T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2025/197
KARAR NO:2025/1081
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:09/05/2024
NUMARASI:2023/181 Esas - 2024/439 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:23/06/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.07.2011 günü saat 18.30 sıralarında davacı ..., ... ve ...'ın da içinde bulunduğu, sürücü...'ın sevk ve idaresindeki, ... plakalı aracın, D-100 Kuzey yoldan Pendik istikametine seyir halindeyken, Kaynarca mevkiine geldiği sırada ... karşısında ani bir manevra ile emniyet şeridine girmesi ile bu esnada emniyet şeridinde yavaş yavaş ilerlemekte olan sürücü ... idaresindeki (kaza tarihindeki malikinin... olduğunu öğrendiğimiz) ... plakalı kamyonla çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiği, kaza anında sırada aracın arka koltuğunda ortada oturan davacının kaza sonucu ağır şekilde yaralandığı ve çalışamaz duruma geldiği, aylık kazancından da 1 yıl boyunca mahrum kaldığı, maddi tazminat talebi kapsamında, davacının çalışamadığı süre boyunca uğramış olduğu aylık kazanç kaybı, yol masrafları, hastane masrafları ve tedavi giderlerinin yanı sıra davacının vücudunda sabit izler kalması nedeniyle davacının estetik ameliyat masraflarının talep edildiğini ayrıca davaya konu kazaya ilişkin Pendik Cumhuriyet Savcılığı 2011/13408 Sor. sayılı dosya kapsamında davalıların ... plakalı aracı davacının kullandığı yönünde ifade verdiklerini ve davacıyı suçladıkları ancak kazaya karışan ... plakalı araç sürücüsü ...'nun asıl sürücünün... olduğunu belirtmesi üzerine, asıl sürücünün... olduğu kesin ve net bir şekilde teşhis ettirildiğini, davacının kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, 09.07.2011 tarihli alkol raporlarından...'ın 0.30 promil ve ...'ın 1.82 promil alkollü olduğunun anlaşıldığı, davacı her ne kadar olay sonrasında vermiş olduğu ifadede davalılardan şikâyetçi olmamış ise de davacı kazanın etkisini halen üzerinden atamadığından o yönde ifade verdiğini, davalılardan hiçbiri olay tarihinden bugüne kadar davacıya tedavisi için herhangi bir maddi yardımda bulunmadığı gibi hiçbir şekilde manevi destekte de bulunmadığı belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının çalışamadığı süre boyunca uğramış olduğu aylık kazanç kaybı için şimdilik 200 TL, hastane masrafları, tedavi giderleri ve yol masrafları için şimdilik 100 TL, davacının vücudunda sabit izler kalması nedeniyle davacının estetik ameliyat masrafları için şimdilik 700 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın ve davacının kaza nedeniyle yaşamış olduğu derin üzüntüye karşılık 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini dava ve talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davadan önce davalı şirkete herhangi başvuru bulunmadığını, davalı şirket temerrüdü söz konusu olmadığını, davalı şirketin ancak sigortalısının kazadaki kusuru oranında ve maddi zararın varlığı ispat edildiği takdirde, maddi zarardan sorumluluğu -poliçe azami teminat limitiyle sınırlı olarak- söz konusu olacağını, manevi tazminata ilişkin herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını, dava dilekçesinde ... plakalı araç sürücüsünün alkollü olduğu ifade edildiğini, davacı yan sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiğinden belirlenecek tazminat tutarından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kazanın hatır taşıması sırasında meydana geldiği nazara alınarak tespit edilen tazminat tutarından belli bir oranda indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde 09.02.2011/2012 vadeli ZMSS Poliçesi ile teminat altında olduğunu, teminat limitinin 200.000,00 TL olduğunu, öncelikle kusurun tespitini sonrasında davacının maluliyet oranının tespiti için rapor düzenlenmesini, kalıcı maluliyet tazminatı hesaplanırken bilinen ve belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücret baz alınması gerektiğini, davacının zararın oluşumu ve ağırlaşmasında bir ihmalinin bulunup bulunmadığını da incelenmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün ehliyetinin bulunup bulunmadığı, alkollü olup olmadığının da tespitini talep ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin de sigorta şirketinden talep edilemeyeceğini, bu talebinde tedavi giderleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunun A.3/m bendinde ZMSSGŞ' nda belirtildiğini, bu nedenle yol giderleri, barınma giderleri, yeme içme giderleri vb. giderlerin talep edilemeyeceğini, temerrüdün dava tarihinden itibaren olacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne; Maddi tazminat talebi yönünden; 1-Davacının davalılardan ..., ... ve ... A.Ş hakkında açmış olduğu davanın feragat nedeniyle reddine, 2-Davacının davalılardan ... ve ... hakkında açmış olduğu davanın anılan davalıların araç içerisinde yolcu konumunda olup kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından reddine, 3-Davacının davalılardan..., ... ve ... A.Ş hakkında açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile; Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; - 113.482,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile 420,00-TL tedavi gideri (davalı SBN "Şeker" sigorta şirketi yönünden 90.785,60 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile 336,00-TL tedavi gideri ile sınırlı olmak kaydıyla) maddi tazminatının davalılar... ve ... yönünden 09/07/2011 kaza tarihinden, diğer davalı ... (...) Sigorta A.