiklete sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın çarpması ile gerçekleşen trafik kazası nedeniyle şimdilik 500 TL sürekli iş göremezlik, 250 TL tedavi gideri, 250 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 1.000 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, ilgili Mahkemece 04/09/2019 tarih, 2015/593 Esas ve 2019/610 Karar sayılı kararı ile "Davanın kabulüne 100, 00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren, 11.401,74 TL tazminatın 10/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verildiği ve bu kararın istinaf incelemesinde geçerek 18.11.2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Eldeki davada dava dilekçesinde Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi'nden alınan 05/07/2022 tarihli maluliyet raporuna göre davacının %13,1 oranındaki maluliyeti nedeniyl maddi tazminat talep edilmiş olup açıkça artan maluliyet nedeniyle tazminat talebinin bulunmamasına, eldeki dava ile Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/593 Esas ve 2019/610 Karar sayılı dava dosyasında aynı vakıalara dayanılmış olmasına, davanın taraflarının ve konusunun aynı olmasına, göre şekli anlamda kesinleşen hükmün HMK'nın 303/1. maddesi gereğince de maddi anlamda kesin hüküm oluşturduğunun anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2024