Ş yönünden 15/05/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yukarıda belirtilen miktarlarla sınırlı olarak davalılar... ve ... ve... (...) Sigorta A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, Manevi tazminat talebi yönünden; 4-Davacının davalılardan ... A.Ş ile Sbn (...) Sigorta A.Ş hakkında açmış olduğu davanın, sigorta şirketlerinin manevi tazminat klozu bulunmaması sebebi ile poliçe kapsamında kalmayan davanın reddine, 5-Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tarafların kaza sebebiyle kusur oranı dikkate alınarak; A-130.000,00-TL toplam manevi tazminatın; -Davalılardan..., ... yönünden tamamı bakımından, -Davalılardan ..., ...'ın 40,000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla, -Diğer davalılar ... ve ... ise 15.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla 09/07/2011 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalılardan (belirtilen miktarlar ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tazminat hesaplamasında müvekkilinin gelirlerinin düşük hesaplandığını, olay tarihinde müvekkilinin 3.000,00 TL ücret karşılığı çalışıyor olmasına rağmen asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını, geçici iş göremezlik süresinin de düşük hesaplandığını, tazminat hesaplamasında müvekkilin vücudunda davalıların kusurlu eylemleri sonucunda gerçekleşen kaza sebebiyle kalan izler için gerçekleştirilmesi zaruri olan estetik ameliyatların ve belgelenmesi gerekmeyen bakıcı, pansuman gideri ücretleri hesaplanmamış ve tedavi masraflarına dahil edilmediğini, müterafık kusur şartları bulunmamasına rağmen fahiş miktarda tazminattan indirim yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ayrıca müvekkilinin bilgisi dışında yolculardan birisinin alkollü çıkmasının neden müvekkile kusur olarak yüklendiğinin ise anlaşılamadığını, hatır taşıması şartlarının bulunmadığını, kaldı ki hem hatır taşıması hem de müterafik kusur olduğundan bahisle iki kez %20 olmak üzere toplamda %40 indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırılık içerdiğini, manevi tazminatın düşük hesaplandığını, hükümle birlikte maddi tazminat yönünden ticari avans faizine hükmedilmesi gerekmesine rağmen yasal faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararı kabul etmediğini, dosyanın detaylı bir şekilde incelenerek bozulması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/12/2024 tarih, 2023/181 E ve 2024/439 K. Sayılı istinaf başvurusu değerlendirme kararında;Davalı ...'nun istinaf başvurusunun HMK'nun 344.maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına, istinaf eden tarafından, istinaf başvurusu için harç yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/1897 Esas ve 2023/44 Karar sayılı kararı ile " ... KTK'nın 20/d maddesine göre araçların satışı noter sözleşmeleri ile mümkündür. Harici satış geçersizdir. Somut olayda ise, davalı Bayram kazaya karışan ... plakalı aracı üzerinde takyidat bulunduğu nedenle geri devir etmek istediğini ancak takyidat nedeni ile devir yapamadığını, aracın zilyetliğinin kendisinde olmadığını tazminat sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ise de 2918 sayılı KTK'nın 20/d maddesinde, trafikte kayıtlı motorlu araçların her çeşit satış ve devirlerinin araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterce yapılacağı, noter tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olduğu düzenlenmiş olup, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının aracı kaza tarihinden önce yasal prosedüre uymaksızın harici olarak sattığı yönündeki savunması hukuki sorumluluğu kaldırmayacağından ilk derece mahkemesince davalı Bayram'ın 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi gereğince araç maliki ve işleten sıfatıyla sorumlu olduğu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/5332 Esas ve 2019/11116 Karar sayılı ilamı).Somut uyuşmazlıkta davacı yolcu olup araç sürücünün arkadaşı olduğu ve alkollü olduğunu bilerek araca bindiğinden belirlenen tazminattan müterafik kusur ve hatır indirimi yapılmış olmasında; Yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde şartları oluşması halinde hatır ve müterafik kusur indirimin oranlarının %20 olması nedeni ile %20 oranında indirim yapılmasında isabetsizlik bulunmamakla birlikte hatır indiriminin cevap dilekçesinde istenmiş olması gerekmekte olup davalı ... Sigorta dışındaki davalıların cevap dilekçelerinde açıkça hatır indirimi talebi olmadığı anlaşılmakla bu bu davalılar yönünden hatır indirimi yapılmış olması doğru olmamıştır.Kazaya sebebiyet veren aracın hususi nitelikte olması nedeniyle hükmedilen tazminata yasal faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 357/1. maddesinde de Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.Dosya kapsamından hükme esas alınan hesap ve maluliyet raporunun istinaf talep eden davacı vekiline ve davalı ... vekiline tebliğ edildiği halde davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunmamış, davalı ... vekili ise itiraz dilekçesinde müterafik kusur ve hatır indirimi yapılması gerektiği yönünden itiraz edildiği, kusur tespitine itiraz edilmediği görülmüştür. Bu durumda maluliyet oranı, tazminat hesabı ve diğer taleplerin değerlendirmesi bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, kusur yönünden de davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden davacının maluliyet, tazminat hesabı, davalı ...'ın kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Dava dilekçesi anlatımında davacı kaza yaralanması ve araçta yolcu olarak bulunan davalılar ..., ...'un araç sürücünün kendisi olduğuna ilişkin yalan beyanda bulunduklarını belirterek tüm davalılardan toplam 200.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece davacının dava dilekçesi anlatımına göre davalılar ..., ...'un talep ettiği manevi tazminat yönünden açıklama yapmak süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu davalıların kazada yolcu olmaları nedeni ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. HMK'nın 298/2.maddesi gereğince, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. (HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010-108 Karar sayılı).Hüküm ve gerekçenin çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.İlk Derece Mahkemesince, kısa kararın hüküm fıkrasında "... 448 TL tedavi ve yol giderleri olmak üzere" karar verilmiştir.Gerekçeli kararda ise ".... Her ne kadar az yukarıda açıklandığı üzere davacının talep edebileceği tedavi ve ulaşım gideri 336,00 TL olarak hesaplanmış ise de kısa kararda sehven 448,00 TL olarak belirtildiğinden, kısa karar ile hüküm arasında çelişki olamayacağı ve taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılıp, genişletilip değiştirilemeyeceğinden hüküm kısmında da 448,00 TL olarak yazılmıştır" şeklinde karar verildiği belirtilmiş ve bu suretle hüküm fıkrasıyla gerekçeli karar arasında tedavi gideri miktarları yönünden çelişki yaratılarak yukarıda açıklanan Anayasa, usul ve yasa kuralları ile Yargıtay HGK ve Yargıtay içtihadı birleştirme kararına aykırılık oluşturulmuştur. Mahkemece yapılması gereken; kısa kararla bağlı olmaksızın, kısa karara uygun olarak gerekçesini yeniden düzenlemek veya gerekçeye uygun nitelikte yeni bir kısa karar oluşturmak ve bu şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiyi gidermektir. Dosya kapsamında davacının yaralanması nedeni ile geçici iş göremezlik veya rücuya tabi bir ödeme olup olmadığının SGK'dan araştırılmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.Kabule göre de; mahkemece davalılar ..., ... ve ... A.Ş yönünden hükmedilen maddi tazminat miktarının içerisinde davacının feragat ettiği karşı aracın kusuru ile sorumlu olduğu miktarın bulunmadığı nedenle bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerinde değildir. ..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Daire kararımız ile gelir, tazminat hesabı, müterafik kusur, hatır indirimi, faize yönelik istinnaf taleplerinin esastan değerlendirildiği anlaşıldığından aynı yöne ilişkin istinaf talebi değerlendirilmemiştir.Mahkemece Daire kararımızda belirtilmesine rağmen davalı... ve ... yönünden tarafik kazası kusur sorumluluğu yönünden değerlendirme yapılarak maddi tazminat talebi yönünden karar verilmesi doğru olmamıştır. Dosya kapsamına alınan Pendik Cumhuriyet Savcılığı 2011/13408 Sor. Sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde ; davalılar ... ve ... emniyette alınan ifadelerinde davaya konu trafik kazasına karışan ... plakalı araç sürücüsünün davacı olduğunu beyan etmiş iseler de, davacının ilgili soruşturma dosyasında şüpheli yada sanık olarak yer almadığı, bu yönde hakkında bir işlem yapılmadığı nedenle davalılardan maddi tazminat talep etmesinde yasal dayanak bulunmamaktadır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Davacı, maddi tazminat kapsamında yapacağı estetik tedavi giderlerine ilişkin zararlarını talep etmiştir. Mahkemece bu yönde bir karar verilmemesi doğru olmamıştır.Sorumluluğu doğuran olayın zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali, BK.'nun 46/I maddesinde özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”.Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 46. maddesinde belirtilen “bütün masraflar” deyimi çok geniş kapsamlıdır. Bu giderlere zarara uğrayanın katlanmak zorunda kaldığı bütün giderler dahildir. Bu bakımdan, davacının tedavi gideri istemi, yapılmış olan tedavilere ilişkin ödemeleri içerdiği gibi, ileride yapılacak estetik ameliyat ödemelerini de kapsamaktadır.Mahkemece doktor bilirkişisinden bu yönde aldırılan bilirkişi raporunda net bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacı vekilince davacının estetik operasyon tedavi giderine ilişkin hastane kayıtları bildirilmiştir.Bu doğrultuda, davacının Üniversite Hastanelerinin Estetik ve Cerrahi Bölümüne fiziken sevki sağlanarak yaralanması nedeni ile neresinde sabit iz olup olmadığı, estetik operasyon ile giderilebilecek nitelikte olup olmadığı, gerekli olan ve yapılması muhtemel estetik tedavi giderleri maliyetinin, serbest piyasa rayiçlerine göre, davacının sunduğu raporlar, tedavi evrekları da gözetilerek rapor aldırılarak tüm dosya kapsamına göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir (Yargıtay Kapatılan 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/17670 Esas - 2019/7377 Karar sayılı ilamı).Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davacı ile davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/06/2025